resim
Fatih Terim
Görev:Teknik Direktör
Takım:Galatasaray
Yaş:68
Uyruk:Türkiye
  • 33161
    çalıştırdığı takımımız * 2021-2022 sezonunda organizasyon anlamında eksik gözüktüğü için umut vermeyen hocamız. 4. döneminde 2021-2022 sezonuna kadar başarılı olup olmadığı tartışılabilir. başarısız kabul etsek de bu sezona kadar başarısızlık çeşitli gerekçelere bağlanabilir. yönetimle yaşadığı sorunlar da tartışmaya açık ama ffp kısıtlamaları bence gayet geçerliydi. 2021-2022 yaz transfer dönemi ile ilk defa hocanın istediği bir dönem geçirdik. bu nedenle öncesindeki yarısına yakını kiralık transfer sayısını söyleyerek bu kadar transfer yapıldı, 4 senedir oyun yok eleştirileri son derece insafsızca. kısaca ffp kısıtlamaları nedeniyle 2021-2022 sezonunu milat kabul etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

    2021-2022 sezonunda ise ilk 9 hafta itibariyle, hocanın istediği transferler çoğunlukla yapılmış olmasına rağmen pek de ümit vermeyen istikrarsız bir futbol görüyoruz bana göre. yine de bu sezon istifaya falan davet etmek çok yanlış. daha yeni kadroyu hocanın isteğine göre yeniledik. fatih terim bile bu kadar kolay istifaya davet edilirse önünü alamayız. hoca dayandıramayız. hocayı doğru değerlendirmek adına 2021-2022 sezonunda sabretmemiz gerekiyor. fatih terim'in isminden bağımsız düşünsek bile bir hoca getirip 10 küsür transfer yapıp 20-30 milyon euro para harcayıp hocayı kısa sürede göndermek çok yanlış olur. küme düşme tehlikesi olmadığı sürece 2021-2022 sezonunu fatih terim'le tamamlamamız gerekiyor. sezon sonunda yine umut vermeyen bir durum olursa yollar ayrılır. benim şu anki öngörüm olumsuz biteceği yönünde olsa da sezon içerisinde destek olmamız gerekiyor. 4. fatih terim dönemi de bitecekse bir daha fatih terim'in teknik direktör olmaması gerekiyor. bunun da olması için ne camiada ne de fatih terim'de bir şüphe kalmaması gerekiyor.
  • 33163
    taraftarın hiç de azımsanamayacak kadar ciddi bir kısmı neden hocanın kötü bir oyun oynattığını kabul etmiyor hiç anlamış değilim. genelde "o kadar da kötü" bir oyun oynamadığımızdan bahsediyor ve eleştirileri reddeder pozisyonda yer alıyor. örneğin 17 ekim 2021 galatasaray konyaspor maçında bir kısım taraftarımızca(özellikle twitter'da çok fazla gördüm) maçı "doğru" oynadığımız yorumlarıyla sık sık karşılaştım. topa fazla sahip olunca ne oluyor gibi bir anlayış söz konusuydu. öncelikle biz topu konyaspor'a bırakmadık, konyaspor topu bizden aldı. bu bizim bilinçli olarak yaptığımız bir şey olsa saygı duyardım fakat bilinçsizce gerçekleşen, bizim yetersizliğimizden kaynaklı bir durumdu. konyaspor ikinci yarıda bizi oyun anlamında resmen dövdü ve biraz şansla, biraz da konyaspor'un hücumda etkili oyuncu profiline sahip olmamasıyla kazandık.

    fatih terim'in gösterdiği performans kesinlikle tatmin edici değil ve buradaki eleştirilerim de kesinlikle başarı odaklı değildir. kazandığımız maçlarda dahi bu eleştirileri getiriyorum çünkü iyi bir oyun görmek çoğu zaman için çok zor bir durum haline gelmiş bulunmakta. bir yazar arkadaşın fatih terim öncesi hangi hoca iyi oynatıyordu şeklinde bir sorusu oldu ve riekerink-tudor gibi fatih terim'in hemen öncesinde görev almış "düşük seviyeli" hocaların bile çıkardığı zevk alınan maç/toplam maç oranının daha yüksek olduğunu söyledim(kendisi anlamadı orası ayrı). koskoca fatih terim galatasaray'ı çalıştırıyor ve ben bu takımdan zevk alamıyorsam burada bir sıkıntı vardır. en azından benim perspektifimden bakıldığında.

