• 23047
    kendisini eleştirenler sürekli sabırsız olmakla suçlanıyor. oysa fatih terim kötü oynadığımız maçlardan sonra iyi oynadık demek yerine çıkıp bugün bir şeyleri yanlış yaptık ama düzelteceğiz dese, bir sonraki maçta kötü oynayan oyuncular yerine başkasını denese herkes puan kayıplarına rağmen daha sabırlı olurdu. şu an ligdeki puan farkı kapanmayacak fark değil ki ligi domine edecek bir rakip de yok. ama fatih terim konuştukça benim umudum azalıyor.

    edit : yazım hatası
  • 23048
    yeter hoca lütfen yeter. göremiyor musun görmek mi istemiyorsun anlayamıyorum. bu takım güzel futbol diye anlamlandırılabilecek bir oyun anlayışına hiç sahip olmadı. şampiyon yaptın, takım şampiyon olmadı bildiğin sen yaptın hakkını asla yiyemem bu konuda ancak bu süreçte de güzel futbol oynanmadığı için zaten takım değil sen şampiyon yaptın diyorum. başarı sayılan şey bu kimin hangi kararları hangi şaibelerle aldırdığı belirsiz ligde şampiyon olmak mıdır? ne oldu hayallerine, hani dünyadan büyüktü onlar? ben psikolojik rahatsızlık yaşıyorum artık galatasaray maçlarını izlerken. nasıl bu kadar bariz yanlışları yapabiliyor ve de yapılmasına izin veriyorsun. oyuncu değişiklikleri, seçimler hepsi düzeltilebilir yanlışlar ancak tüm kadroları sen kurup sürekli ocak ayını bekletiyorsun. lütfen artık kendinin bile inanmadığın cevapları verme ve çık açıkça söyle. bu kadar büyük bir galatasaraylı olan sen galatasaray’a karşı en büyük görevini yap ve doğruları söyle. tüm sorumluluk sendeyse de bu sorumluluğun gereğini yerine getir lütfen. her şey senin kontrolünde olup da nasıl sen suçsuz oluyorsun da sadece oyuncular problemli oluyor. sen de yapamayabilirsin. lütfen egonu bir kenara bırak ve senin gibi galatasaray’a bu kadar bağlı insanları düşünerek gerekeni yap.
  • 23050
    22 kasım 2019 galatasaray istanbul başakşehir maçı sonu açıklamalarında tıpkı son 2 yıldır her puan kaybımız olan maçlarda olduğu gibi güzel futbol oynadığımızı söyledi.

    bir doktor olarak söylüyorum ki bunun 3 sebebi olabilir.

    1-) gözleri bozulmuştur.
    2-) gerçeklik algısı kaybolmuştur.
    3-) futbolu unutmuştur.

    sizce hangisi?

    bence 3 numara.
    yani hoca çağdaş futbolu unutmuş.

    sahada bizim takımın yaptığı kör döğüşünü beğenen insan futbolu bilmiyordur veya zamanında uefa kupası'nı kazandıran bir dahi bile olsa zamanla çağdaş futbola adapte olamayıp çağının çok gerisinde kalmıştır.

    kötü türkiye süper ligi'nde rakipsizlikten, kötü futbol ile şampiyon yapabilir bizi ama avrupa'da hiçbir şey yapamaz.

    (bkz: hedef 23)
    (bkz: hedef 24)
    (bkz: hedef 25)

    böyle böyle gider ama taraftar olamayan bir seyirci olarak benim gözümde 5 kuruş değeri yok bu şampiyonlukların.

    galatasaray'ın kuruluş amacı türk olmayan takımları yenmektir.

    biz avrupa'da bırak galibiyeti, gol bile atamıyoruz.
    avrupa fatihi falan mazide kaldı.

    değişim şart.

