• 31356
    benden 10 yaş küçük kardeşim var, sokakta kavga ettiğini görsem haklı mı haksız mı bakmadan ben de dalarım. fatih hoca'ya kendi kardeşime beslediğimden daha yoğun hisler besliyorum. dolayısıyla sözlerini "aslolan gaassaray abi" kisvesine büründürerek; o 'gaassaray'ı soğuk beton yığınlarından 10 yaşında çocukların gönlüne girebilecek sımsıcak bir şeye dönüştüren insanları bozuk para harcar gibi harcayanlardan değilim. yorumcu değilim, kitlelere mâl olma derdim yok. objektif görünme gibi bir hassasiyetim hiç yok. "tarafsız taraftar" olma iddiasını en hafif tabirle komik buluyorum. fikirlerime şahit olanların çokça "romantiksin olum sen" dediği ve sahada top oynayan 22 adamdan 11'ine sırf üstünde taşıdığı formadan ötürü sempati besleyip geriye kalan 11'ine nefrete varan duygular besleyebilmek gibi irrasyonel bir şeyi akılcı bir kalıba sığdırmaya çalışmanın kendisini akılcı bulmayan bir adamım. ve evet, birçoğunuzun "terimsporlu, fatih terim taraftarı, biatçı, aslolan gaassaray'ı anlayamamış nasipsizler, j'accuse kültüründen bihaber ortadoğulular" diye itham ettiği insanlardan biriyim. buradan sonraki satırlar böyle birisinden sadır oluyor, peşinen ifade etmiş olayım.

    bir defa aşağı yukarı 25 yıldır takip ettiğim galatasaray'da örneğine çok az rastladığım bir çıldırmışlık hali gözlemliyorum 3 gündür. başarısızlığın reytingi her zaman başarınınkinden fazla olmuştur ama bu seferki başka. tabloyu bundan belli bir süre sonra bu satırları okuyacaklar için de özetliyorum: kendisinde başkanlık yapacak yüz bulamayan yöneticisine başkan bulabilmek için seçimi erteleyen, hocası mevcut başkanına, mevcut başkanı hocasına kameralar önünde bir dolu laf eden, geçtiğimiz sezonun sonunda ritim yakaladığı kadrosundan önemli parçaları kaybedip yerine de kimseyi koyamayan galatasaray hollanda'nın şampiyonlar ligi'ndeki temsilcilerinden birine deplasmanda berbat bir oyunla, bir sürü bireysel hatayla 5-1 kaybetti. ve takip eden 3 günde makul eleştirilerle hadsiz saldırılar, aşağılık ithamlar, azgın bir kalabalığın üstünde hiç düşünmeden ittifak ettiği ipe sapa gelmez iddialar ve tabii ki insanı aynı tarafta olmaktan utandıran kötü savunmalar birbirine karıştı.

    öncelikle yıllardır birilerinin dilinden düşmeyen "fatih terim eleştirilmiyor" iddiasıyla başlayayım. olduğu konusunda da pek iyi hisler beslememekle birlikte, artık biraz utanmanız varsa bunu dillendirmezsiniz sanırım. amigosu tarafından lig henüz bitmemişken 2 averajla şampiyonluğu kaybettiği sezonda twitter'dan istifaya davet edilen, yukarıda bahsettiğim şartların tam ortasında psv'nin karşısına çıkıp 5 yiyince 3 gün 3 gece ayak tenisinden başka antrenman yaptırmamakla, transfer bilmemekle, transfer komisyonculuğuyla, galatasaray'ın geleceğini tehlikeye atmakla, galatasaray'a ayak bağı olmakla suçlanan, hakkında yapılacak belgesele ortaokul seviyesinde şakalarla isim önerilerinde bulunulan; kadro mühendisliğinden bihaber, çağın gerisinde kalmış bir teknik adam eskisi olarak yaftalanan fatih terim sizin gözünüzde eleştirilmiyorsa eleştiriden ne anladığınızı konuşmamız lazım. bunların bir tık ötesi bayağı ana-avrat sövmek çünkü. anladığınız şey buysa dileyeni çok güzel eleştirebilirim.

