resim
Fatih Terim
Görev:Teknik Direktör
Takım:Galatasaray
Yaş:68
Uyruk:Türkiye
  • 32745
    başta sözlük yazarları olmak üzere bütün okurlar bilir ki, fatih terim için en pozitif entryleri giren yazarlardan biriyim. fatih terim başkan olmalı, galatasaray’ın yaşayan efsanesidir diyen ilk kişiyim. (biraz iddialı bir cümle ama ben yazmadan önce kimseden duymadım bu cümleleri. onun için böyle yazıyorum) yani diyesim o ki, asla ama asla fatih hoca’ya karşı en ufak bir antipatim yoktur. aksine hem seviyorum hem de saygı duyuyorum.

    ancak bu sevgi ve saygım gerçekleri görmeme engel değil. fatih hoca’nın enerjisi maalesef düştü. artık saha kenarında bile panik yapar hale geldi. yaşı gereği olacak ki bazı sabit fikirlerin etkisinden kurtulamıyor. örneğin;

    -ömer bayram konusunda bir sabitesi var ve asla bundan kurtulamıyor. ömer’i 19 eylül 2021 alanya maçında oyuna almak için aanhold’u sağ beke attı ve hem sol beki hem de sağ beki zayıflattı. işin ilginç yanı golü de her iki bekin hatasıyla yedik.
    -oyuncu değişikliklerinde hata yapıyor.
    -babel, arda ve feghouli takıntıları da sıkıntı yaratıyor.
    -oyuncu rotasyonlarında hata yapıyor.
    -hızlı ve sert tek pas yaptıramıyor. paslaşma yavaş olunca da rakip savunmalar rahatlıyor.
    -duran top organizasyonları en zayıf takımız. buna rağmen yıllardır çözüm üretemiyor.

    daha bunlar gibi on neden daha yazabilirim ama uzatmanın anlamı yok. futbol enerji işidir. hoca’nın enerjisi takımı itmiyorsa başarı imkansızdır. yanlış anlaşılmasın, saha kenarında ya da soyunma odasında bağırmak enerji göstergesi değildir. enerji, hoca’nın mimiklerinden, tavırlarından, konuşmalarından, takım kurarken ya da oyuncu değiştirirken verdiği mesajlardan, kendine olan güveninden doğar takıma hatta taraftara sirayet eder. fatih hoca dikkat ederseniz son iki sezondur, onlarca transfer yaptırmasına rağmen hep bahaneler üretmeye başladı.

    bence bu sezon sonunda hiç zorlamaya gerek yok, hoca sportif direktörlüğe terfi ettirilmeli ve yerine yine kendisinin seçeceği genç ve enerjik bir hoca getirilmeli. bu hoca kaliteli bir alman ya da italyan td olabilir ama bulunamazsa hagi ya da okan buruk getirilmeli. kimin geleceğine fatih hoca karar vermeli.

    neden sportif direktörlük? çünkü orada fazla enerjiye gerek duymaksızın bize çok büyük katkılar verebilir. sportif direktörlükte sahaya inmeyeceği için yıpranmaksızın bütün bilgi ve tecrübesini takıma aktarabilir. ya da ikinci bir ihtimal; yanına sneijder benzeri en az iki yetkin yardımcı almalı. selçuk inan gibi etkisiz elemanları da rakımdan uzaklaştırmalı. selçuk inan'ı gören hiçbir futbolcu pozitif kalamaz. sadece maçlarda bir-iki kez görmeme rağmen benim bile enerjimi düşürüyor. adam adeta yaşayan ölü. gidin istediğiniz astroloji ya da biyoenerji uzmanına sorun, ilk dikkatini çekecek kişi selçuk inan olacaktır. çünkü enerjisi sıfır bile değil negatif. takıma enerji vermek bir yana, tam aksine düşürüyor.

    benim diyeceklerim bunlar. gerisi allah’a ve yönetime hatta fatih hoca’ya kalmış.

