• 24775
    galatasaray futbol takımı'nın özellikle son iki senedir ligin ikinci yarısında toparlanmasını olayını, şu "ocak ayını bekleyin" meselesini fatih terim'in bilerek ve isteyerek planladığını düşünüyorum. geçen gün alanyaspor maçını izlerken aklıma geldi, takımın baskısını ve gücünü görünce, bu "ocak ayını bekleyin" mevzusu üzerine bir şeyler karalamak istedim. bu sürecin fatih terim tarafından çok dahice planlandığını düşünüyorum. şöyle ki;

    öncelikle hoca ffp'den dolayı mali sıkıntıların ciddiyetinin farkında. takımının yaşlı ve başarıya doymuş oyunculardan kurulu olduğunun da. hoca, kadrosunu, kaliteyi de koruyarak gençleştirmenin çok maliyetli olacağını ve bunun bir iki transfer döneminde aşılamayacağını biliyor. bu yüzden, yaşlı ve başarıya doymuş takımına sezon başı kamplarında aşırı kondisyon yüklemiyor ve takımın enerjisini ilk yarı tüketmek istemiyor. eğer bunu yapar ve ligin ilk maçından itibaren takım kondisyon olarak tam kapasite ile oynarsa yaşlı ve doymuş kadronun ligi sonuna kadar götüremeyeceğini biliyor. biraz açmak gerekirse;

    galatasaray futbol takımı, yaşlı bir takım. özellikle geçen iki sezon ve bu sezon başlangıcına baktığınızda kariyerli ve futbol hayatlarının sonlarına yaklaşmış oyunculardan kurulu olduğu görülüyor. yaşlı ve doymuş haliyle enerjisini sezona yayabilecek bir takım değil. ayrıca mevcut kadro son iki sezondur ligi şampiyon bitiriyor. dolayısıyla bu takımı sezon başı motive etmek zaten yeterince zor. hoca bir de bunun üstüne, takımın enerjisini sezona yaymaya çalışırsa, ligin ortalarında fizik kondisyon problemleri ve yorgunluk yaşayacaklarını, bu takımı şampiyonluk için motive etmenin, konsantrasyon sağlamanın imkansız olduğunu düşünüyor. bundan daha önemlisi, ligin ikinci yarılarındaki maçların telafisi yok ve şampiyonu bu maçlar belirliyor. yani ilk yarı bir seri yakalasanız da sezon sonuna doğru kritik maçları kaybettiğinizde bir anda kendinizi yarış dışı buluyorsunuz. o yüzden fatih terim, ikinci yarı güçlü, enerjik ve şampiyonluğa konsantre bir takım yaratabilmek için, ilk yarıyı feda ediyor. yaşayabileceği kayıpları, kötü futbolu ve taraftar tepkisini göze alıyor. mevcut mali şartlarda bu bence alınabilecek bir risk. çünkü diğer senaryoda sezonu bu kadroyla şampiyon tamamlama ihtimaliniz çok daha düşük.

    hocanın tüm bu süreci planladığını ve ilk yarı oynanan kötü futbolun hoca için asla sürpriz olmadığını düşünüyorum. o yüzden sürekli elindeki kadronun yetersizliğinden bahsederek ocak ayını işaret ediyor, kendinden emin şekilde "sabredin, ocak'tan sonra iyi bir galatasaray göreceksiniz" sözünü veriyor. iyi bir takım izleteceğinden ve zirve yarışı içinde kalacağından çok emin çünkü zaten -bence- tüm bunları, bu süreci kendisi planlıyor.

    bunlar dışında, zaten sürekli olarak kaos içinde yaşayan bir ülke olduğumuz için, ikinci yarı başladığında mutlaka takımlar arasında müthiş bir kutuplaşma yaşanıyor ve hoca, takımı, "bizi engellemeye çalışyorlar" gibi -haklı- argümanlarla; zamanı ve ayarı çok yerinde nokta açıklamalarla daha da motive ediyor. rakiplere ikinci yarı performansı ve geçmiş başarıları ile "galatasaray yine şampiyon olacak" korkusu yaşatıyor. ayrıca gücünü, enerjisini ikinci yarıya saklayan ve ikinci yarı yükselişe geçen takıma, ilk yarı yeterince puan kaybı yaşadıklarını, zirveden uzaklaştıklarını anlatmak ve dolayısıyla şampiyonluk için kalan maçları kazanmak zorunda oldukları motivasyonunu aşılamak çok daha kolay oluyor. hatta bir bakıma "sezon boyunca size güvendim, krediniz tükendi, puan kaybetme lüksünüz kalmadı" mesajıyla takımı kalan maçlara konsantre olmaya mecbur bırakıyor ve enerjisini yitirmemiş, diri olan bir takım bunu yapmakta zorlanmıyor.