    hazır eleştiri demişken şu eleştiri kültüründen nasibini alamamış biatçı fatih terimsporluların sözcülüğünü de -haddim olmayarak- yapayım. arkadaşlar, biz düzenli aralıklarla tapınaklarda maskeli toplantılar düzenleyerek "yine hocayı eleştiren orospu çocukları türemiş" diye planlar yapmıyoruz. içimizden "hoca da şu oyuncu değişikliğinde batırdı" diyen hainleri karahanlı gibi ortamıza alıp "davamıza inançsızlık gösterdin" diye sırtından bıçaklayarak infaz da etmiyoruz. galatasaray iyi olunca mutlu, kötü olunca mutsuz olan, galatasaray sayesinde ve vasıtasıyla bize hayatımızın en mutlu anlarını yaşatan insanlara muhabbet besleyen, onlara saygısızlık yapıldığında rahatsız olan galatasaraylılarız. suret-i haktan görünen ve aslında ne olduğu belli olmayan atatvatbokpüsür tarzı hesaplar dışında hemen hemen hepimiz, sizin görebildiğiniz ve göremediğiniz yanlışları görüyor ve usulünce, üslubunca dile getirmeye, sevdiğimiz insanların onları sevme sebeplerimizi daha da kuvvetlendirmesini sağlamaya çalışıyoruz. zor zamanlarda suskunluk görülebilir bazen bizde, ya aşırı üzüntüdendir ya da sizin irin kusan ağızlarınızdan dökülenlere şahitlik edince öfkeye yenik düşüp başa bela almamak veya ateşe odun taşımamak içindir. "eleştiriyorsun ama böyle tatlı su eleştirileriyle olmaz" diye gelenleriniz de oluyor. galatasaray'ın, mesleğine 50 yıl vermiş ve mesleğindeki rüştünü 7 düvele kaç farklı zaman ve şeraitte ispat etmiş en büyük efsanesine mesleğiyle ilgili eleştiri yaparken sözümüze koyduğumuz temkin payından, takındığımız edepten, o şahsa düşmanlığını her fırsatta kusmak için pusuda bekleyenler istiyor diye vazgeçecek de değiliz.

    yaklaşık 2.5-3 yıldır alttan alttan beslenen, bu 3 günlük çıldırmışlık halinin de etkisiyle katmerlenen bir algıyla devam ediyorum: fatih terim 4. döneminde başarısız. 4 sezonda 2 şampiyonluk alınan, bir sezonda uzun yıllardır bu topraklarda oynanan en dominant oyunla devam ederken pandemi dönüşünde tepetaklak olunan, diğerinde de 2 averajla şampiyonluk kaçırılan bu 3.5 yıllık periyot başarısız. hangi kritere göre?

    galatasaray'ın başarı ortalamasına göreyse istatistikler ortada. "gaassaray bir şekilde şampiyon olur zaten ya" diye küçümsediğimiz lig şampiyonluklarını bir şekilde kazanan gaassaray imajından fatih terim ismini çektiğimizde geriye kalan şeyi görmek için 1996'daki şampiyonluk sayılarına, 96 sonrasında da hocalı ve hocasız dönemlerin mukayesesine bakmak yeterli.