    ekleme: bazı arkadaşlar fatih hoca sportif direktör olursa her şeye karışır bu da kötü olur diyor. bence hoca’nın istekleri kötü olmaz. o’nun eksiği antremanlara ve sahaya yeterince enerji koyamaması. genç teknik adam sahalara enerji koyacak fatih hoca da engin tecrübelerini aktaracak ve galatasaray kazanacak.
  • 32746
    süper lig 2020-2021 sezonunda özellikle ligin ikinci yarısında kerem aktürkoğlu'nun az forma şansı bulup, sürekli arda turan ve emre akbaba izlemenizi sebebi belli oldu. anlaşılan benzer senaryoyu bu yıl ryan babel üzerinden yaşayacağız.

    https://twitter.com/...900537609232391?s=19

    --- alıntı ---

    herkesin dikkatinden kaçmış ama dün akşam yedlin'i anlatırken fatih hoca'nın anahtar bir cümlesi var: çok isteneni oyuna sokmam, ıslıklananı çıkarmam

    yani özetle, babel konusu da hoca için bir meydan okuma, bir isyan. tepkiler arttıkça babel sahada olacak

    --- alıntı ---

    (bkz: 20 eylül 2021 galatasaray alanyaspor maçı)
  • 32747
    19 eylül 2021 galatasaray alanyaspor maçını öncelikle başlangıç 11'indeki tercih hatalarıyla kaybettiğimizi düşünüyorum.

    bir önceki lazio maçında yoğun efor sarf etmiş takımdan 1-2 oyuncuyu rotasyona sokmamak hata. bunu sadece şimdi yazmıyorum. maçtan önce stadyumda bulunan hangi arkadaşımla konuşsak rotasyon bekliyorduk.

    maç başladığı andan itibaren takımımızın gidemediğini gördük, bu çok açıktı ama hoca yine değişiklik için devreyi bekledi.

    beraberlik bile kötü sonuçken, daha kötü sonuç aldık. yedlin yerine direkt bir hamle seçmeyip, taşları yerinden oynatmak da başka bir hataydı.

    genel olarak üçlüyü denememek bence zaten başlı başına ayrı bir hata.

    maç sonu basın toplantısı ise fiyasko.

    yedlin'i taraftar baskısı yüzünden çıkardığını söyledi. sanki kendisi yedlin'i beğeniyordu. ayrıca taraftar baskısı hisseden hoca babel'i oyuna sokmaz. rotasyon yapması gerektiğini maç sonu basın toplantısında söylüyor hoca. ne diyeceğimi bilemiyorum. sonra daha kötü olanın futbolcu yuhalamak olduğunu söylüyor. emre akbaba'yı bu yüzden gönderdik diyor mesela. emre akbaba'yı kaleye olabildiğince yakın oynatmalıyız deyip, sonra alakasız rollerde oynattığınız için göndermek durumunda kaldınız hocam. ben futbolcu yuhalamadım ama kötü sonuçların sebebi taraftar değil, sizsiniz hocam. dost acı söyler. bu arada top babel'e geldiğinde ıslıklayan, yuhalayan taraftarın tepkisinin ben sadece babel'e değil, aynı zamanda değişiklik tercihine olduğunu düşünüyorum.
  • 32748
    uzun uzadıya yazmaya gerek yok, kuvvetli ve istediğimiz bir galatasaray’ı izleyemediğimiz üçüncü yıl bu. kimse geçen sene şampiyonluk 1 golle kaçtı yalanıyla kendini avutmasın, aboubakar efendi kulübünü satmasa 7-8 puan gerisinde kalacaktık şampiyonun. pandemi başlamadan önceki 6-7 maç hariç 3 yıldır galatasarayın tek maçından zevk almıyorum ve sorumlusu artık maalesef fatih terim’dir. büyük bir takım taraftarı rakibi topu ayağına her aldığında acaba gol mü yiyeceğiz diye düşünmez. büyük bir takım taraftarı baskı görmek ister, içi geçmiş laylaylom yapan adamları görmek istemez. büyük takım taraftarı hocalarının bir oyuncularına küsmesini, onunla konuşmamasını, görmezden gelmesini istemez.

    diagne deliymiş, feghouli çalışmıyormuş, mohamed takılıyormuş. hocanın görevi bu adamlardan maksimum verimi bir şekilde almak. bu adamlara para ödeniyor ve bir şekilde takıma adapte etmek zorundayız. hoca bu işi de başaramıyor. nzonzi gibi bir adamı kadro dışı bıraktı oynatmayı beceremediği için, elinde hayan gibi kadro varken ligde üst üste kaç maç kazanamadı 18-19 lig girişinde. kendisini çok seven ve saygı duyan biri olarak söylüyorum, bu hatalarından ve inadından vazgeçmediği sürece kötü bir ayrılık kapıda.