    başlarda acaba sorun bende mi, ben mi futboldan zevk almıyorum diye kendi kendime sormadım değil ama birçok maç izliyordum ve bu soruyu genelde sadece galatasaray'ı izlerken soruyordum. diğer maçları daha bilinçli izlemeye başladım. zevk aldığım şey tam olarak neydi sorusunu sordum. cevabımı oyunun temposunun ve oyun içi organizasyonların çokluğunun belirlediğini gördüm ve kendimden emin oldum. futboldan değil "galatasaray'ın futbolundan" zevk almadığıma artık emindim. bilirsiniz, taraftar kendi takımını izlerken hep daha çok heyecanlanır. örneğin galatasaray marsilya ile oynuyordur, sizin için real madrid-bayern münih maçından daha zevklidir o maç. içiniz kıpır kıpır olur ama ne yazık ki olmuyor. resmen bir parçam ölmüş durumda. bunu fatih terim'in galatasaray'ında yaşamak çok kırıcı. bu adamın 3. dönemini de hatırlıyorum; henüz çok taze, yeni gibi. bir şeyler farklı. benim takımım gibi değil galatasaray. fenerbahçe izliyormuşum gibi, takımın başında aykut kocaman var gibi. bunu oyuncuların sebep olduğu görüşüne de kesinlikle katılmıyorum.

    zamanımı buna mı harcıyorum? galatasaray'ın her maçını neden izleyip takip ediyorum? zevk almıyorum, deli miyim neyim?
    bu soruların cevabı benim için alışkanlık ve galatasaray'ın taraftarı olmam. yani galatasaray küme de düşse ben yine izleyeceğim ve destekleyeceğim, buna eminim fakat sorun da burada. ben her şekilde izleyeceğim çünkü bağımlıyım. elin çocuğu, yeni nesil taraftarı, x yabancısı neden izlesin? galatasaray nereye gidiyor? kulübün vizyonu ne?

    fatih terim 4. döneminde benim için kocaman bir hayal kırıklığı. benim kafamdaki kusursuza yakın spor adamı imajını kaybetti. ben hep koşullar ne olursa olsun iplerin fatih terim'de olduğunu düşünürdüm. şu anda koşullar ne olursa olsun iplerin hiç fatih terim'in elinde olmadığını düşünüyorum. fatih terim koşulların bir parçası gibi bir izlenim içerisindeyim. yani ipleri elinde tutan takımlar, hocalar ciddi hatalar yaparsa somut başarılar yakalamamız mümkünmüş gibi. buna sebep olan şey de şüphesiz oynadığımız oyun. en azından bu düşüncenin büyük bir kısmını bu oluşturuyor. örneğin hocayla 4. döneminin 2. şampiyonluğunu başakşehir'in olağanüstü düşüşüyle kazandık. dürüst olalım ki dünya tarihinde pek görülen bir durum değildi ve bunun sebebi bizim muhteşem performansımızdan çok başakşehir'in felaket performansıydı. son 10 maçta 3, 9 maçta 2 galibiyet alabildiler. 7 maçta puan kaybettiler. bu, inanılmaz bir istatistik. böylesi kaç yılda bir gelir? evet, hepimiz için efsane bir şampiyonluktu ama ipler hiç bizim elimizde olmadı. senelerdir de hiç olmuyor.