    yok, kötü avrupa performansı ise kriterimiz, yine gidip bi 96-2000 arasına bakabiliriz mesela. ilk sezon avrupa'da zaten yokuz. ikinci sezon şampiyonlar ligi'nde güç bela alınabilen 4 puan, üçüncü sezon iyi başlanan ama sonu yine hüsranla biten cl serüveni. ve dördüncü sezon cl'de ilk 4 maçta 1 puan, son 2 maçta can havliyle alınan uefa bileti... twitter'ı, galatasaray sözlüğü 1999 kasım ayına götürüp aynı kişilere yorum yapma hakkını versek "abi gaassaray lig şampiyonluklarıyla mı yetinecek ya? bu hoca daha ne oynatacağına karar veremedi. üçlü mü oynayacağız, dörtlü mü? saffet akyüz'ü, brezilya köylüsü capone'yi aldıran adamdan ne beklersin? zaten gitti hemşehrisi hasan'a da o kadar parayı verdirtti. geçen spor sayfasında antrenman fotoğrafı gördüm, ortada sıçan oynuyorlar. demek ki idmanlarda da anca oyun oynatıyor bu herif. biz bu adama hagi'yi, taffarel'i, popescu'yu vanspor'u yenelim diye mi verdik" minvalinde cümlelerin kurulduğu fatih terim (278) ifadesini görmeme ihtimalimiz var mıydı? yoktu ve o zaman kulübü yöneten insanlar bu azgın güruhun sözüne itibar etse, bugün bu kulübün kazandığı en büyük başarı da yoktu.

    eğer başarı-başarısızlık kriterimiz, ne olduğu belli olmayan, öznel değerlendirmelere son derece açık "iyi futbol" oynamamamız ise orada da söyleyecek bir-iki kelamım var. 10 galatasaray taraftarına "son 10 senede en iyi top oynadığımız sezon hangisi" diye sorsak dokuzundan ilk söz olarak 2011-12 sezonuyla ilgili övgü duyarız. o sezon kafamızda yer eden pres oyunu oynayan 4-4-2'nin yerleşip kökleşmesi 12. hafta sivasspor maçı. 4 maçta 5 puan alabildiğimiz bir ocak ayı buhranı var, etti 15 maç. süper finalin son 3 maçının ikisi kötü, şampiyonluğun geldiği fenerbahçe maçı da o sezonki kimlikten uzak. hepsini derleyip toplayınca 40 maç süren bir sezonun 17-18 maçı neredeyse "iyi oyun" diye değerlendirdiğimiz kıstastan uzakta. bu örneği, iyi futbol dediğimiz şeyin tüm sezona yayılmış olmasını beklemenin hata olduğunu, 'iyi takım'ın tüm maçlarını iyi oynayan takım değil, sezonun ana gövdesine planlı ve tekrar edilebilir bir oyun ortaya koyan takım olduğunu anlatabilmek için veriyorum. ve bu bağlamda, 2017-18'in ikinci yarısında n'diaye'nin satışı ve fernando'nun sakatlığı döneminde eldeki malzemeyle pragmatik ve gayet iyi futbol oynadığımızı, 2018-19'un ikinci bölümünde şampiyonluğu ilan ettiren ve 13 galibiyet 4 beraberlik alınan 17 maçlık periyotta, 19-20'de pandemi kesene kadarki o muhteşem seride, 20-21'de sezon başlangıcında, ocak-şubat döneminde yakaladığımız seride ve sezon sonunda gayet "iyi" olarak nitelenebilecek oyunlar oynadığımızı düşünüyorum. tüm bu bahsettiğim iyi sekanslar hoca'nın bizi alıştırdığı standartların altında olabilir ama bunun da dile getirilme yöntemi yangınlar çıkarmak olmamalı.