    edit: şunu da eklemeliyim, saha kenarında “ben taktiği çok iyi verdim ama oyuncular beceremiyor, bunlar kazma, bunlar yeteneksiz” bakışları hem taraftara hem oyunculara çok kötü elektrik veriyor. sürekli ben doğruyu anlattım ama bunlar beceremiyor tafrası görüyoruz kenarda. bu kadar tecrübeli bir hocaya yakışmıyor. beceremiyorsa oynatma başka oyuncuyla dene. babel’i 30 kere oynatıp her seferinde ben ne yapayım diye dövünmek hoca hatasıdır.
  • 32750
    evet belki çoğunlukla istediğimiz futbolu oynatamadı ama son 4 sene özelinde başarısız olarak lanse edilmesini anlayamadığım efsanemiz. son 4 senede ffp'ye rağmen 2 şampiyonluk olmak üzere toplamda 4 kupa kazandırdı. 2018-2019 sezonunda avrupa'da kolay grup geldi fakat mustafa cengiz yönetimi takımı forvetsiz bıraktığı için iyi oynadığımız maçlarda topu kaleye sokamayıp grubu 3. bitirdik. 2019-2020 sezonuna ise hem ligde hem avrupa'da kötü başladık. ligde devre arası gelen takviyelerle pandemi dönemine kadar en iyi futbolumuzu oynadık. pandemi olmasa belki o sezon da şampiyon olacaktık.

    2020-2021 hikayesi ise çok daha uzun ve kesinlikle tek başına fatih terim'e yıkılamayacak bir başarısızlıktı. mustafa cengiz yönetimi bu sezon boyunca fatih terim'e mobbing uygulayıp onu yalnız bıraktı ve hoca hem saha içi hem saha dışı ile aynı anda uğraşmak durumunda kaldı. bu sezon aynı zamanda tff ve siyasiler "galatasaray şampiyon olmasın, fb veya bjk'den hangisinin gücü yeterse" diyerek diğer 2 takımı deli gibi kollarken galatasaray'ın ipini ankaragücü ve karagümrük maçlarında çekti. bütün bunlara rağmen bu kirli sezonu averaj farkı ile 2. bitirdik. hocanın da kadro tercihi ve oyuncu değişikliklerinde hataları oldu fakat dış faktörler çok daha etkiliydi geçen sezon.
  • 32751
    hocaya karşı bir galatasaray taraftarının sevmeme gibi bir durumu olamaz özel bir sebebi yoksa. ama hocayı iş eleştirmeye başlayınca direkt fatih terim düşmanı sıfatı suratına yapıştırılıyor.

    ama görünen köy kılavuz istemiyor ki, ben mesela bir maçı şöyle güzel oyunla kazanınca hemen fatih hocaya karşı yumuşuyorum tekrar o eski formunu yakalar mı diye umutlanıyorum ama bir sonra ki hafta tekrardan hayal kırıklığı yaşıyorum.

    ben istemiyorum ki illa fatih hoca gitsin yerine başka biri gelsin özel bir nefretim yok hocaya karşı ama artık aynı şeyleri tekrarlayıp farklı sonuçlar bekleme kısmı beni ve benim gibi düşünen bir çok taraftarı çok yıprattı.

    18-19 sezonundan başlamak istiyorum, ligin ilk yarısını kötü futbol oynayarak geçirmiş. evinde fenerbahçe'ye 2-0'dan maç verip 2-2'ye gelmiş, trabzon'dan deplasmanda 4 yemiş, yine deplasmanda beşiktaş'a yenilmiş ve başakşehir'i deplasmanda yenememiş bir galatasaray ve puan farkının başakşehir'le 8 puana kadar çıktığı bir tablo vardı ortada.