    (bkz: fatih terim istifa)
  • 23051
    devre arasında ardayı getirip senelik 3 milyon eurodan 3 senelik sözleşme yapıp misyonunu tamamlayacaktır. şu rezil oyuncu grubunda altyapıyı geçtim, taylan gibi geçen senenin göze batan topçusunu bile değerlendirmeyip hala selçuku kaç maç denemesi bile bana bu yönde düşünmeye sevk ediyor. şimdi suç böyle düşündüğüm için bende mi?
  • 23052
    iyi kadroları şampiyon yapmak için iyi hoca olmaya gerek var mi, city yi liverpoolu barcelonayı bende şampiyon yaparım kafası çok vardi piyasada bir aralar. son 25 yıldır çocukluk aşkım galatasarayı yakından takip ediyorum. bu seneki kadro sanki gördüğüm en iyi kadrolardan biri demiştim sene başında hala da iyi olduğunu düşünüyorum. eksiklik kadrodan çok terimde malesef. taktik anlamda takımın ne yaptığı belli bile değil neredeyse oyuncular birbiriyle çarpışıyor sahada. teknik yetersizlikler oyunculara gözdağı verme operasyonları kadroyu verimli kullanmanın önüne geçti. ne yaparsak yapalım teknik direktör reformu yapmazsak; bu terim in adaptasyonu, kendinde ve ekibinde yapacağı farklılıklarla veya istemesekte farklı genç vizyoner bir ekiple mümkün olabilir, her sene ya ocağı bekleriz ya mayısı. hocanın kendine ayna tutup silkelenmesini aksiyon almasını ümit ediyorum.
  • 23053
    ağustos 2020'de sezonun üçüncü kupasını kaldırırsa kimse şaşırmayacaktır. zaten rakiplerin fırsat bulmuşken canhıraş üstüne gitmesi de bundandır. ama sezonun şu ana kadarki diliminde gerçekten çok kötü performans gösteriyor. her hafta aynı problemleri görmekten artık sıkıldım. özellikle oyuncu tercihleri konusundaki ısrarı can sıkıcı hale geldi. yuto ve mariano kadroya alınırken linnes'in dışarda bırakılması ilk büyük hayal kırıklığı oldu. ciğer sönmesinden beri doğru düzgün maçı olmayan 33'lük yuto'nun iyi bir dönüş yapacağına güvenmek büyük bir kumardı ve tutmadı. ilk haftalardaki selçuk inan inadı yüzünden zaten yarışta geriye düştük. sonrasında belhanda'yı en kritik maçlarda sakat sakat oynatması oyuncuyla taraftar arasındaki ipleri kopma noktasına getirdi ve şimdi kendisi de oynatmaya cesaret edemiyor.

    ben elimizdeki kadronun abartıldığı kadar iyi olduğu kanısında değilim. bu oyuncuların çoğu ya kiralık ya da bonservissiz geldi. ama şu bir gerçek ki son yılların en derin kadrosuna sahibiz. buna rağmen bu kadar sakatlık varken bile hoca inatla bazı oyunculardan vaz geçmiyor ve bu durum belhanda örneğinde olduğu gibi oyuncuları kaybetme riskini de doğuruyor. hocanın babel takıntısı da giderek hamza hamzaoğlu-umut bulut ilişkisi tadında romantik bir tat vermeye başladı. hoca ömer'den iyi bir orta saha yarattığı halde ona hak ettiği şansı vermesi haftalar sürdü. mecbur kalana kadar adem'in yüzüne bakmadı. jimmy diye bir oyuncu var mı yok mu şüphe duymaya başladım. seri ve belhada sezon başında en kötü oynadıkları maçlarda bile ısrarla sahada tutulurken şimdi üstleri çizilmiş durumda. emre mor "tam maç emre'lik kıvama geldi" dediğimiz anlarda kenarda tutulurken en olmayacak maçlarda ya 11 başlıyor ya da kurtarıcı misyonu yükleniyor. hocanın forma adaleti yok demek isterdim, ama adaletsiz forma dağıtmak da bir tercihtir. hoca şu an ne yaptığını bilmiyor gibi.

    22 kasım 2019 galatasaray istanbul başakşehir maçı özelinde ise hocanın değişiklikleri bu kadar geç yapması beni hayal kırıklığına uğrattı. değişiklik için bu kadar beklediğimize göre hoca oyundan ve skordan memnundu diye düşünüyorum. en azından orta sahada daha diri oyunculara ihtiyacımız olduğu ortadaydı. başakşehir'e karşı önde olsak emre'nin oyuna girmesini anlardım. ama özgüvene ihtiyacı olan emre başakşehir savunmasını açacak bir potansiyeli sezon başından beri gösteremedi. yapılan diğer iki değişiklik ise işler kötü giderken ne yapacağını bilmeyip sırf farklı bir şeyler denemek için panikle yapılmış hamlelerdi. özetle maçı hocanın golü yiyene kadar gösterdiği kayıtsızlık yüzünden verdiğimizi düşünüyorum. bu maçta kaybetmeyi kabullenebilirim ki bence maçın hakkı beraberlikti. bu durumda kaybedilen sadece 1 puan gibi duruyor. ama işler kötü giderken iç sahada bu kadar kötü bir oyunla alınan yenilgi moral anlamında da ciddi bir kayıp.