    hoca'yı bu 3.5 sezonun kötü diyeceğimiz yanlarından tamamen münezzeh tutuyor değilim. duygusallıkla, henüz vakti gelmemiş hayallerin verdiği aceleciliklerle, inat sınırına yaklaşan idealistliğiyle, dışarıdaki düşmanla uğraşmanın en iyi yönteminin içeriye dönüp en iyi bildiği işi yapmak olduğu noktasını es geçerek yaptığı bir dolu hata vardır elbette. ama bütün bu konularda saldıranlar öyle saldırıyor ki savunasım, savunanlar öyle savunuyor ki eleştiresim geliyor. kimilerinin çizmeye çalıştığı; her kusurdan ırak, iyi ne varsa yapan, kötü ne varsa onun dışında gelişen fatih terim imajı tabii ki benim için de rahatsız edici. ama doğrusuyla yanlışıyla bir çuvala atılıp "eleştireceksen böyle, savunacaksan şöyle" diye sunulan paket programları kabul etmek zorunda da değilim. hoca'nın oynatmaya karar verdiği oyunu sevmiyorum, maç içi diziliş değişikliklerinde fevri davrandığını düşünüyorum, makamından daha büyük isme sahip olmasından ötürü edindiği hasımlarıyla kavgasının makamının gereklerini yaparken verimliliğini düşürdüğünü gözlemliyorum. avrupa'da makasın açıldığı söyleminden korkunç rahatsızım, hiç yakıştıramıyorum. ama tüm bunları görüyor olmam bu adamın 3.5 yıldır 3 kişiyle yönetilen, finansal fair play çerçevesinin dışına çıkamayan bir kulüpte, "transfer konusunda fikir ayrılığı yaşıyoruz" dedi diye başkanı tarafından "burası felsefe külübü değil, fikir ayrılığı olursa yol ayrılığı olur" diye tehdit edilen, satılmasını istemediği oyuncular zaman zaman satılan, alınmasını istediği oyuncular zaman zaman alınmayan bir konumda çalıştığını da görmeme engel olmuyor. evet, fatih terim aciz, edilgen bir figür değil. ama karizmasının bize hissettirdiği kadar muktedir bir figür hiç değil.

    bu 3.5 senede hoca'yı -haklı olarak- en çok eleştirdiğimiz konu 2019 yazında n'zonzi'li, babel'li, emre mor'lu kadro planlamasıydı. onda da adam daha kasım 2019'da hatasını kabul etti ve "futbolcuların geçmişine değil geleceğine yatırım yapmalıyız" dedi. finansal fair play şartlarından ötürü kiralama formüllerine gitme zorunluluğunu, o yaz zaten takımda bulunan luyindama haricinde kimseye bonservis verilemediğini falan da es geçiyorum. hatasını 3 ay geçmeden kabul edip sonrasında da o doğrultuda hareket etmiş, bir sonraki sezona (2020-21) en kritik mevkilerini devşirme oyuncularla doldurmak zorunda kalmış, taraftarın hayal bile kuramadığı ortamda sezonun ilk maçından önce yaptığı "galatasaray her şartta yarışır, pes edecek değiliz" minvalindeki demeciyle kafayı kaldırtmış, devre arasında kahir ekseriyeti geleceğe matuf hamleler yaptırmış ve günün sonunda da 2 averajla şampiyonluk kaybetmiş adamı dönüp dönüp "babel, n'zonzi, seri, kadro mühendisliği" diye vurmanın neresinde insaf var? ve sizin, size en büyük mutlulukları yaşatan efsanenize tanıdığınız kredi, dördüncüsünü kazanacağınızdan emin olduğunuz 3 maçlık kötü periyotta "toparlar imparator be, beton yetmez" diyerek retivit-fav kovalamaktan mı ibaret?

    galatasaray'dan bağımsız ya da galatasaray'a rağmen fatih terim o koltukta otursun gibi bir derdim vallahi yok, billahi yok. hatta bu tahammülsüzlüğü, hadsizliği ve edepsizliği gördükçe hatıralarımızda müstesna yere sahip kimsenin bu kulüpte görev almasını istememeye başlıyorum. yine canım yanar ama hagi'ye, fatih hoca'ya söylendiğindeki kadar değil. ama galatasaray'ın, bırakın başarıyı başarısızlığı, var olma-yok olma mücadelesinin içinde olduğu, bir yeniden yapılanmaya, komple silkinip ayağa kalkmaya mecbur olduğu günlerde, böyle büyük bir tecrübeden ve yetenekten mahrum kalmanın ahmaklık olacağını düşünüyorum. galatasaray'ın iyiliğini benim düşündüğümden daha fazla düşündüğünden, hata yaptığında sen ben kızmadan önce en sert şekilde kendisine kızdığından emin olduğum, "bir kez bile yan yana gelmeden onu çok iyi tanıdığım" birinin orada olmasının verdiği güven hissinden mahrum kalmak istemiyorum.