    şimdilerde fatih hocayı eleştirince hep şöyle bir savunma mekanizması geliyor ya, nankörlük ediyorsunuz, fatih hocanın elbette diğer hocalardan kredi olarak farkı olacak, bu adam galatasaray'ın efsanesi gibi kalıp cümleler...

    katılıyorum hepsine ama yukarıda bahsettiğim tabloda dünya üzerinde ki hangi hocayı getirirseniz getirin o ligin ilk devresini bitiremeden görevine son verilirdi ama çoğu galatasaray taraftarı ağzını bile açmadı gitti stada 50 bin kişi ile antrenman izledi.

    yani dediğiniz gibi tek bir hatasında arkasını dönmek gibi bir durum yok ortada, gereken desteği de krediyi de orada verdi galatasaray taraftarı, hoca da ona güvenenleri mahcup etmedi ve başaklehir'in son haftalarda sallanmasıyla çok sürpriz bir şampiyonluğa imza attı.

    ama hem bu sezonun devre arasında hem yıl sonunda hoca hep gençleşmekten bahsetti, belirli bir yaş üzerine yatıırım yapmayacağız dedi, hepsi bizleri çok heyecanlandıran bir sonra ki transfer dönemlerini merakla beklememize yol açtı.

    evet bu vaadlerin gerçekleşmemesinde ffp büyük bir etken olarak görülebilir, ama hoca bu durumu bizlere ffp gölgesinde bu yatırımların yapılamayacağını, daha çok olmuş oyuncularla dönemi geçiştireceğimizi söyleyebilirdi. neyse burda da hocaya suç bulmuyorum eski yönetimin de burada iş bilmezliği var bu suçun çoğunu william d'avila'dan başka transfer becerisi olmadıkları için onların üzerine atıyorum.

    ama babel'in fulham'a gider gitmez 1 ay sonra telefonlarla 3 milyon €'ya ikna eden şükrü hanedar fatih hocadan habersiz bir iş yapmaz herhalde diyip bu konuyu geçiştiriyorum.

    19-20 sezonuna kiralıkta olsa, yaş olarak fazla da olsa galatasaray tarihinin en şatafatlı kadrolarından biri kuruldu bunu hiçbirimiz inkar edemeyiz herhalde. zira orta sahasında ki 3 adamın toplam değeri 50 milyon €'nun üzerindeydi.

    tek tek isim bazında gitmek istemiyorum ama kalesinden forvetine, orta sahasından yedek kulübesine kadar kurulabilecek en iyi kadrolardan biriydi, ama istenen o futbol sezonun başından ligin ilk yarısının son maçına kadar asla gelmedi, hep tutuk, deplasmanlarda silik, evinde ise ittire kaktıra alınmış galibiyetler ligin son maçı da oynandıktan sonra lider sivasspor'un tam 10 puan gerisinde kalmış bir galatasaray vardı.

    evet eleştirildi ama yine galatasaray taraftarı bu tabloda asla sırtını hocaya dönmedi, yönetimi eleştirdi, gelen oyuncuların ruhsuzluğunu eleştirdi ama çoğu taraftar hocaya karşı yine ağzını yumdu desteklemeye devam etti, ve o sezonun ocak transfer döneminde mevcut kadroya onykuru, sarracchi gibi iki yıldız oyuncu daha geldi.

    ligin ikinci yarısında fatih terim'in 4. sezonunun belki de en iyi oyunu oynanmaya başlandı, seri galibiyetlere ek kadıköy galibiyeti derken iyiden iyiye havayı arkasına alan galatasaray şampiyonluğa koşuyordu.

    ama bu döneme denk gelen pandemi tüm planları alt üst etti ve pandemiden sonra ki ilk maçta hem muslera hem andone'nin ayağını kırmaları takımın da teknik ekibinde tüm motivasyonunu alt üst etti ve taraftar da olmayınca nihayetinde şampiyonluk yarınlara kaldı.

    geldik 20-21 sezonunun transfer dönemine, geçen sezonun ocak transfer döneminden beridir, yönetimle arda turan konusunda zıtlaşan fatih hocamız istediğini elde etti ve arda turan'ı kadromuza kattık, devamında oğulcanlar emre kılınçlar derken ne geçen sezonun yıldızlarını elimizde tutabildik ne de yerlerine ikame oyuncular alabildik.

    ben burada suçun büyük bir kısmını yönetime atıyorum transfer beceriksizliklerini zaten anlatmaya gerek yok.