    ben ne olursa olsun hocayla en azından sezon sonuna kadar devam edilmesinden yanayım. ama hoca şu ana kadar tecrübesine yakışmayan hatalar yapıyor.
  • 23056
    ağız ishallerinin sürekli istifa kelimesini kullandığı efsanemiz. 22 kasım 2019 galatasaray istanbul başakşehir maçında takım kötü mü oynadı? hayır. bu kadar eksiğe rağmen galip de gelebilirdik ama şans başakşehir’den yanaydı. gören de 50 pozisyon verdik, sahada hiç bir şey yapamadık sanacak. nerenizle maç izliyorsunuz siz? bu maçta takımın kötü oynadığını iddia eden ya maçı izlememiştir ya da hocaya sallamak için götünden element uyduruyordur.
    e: imla.
  • 23058
    ocak ayında yapması gereken ilk şey oyuncu transferinden önce kendisine iyi bir yardımcı bulmaktır. allah korusun yarın başına bir şey gelse gözü arkada kalmadan takımı emanet edebileceği bir isim yok. ne hasan şaş ne ümit davala ne de levent şahin bu ışığı vermiyorlar, fatih hoca hata yaptığı zaman onu düzeltemiyorlar, ufkunu açamıyorlar.

    beğenmediğimiz ersun yanal kemal özdeş'i yetiştirdi. abdullah avcı erol bulut'u yetiştirdi. 66 yaşındaki fatih terim bugün itibarıyla süper lig'deki en yaşlı teknik direktör, bazı şeyleri gözden kaçırması, futbol mantalitesini yenileyememesi gayet doğal. artık eskisi gibi her şeye yetemiyor. işler daha fazla kötüye gitmeden bugün beraber çalışacağı, yarın emekli olduğu zaman ise koltuğunu teslim edeceği bir isim bulmak zorunda.

    bunu da kimse fatih hoca'ya dayatamaz. böyle bir isme ihtiyacı olduğunu kendisi kabul etmeli ve bu ismi de kendisi seçmeli.
  • 23059
    malesef gazı bitti; eğer önümüzdeki seneyi kurtarmak istiyorsak bu seneyi yakıp terim'i gönderip yerine başarısızlığı üstlenecek bir hoca getirip (tudor, hamza, prandelli vs. ne varsa); sene sonunda tekrar terim'i göreve getirmeliyiz.

    hoca'nın çalışma prensibi bu şekilde yapacak birşey yok; biz terim'siz yapamıyoruz, ama terim ile de uzun soluklu plan yapamıyoruz.. arada reset atmadan olmuyor bu ilişki, kangren olduk kesip de atamıyoruz da, ne olacak böyle bilmiyorum.
  • 23061
    eskiden, saha içinde hırsını görürdük, takıma hırs aşılardı. artık maçları bir mancini edasıyla izliyor. yerine de birini yetiştirmemiş olması, gittikten sonra daha da bocalayacağımız anlamına geliyor. eskiden kötü sonuçta, fatih terim gelirse bu takım canlanır, diyorduk. artık onu da diyemeyeceğiz. ama, artık zamanının dolduğunu ve sezon sonunda veda edeceğini düşünüyorum. çünkü, devre arasında alınacak futbolcu ile olmaz, takımda bir sistem yok. şampiyon dahi olsak kişisel becerilerle olacak.
  • 23062
    beni ilk defa sportif nedenler ile üzen vanım hocamız.
    yeter ki geçmişte yaptığı hatalar ile üzmesin hata kendisinde bunu ne zaman idrak eder bilemem ancak er ya da geç idrak edecektir. sportif nedenler ile de biz galatasaray taraftarını bir kez olsun üzmeye hakkı olsun. henüz bir şey bitmemişken toparlama imkanı da var umarım o toparlama hamlesi gelir. ha gelmese bile canı sağolsun bir sezon değil on sezon sana feda olsun hocam. biliyorum ki hayalin galatasarayı en yükseğe taşımak.
  • 23063
    lucenin ' köpekler istedi diye atlar ölmez'' sözünü aklıma getirmiş canımız ciğerimiz hocamız. en ufak başarısızlıkta istifasını isteyenlerle aynı takıma gönül verdiğimi düşünmüyorum. şöyle entryleri gördükçe sözlükten soğuyorum entry girmeyi bırakalı oldu biraz artık okumak bile çile olmaya başladı.
  • 23064
    kendisine bir sezon degil on sezon feda diyenler, galatasaray markasinin terim aşkına bir daha toparlanamama riskinin farkinda mi acaba? bir sezon bile terim aşkına feda edilebilecek halde değil kulübün ekonomisi + ülkenin şu ekonomik durumu. bu sezon yani 2019-2020 sonunda şampiyonlar ligi'ne gidilemezse ve euro üzerinden milyonlar kazanilamazsa, ne terim kalir ne takim zaten. şu tek adama biat kültürü ne lanet bir şeymiş.
    terim'i herkes kadar ben de sevip sayiyorum ama işini düzgün yapmasini bekliyorum. koskoca bir markanin kocaman bir sezonunu çöpe atmasini da kabul etmiyorum. en kisa zamanda toparlanip kötü gidişe nokta koymasini, bunu yaparken de genç oyunculara şans vermesini, taylan gibi yeteneklere forma şansi tanimasini bekliyorum. bu takımın geleceği kimse için feda falan edilmez. istifa çığirtkanligi ne kadar saçmaysa "takim sana feda" arabeskligi de o kadar sacma.
  • 23066
    mağlup olabilir, şampiyonluklar kaybedebilir, bu gibi konularda kredisi sonsuza yakındır.