    haddinden fazla uzayan sözü tamamlamadan manchester city twitter hesabından yayınlanan antrenman fotoğraflarındaki skandaldan da bahsetmek istiyorum. fıskiyelerle oynayan futbolcular, topun üzerine oturmuş yeni transfer scott carson, türlü şaklabanlıklar... bu guardiola ya idmanları boş geçen beden dersi tarzında geçiştiriyor ya da çok değerli manchester city taraftarlarına "bakın biz çok çalışıyoruz" mesajı vermesi gerektiğini bilmiyor. o bütçelere cl'yi de alamadı zaten, torunu yoktur da gitsin yeğen falan sevsin.

    söz buraya kadardı. başlarken hiç iyi hissetmediğim, bitirirken kötü hislerimin dağıldığını fark ettiğim bu uzunca yazının ardından insanın kendini ifade edebilmesinin ne büyük nimet olduğunu bir kez daha anlıyorum. umarım ifade etmek isteyen ve edemeyen başkalarına da tercüman olabilmişimdir.

    inanıyoruz, güveniyoruz, yanındayız. her zaman...
  • 31358
    başarısız olduğu için değil takımı çalıştırmayarak, sistemsiz şekilde oynatarak, arda, emre akbaba gibi futbolculara hak etmedikleri halde forma ve yeni sözleşme vererek başarısız olduğu için eleştirilen hoca.
    fatih terim galatasaray tarihinin en önemli figürlerinden biri. ismi galatasaray olan sözlükte savunulması kadar normal bir şey yok. ama haklı eleştiriler yapan kişilere de galatasaray düşmanı gibi davranmaya da gerek yok.
  • 31360
    arda'yı hala oynatıyor çünkü orta sahada, dün gelen kaplardan önce, oynatabileceği oyuncular şunlardı:

    -aytaç
    -taylan (yeni ameliyat oldu)
    -emre kılınç
    -atalay babacan
    -emre akbaba
    -arda
    -ömer bayram (sol bek oynadı)

    başka yok. orta sahada minimum 3 oyuncu oynatmanız gerek. elinde daha iyisi olsa daha iyisini oynatırdı. herkes için çok kolay arda'yı, babel'i, akbaba'yı, soso'yu direkt kadro dışı bırakmak. hemen bırakalım. ee? geçen yıl 40 üstü maç oynadık. bu sezon da farklı olmayacak.

    bi transfer yapalım diye göbeğimiz çatlıyor. 2 yıl önce sezon başı elinde futbolcu olmadığı için denizlispor maçı'nda seri kırmızı gördükten sonra selçuk'u almıştı yedekten. burada gelip millet hala evlatçı, hala selçuk'tan medet umuyor falan demişti. sonrasında lemina ve nzonzi takıma katıldı, selçuk bir daha forma yüzü göremedi.

    elimizdeki futbolcular bunlar arkadaşım, neyini anlamıyorsunuz? hemen vazgeçsin desen takımın yarısını sayarsın vazgeçilecek oyuncu olarak. ama paramız yok. transfer yapamıyoruz. elimizdekini kullanmaktan başka çaremiz yok. neyini anlamıyorsunuz şunun cidden?

    edit: 4staredgala uyardı. akbaba da covidmiş, haberim yoktu.

    ayrıca arda'yı getirmesini büyük çoğunluk istemedi evet, ben de istemedim. entry geçmişine bakabilirsiniz. arda'yı getirmesinin başka sebebi var. hoca arda'ya inandı, ve futbolcu olarak değil, teknik ekip olarak muhtemelen arda'nın galatasaray'daki misyonunun bitmediğini düşünüyor. sen düşünmüyor olabilirsin. herkes senin gibi düşünmek zorunda değil.