    ama sezona elinde ki dar ve rakiplerine göre yetersiz kadroyu çok iyi değerlendiren hoca ligin ilk devresinde liderliğe de otursa da, elinde ki işleyen sistemi türlü oyuncu değişikleri ile bozup kendi ayağına sıkmasıyla ve yine 5 maç takımı sahada yalnız bırakmasından ötürü beşiktaş'ın 6 puan gerisinde ilk devreyi bitirdik.

    kadronun yetersizliğinden ötürü yine hocaya eleştiriler diğer sezonlardan ötürü biraz daha yükselmiş olsa da eleştirilerin büyük kısmı mevcut yönetime gidiyor ve hoca kupa maçından sonra derin yalnızlık çektim diyerek hem ultraslan'ı hem yönetimi taca atıyordu. bu olaydan sonra hem sosyal medya da hem sözlükte yine çoğu galatasaray taraftarı hocanın yanında ve arkasında durup, yönetime yapmış olduğu baskı sonucunda hocanın bizzat ağzıyla söylediği oyuncuları alıp bir tek irfan can'ı rakibe kaptırıp onun yerine ise gedson fernandes'i getirerek bir nevi hem üstünde ki yükü atıp hem de hocaya çok elverişli bir kadro veriyordu.

    ligin ikinci yarısı güzel başlayıp kadıköy'de galip bile geldiği halde futbol olarak son derece kötü ve tamamen skor odaklı bir futbola dönüş vardı, taraftarın aklını karıştıran ligin ilk devresinde yetersiz kadro ile çok iyi oyunlar oynarken, transferlerden sonra günden güne kötü giden bir futbol vardı.

    gelen galibiyetler belki üstünü örtüyordu ama tekke düşünce kel ortaya çıktı ve gelen bir mağlubiyetten sonra seri puan kayıpları başladı ve ligin bitimine 10 hafta kala şampiyonluk ümitleri tükendi ve hocaya asıl eleştiriler tam bu noktadan sonra başladı.

    ama dar kadrosundan ötürü ligin sonlarında tel tel dökülen beşiktaş ve fikstür avantajını yakalayınca ligin sonunu kafa kafaya bitirip 1 golle şampiyonluk kaçırdık.

    ama şampiyonluğun 1 golle kaçması yine fatih hocayı ölümüne savunanların eline bir koz verip ligin sonuncusu ve genç oyuncularla çıkan denizlispor'a arda turan-emre akbaba-ryan babel gibi kambur oyuncularla çıkıp gerekli averajı yakalama umudunu kendi ellerinin tersiyle itmesini unutturdu.

    işin sonunda tüm sezonu beşiktaş ile kafa kafaya götürüp şanssızlıkla sezonu ikinci bitirmişiz gibi bir algı yerleşti halbuki izleyen herkes bu durumun böyle olmadığını sezon içinde galatasaray'ın bir değil birden fazla kez şampiyonluk umudunu kaybettiğini ve oynanan futbolun ve her hafta yapılan oyuncu değişiklilerinin takıma yarardan çok zarar verdiğini ve çıkan her 11'in yanlış olduğu ve devre aralarında 4 oyuncu değiştirip kaybedilen maçları bilir.

    evet hoca bu durumlardan dolayı bu sözlükte çok eleştirildi ama günün sonunda başkanlık seçimlerinden ötürü olanlar yine sineye çekildi gerçek sorumlunun mevcut yönetim olduğu ve bu değişimden sonra işlerin düzeleceği algısıyla bende dahil çoğu galatasaray taraftarı fatih terim'e en yakın olan başkan adayı burak elmas'ı destekledi.

    burak elmas başkan seçildi göreve gelir gelmez fatih hoca idmana çıktı. yine bayram havası esiyordu her tarafta, transfer dönemi başladı.

    bu sefer geçen tüm yıllardan farklı bir transfer stratejisi izlenip fatih hocanın yıllardır bahsettiği o gençlik aşısı uygulanıp taraftardan ise 3 yıl süre istendi.

    galatasaray tarihinde 2 yıl başarısız olduktan sonra bırakın 3 yıl istemesini görevde kalması mucize olur, bu nankör dediğiniz galatasaray taraftarı yine hocaya koşulsuz destek verdi. beğenmiyorsa da sustu, köstek değil destek oldu.