    ancak maç sonu açıklamaları itibari ile, oyuna yaptığı ve yapmadığı müdaheleler ile ve oyuncu seçimleri ile gerçeklik ile bağının kaybolmuş olduğunu bize anlatmaya çalışıyor. bizi korkutan budur.
  • 23067
    yıllardır kendisi için bu takımın arsene venger’i , alex ferguson’u olmalıydı diye düşündüğümüz hocamız. alex ferguson’un da arsene venger’in de berbat sezonlar geçirmişliği var. fatih terim de berbat sezon veya sezonlar geçirebilir. fatih terim galatasaray’ı her sene şampiyon olmayacak bu mümkün değil mevcut lig ve toplum yapısı nedeniyle. ondandır ya fatih terim 20 sene kulübün başında kalmalı diye kendimizi kandırmayacağız ya hocanın arkasında dimdik duracağız. taraftar arkasından çekilirse 2 günde yerler hocayı kendisini sevmeyenler.
  • 23069
    öncelikle şunu belirtmekte fayda var, ki dozunu aşan eleştirileri, hele hele hakareti hiç hak etmiyor fatih hoca. bu yüzden lütfen hocayı savunanları 'yalayıp yutan seyirciler', dozunda eleştirenleri - yani doğruları ve gerçekleri söyleyenleri - de galatasaray düşmanı ilan etmesin kimse.

    ben de - göreceli uzun - bu yazımda eleştireceğim hocayı. ama bu demek değil ki 'hoca istifa etsin' diyorum. bunun altını özellikle çizmek isterim. hocanın şu an istifa etmesi demek, içinde bulunduğumuz bu kaos ortamına, daha da büyük yaralar alarak gömüleceğiz demek. zira; hem mustafa cengiz'in geri planda kalan bir başkan profili çizmesi, hem uefa kriterleri, hem de mali durumumuzdan dolayı, orada fatih terim gibi bir tecrübenin ve fatih terim gibi bir figürün olması bizim için elzem. ama... burada koca bir 'ama' var.

    gelelim eleştiri konumuza... aslında birkaç farklı konudan bahsetmek istiyorum, ama ana konu fatih terim olduğu için buraya yazmayı uygun gördüm.

    kimse kusura bakmasın; ama 22 kasım 2019 galatasaray istanbul başakşehir maçı'na kadar süren 41 maçlık, iç sahada yenilmezlik serimizde fatih hocanın payı çok düşük.

    burada tudor sevicilik filan yapmayacağım pek tabii, ama bu iç sahadaki yenilmezlik serisinde iki önemli unsur var;
    1. tudor'un güçlü, baskılı ve tempolu iç saha oyunu
    2. bu oyunla beraber gaza gelen galatasaray taraftarı

    gaza gelen diyorum, çünkü fatih hoca'nın milli takıma gitmesinden sonra girdiğimiz duraklama dönemi ve tudor geldikten sonraki östersund faciası ile taraftarda bir bıkkınlık, bir ümitsizlik hakim olmuştu. ama ligin başlaması ile beraber ilk iç saha maçında takım o kadar iştahlı, o kadar tempolu bir oyun oynadı ki, taraftar olarak hepimiz gaza gelmiştik çünkü yıllardır beklediğimiz oyun işte tam da o oyundu.