    kim ne derse desin, arda simeone, fatih terim gibi büyük teknik adamlarla çalışmış, barcelona'da, hem de barcelona'nın dünyanın tepesinde olduğu dönemde oynamış bir isim. teknik yeterlilik sağlarsa galatasaray'a daha büyük hizmetler verebilir. daha önce şunları yazmıştım arda ile ilgili, buradaki videoyu izleyebilirsiniz:

    https://gss.gs/3091118
  • 31361
    başarısız olmayan teknik direktör. kötü futbol oynattığı için eleştirebilirsiniz veya antrenman şekillerini de eleştirebilirsiniz ama başarısız olduğu için eleştirmek saçma olur.. bence elindeki malzemeye göre iyi iş çıkartıyor. geçen sezon başında transfer yapmadan takımı averaj farkıyla ikinci yaptı. psv maçında çıkan kadro da değil psv'yi deplasmanda yenmek ligdeki herhangi bir takımı deplasmanda yenemez.
  • 31363
    galatasaray'ın mevcut durumunda büyük sorumluluğu olan teknik adam. eleştirilmesi de epey doğaldır. yalnız şu komik geliyor; 2 buçuk ay önce ghezzal göztepe karşısında penaltıyı kaçırsa ve şampiyon olsak şu an fatih hoca'ya şu an yapılanın 10'da biri eleştiri yapılmayacaktı. fatih terim eleştirilebilir elbette ama bugün düşmanlık eder gibi öfke dolu yazılar okuyorum, bunları yazanların birçoğu o gün şampiyonluk alınsa hocammm yazıyo olurdu hala. şampiyonluk gelince hocanın eleştirilmemesi rasyonel olmadığı gibi bugün yazılanların çoğu da rasyonel değil. akıl ve mantık çerçevesinde hiçbir şey tartışılamıyor yine ülkede.
  • 31365
    burak elmas ile olan ilişkisi ve aralarında bahsettikleri projenin gidişatını düşünürsek, eğer bu proje konusunda ciddilerse gayet de sözleşmesini çatur çutur tamamlayabilecek olan teknik direktör. dikkatinizi çekerim, planlamadan bahsediyorum fakat galatasaray sözlük'te karşıtlık denince direkt haddinizi bilin falan yazmak isteyenler kaynadığı için olayın ana örgüsünü pek düşünmeyenler olabiliyor. :(

    kimse, galatasaray fatih terim'in malı demedi. lütfen her şeyi kendi anlamak istediğiniz yoldan anlamayın. ayrıca burada kimse kimseye haddini de bildiremez. :( <3

    3 yıllık planlama aşamasında, benim merak ettiğim kendisinin onay verdiği sacha boey transferimizin ne kadar etkili olabileceği. zira şahsen tek bir dakika bile izlemişliğim yok. bana göre bek konusunda avrupa'yı düşünürsek iyi bir hamle yapmak mecburiyetindeyiz ama türkiye ligi'ni düşündüğümüzde yedlin-x kişisi bir şekilde sağ beki idare edebilir gibi.

    başkan ile birlikte çizdikleri yolun nasıl gideceğini merakla bekliyorum.
  • 31366
    ben hala ve hala kendisini oynanan oyun yüzünden eleştirecek bir kadro göremiyorum.

    3 senedir burda her hafta kafro kalitesizliğinden bahsediyorum. anlatmaya çalışıyorum, dilim döndüğünce. her seferinde de sonu şöyle bitiyor; bu takımın başarılı olma şansı yok! hem de bunu fatih terim'e rağmen söylüyorum çünkü en azılı fatih terin düşmanının kafasında bile "lan acaba?" fikri var. ben de yok. ben fatih terim'in de bu kadroyu başarıya götüremeyeceğini iddaa ettim ve hiç de haksız çıkmadım.