    ama gelen transferlere beraber lig başlayınca geçen sezondan kalan sorunlar aynen devam etmeye başladı, yanlış başlanan 11'ler, yapılan değişiklerin takıma yarardan çok yine zarar vermesi, yine ne oynadığı belli olmayan galatasaray falan derken, bu sezonla ilgili de şimdiye kadar elimizde ki tek done lazio maçı kaldı.

    ligde hatay'a son dakika attığı gol olmasa 4 maçtır galip gelemeyen ve en son evinde hocası değişmiş, kadrosunun neredeyse yüzde sekseni gitmiş alanyaspor mağlubiyeti var.

    ama maç sonu açıklamalarında hata kabul eden bir allahın kulu yok, bir maçtan sonra makas açıldı, bir maçta yolun uzunluğu yorgunluğu derken alanyaspor maçından sonra da suçlu taraftar oldu.

    ne istiyorsunuz yani, evet fatih hoca efsanemiz ama ne yaparsa yapsın vardır bir bildiği mi diyelim, bu anlattığım durumlardan sonra eleştirmek çok mu absürt veya nankörlük mü ? galatasaray efsanesine hakaret mi ediyoruz da saygısızlık yapıyoruz ? sadece her medeni vatandaş gibi eleştiriyoruz.

    yani fatih hocayı uefa kupasını aldığı dönemle savunacaksak veya geçmiş başarılarından dolayı günümüzde ki hatalarına susacaksak ne farkımız kalır ki ülkenin mevcut siyasi otoritesinden, zaman geçiyor insanlar yaşlanıyor futbol değişiyor, bende isterim ki fatih hoca ile başarıdan başarıya koşalım ama 2 sezondur aynı hatları ve yanlışları konuşuyorsak orta da değişmeyen yenilenmeyen bir durum var demektir.

    değişmeyen tek değişimdir, sağlıcakla.
  • 32752
    kendisine olan sevgimi kelimelerle ifade etme imkanım yok.

    bir an evvel saplantılarından kurtulması gerekiyor. daha iyi bir vedayı hak ediyor.

    eğer onu sevenlerin eleştirilerine kulaklarını tıkamaya devam ederse ayrılık kaçınılmaz olacak.

    türkiye'nin gelmiş geçmiş en başarılı yerli teknik direktörü.

    edit. kamp kadrosunu görünce artık bir umudum kalmadı.
  • 32754
    cicildau, berkan ve halil'i kamp kadrosuna almayarak neye varmaya çalıştığını anlayamadığım teknik direktör.

    bu üçlünün gereğinden fazla yorulduğunu hepimiz biliyoruz. kamp kadrosuna almamak yerine ilk 11'de değerlendirmemek daha mantıklı bir karar olacakken bıçak gibi tüm olasılıkları kesmiş atmış. maçta istedigimiz şeyler olmaz işler yolunda gitmez ise ne yapacak en ufak bir fikrim yok. 2-0'dan maç 2-2'ye gelirse mesela? veya erken bir gol ile kapanan bir kayseri'ye karşı ne yapacağız.

    işler kötüye gittiğinde kurtarıcı olarak feghouli ve babel'i oyuna alırım diye düşünüyor ise yine kendisini en büyük yanlışın içinde bulacak. ben artık anlayamıyorum ne yapmak istediğini. yabancı teknik direktör olsa diyeceğim kovulmak için yapıyor. gelgelelim tüm yönetim arkasında. bir maçta da stres yaşamayalım. her maçımız sinir harbi.