    tudor'un tutunamamasının nedeni iç saha değil, dış saha maçlarıydı. içerdeki fenerbahçe maçı hariç. deplasman maçlarında alınan kötü sonuçlardan ziyade, iç sahadaki oyunun yanına yaklaşamayacak bir oyun oynuyor olmamız, taraftar tepkisini de yanında getirdi doğal olarak ve üst üste hatalar yapmaya başladı.

    neyse, asıl konumuza dönelim...

    fatih hoca tudor'un yerine geldiğinde, ki kendisi de söyledi defalarca, galatasaray'ın oyununda büyük değişiklikler yapmadı. hatta iç saha oyununa hiç dokunmadı diyebiliriz, ama dış sağa oyunu için yaptığı ufak değişikliklerle şampiyonluk geldi.

    hocayı eleştirmeye geçen sezondan başlayabiliriz pek tabii, ama yazıyı daha fazla uzatmamak adına bu sezona gelmek istiyorum.

    evet; 9 sezonda 8 şampiyonluk alan, uefa kupasını ülkemize getiren bir hocadan bahsediyoruz. ama bu sene yaptığı hatalar, bana fazlasıyla 2002-2003 sezonu'nu hatırlatıyor.

    o sezon da transferleri kendisi yapmış, yine kendi sistemi olan 4-1-4-1 ile oynamaya başlamıştı. ama elinde de yine kendisinin aldırdığı felipe vardı. safkan, o eski tip 10 numaralardan. sıkıntı büyüktü, zira kendi sisteminde bir 10 numaranın oynayabilmesi için, hagi'nin arkası ve önündeki emre, suat, okan, hakan şükür ve arif erdem gibi beşliye ve k.hakan-ergün / capone-ümit d. gibi bek rotasyonuna ihtiyacı olduğunu unutmuş gibiydi hoca. sistem işlemeyince de çareyi 'koşmuyor' diye eleştirdiği felipe'yi oynatmamakta buldu hoca.

    sistemi değiştirmek yerine, yani felipe gibi bir 10 numaraya göre bir sistem oluşturmak yerine, felipe'yi kenarda tutarak kendi sistemiyle oynamaya çalışması ona bir şampiyonluğa mal oldu.

    ama bjk'nin, yüzüncü yıl motivasyonu olmasa o sezon da şampiyon olacaktık muhtemelen. tıpkı geçen sezon (2018-2019 sezonu) olduğu gibi. bunu kötülük olsun diye söylemiyorum, ama birçoğumuz kendimize bile itiraf edemesek de, kabul etmeliyiz ki fenerbahçe veya beşiktaş yarışın içinde olsaydı, 2018 - 2019 futbol sezonumuhtemelen şampiyon olamayacaktık.

    gelelim bu sezona...

    şimdi burada sevgili dostum kaideyi taciz eden istina'ya bir parantez açmak istiyorum. zira özellikle 2019 - 2020 süper lig cemil usta sezonu'nun başından beri kendisi;
    - sorun belhanda'da değil dedi. linç ettiniz
    - bu takım 4-1-4-1 ve hatta 4-3-3 türevi hiçbir oyunu oynamaz dedi. sorun dizilişte değil dediniz linç ettiniz.
    - bu takım en iyi oyununu 3-1-4-2 ile oynar, zira beklerden dolayı takım ileride yerleşemiyor dedi. 3'lü oynamak için sürekli gidip gelebilecek ciğersiz iki tane bek lazım dediniz linç ettiniz.
    - 3-1-4-2 de geçiş oyununa ihtiyaç duyacağı için zaman lazım, o yüzden bu takım 4-4-2 oynayıp, kompakt kalarak rakibi 2. bölgede karşılamak zorunda dedi. 4-4-2 mi kaldı yıhaaa dediniz, linç ettiniz.

    şimdi bakıyorum, herkes 4-4-2'li, 3-1-4-2'li, 3-4-1-2'li kadrolar kuruyor.

    25 ağustos 2019 galatasaray konyaspor maçı'nın ikinci yarısına hoca 4-4-2 ile çıktı, seri kırmızı kartla atılana kadar oyunu domine ettik. maç sonu herkes 4-4-2'li kadrolar kurmaya başladı.

