• 37
    çeteistan imparatoru
    fatih terim vakasına ne demeli. çeteistanımızın imparatoru. adamcağıza bu ülkede kelle başı 1000 dolardan işadamlarına konferans verdirdiler. bir cümlesinde dediki;motivasyon hikâyedir, iyi bir takımınız yoksa. bunu duyan karını yeterli görmeyen iş adamı hemen ekibini değiştirip çuvalla tazminat ve transfer parası ödeyerek yeni bir ekip kurmaya karar verecekti ki imparatorun ikinci cümlesi patlak verdi.iyi bir iş yapabileceğinize önce kendinizi inandırın. patronun kafası karıştı. yani kötü ekiple iyi isteklendirme yapıp başarımı sağlayacağım. ya da iyi ekip kurup ben tatilde puromumu tüttüreceğim. her ikiside canım. batarsan diceksinki ekibim kötüydü. ya da iyi isteklendirme yapamadık. her cümlesine ben diye başlayan bu adamı para vererek dinleyen sermayemizin de ne kadar üretici olduklarını görüyoruz yıllardır. konumuz değil ama milyonlarca işsizi çalıştırıp sömüremeyen kapitalist mi olur.

    imparator milana çalıştırıcı atandı. muhabir sordu. nasıl bir duygu efendim. şaşırmadı bu makamlara toprakları tırnaklarıyla kazıyarak geldiğini, çalışan her türkün gelebileceğini falan söyledi. sonra milandan kovulduğunu gene muhabirden öğrendi. anlamamıştı çalışırken kovulacağını. gene şaşırmadı hakkının yendiğini söyledi milan hata yapmıştı. yerine geçen adamdan daha iyi bildiğini biliyordu nasılsa. havası sönen milan, fatih terimi kovduktan sonra, önce avrupa sonra dünya şampiyonu olacak bizi şaşırtacaktı.

    takım uefa kupasını kazandı. popescu penaltıyı arsenal ağlarına gönderdiği an az daha beni şaşırtıyordu. futbolcular maçtakinden daha hızlı koşarak kalenin arkasındaki taraftarlara koşarken o da koşmaya karar vermişti. son anda durdu. şaşırmaması gerekiyordu. kendisinin beklediği başardığı normal şey için gereksiz yere zaferi başkalarıyla neden paylaşsındı. hâlbuki gariban bir adana çocuğu olarak sanat okulundan atılmış her sağlıklı erkeğin oynadığı oyunu oynamış iyide oynamış galatasaray�a gelmiş yıllarca kaptanlık yapmış o takımın başına geçmiş, ülkenin en büyük derecesini yapmış bütün bu olanlara şaşırmamıştı. şaşırsaydı şaşırmanın gerçeğe açılan kapı olduğunu o da görürdü.

    yalçın küçük hoca gibi. oda alberto aynştaynın ağzı bir karış açık şaşıran fotoğrafını görüp şaşırabilirdi. şaşırmak veya şaşırtmak gerçeğe açılan bir kapıydı. yıllar önce bir istanbulspor maçının son dakikasında galatasaray bir penaltı kazanmıştı 9 puan gerideydi liderden. topun başına geçen hagi penaltıyı atarak ümitlerin yeşermesini sağladı yeniden. milan maçına ali sami yende son 5 dakikaya 1-2 girilmiş hakan şükür karizmayı kurtaracak ama galatasarayı kurtaramayacak golü atmıştı. tam maç bitecekti ki bir penaltı verildi. ümit davala milanın işini bitirip galatasarayın ve fatih terimin başına iş açmıştı. popescunun danimarka da attığı son penaltı golü ise imparatora apolet taktırmıştı. ne yazık ki hocamızın kaderini son dakka penaltı golleri çiziyordu. inzagi son dakikada penaltıyı atamamış milano- bodrum transit bileti aldırmıştı. işin aslı astarı ise şöyleydi.