    (bkz: 22 eylül 2021 kayserispor galatasaray maçı)
  • 32755
    bu sınırların görmüş olduğu en iyi teknik direktör olması, hatta ülke sınırları dışında saygı ile anılması son 3 yıldır formsuz olduğu gerçeğini değiştirmez.
    form geçici klas kalıcıdır lafı terim için de geçerli bence.
    "kafası saha da oldu mu var ya of" diye bir düşünce belirledik şimdi. seven sevmeyen herkes aynı şekilde bunu tekrarlıyor. ben de dahil.
    ancak hocam kafanı sahaya veremiyorsan bir zahmet takımın önünü açıver.
    aslında amacım şu an için kendisini eleştirmek değil. ben ekim ayının sonlarına kadar bakacağım bu takıma. bu takım yeni ve biraz sabır lazım.
    ancak görünen köy uzakta değildir. hoca ne yazık ki bizi tekrara düşürüyor. sadece bizi de değil kendi de tekrara düşüyor.
    babel'i senin getirmen sana eksi yazmaz ancak ısrar etmen yazar. her oyuncu tutacak diye bir kaide kural yok. ancak kötü oyuncuyu (tabi burada kötülük performansa dayalı kötülük) oynatıp oynatmamak senin elinde.
    "-taraftara kulak asmıyorum, ben ders vermem veririm, ıslık atılan oyuncuyu çıkarmam" yani bunlar inat uğrunaysa yazık. hem bize, hem sana, hem de bu takımın giden zamanına yazık.
    totosuyla inatlaşan altına yapar hocam. biz senin toton olamayız ancak altına yapacağını hissedebiliyoruz. sürekli üst üste biniyor her şey ve hoca kontrolü eline alamıyor. takım hep bir kaos içinde. bir bakmışız saha içi kavgası, bir bakmışız sosyal medya üzerinden mesaj vermeler. terim takımlarında olacak işler değil aslında bunlar. en azından biz öyle gördük.
    maç sonları bir demeç veriyor hoca venüs, uranüs, mohammed, aytaç, top toplayıcı çocuk herkes kötü futbol yüzünden suçlu. hem adamları taraftarın önüne atıyor hem de adamları psikolojik olarak zorluyor. kim ister milyonlar önünde yem edilmeyi. hem de camiası tarafından ilah gibi görünün birinin ağzından çıkacak sözlerle.
    sezon başından beri terim'den tek istediğim şey bu sene sonu şampiyonluk dahi gelse artık emekliliğini istemesi ve ne bileyim bir onursal başkan falan olması. dikelim heykelini ali sami yen stadyumuna, önünden atkıyla geçerken gururla bakalım.
    biz fatih terim'i iyi hatırlarız da bizden sonra gelen nesil sıkıntılı hocam. ne seni bilirler ne bizi.
  • 32756
    (bkz: 22 eylül 2021 kayserispor galatasaray maçı)

    kayseri’ye götürdüğü kadro ile anlaşıldı ki yine beni 90 dakika boyunca sinir hastası yapmaya niyetli. tamam rotasyon motasyon anladık da bari en azından kadroya alıp yedekte oturtsaydın be hocam!

    inşallah taraftarla inatlaşmak için babel ve ömer bayram ile maça başlamayı düşünmüyordur.

    ne yapmaya çalışıyor gerçekten anlamıyorum, hayretler içerisindieyim.

    kontrolü tamamen kaybetmiş gibi ve ipleri iyice elinden kaçırmış durumda. kendisi de ne yaptığının pek farkında mı bilmiyorum. öyle görünmüyor çünkü!
  • 32757
    büyük galatasaray tarihinin bayrak isimlerinin son temsilcisi. baba gündüz, metin oktay, fatih terim... bu isimler ardışık bir temas ile birbirlerine galatasaray' ın başarı yolunu açıyor ve kulübün efsaneleri sıralamaları kendilerine ait. fatih hocamın bir görevi de kendinden sonra orada olacak ismin doğru belirlenmesine katkıda bulunmak. bu isim herkesin saygı duyacağı, kulüp ile geçmişi olan, cesur hamlelerden çekinmeyen, bilime açık ve kazanma arzusu çok üst seviyede kısaca genç bir fatih terim istidadı vadeden biri olmalı. hocamıza uzun ve sağlıklı bir ömür dilerim, bir süre sonra çalışma temposunu azaltmak adına üst akıl olarak tamamen kriterler ve liyakat doğrultusunda seçeceği bu isme akıl hocalığı yaparak biraz daha az yorucu bir pozisyonda varolması artık kendisinin de söylemlerinden öngördüğüm kadarıyla çok da uzak olmayan planlarımız arasında olmalıdır. elbette kendisine yakışır şekilde mutlu sonla taçlandırılmış başarılı bir sürecin, alkışların ve güzel bir sportif mirasın ardından. tüm gündemden bağımsız sadece bu güzel hikayenin mutlu sonla tamamlanması adına yazılmış bir entrydi.