• 28989
    galatasaray'in futbol aklidir.

    ancak mostafa mohamed ahmed transferi icin yonetime tesekkur edemeyen taraftarlarimizin burada fatih hocaya bu transfer icin tesekkur etmesi cok ilginc bir tesaduf olmus. cunku ayni taraftarlar mbaye diagne transferini de fatih hoca istemesine ragmen yonetiminin basarisizligi olarak gormektedirler.

    bence her iki transfer de basarilidir. mbaye diagne gelip 8 puan farktan sampiyon olmamiza vesile olmustur. mostafa mohammed de ayaginin tozuyla 5 gol atmistir ve insallah sene sonunda sampiyonluga da getirecektir.
  • 28990
    sahadaki takımın performansını 2011-12 ve 2012-13 sezonları performansına çekmesini umduğum hocamız. bunun için muslera, marcao, gedson, onyekuru, mostafa iskeleti gayet uygun profilde oyunculardan oluşuyor. babel-feg-belhanda üçlüsünden kurtulup yazın daha dinamik ve başarıya aç oyuncularla kadro takviyesi yapılıp sağlam bir yaz kampı yapılırsa eylül'deki avrupa maçlarını izlerken kanser olmayız.

    senelerdir avrupa'da çok silik oynuyoruz... en azından orta seviyedeki takımlara karşı iç sahada dominant bir oyun oynamamız gerekiyor. benim hocadan beklentim bu.
  • 28991
    kendisinin hoca olduğu yerde asla yeniçeriliğe izin vermeyen imparator.

    futbolcuları bir yana koydum insanların büyük bir bölümü koyduğu kaba göre şekillenir, ustasına göre performans sağlar.

    kendi lise hayatım geliyor aklıma. tek ilgi duyduğum ders tarih olduğu için ordan yola çıkıcam. 10.sınıfta tarih dersimize seval hoca giriyordu. kendisi sert, dominant, bilgili bir kadındı. yeri geldiğinde beni ve arkadaşlarımdan gram haz etmeyen okul idaresine karşı bizi koruyacak kadar adaletli bir kadındı. tarihi sevmeyen öğrencilere bile dersi pür dikkat dinletecek kadar iyi bir hocaydı. laubaliliği sevmezdi. kendisini fatih terim’e benzetiyorum. ikisi de bilgi, disiplin ve anaçlığı birleştirip alanlarında başarı sağlayan insanlar. kendiside hasta bir galatasaraylıydı. kendisiyle çok galatasaray muhabbeti yapmışızdır. okuyorsanız çok hürmetler hocam.

    11.sınıfta alan seçiminde sınıfın dağılmasına rağmen yine çoğu arkadaşımla aynı sınıftaydım. yine tarih hocamız sevgili engin hocamızı anıcam. dünyanın en tatlı, en sakin, en relax hocasıydı. okulun en sevilen hocalarından biriydi. ama otorite kuramıyordu belkide kurmak istemiyordu. arkadaşlarım dersinde genelde ya uyurlardı ya telefonla oynarlardı. ama asla engin hoca gibi birine saygısızlık yapmak istemedikleri için derste kıllatmazlardı. çok hatırlıyorum sadece engin hoca ve benim ders işleyip geri kalanın dinlemediği. 25 dakika ders işlerdi ama öyle bir anlatırdı ki hayatım boyunca yakaladığım en yüksek ortalamayı o sene yakaladım. kalan 15 dakika ikimiz karşılıklı oturup galatasaray muhabbeti yapardık. belhanda’yı sevmezdi canım hocam...
    uzun lafın kısası kendisini sergen yalçın’a benzetiyorum. kendisine odaklananlardan maksimum verimi alırdı. sınav haftası yaklaşınca sert olmayan naif bir konuşma yapardı en azından bu hafta biraz odaklanın diye. kendisine de çok hürmetler okuyorsa.

    ve geldim 12.sınıfa. sınıf öğretmenimiz olan, aynı zamanda tarihçi olan ismini vermek bile istemediğim kadın hocamıza. lise hayatım boyunca tarihten en düşük ortalama getirdiğim sene. bizi öğretmenler odasından ve idareden çok duyduğu için direkt üzerimizde otorite kurmaya çalıştı ama tam aksine antipati kazandı. sebepsiz yere yakın arkadaşlarımızdan birini disipline verdi. arkasında bizden haz etmeyen idare hazırda bekliyordu zaten. iyice kurulduk zaten anlattığı dersi dinlemeye çalışsak bile zaten zayıf olduğu için bir şey anlamıyorduk. dönem ortalarına geldiğimizde okul idaresi “zaten sınava girecekler, mezun olup kurtulucaz salalım bunları” diyip bizle uğraşmayı bıraktılar. bizde bunun farkında olup bu hocamıza mobbing uygulamaya başladık. belki yaptığımız yanlıştı ama o da çok doğru bir insan değildi. suratına karşı taklidini yapıp, dersi elimizden geldiğince kıllatırdık. kadını bıktırıp kendi çapımızda intikamı almıştık. bu hocamızı da erol bulut’a benzetiyorum. arkasındaki yönetim gücüne dayanarak kurmaya çalıştığı otorite patladı . bilgi eksikliği de ikisinin ortak yönlerinden biri.

    uzun lafın kısası bu tür olaylar hayatın her alanında oluyor. caner erkin’den nefret etsek de şuan bizim canımız ciğerimiz arda turan da yeniçerilikte bir markaydı. meydanı boş bulduğunda istediği gibi at koşturabilecek biri. ama bizim en büyük şansımız yeri geldiğince otoriter, yeri geldiğinde anaç olan bilgisine, geçmişine, başarılarına saygı duyduran imparatorumuz. fatih hoca, seval hoca gibi insanların yönettiği yerlerde başarı her zaman gelir. liderlik doğuştan gelir, sonradan kazanılmaz.
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!