• 18540
    şampiyonlar ligindeki ilk maçımızdan evvel yaptığı basın toplantısında, rakiplerle eşit şartlarda yarışmadığımızı, onların 25 kişilik kadroları varken bizim 21 kişilik bir kadromuzun olduğunu söylemişti. ta o gün bir kurt düşmüştü içime. sonrasında bu cümleyi birkaç kez daha kurdu yanlış hatırlamıyorsam. neyse... ben hem hocanın daha ilk maçtan gruptaki muhtemel bir olumsuz tablonun yolunu yaptığını düşünmüştüm belki hocaya biraz da haksızlık ederek, hem de gerçekçi bulmamıştım bu söylemi; çünkü kadro kısıtlaması gelmemiş olsaydı dahi o 25 oyuncunun içinde 4 tane altyapı oyuncusu bulunması gerekecekti ve bizim de ismail çipe'den başka altyapıdan yetişmiş 21 yaş üstü oyuncumuz yoktu. 21 yaş altı altyapı oyuncuları ise sınırsızca b listesine yazılabiliyor zaten. nitekim, ozan'ı da bu sayede oynatabiliyoruz 21 kişilik listede olmamasına rağmen. dolayısıyla aslında yalnızca 1 oyuncudan ibaret bir kısıtlama idi bizi getirilen, sadece 1 yabancı ya da gurbetçi oyuncu eksik yazabiliyorduk diğer takımlardan. peki, o laf neyin nesiydi o hâlde; kadro kısıtlaması gelmemiş olsaydı semihler, emre çolaklar geri mi döneceklerdi kulübe sırf a listesine 25 oyuncu yazmak için?
    bu nereden geldi şimdi aklıma... selçuk'un sözleşmesinin uzatılacağına yönelik basında geçen iddiaları görünce hocanın o günkü sözünü ve o sözün bana düşündürdüklerini hatırladım ister istemez.
    ben fatih hocanın duygusal bir adam olduğunu düşünüyorum. buna da gayet saygı duyuyorum elbette. öfkesini de, sevgisini de, heyecanını da, hatta belki endişelerini de yoğun yaşayan biri hoca bence. hatta profesyonelliği ile duygusallığı arasında çok belirsiz bir sınır var hocanın. fener maçından sonra takımın lideri konumunda olduğunu bir an için unutup adeta bir taraftar gibi zehir zemberek konuşması da bundandı zaten. evet, hoca da bu kulübün taraftarı; ama aynı zamanda da teknik direktörü, lideri takımın. hocanın durumunda hangimiz karıştırmazdık duygusallıkla profesyonelliği birbirine, bilmiyorum; ama fatih terim olan ben değilim, biz değiliz, o. üstelik 65 yaşında olan, 45-50 yıldır futbolun içinde olan, bu ülkenin futbol federasyonunun da, mhk'sinin de envai çeşidini görmüş olan da o. neyse...
    karman çorman bir entry oldu. demem o ki; umarım hocanın bu duygusallığı selçuk'a yönelik muhtemel insani sevgisi ile birleşip bu kez taraftarın büyük bir bölümünü cidden çileden çıkaracak bir karar almasına neden olmaz. eğer selçuk'un ülkeden yetişmiş oyuncu statüsünde olması ise konu, selçuk'un sözde indirim yapacağı maaşının dahi yarısına oynayacak aytaç diye bir oyuncu var bursa'da, bonservisi muhtemelen 2 milyonu geçmeyecek ve selçuk'tan 8 yaş falan genç olan ve bu sezon ligin en çok top kapan orta sahalarından biri olan ve, ve...

    not: ''inan edin'' şeklindeki rumuz, sözlükteki renktaşlarımın tahmin edeceği üzere özbek yönetiminden kurtulmanın verdiği mutlulukla tam da o süreçte yazarlık başvurusunda bulunmam sonucu ortaya çıkmıştır; yeri geldiğinde mevcut yönetimi çatır çatır eleştirmeme engel değildir, olmamalıdır, olmayacaktır.
  • 18541
    sampiyon olduk, olamadik, gitti, geldi vs. bir suru sey yasandi. bende kredisi asla bitmez omurluk sozlesme imzalanmasi da gerekiyor. ancak olur da ozan kabak'in gidisine izin verirse iste o zaman kendi de ceketini alip ciksin.

    konu para pul vs. degil. konu devre arasi transfer gelirinin sezon sonu yaz donemine etki etmemesi. su an ozan'i 20ye satsak ne olur 30a satsak ne olur. yazin yani normal olan donemde kadro kurmamiza hic bir etkisi yok. 100e satsak da yok. devre arasinda satarsak ederinin 2 katina bor forvet aliriz eh iste seviyesinde. uefada 2 tur atlariz. ligde izin verirlerse sampiyon oluruz. benim bildigim fatih terim bunu istemez. buna izin de vermez.