• 163
    fatih terim'in en büyük düşmanları onu her eleştirene karşı gözü kapalı savunmaya çalışan güruhtur. hoca galatasaray tarihinin yaşayan en büyük efsanesi, kimsenin kolay kolay getiremeyeceği şampiyonluklar getirdi, hakkını ödememizin mümkünatı yok. zaten bunları tartışan da yok. ama 2 senedir futbol olarak gram ileriye götüremediği, izlerken çoğunlukla keyif vermeyen ve iyi antrene edilmediği bariz olan bir takım var ortada. zaten o yüzden avrupa'da avcumuzu yalayıp, ligde deplasmanlarda sürünüyoruz. hocayı bunun için eleştirmezsek avrupa'da avcumuzu yalamaya, haftasonu heyecanla başına oturduğumuz maçları izlerken kanser olmaya devam edeceğiz.
  • 164
    her kötü gidişatta bazı taraftarlarımızın sergilemekten vazgeçmediği tutum.

    bu kötü gidişat sonunda başlayan galibiyet serileri ve mayıs ayında gelen şampiyonluk ile her mecrada ''hocamm, babam, imparator, 8 de kapanır, 18 de ;)" tarzı paylaşımlar ile son bulur.

    şu tutum içinde bulunan taraftarımız feneri falan tutsa ne yapardı acaba? ciddi ciddi samandra'yi basıp kelle isterdi sanırım. sürekli sevinmek isteyen gider liverpool'u, psg'yi , juventus'u tutar. burası galatasaray, burda kan var, gözyaşı var. burada sikis var sikis.
  • 165
    çok ilginç yahu; hocanın 3. döneminin sona ermesi ve milli takıma gitmesinin ardından şu sözlükte bi' hz. isa gibi çarmıha gerilmediği kalmıştı. o günlerde hiç böyle başlıklar hortlamıyor, çok büyük bir çoğunluk kin kusuyordu. ahımız var diye bir tayfa vardı mesela. o ara söz konusu durumdan o kadar yorulmuştum ki; 7 ocak 2015'te şöyle bir entry girmişim: "kendisini aziz yıldırım, yıldırım demirören gibi adamlarla bir tutan arkadaşlar var. allah akıl fikir versin size." (bkz: #1629279)

    yaklaşık 1,5 yıla yakın zaman sonra sözlük tabiriyle destan yazdığım, birçok sözlük yazarından olumlu mesajlar aldığım ve kendisini savunduğum bir entry girmiştim: (bkz: #1929913)

    kısacası kendisine yönelik en sert eleştirilerin ve hatta hakaretlerin olduğu bir dönemde arkasındaydım. benzer bir durum olsa; bugün de dururum ama sırf insanlar kendisini eleştiriyor diye eleştirenlere "düşman" diyen kitlenin karşısına da ilk ben dikilirim.

    defalarca kez yazdık-ettik. eleştirinin olmadığı bir yerde başarı olamaz. başarı olsa da süreklilik sağlanamaz. "tek adamcılık ve biat" bir oluşumun başına gelebilecek en kötü şeydir. kendisini eldeki verilerle geçen sene de, bu sene de eleştirdim ve eleştiriyorum. yapılan eleştirilerin çoğunu da mantıklı buluyorum.

    nedir bu eleştiriler: mesela 2016'da kendisini savunduğum entryde dahi belirtmişim; fazla agresif tavrı. bakın terim son 1 yılda tam 13 maç ceza aldı. dile kolay; tam 13 maç. bu maçların 9'unu ligde çekti. sonuç: kendisinin takımın başında olmadığı 9 lig maçında sadece 3 galibiyet alabildik. federasyon, mhk, 17 takım vsr. herkes size karşı birleşebilir, en ufak falsonuzu kolluyor olabilir ama durum böyleyse siz de ona göre gardınızı alacak, köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksiniz. eğer geçtiğimiz sene şöyle bir ceza olmasa bu takım mayıs ayına gelmeden şampiyon olurdu zaten. puan farkının açıldığı tarih; terim'in ceza aldığı tarih itibariyle başladı. hal böyleyken şu durum nasıl eleştirilmez?

    deplasman karnesi: tudor'un en çok eleştirildiği konulardan biri buydu ama kendisi döneminde de bu durum pek değişmedi. hoca pek kabul etmiyor ancak veriler tam tersini söylüyor. işin kötüsü avrupa'da daha da kötü bir haldeydik. koskoca galatasaray, geçtiğimiz yıl 4 avrupa kupası deplasmanında gol dahi bulamadı.

    iyi oyun istikrarsızlığı: bazı arkadaşlar 1,5 yıldır kötü oynuyoruz diyerek fazla abartıyorlar ama iyi oyun istikrarı bir türlü sağlanamadı. elbette hocanın geldiği ilk dönemdeki orta-saha eksikliği, geçtiğimiz seneye forvetsiz başlaması ve cezalar nedeniyle takımın başında olamaması önemli etkenler ama maalesef tam yeterli değil. 1-2 maç harika bir oyun izliyorsak; peşi sıra 1-2 maç da beklenenin çok uzağında kaldık, kalıyoruz. taraftar da bunları gördüğünden bu yıla kadar oyuna yönelik pek sesini çıkarmadı ama 2 yıl üst üste şampiyon olmuş bir takım gerek hazırlık kampı gerekse ilk 2 resmi maçında da beklentilerin çok uzağında kalınca bir tepki yaşandı. son derece normal bir durum bu.

    bu sözlükte şu an kendisinin düşmanı bir allahın kulu yoktur. belki kişiliğinden, futbol mantalitesinden hoşlanmayanlar vardır ama gitmesini isteyen, düşmanlık eden yoktur. buna zerre inanmam. ben hamza hamzaoğlu'na hakarete dahi karşı çıkmış biri olarak terim'e böyle bir yaklaşımı asla kabul etmem ama dozunda eleştiriye karşı çıkanların da karşısına dikilirim. bırakın insanlar eleştirsinler hocayı. 9 yılda 8 şampiyonluk yaşamış, kulübün yaşayan en büyük efsanesinin gitmesini isteyen delidir zaten.