• 11
    yaşım gereği 4 sene üst üste şampiyon olunan 96-00 arasını hatırlamıyorum. ancak 99-00 sezonu için şöyle bir görsel var, ki muhakkak görmüşsünüzdür.

    https://pbs.twimg.com/...dUW4AAcsW1.jpg:large

    2002-03 sezonu. imparator ikinci kez dönüyor yuvasına. 77 puan toplanan sezonda, 100. yılında 85 puan toplayan bjk'nin ardından ikinci sırada tamamlıyor. ilk 10 haftada 8 galibiyet, 2 beraberlik var. 11. haftada zaten malum 6-0'lık mağlubiyet :( hatırladığım en iyi sezon başlangıcı olabilir fatih terim'in.

    2003-04 sezonu, ilk 6 haftada 3 galibiyet, 2 beraberlik 1 mağlubiyet var. yine sezona pek iyi başlanmamış belli ki. sonrasında 4 haftalık bir peşi sıra galibiyet serisi gelse de, ne tesadüf yine bir denizli mağlubiyeti ile başlayan bir 6 haftalık galibiyet hasreti geliyor. zaten rezalet bir sezon olduğu için pek irdelemeye gerek yok. imparator da 2-1'lik rize mağlubiyeti sonrası görevi bırakıyor.

    2011-12 sezonunun ilk maçı. imparator yine yuvaya dönmüş, takım yeniden kurulmuş, yeni stadı, yeni hocası, başkanı ile bambaşka bir kimliğe bürünen galatasaray, lige yine iyi denilemeyecek bir başlangıç yapıyordu. 8 maçta 4 galibiyet, 2 beraberlik, 2 mağlubiyet. hatırlarsınız, kimin nerede oynadığının pek belli olmadığı bir kadro vardı, eboue sol açık, ujfalusi sağ bek, çağlar sol bek, kazım ofansif orta saha gibi garip bir kadro dizilişi kullanıyorduk. o sezon sivas maçı ile beraber doğru kadroyu da, dizilişi de, galibiyet serisini de yakalıyorduk. sezonun sonu malum, hala o kadroyu ve oyunu özlüyoruz.

    2012-13 sezonu, yine ilk 8 haftada 4 galibiyet, 3 beraberlik, 1 mağlubiyet var. kazanma rasyosu %50. hatta hatırlıyorum, ligin ilk haftasında içerde kasımpaşa'yı umut'un 90. dakikada attığı golle 2-1 yenmiştik. 3-3'lük beşiktaş maçı, burak'ın alametifarikası bu maçta bize bir puanı getirmişti. yine rezalet oynuyor, felipe melo'nun mu yoksa yekta'nın mı oynaması gerektiğini tartışıyorduk. sakatlanan ve sezonu kapayan ujfalusi yerine cris'in ne verebileceği muammaydı. yine sonrasında arap atı gibi sonradan açılan takım, şampiyonlar ligi'nde çeyrek final gördü, real madrid'i götünden soluttu, lig bitimine 2 hafta kala şampiyonluğunu 71 puan ile ilan etmişti.

    2013-14 sezonu, emirates kupası'nı kazanarak fiyakalı bir giriş yapmış olsak da, yine de soru işaretlerinin sürdüğü, takımın sol bek sorununun, 6+0+4'e ne kadar hazırlık yapabildiğinin sorgulandığı, fatih hoca'nın milli takım ve galatasaray'ı birlikte nasıl götürebileceğinin spor programlarında tartışıldığının döndüğü çok garip ve kaos dolu bir dönemdi. aurelien chedjou, bruma, bonservisi nihayet alınmış felipe melo ve umut takımın transferleriydiler. sonrasında fatih terim'in 24 eylül 2013 günü takımdan ayrılışı, mancini'nin gelişi ve hemen akabindeki juventus maçı vs. derken devamını biliyorsunuz. o sezonun başlangıcını da söyleyeyim, 7 maçta 2 galibiyet, 4 beraberlik ve 1 mağlubiyet.

    buraya kadar güzel bir prequel yaptım. arkadaşlar bu adamın takımları zaten genel olarak sezon başlarını iyi oynamıyor. sezon başı kampları ağır, dayanıklılık ve aerobik yoğunluklu geçiyor. takımın 3 kulvarda birden yarışacağını düşünüp ona göre uzun vadeli bir hazırlık programı yapılıyor. görüldüğü gibi, en başarılı sezonları bile başlarında hiç iyi değil.

    ben kadro kalitesi olarak ligin bir hayli üzerinde olduğumuzu düşünüyorum. yine belli başlı birtakım sorunlarımız olacaktır muhakkak, ancak bugün olduğumuz noktanın da ötesinde olacağımızı iddia ediyorum. siz de böyle olduğunu göreceksiniz, takım ilk şampiyonlar ligi maçına (yani en geç eylül'ün ikinci haftası) kadar bir şeyleri rayına oturturuz.

    bu kadar karamsar olmaya gerek yok, bu adam 8 kere lig şampiyonu olmuş, kariyerinde 20 kupa kazanmış bir adam. buradaki herkesten, hepimizden daha iyi biliyor bu işi.

    bu yazıyı nereye yazacağımı bilemedim, daha doğrusu uygun bir başlık bile yoktu, sanıyorum bu başlık bu yazıya uygun bir yer.