    neyse toparlayayım, galatasaray hep şampiyon olur. belki bu sene, 2021-2022 sezonunda da şampiyon oluruz ama bu galatasaray'ın vizyonunu yansıtan bir gerçek olmaktan çok öte. bu seneye dair bir taraftar olarak tutunabileceğim tek dal avrupa performansımız olacak. takımın tamamının motive oluşu ve bütün enerjisini harcaması bu maçları özel kılıyor. iyi de oynasak, kötü de oynasak farklı bir mücadele veriyoruz. aklıma eski galatasaray geliyor. tuttuğum takımı hatırlıyorum. kalanı hafızamdaki boşluklardan ibaret olacak.
  • 33165
    geçen sezon şapkadan çıkardığı tavşan (taylan antalyalı) bu sezon teklemeye başladı. orta saha bu kadar yumuşakken devre arasına kadar idare edecek yeni bir tavşana ihtiyacımız var. buna da çözüm bulacaktır.

    renktaşlarımız her ne kadar lokomotiv ve beşiktaş fikstüründen çekinseler de unutmayalım ki hoca bu maçlara özel hazırlanıyor. asıl korkmamız gereken dünkü konya maçı gibi maçlar.*

    belli ki hoca lig maçlarına çok özel hazırlanmıyor. belli ezberlerle çıkıyor. rakibe özel taktikle çıktığındaysa takım bir fark ortaya koyuyor.
  • 33166
    fatih terim'le ilgili bir kısır döngü var. bu kısır döngüyü kırmak mümkün olmuyor. bunun sebebi de hoca değil, galatasaray yönetimleri (hepsi).

    eğer fatih terim yoksa bu takıma yapılan transferler ya alelacele menajer önermeleri oluyor ya da mevcut hocanın istediği oyuncular pek sallanmıyor. bu da ortaya kalite düşüklüğü çıkarıyor. terim'in kaliteli oyuncularla çalışma isteği son derece normal ve galatasaray gibi bir takımda olması gereken bu. bir zamanlar rijkaard'a verilen kadroyu bugün fatih terim'e vermeye kalksan küfreder ve haklıdır da. rijkaard koyun gibi meledi sadece.

    hocanın dördüncü dönemi benim nazarımda başarısız. iki şampiyonluk alması da bunu değiştirmiyor. umudum da yok düzeleceğine dair ama mesela başka hoca olsaydı morutan yerine zorutan, cicaldau yerine de ligden dandik birini bulur, iyi oyuncu diye kakalarlardı. hoca sayesinde geleceğe yönelik kadro kurabiliyoruz ama hoca da bu kadroyu bence kullanamıyor. gül gibi kısır döngü.

    gerçi dediğim gibi, maç analizcisini değiştirse, prof. bir ekip kursa, yardımcı antrenörlerini spesifikleştirse ve sayılarını çoğaltsa çoğu şey kendiliğinden düzelecek ama bunu yapmayacağını da biliyoruz. hatta soranı da fırçalıyor.

    not: şaka maka bu kısır döngüyü kırmaya en yakın yönetim de daö yönetimi oldu. tudor'un istediği şekilde yapıldı transferler. her ne kadar galatasaray'ın başında gördüğüm en kötü yönetim olsalar da en azından sezon başında tudor'un istediğini verdiler. sonra koltuklarını korumak için onun da başını yediler de neyse.
  • 33167
    doğanın çok temel bir işleyişi olarak; tecrübelendikçe makro anlamda gelişen ve bu oyunun makrosuna kafa yorduğuna dair gözlemlerim var. futbola dair genel anlamdaki fikirleri, taa futbol direktörlüğünden beri türk futboluna ilişkin söylemleri bu görüşümü destekliyor. futbol dünyası içerisinde bir kurumun nasıl şekillenmesi gerektiği, örneğin öncelikle ekonomik anlamda makasın açıldığına dair tespitleri ve bu teşhisin tedavisi olarak da galatasaray için alınması gereken modelin leipzig veya porto olmasına ilişkin görüşleri makro tespitlerdir. keza türk futbolu için yabancı sınırının olmaması yerli teşvikinin olması gerektiğine ilişkin yaptığı çalışmalar da bunu örnekler.

    bu makro bakış açısının kötü bir özelliği vardır. mikro anlamda sizi köreltir. uzman körlüğü denilen zaten sürekli yaptığınız işlere karşı bir körlük oluşur. saha içerisindeki oyun da bu bağlamda mikro olarak düşünülebilir. futbol takımına dair bir şablon belirlemiş olmasına karşın bunun saha içi uygulamasının doğru olmadığını gözlemliyorum. belki zamana ihtiyacı belki de iyi bir uygulamacıya ihtiyacı vardır bilmiyorum.