    ben fatih hocayı kurduğu kadrolarla eleştiriyorum. 3 senedir stabil, mobil olmayan, temposuz, dinamik olmayan, mücadele gücünden eksik kadrolarl oynamamızı eleştiriyorum. evet paramız yok, bonservis veremiyoruz ama gidip etebo alacağıma gidip sadece hayvan gibi mücadele eden alırdım. gidip yedlin'i alacağıma, savunması kemik gibi sağ bek bulurdum. isterse topa vurmasını bilmesin! vs vs işte, benim derdim tamamen buydu. takımı mücadeleden eksik bırakmasıydı. ve bunun idmanla yakından uzaktan alakası yok. feghouli'ye, babel'e, arda'ya, akbaba'ya, kılınç'a idmanla mücadele gücü kazandırmazsın, pres gücü yaratamazsın, tempo yakalatamazsın. bu işler bu kadar kolay olsa, dünyada yetenekli her oyunu birer kante' ye de dönüşürdü aynı zamanda. 37373838 defa tekrarladım. bu takım koşmuyor kardeşim, koşamıyor. bu görüntüden uzaklaşamadığımz sürece de başımızda kimin olduğu hiç farketmiyor.

    bize önce eleştirebileceğimiz bir kadro lazım. solda ömer, sağda sekidika, savunmada alpaslan, ortada aytaç, kenarda kerem, arda, emre falan oynarken bir takımı "yav acaba niye kötü oynuyorlar" diye eleştirmek abesle iştigaldir.

    fatih hoca kadro mühendisliği konusunda yardım almalıdır. elimizde iyi bir kadro varken, fatih hocadan başka birini takımın başında görmek istemem. daha iyisini de bulamayız zaten. o yüzden kulübün aklını başına alması lazım. başkandan hocaya, herkesin gerekli profesyonel yardımı alması şart. eksiksiz bir kadro kurmak gerekiyor artık.
  • 31367
    şapkasını önüne koyup düşünmesi gereken efsane. yıllardır takımın basindasin. 3 yıl verin sonra görüşelim söylemi son derece boş. bana hedef 2023, 2071 bilmem ne gibi söylemleri hatırlattı açıkçası.

    bir hocaya üç yıl elbette verilebilir, ama bu kişi fatih terim olmamalı, sonucta dün başlamadı bu adam. aklı başında her taraftar artık avrupa maçlarından çekinir oldu. içimden psv bize dört atar diye geçiriyordum yemin ederim, adamlar beş atti dört de degil. üstün futbol bilgimden yapmadım o yorumu, tek bildiğim adamların hızlı oynayadigi, hızlı olan her takımin da içimizden geçtigi kaç senedir...

    şampiyon olmak önemli değil. önemli olan ortaya karakterli oyun koymak. kaç senedir avrupa'da tokat manyağı oldu koca kulüp. onlarca maç oynamisiz, 2-3 maç ya var ya yok top oynadığımız.

    artık ekibini mi geliştirir kendini mi bilmem ama en azindan orta sınıf avrupa takımlarıyla rekabet edebilir hale getirmeli bu takımı. kimse galatasaray'dan büyük değil, hocanın böyle bir iddiası olmayabilir ama kendisine tapan kesimin bunu anlaması lazım.
  • 31368
    daha lig başlamadan galatasaray taraftarının %90’ının hevesini kırmış hoca. hadi taraftar neyse de galatasaray futbol takımının da vücut dili hiç güzel görünmüyor. psv maçı sonrası açıklamasında da hepimizle dalga geçti resmen, kendi kurduğu takımı eleverdi. keşke birileri ne yapıyorsun hocam, ne anlatıyorsun diyebilse, ama adamda ego öyle tavan ki, bu cümleleri kurabilecek kimseyi yanında barındırmıyor. keşke bırakıp gitsen hoca, ne sende ne takımında ne de bizde en ufak heyecan bırakmadın.
  • 31369
    3 yıla ihtiyacı olduğu cümlesini;

    a) bugün tv yi kapatın 3 sene sonra açın.
    b) bugünden itibaren üstüne koya koya yeni bir yapılanmaya gidiyoruz ve 3 sene sonunda bambaşka şeyler konuşacağız.