    1 ekim 2019 galatasaray psg maçı'na 3-1-4-2 ile çıktık, maç sonu herkes 3-1-4-2'li kadrolar kurmaya başladı.

    örnekleri daha da çoğaltırım. ama konu burada kaideyi taciz eden istisna değil veya hocadan daha iyi futbol bilgisi ve tecrübesi olduğunu iddia etmiyorum.

    ama anlatmaya çalıştığım şey hocanın vazgeçemediği takıntıları. yeri geldiğinde dünyanın en pragmatist teknik direktörü olup kazanması gereken maçı bir şekilde kazanmasını bildiği halde, 2 senedir istediği gibi oynayamayacağını bildiği oyuncularla hala kendi istediği oyunu oynatmaya çalışıyor.

    tıpkı 2002 - 2003 futbol sezonu'nda felipe'yi kenarda tuttuğu gibi, bu sene de seri ve nzonzi'yi kenarda tutuyor. hatta hepimizin hemfikir olduğu bir konu var ki, bu takıntılar yüzünden linnes tribünde oturuyor. elindeki oyuncu grubuna göre bir oyun bulup, o oyunu güçlendirmeye çalışmak yerine, her maç oyuncuları medyanın önüne atıyor.

    arkadaşlar, elimizdeki futbolcuların seviyesi belli. bu oyuncular gerizekalı değil. hocanın istediği oyunu oynayamayacaklarını biliyorlar. ama hoca inatla bu oyunu oynayabileceklerine onları inandırmaya çalıştı, ta ki 1 ay öncesine kadar. inandıramadığını anlayınca da laf arasında 'bu oyuncularla olmuyor'a getirdi hoca bütün basın toplantılarında.

    son olarak da şöyle toparlamak istiyorum...

    bu takım hocanın istediği oyunu oynayamaz. bu mali şartlarda da hocanın istediği oyunu oynayacak takımı kurmamız imkansız. tekrar ediyorum im-kan-sız. ha nasıl kurarsın, uzun vadede, yetiştire yetiştire kurarsın. ama kiralık oyuncular o oyunu oy-na-ya-maz-sın.

    velhasıl, hocayı eleştirdiğim en büyük nokta bu. inatçı ve ısrarcı olması en büyük özellikleri. ama takıntı konusunu artık bırakması lazım. 'benim de hayallerim, hülyalarım var' diyerek, uzun vadede yapılabilecek şeyleri, en kısa zamana sıkıştırmaya çalışarak imkansızlaştırmanın manası yok.

    inat ve takıntılarından sıyrılıp, elindeki oyunculara en iyi oyunu oynatmanın planlarını yapmak zorunda.
  • 23070
    başlığı altında, kendisini savunan arkadaşların, diğer muhalif arkadaşlara ettiği hakaretlerin ardı arkası kesilmeyen hocamız. kendinize gelin sayın yazarlar. hakaret eden arkadaşlara sözüm, lafınızı sözünüzü ve haddinizi bilin. seviyenizi buraya yansıtmayın. kimse kimsenin doğrusunu onaylamak zorunda değil.
  • 23071
    bu sezon başı yapılan kadro planlamasında hatalıdır. fakat bunu yaşanan çöküş sonrası görebiliyoruz.belki de planlanan diagne'nin satışı ile gelecek olan parayla gençleştirme operasyonu yapılacaktı ama olmayınca garanti hedefler yoluna gidildi. belki de babel transferi ile aslında yol buydu. bu seneyi başarısız geçirme ihtimalimiz yüksek ve bu yaz yapılması gereken adı olan futbolcuların satılması ve yerine isimsiz genc oyuncuların alınması planı ocak ve yaz sezonunda mecburen yapılacaktır. bizim karar vermemiz gereken bu takımı daha iyi oynayacak hoca bulup bulamayacagimiz degildir, çünkü gelecek sezon feghouli,belhanda,seri,lemina, nahatomo,mariano gibi bir çok oyuncu olmayacak. bu değişimi terim ile mi yoksa başka bir hoca ile mi yapmaya karar vermek. ben terim seven birisi olarak bu değişimi onunla yapmanin doğru olduguna inanıyorum. bir başkası farklı bir hoca ile olacagini düşünebilir. doğru olan tek düşünce su anda terim giderse takımın şampiyon olamayacagidir. terimle de olamayabiliriz ama olma ihtimalimiz sıkıntılı da olsa yine de var.