    ancak sanki şu an haiz olduğu alan futbol şubesinin başıymış gibi duruyor. işin mikrosunu yapacak doğru antrene tercihlerinin de galatasaray futbol sisteminin de hazırlayıcısı olacağı ve makro tecrübelerinden en iyi faydalanacağımız alanın bu olduğu kanaatindeyim. elbette bunun sezonun ortasında istifa etmesiyle mümkün olmayacağını, sene sonuyla beraber bu yapının kurulmasının kendisinin ve galatasaray için hayırlı bir adım olacağı düşüncesindeyim.

    sayın terim'in makro fikirleri ideal bir galatasaray futbol şubesi yaratabilir, doğru sistem kurulabilir ve mikro işleri iyi uygulayacak doğru antrenörler bulabilir düşüncesi benim için ütopik değil.
  • 33168
    (bkz: 17 ekim 2021 galatasaray konyaspor maçı)

    burada eleştiriyoruz hatta istifasını bile istedik ama kendisi gerçekten ülke seviyesinin çok üzerinde bir yerlerde. maç sonu açıklamalarında morutan'a verilmeyen penaltı ile ilgili olarak yaptığı açıklamalar çok değerli.

    ülke insanının eğitim seviyesinin düşük olması sebebiyle bir çok konuda neden - sonuç ilişkisi kurmakta zorluk yaşaması sebebiyle sadece sonuca bakıp neden uydurmaya çalışmasından dem vurmuş. andone de kendini atmamış penaltı vermemişlerdi. aynısı oldu.

    hakemlere birisinin kuralın "hücum oyuncusu düşerse penaltıdır" şeklinde olmadığını, kuralın "savunma oyuncusu kural dışı hareket yaparsa penaltıdır" şeklinde olduğunu öğretmeli artık.

    not: morutan'a yapılan hareket penaltı mı emin değilim ama fatih terim dert yandığı konuda yüzde yüz haklı.
  • 33169
    2018-2019 sezonundaki şampiyonluktan sonrası fatih hocanın galatasaray kariyeri, biraz arsene wenger'in arsenal'deki son dönemlerini hatırlatıyor bana. arsenal'in başına geçtiği tarihten 2010'lara kadar premier lig'de en iyi futbol oynatan teknik direktör arsene wenger'di ve kupa kazanamadığı zamanlarda bile başarısız değildi bana göre. yani, en azından sürekli şampiyonlar ligine katıldığı ve genel olarak kulüp kar ettiği için kulüp sahipleri memnundu.

    ancak, 2010'lardan sonra ne olduysa sürekli oyuncu sirkülasyonu da olmasına rağmen, bir türlü kafasındaki oyunu oturtamadı. hatta premier lig'de dörtlü savunma devrimini yapan kişi olmasına rağmen, üçlü oynatmayı bile denemesine rağmen bir türlü sonuç alamadı.

    fatih terim de 2019 yılına kadar bu ülkede tartışmasız en iyi futbol oynatan teknik direktördü ama nedense o kadar oyuncu sirkülasyonu da olmasına rağmen, sonrasında bir türlü kafasındaki oyunu oturtamadı. yani, sahada bir türlü hepimizin özlediği "fatih terim futbolu"nu izleyemedik.

    gerçekten bu yönüyle fatih hocanın son dönemi de biraz arsene wenger'inki gibi ilerliyor ama en büyük avantajı, memnun olmadığımız haliyle bile rekabette olabilmesi diyebiliriz. benim de aslında sıradan bir taraftar olarak, kendisinden beklentim başarıdan çok eskisi gibi seyir zevki yüksek, güzel bir futbol oynatması. zaten başarının her türlüsünü bizlere gösterdi, yalnızca 90 dakikalık bir bölümde izlerken keyif alınan bir takım oluşturması bana göre yeterli ve bu şekilde başarı da gelir elbet.