• 4320
    derbilerin takımı, yıllardır herhangi bir derbide kaybettikleri çok az maç hatırlıyorum.

    ancak şampiyonluğun anahtarı anadolu'dan geçiyor işte.
    deplasmanda toplamda oynadığın 3-4 derbi maçı varken yine deplasmanda en az 15 tane anadolu maçı var.

    fikstür avantajları var ama bunların daha trabzon, konya, antalya deplasmanları duruyor.
    sivas, beşiktaş ve bizimle evinde oynayacaklar ve bu maçlar da kolay değil.

    şampiyonluk konuşmak için erken, köprünün altından çok sular akacak daha.
  • 4321
    dünkü maçta* iyi bir oyun ortaya koydular ama bu onların uzay takımı muamelesi görmelerine yetmez. şimdi size sadece 1 haftada, çok olası bir senaryo yazacağım;

    1 maç eksiğimizle birlikte fenerbahçe ile aramızda 7 puan fark var. bugünkü maçı* kazanırsak fark 4'e iniyor. haftaya biz ligin en zayıf takımı olan kayserispor ile evimizde maç yaparken, fenerbahçe trabzon deplasmanına gidecek. yani sadece 1 haftada aramızdaki fark 1'e inebilir. tek yapmamız gereken şey bugünkü maçı kazanmak, çünkü fenerbahçe illa ki trabzon deplasmanında puan kaybedecek.

    dün oynadıkları maçı kaybetselerdi, başakşehir ciddi anlamda şampiyonluğun en önemli adaylarından biri olacaktı. yani bizim konyaspor ile oynayacağımız maçı kazanmamız halinde bile başakşehir bize 6 puan fark atacaktı. sivasspor ile aramızdaki 10 puanlık farkı da düşündüğümüzde, şampiyonluk epey bir çıkmaza girebilirdi. fenerin galibiyetiyle birlikte konyaspor maçını kazanmamız durumunda fenerbahçe ile 4, başakşehir ile 3 puanlık fark kalmış olacak. konyaspor galibiyeti bizim için 3+2 puan demek oluyor.

    yani sözün özü; bizim işimize gelebilecek skoru aldılar. ha gönül isterdi ki berabere bitsin ama fenerbahçe galibiyeti de bir o kadar işimize geldi. aldıkları gazı falan filanda takmayın çünkü 1 mağlubiyetle her şeyi tersine döndürecek bir camiadan bahsediyoruz. daha 1 ay önce ersun yanal istifa eşiğindeydi*
  • 4323
    organizasyon eksikliklerinden dolayı birçok istatistiği yanıltan takım.

    özellikle önemli maçlarda çok tempolu bir takım. şampiyonluk adayları arasında en tempolu takım olabilirler şu an. diğer şampiyonluk adaylarında muriqi ve ozan tufan'ın temposuna ulaşabilecek çok az oyuncu var. bizim için konuşursak, bu oyuncuların temposuna yakın lemina'yı ve belki ömer bayram'ı söyleyebiliriz. fakat lemina'nın ne kadar sık sakatlandığını anlatmama gerek yok zaten, ömer'in ise vücut dengesi bu iki ismin çok çok altında.

    önemli maçlarda muriqi ve ozan'ın yanına garry, ısla, gustavo gibi oyuncular da katıldığı zaman tempo seviyesi çok daha fazla yükseliyor. fenerbahçe'nin diğer maçları ile önemli maçlar arasındaki fark da buradan kaynaklanıyor. fenerbahçe'nin oynamaya çalıştığı oyun, muriqi ve ozan haricindeki oyunculardan istememesi gereken kadar tempo istiyor. diğer takımlarda muriqi ve ozan'ın temposuna yetişebilecek tempoda oyuncular yok evet, ama fenerbahçe'de de yok.

    19-20 sezonunun başında fenerbahçe'nin bu temposuna biraz organizasyon katarak lige ağırlığını çok daha fazla koyabileceğini düşünüyordum. fakat geçen süreçte ersun yanal ya bu yolu tercih etmedi ya da organizasyonlar oturtulamadı. bana kalırsa birincisi. çünkü ersun yanal açıklamalarında da sürekli olarak daha hızlı, daha tempolu olmaları gerektiğinden bahsediyordu. peki olabildiler mi? hayır. sakatlıklar veya başka şeyler olmasaydı olabilirler miydi? bence yine hayır.

    şimdi ilk cümlemde yazdığımı biraz daha açayım:

    bu sezon çoğu fenerbahçe maçının istatistiklerini açtığınız zaman şutlarda aşırı bir fazlalık görürsünüz. buna 25 ocak 2020 fenerbahçe istanbul başakşehir maçı da dahil. bu maçta fenerbahçe 29 şut çekmiş, 8'i isabetli. başakşehir ise 8 şut çekmiş 1'i isabetli. maçın iyi tarafı fenerbahçe'ydi. fakat fenerbahçe'nin kesinlikle başakşehir'in 3 katından fazla şut çekecek kadar dominasyonu yoktu. başakşehir maçı ve bu maça benzer istatistiklerin olduğu maçlarda, fenerbahçe hep aynı görüntüyü sergiliyor. fenerbahçeli oyuncular hızlı bir şekilde rakip yarı sahaya geçiyor. sonra bu hızlı hücum set hücumuna dönüyor -ki bu durum geçiş organizasyonlarının yetersizliğini gösteriyor-. set hücumunda ise ne yapacağını kestiremeyen oyuncu ya orta açıyor ya şut çekiyor. peki şut çekmek kötü bir şey mi? en azından kaleyi denemiş olmuyor mu? bu sorulara cevap vermek galatasaray'ın yakın tarihte şampiyonlar ligindeki kötü tecrübelerinden birinin istatistikleri ile cevap vermek istiyorum:
    https://www.mackolik.com/...lgjee3swgfvve0j5cr11