    şahsen değerlendirmemi b şıkkına göre yapıyorum aksini düşünmek bilmiyorum bana rasyonel gelmiyor. sen zaten bir şekilde ligde şampiyonluk alıyorsun neden bunun için 3 sene istesin bu adam? sen bir hafta önce transferi bitirsen ve yüksek maliyetli yapsan psv maçı 5-1 değil 4-1 olacaktı belki. fakat üzgünüm bu ülkede sistemsizlik bir sistemdir. sen çekirdekten disiplinli yetişen bir takım dolusu adam ile çok fazla mücadele edemiyorsun işte. bu bir senede değişecek şey de değil.

    3.5 senede neden yapmadı deniyor fakat şu 3.5 seneyi ele aldığımızda, usulsüzlükler, formsuzluklar, sakatlıklar, yanlış transferler, transferlerin yetişmeyişi, yanlış tercihler. bu komple bir yapının problemiydi. biri bir şey yazdığında bir üstüne abartma isteği ile bambaşka noktalara gidiyor konu. resmen kartopu efekti. terim'i sevmezsiniz eyvallah fakat saygısızlığında lüzumu yok arkadaşlar rica ediyorum.
  • 31370
    sezona 5 yiyerek ve bunun hesabını vermeyerek başlayan hoca.

    mesela ben çalıştığım kurumda herhangi bir işi beceremesem sayfalarca rapor isterler. peki burak elmas psv maçı sonrası fatih terim’den bununla ilgili rapor istedi mi mağlubiyetin nedenleri adı başlığı altında?

    kadromuz psv’den kötü değil, ama biz sanki karşımızda chelsea, city, b.münih falan varmış gibi hissettik. yapılan transferlerle kimse uçacağız, kaçacağız zannetmesin, olacak olanı söyleyeyim ben size. ocak’a kadar kör topal gideriz, devre arası bi o kadar transfer daha yaparız. sezonu da 9 mağlubiyet, 8 beraberlikle falan 5. bitiririz.
  • 31371
    hocam,

    seni babam gibi severim, babamı çok uzun zaman önce kaybettim ama galatasaray'ın aldığı her galibiyette günüm güzelleşir, bir çocuğun babasına hayran hayran baktığı gibi takımıma bakarım.

    yapma hocam, yapma.

    ben de biliyorum avrupa futbolunun kalitesi, türk futbolunun kalitesinin bir tık belki de bir kaç tık daha üstte. psv ile olan maçta ben %49 gs - % 51 psv dedim zaten.

    ama hocam 3 lü defans nedir? yenilelim gram üzülmem ama başa baş mücadele edelim veya musleramız hata yapsın öyle yenilelim fakat 3 adım ileriye pas atamamazlık yüzünden yenilmeyelim, almanya otobanı gibi olan sağ ve sol kanadımızdan gol yemeyelim. mücadele edelim hocam, 5-1 yenilebiliriz ama kora kor mücadele yaparız öyle yeniliriz hocam.

    psv bizim maçtan 2 gün sonra tekrar hazırlık maçı yapıyor hocam, biz ne yapıyoruz?

    ya allah aşkına lütfen kendine gel, şampiyonlar ligi bizi asıl hedefimiz, oradan gelecek olan giriş ücreti bile çok rahatlatacaktı bizi, biliyorum 5-1'den dönüş olur ama %5 ihtimal verebiliyorum ben hocam.

    çok beğendiğim hansi flick ne demiş?

    - nasıl antreman yaparsan, öyle oynarsın.

    yapma hocam, yapma. geçtiğimiz yıllarda devre arası transferi dedin, sene sonu dedin, dedin, dedin, dedin.. şöyle inanılmaz oyunu beğendiğim maçlar iki elin parmaklarını geçmez.

    lütfen hocam, evlatçılıktan ve (üzerine çok oynanmamış) deneylerinden vazgeç.