    tabii ki ligimizdeki büyük takımlar ilk yarıyı sivas gibi, geçen seneki başakşehir gibi bir farkla kapatsalar bu planın sonuç vermeme ihtimali de yüksek. hoca'nın, daha doğrusu galatasaray'ın şansı, ffp sıkıntısını yaşadığı süreçte diğer büyük takımların da çok ciddi mali problemlerle uğraşması. işte tüm büyük takımların ciddi sıkıntılarla uğraştığı bu dönemde, hoca çok ciddi bir fark yaratıyor. bu yüzden galatasaray'ın başında şu dönemlerde hoca yerine başka bir teknik direktör olsaydı, asla şampiyon olamazdık.

    sonuç olarak, hoca'nın "ocak ayını bekleyin" sözü asla sadece yapılacak transferleri işaret edecek kadar basit bir olay değil. bu, yılların tecrübesi ve türkiye'yi, süper ligi çok iyi analiz etmiş olmanın sonucu çok iyi planlanmış bir süreç. üzerine biraz düşündüğünüzde, hoca'ya hayranlığınız ister istemez bir kat daha artıyor. gerçekten büyük bir tecrübe ve zeka ürünü. bir gün hoca'yla karşılaşsam tüm bu süreci tam olarak böyle planlayıp planlamadığını sorardım. ben öyle olduğunu düşünüyorum.

    fatih terim gibi bir efsaneye sahip olduğumuz için çok şanslıyız, iyi ki bizimlesin hocam.
  • 24776
    ömer bayram ile aralarında iyi bir ilişki olduğu için ve ömer bayram'ın espri kaldırabilecek bir kişi olduğunu bildiği için "ömer, pardon beşinciyi(adamı) koyamadım." şakasını yapmış teknik direktörümüz. galatasaray futbol takımı bir beyaz yakalı ofisi olmadığı için antrenörlerin ya da takım arkadaşlarının bu tarz esprileri rahatlıkla yapabilmesi çok doğal.
  • 24777
    burda mı okumuştum yoksa başka bi' yerde mi denk gelmiştim bilemiyorum ama. alex ferguson bir çok kişinin olduğu gibi fatih terim'in akıl hocalarından biri olduğunu okuduğum yazıda anlamıştım. olay ise tamamen şuydu;
    -ilk yarı işler istendiği gibi gitmese de söylemlerinde ferguson hep ikinci yarıyı gösterir böylelikle hem futbolcularının zihinsel olarak işin bitmediği mesajı verip hem de rakiplerine psikolojik baskı yaratmaya çalışırmış. bunu kitabında yazmış. fatih hoca'da bunu yaparak geçen sene de olduğu gibi sadece tribün faktöründen değil abdullah avcı'ya psikolojik bir duello başlatmış. ve bundan galip gelmişti. bu sene ki söylemlerinde de aynısını görüyoruz. bakalım n'asıl sonuçlanacak göreceğiz:)
  • 24778
    bu gece rüyamda gördüğüm aslan hocam.
    yaz mı kış mı bilmiyorum rüyada ama bizim hazırlık maçımız vardı.
    sonra bir anda hocayla karşılaştım. ama nerede karşılaştığımız da belli değil:)
    bana, "maçı birlikte izleyelim istersen." dedi.
    ben de, "tabii ki hocam." dedim.
    sonra hoca televizyonu açtı, 4 5 tane kumanda aldı eline.
    birkaç dakika televizyona ayarladı.
    sonra bizim maçı açtı.
    ben, "hocam siz neden takımın başında değil de buradan izliyorsunuz maçı?" diye sordum.
    fatih hoca da "bugünlük böyle osun, whatsappla falan hallederiz." dedi.
    maç kadrosunda elmander de vardı.
    "hocam iyiki tekrar çağırmışsınız elmander'i." dedim.
    hoca, "dört buçuk yıl kadar daha bizimle olacak." dedi ve uyandım.
  • 24780
    'ligin ilk yarısını rölantide geçiriyor ki yaşlı olan takımı ikinci yarıda toparlansın' tezini kabullenemiyorum.

    -sezon başında falcao transferini düşünmek yerine diagne'yi hem mental hem de fiziksel olarak hazırlasaydı,
    -nagatomo yerine saracchi gibi bir genci buldursaydı,
    -mariano ve linnes'i dönüşümlü kullanıp, mariano'ya aşırı yük bindirmeseydi,
    -nzonzi'nin 'yavaş' olan takıma uymayacağını öngörüp, lemina'nın yanına ya n'diaye'yi ya da fernando'yu monte etseydi,
    -belhanda'yı sattırıp yerine genç ve ısıran bir oyuncu isteseydi,
    -babel ve seri'yi veto edip onyekuru'da ısrar etseydi (hoş, monaco yine bonservisini alırdı, biz de monaco'ya kiralama ücreti verirdik),

    en azından ekonomimizi düzeltmek adına kulübe şampiyonlar liginden daha yüksek meblağlar kazandırabilirdi.

    umuyorum bu sezon ligde ipi biz göğüsleriz, ve bir daha aynı hataları tekrarlamayız.