    bir de moda istatistiklerden xg diye bir istatistik var. gol beklentisi olarak geçiyor. fenerbahçe teknik ekibi, taraftar ve medyasının istatistik argümanlarında başı çeken istatistik. sanırım daha yeni ve gol beklentisi ismi daha havalı durduğu için sürekli kullanılıyor. istatistiğin ne olduğunu uzun uzun anlatmak istemiyorum. zaten her yerde de anlatıyorlar. kesinlikle yararsız bir istatistik diyemem. fakat diğer istatistikler gibi tek başına bir anlam ifade etmediğini söyleyebilirim. bu istatistik, bildiğim kadarıyla -yanlış biliyorsam lütfen beni uyarın- çekilen şut üzerinden tutulan bir istatistik. yani takımınız orta sahadan bir şut çekti ve farklı bir şekilde auta gitti. bu şutun az da olsa gol beklentisi istatistiğinde bir değeri var. takımınız yine bir atak yapıyor. ceza sahasına paslaşa paslaşa giriyor, hatta kaleciyi de pasla geçiyor. ama şutu çekmeden önce rakip defanstan birisi araya giriyor. oyuncunuz boş kaleye şutu çekemiyor. bu atağın gol beklentisi istatistiğinde yeri yok. yukarıda yazanlarla beraber değerlendirdiğimizde fenerbahçe'nin neden bu istatistikte üst sırada olduğu anlaşılabiliyor.

    son olarak ise bireysel hatadan yenilen gol istatistiği. yine fenerbahçe taraftarının üzerine çok fazla konuştuğu bir istatistik. özellikle savunmadan çıkarken yapılan top kayıpları fenerbahçe'nin bu istatistiklerde üst sırada olmasına neden oluyor. yine fenerbahçe teknik ekibi, taraftarı ve medyası bunu oyuncuların kendisine bağlıyor. fakat fenerbahçe'nin savunmadan çıkarken ki organizasyonları da zayıf. bu zayıflığa rağmen pasla çıkmaya çalışıyorlar. ilginçtir, pasla çıkmaya çalışmalarına rağmen de çok fazla uzun oynuyorlar. savunmadan çıkışlar neredeyse tamamen gustavo'nun ve oynuyorsa emre'nin insafına kalmış durumda. bu oyuncular hareketlenip sorumluluk aldıklarında çıkışlar nispeten rahat, fakat onların hareketlenmeye mecali olmadığı durumlarda ise 25 ocak 2020 fenerbahçe istanbul başakşehir maçı gibi konsantrasyonu yüksek ve iyi oynadıkları maçlarda bile sıkıntı yaşayabiliyorlar. fenerbahçe'nin oyun planında gustavo'nun hem öndeki agresif presin arkasında hareketli olması gerekiyor, hem yer yer kanatlara kadar gidip pas istasyonu olması gerekiyor, hem de defanstan oyun kurması gerekiyor. luiz gustavo zaten bütün bunları sürekli yapabilecek olsa hala bayern'de oynuyor olurdu. mecburen o da maç seçiyor. hatta seçtiği maçların içinde bile zaman zaman bütün bunları yapamayacak durumda olabiliyor. gustavo bütün bunları yapamayınca da bireysel hata istatistikleri artıyor.
  • 4326
    biz buraya şöyle kötü böyle yetersiz şöyle sakar böyle plansız yazdıkça takım üçer üçer puanları topluyor.
    zamanında burada defalarca fatih terimin oynattığı futbol da plansızlığı ile bireysel oyuncuların performansına bağlı olmasıyla eleştirildi. işte bu futbol türkiyede yeterli ama avrupa’da olmaz dendi. derhal bir sistem dahilinde oynamalıyız falan filan derken artık elimizde sözlükte fetişizmi yapılan nur topu gibi sürekli sağa sola gereksiz pas veren futbolcu yığını oluştu. üstelik türkiye’deki dominasyonu da kaybettik oynayamadığımız pas futbolu ile.
    şimdi artık dert edinmemize gerek kalmadı bu futbol ile şampiyonlar liginde ne yapacağız diye zira küçümsediğimiz eski futbolumuz yani şu an fenerin oynadığı futbola sahip değiliz.dolayısıyla küçümsediğimiz ligimizde de başarımız da yok. kafalar rahat.
    500-600 pas izlemek isteyenler için her şey yolunda.
  • 4327
    direkt oyunlarının yanında sanılanın aksine galatasaray'dan daha fazla topa sahip olan ve pas yapan takım. oyuncu kalitesi olarak birebirde bizim yarimiz kadar olsalar da tempo ve fizik kalite olarak fersah fersah önümüzdeler. bu arada sadece fenerbahçe değil, sivas ve trabzonspor da önümüzde bu konuda.

    türkiye liginin şifresi çok basit. güçlü ve tempolu topcularla yaldır yaldır oynamak. bu topçuların kalitesinin üst düzey olmasına da gerek yok.

    bakacak olursanız, dirar, ozan, tolga, vedat tarzı aygır gibi adamlarla kosturuyorlar. ferdi kadıoğlu diye ağlıyor fenerliler ama sovulen tolga yerine o oynasa sene basindan beri 6 puan daha az alırlardı. çünkü fenerbahçe'nin oyunu tekniğe değil güce ve tempoya bağlı.

    biz bu tempoyu ve gücü ortaya koyamiyoruz. gücümüz ve tempomuz olmadığı için miymiy oynuyoruz. aramızdaki fark bu. yoksa öyle müthiş bir taktik, inanılmaz bir hücum seti yok. dümdüz takım. ama iste bu ligde bu işe yarıyor. güç yoksa, tempo yoksa olmaz.