• 42
    son günlerde gündemimizi belirleyen ikili. belki de ikili değildir, neyse konu o değil.

    düz bakarsak arda'yı taraftarın istememesinin yanı sıra aslında en çok hoca istememeliydi. en nihayetinde direkt olarak kavga etmişti arda ile. arda'yı istemek için de hiçbir sebebi yok baktığımız zaman. o zaman ''hoca arda'yı nasıl kabulleniyor?'' sorusuna bir cevap aramaya çalışmak lazım belki de.

    benim için olasılıklardan biri de hocanın arda ile empati yapıyor olması. aralarında ciddi bir yaş farkı olsa da aslında düşününce benzer şeyler yaşadılar arda ile.

    arda 2011'de, hoca 2013'te beklenmedik şekilde ayrıldı bizden. ''arda kendi isteğiyle gitti ama.'' diyorsunuz, doğru fakat hoca da o dönem milli takıma gitmek istediğini fazlasıyla belli etmişti.

    bizden ayrı oldukları dönemde ikisi de bazı açıklamaları ve hareketleriyle canımızı yaktı. beklemediğimiz şeyleri yaptılar/söylediler diyebiliriz.

    ikisi de epik bir şekilde gittiğimiz euro 2016'da ciddi hayal kırıklığı yaşadılar ve yaşattılar. sonrasında öğrendik ki saha içinden başka ciddi sıkıntılar da yaşanmış. önceden de herkes tarafından sevildikleri söylenemezdi* fakat bütün bu ''prim kavgası, bilal meşe olayı, basın toplantıları'' daha da nefret kazanmalarına yol açtı.

    hoca 2013'te bizden ayrılırken, arda milli takımda yeniden kadroya alınırken herkes biliyor ki işin içine etkenler de girdi.

    euro 2016 sonrası iki taraf da biraz kontrolü kaybetti açıkçası. hocanın kendini asla ifade edemediği basın toplantıları ve ''kadroya aldım ama gönlüme almadım.'' açıklamaları, arda'nın alakasız açıklamaları, çıkışları oldu.

    arda referandum için video çekerken, hoca davet edilmesine rağmen bu işlere girmedi.

    2017 yılında arda resmi olarak olmasa da aslında futbolu bırakmıştı. ülke tarafından da tamemen dışlanan bir adama dönüşmüştü. hoca ise özellikle video çekmemesinden sonra bulunduğu çevre tarafından dışlanmış ve yalnızlaştırılmıştı.

    sonrasında hoca 2017 yazında tarihe ''kebapçı baskını'' olarak geçen bir olaya girişti, şimdi biliyoruz ki bundan bir süre sonra arda çok daha fenasını yaptı ve sonu ''hastenede silah sıkmakla'' biten bir gece yaşadı.

    son olarak ikisinin de 2017 yazında bize tekrar gelmesi gündem oldu. burada hoca camiayı ikiye böldü* ama arda'nın gelmesi asla istenmiyordu. arda da ''istenmediğimi biliyorum.'' dedi hatta.

    ikisi de benzer şeyler yaşadılar fakat bir gün çok keskin bir şekilde ayrıldılar: 21 aralık 2017, dördüncü fatih terim dönemi başladı. burada tabii ki hocanın çok daha büyük bir figür olması, arda'ya göre camiamızda hala ciddi seveninin olması ve hala işini iyi yapabilecek durumda olması etkili oldu. arda kabullenilmedi fakat hoca öncesinde 2 defa olduğu gibi tabii ki yeniden kabullenilecekti. burada önemli olan şey şu: hoca bize 2 şampiyonluk kazandırdı, biz de ona resmen yeni bir hayat verdik. sevgiyi, saygıyı ve aidiyeti yine bizde buldu hoca. bu sefer çok daha olgun bir şekilde devam etti o da kariyerine. o yalnızlık ve sıkıntılı süreç sonrası adeta yeniden doğdu bizimle.

    hocayı anlatmaya gerek yok fakat arda yine yanlışlar yapmaya devam etti. 2018 ocağında başakşehir'e geldi, bizle şampiyonluk mücadelesi verdi. arena'ya gözünde gözlük, kulağında airpod, yanında emre abisi ile geldi. sene sonunda bize karşı kaybederken hakeme ''hepinizi öldürmek lazım.'' diyecekti. bu ara çok fazla futbol oynadığı da söylenemez. sonra 2019'da yine bizimle şampiyonluk mücadelesi verdi, yine farklı yerlerden mesajlar vermeye çalıştı ancak yine kaybeden o oldu.

    arda ve fatih terim ne aynı yaştalar, ne aynı görevdeler ne de bu camia için aynı ağırlıktalar. hoca işleri olumlu anlamda terse çevirdikçe, arda daha da dibe battı. asla istenmeyen bir adam oldu. bütün ülkenin sevgisini kazanayım derken, bütün ülke tarafından dışlandı. son olarak emre abisini dinledi, ''en iyi intikam başarıdır.'' lafından yola çıkarak bizle ve hocayla savaştı, onu da beceremedi. emre abisi ne yaptı etti yine kendini fener'e attı, arda ortada kaldı. futbolu bırakalı zaten çok oldu, başakşehir'in durumu değişti, emre abisi de gidince tamamen yalnız kaldı. şimdi camiasız kalmamak için çırpınıyor. arda galatasaray taraftarı, biz bunu biliyoruz zaten fakat arda yeni yeni hatırladı galiba bu gerçeği. neler kaybettiğini yeni yeni anladı. o yüzden fatih terim'in elini öptü. arda bize ve hocaya karşı savaşını kazansaydı hocanın elini öper miydi bilinmez.

    ben de diyorum ki hocayı hepimiz biliyoruz. o agresif yapısının ve egosunun yanında babacan bir tavrı, duygusal bir tarafı ve ''olsun be o da bizim çocuk.'' diyen bir yanı hep var. arda ile bir aralar çok yakındılar neticede. acaba yukardaki benzerlikler hocanın empati yapmasına mı neden oluyor? arda'nın düştüğü durumun aynısı olmasa da benzer durumlara düştü hoca ve bizimle yeniden doğdu. acaba artık bunca yaş almışken bazı şeyleri geride bırakıp arda'ya bir şans mı vermek istiyor? hoca bu camiada birçok defa yeniden doğdu, arda'nın da 2. şansı bu yüzden mi hak ettiğini düşünüyor?

    hayırlısı.