• 86
    aziz yıldırım'ın 20 yıllık başkanlık dönemindeki hem ilk hem de son kupasını kazandığı şube. doksanlı yıllardaki galatasaray dominasyonunu 1999'da bitirmişlerdi. o sene galatasaray euroleague women'de üçüncü olurken ligi ve kupayı fenerbahçe almıştı. 2000 sezonunda galatasaray tekrar şampiyon olduysa da 14 senelik bir hasrete yelken açıldığını kimse tahmin etmiyordu.

    botaş, erdemir hatta beşiktaş'ın ciddi hamleleri vardı 2000-2005 arası dönemde. doksanlı yıllarda lige şekil veren galatasaray ise özhan canaydın dönemini yaşıyordu. o dönemin finansal fair play kıskacı olan uefa kriterleri ekseninde tartışmalar dönüyordu, "futboldan gelen para sadece futbola harcanabilir" cümlesinin gölgesinde. ilk akla gelen çözüm amatör şubeleri kapatmak oldu. rahmetli yalçın granit kürsüye çıkıp "ne yapıyorsunuz ulan siz" mealinden bir konuşma yaptı ve amatör şubelerin özerk bir yapıya kavuşturulup en azından yaşatılması kararını aldırdı. 2002-2003 ve 2003-2004 yılları rahmetlinin de çabalarıyla çırpınıp lige tutunmayı başardı galatasaray'ın iki basketbol takımı da. güya yüzüncü yıl kutlanan 2005 ise basketbol şubesi için kabus oldu. kadın takımı birer maç birer antreman formasıyla götürdüğü sezonu soyunma odasında hıçkırıklarla küme düşerek bitirdi. erkekler ise sadece o sezon denenen(!) playout ile paçayı kurtardı. kocaman bir dağın dibindeydik artık...

    fenerbahçe basketbolu ise bu dönemi aziz yıldırım'ın umarsızca harcadığı paralar sayesinde çok da sarsılmadan atlattı. daha sonra da basketbolun gerçeklerine çabucak uyanıp müesseselerle ortaklıklar kurmaya başladı. aras kargo, migros derken kapanan ülkerspor'un manevi ve idari mirasını kaparak krizden güçlenerek çıkmayı başardı. aradan geçen 15 yılda fenerbahçe kadın basketbol takımı ülkede maddi ve idari olarak kriterlerin üzerinde bir noktada. erkeklerde de ülkerspor'un yerine geçerek efes pilsen - ülkerspor rekabetinin devamında yine tepede ve ligin tamamından üstte bir noktada...

    bizim son 15 yılda basketbol tarafında yaşadıklarımız ise romanlara kitaplara sığmaz. küme düşmeden avrupa kupasına kadar her şeyi yaşayıp gördü bu şubenin taraftarı. kadın basketbol olarak baktığında sportif olarak hala yarışmaya çalışsak da maddi olarak da idari olarak da ligin en üstünde değiliz, üst sıralardaki ekibin içindeki yerimiz de tartışılır...

    dağın dibini gördük. balçık çamurun içinde taşları arayıp bulup basıp gıdım gıdım yükseldik. bazen yerimizde sayarken ya da kafamızı kaldırıp zirvenin ne kadar uzakta olduğunu görünce bıraksak mı desek de bırakmadık. bazen kendimiz bile inanmasak da dağın zirvesine çıkmayı başardık. ama başardıktan sonra bizzat kulübün kendisi bizi aşağıya itti. yuvarlana yuvarlana, kafamızı gözümüzü kanata kanata diğer yamacın dibine kadar düştük...

    şimdi çıkmaya çalışsak da zirve çok uzakta. yürüyelim desek ne dizlerimiz tutuyor ne kolumuz bacağımız. bir iki adımı güç bela atsak da altımızdaki toprak kayıyor. yine dizimiz bir yerlere çarpıyor, kanayıp duruyor. debelenip duruyoruz kendimizi bitire bitire...

    fenerbahçe basketbolu ise zirvenin hemen altındaki dağ evinin sahibi. zirveye çıkmayı becerememiş ama aşağıları da çok uzaklarda bırakmış. yağmur yağsa altına girecek damı var, yorulsa oturup soluklanacak bir yeri var. bizimse her yağmurda bastığımız toprak kayıp bizi de aşağı atıyor, oturup dinlenelim desek oturmaya çalışırken aşağıya tekerlenmeye devam ediyoruz...

    ya inadı bırakıp asfalt yola çıkıp gelen bir arabaya atlayıp zirvedeki eve çıkacağız. ya böyle kendimizi bitire bitire debelenmeye devam edeceğiz...

    ya da bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin...
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!