    bu ülkede her şeyin bir çetesi, kastı vardı tabiatıylada çete reislerine ihtiyaç. futbolun getirisinin de çetelerce farkına varılmasıyla harekete geçilmişti. çok ince ve derin araştırmalar yapılmış dünya görüşü ve en çokta sadakatiyle en uygun adam seçilmişti. önce milli takıma, sonra da görüntüsü değişik ve büyük, olası zaferlere en yakın pilot takımın başına getirilmişti. herkes susturulup kusturulmuş, büyük paralarla dünyanın en büyük futbolcuları transfer edilmişti. en iyi türk futbolcularda aynı yerde konuşlandırılarak marşa basılmış, başta hagi olmak üzere taffarel, popescu ve gelmiş geçmiş en büyük galatasaray takımıyla ulaşılmaz yerlere gelinmiş, imparatora yeşil pasaport verilmiş tam isabet sağlanmıştı.

    italya ile çeteistan arasında apo yüzünden husumet çıkmasaydı kimsenin aklına bile gelmeyecekti hocayı italyaya sürgüne göndermek. çeteistan başbakan yardımcısının takımından yapay bir geçişle italya başbakanının, dünyanın en büyük takımına getirilmişti. ne vardı bunda büyütülecek canım. ülkeler arasındaki gerginliği saymazsak tabi. zavallı fatih terim öyle olur zannediyor. yanına ayakkabısını valizini taşıyan müfitide alıp kulübeye oturuyor. aynı hakan şüküre hadi koçum demişti ya, şevçenkoyada hadi aslanım üç kişiyi çalımla golünü at ben cebime para koyayım. hani emreyi dövmüştü ya atıldı diye. maldiniyede fırça çekerdi canım ne olacaktı ki. kovdular.

    zavallı fatih, geldiği noktaya kendisinin geldiğine inandırıldı şimdi attan inip eşeğe de binemıyor. eğer psikolojik tedavi görmüyorsa cahilliğindendir. adanalı fakir oğlu fakir, sanat okulunu bitiremeyen cahil, mert delikanlının.

    kaynak : http://mahalletakimi.blogspot.com
  • 70
    olmayan saçlarını arkaya taraya taraya çıkartmayı başarmıştır. 28 mart 2009 ispanya turkiye maçı öncesi yaptığı basın toplantısında gördük ki imparatorun saçları at yelesi gibi olmuş.*

    -----alıntı-----
    çok zorlu bir rakiple karşılaşacaklarını bildiklerini belirten terim, buna karşın türkiye'nin felsefesi gereği rakip ve koşullar ne olursa olsun sahaya her zaman kazanmak için çıkacağını söyledi.

    "bizim bir felsefimiz var. kazanırız, kaybederiz ama bu felsefeden bugüne kadar hiç vazgeçmedik" diye terim, "kaldı ki benim de oyuncularımın da bazı alışkanlıkları var. bunlar da ilkleri yapmak. çok güçlü bir rakiple oynayacağız, çok zor bir maç olacak ama türk milli takımı yine bir ilke imza atmak için sahaya çıkacak. bundan kimsenin şüphesi olmasın" şeklinde konuştu.

    ispanya'yı çok ciddi şekilde analiz ettiklerini ifade eden fatih terim, "son 30 maçının büyük bölümünü kazanan, son avrupa şampiyonu, dünya sıralamasında bir numara olan, performansına, oyun anlayışına saygı duyduğumuz bir rakiple oynayacağız. ama takdir ki edersiniz futbol, saygı duyduğunuz takımlar karşısında teslim olacağınız anlamına gelmez" dedi.

    ispanya'nın avrupa'nın en önemli takımı olduğunun altını çizen terim, "ispanya'yı dünya kupası'nda veya avrupa şampiyonası'nda görmediğimiz zaman ispanyol medyası veya ispanyol kamuoyu eleştirebilir ama biz avrupa üçüncüsü olduğumuz zaman bu çok önemli bir başarıdır. bizi yeni büyüme çağındaki bir çocuk gibi düşünün. zaman zaman yürürken düşebiliriz ama büyümeyi çok isteyen bir takımız" şeklinde konuştu.

    karşılaşmanın bernabau stadı'nda oynanacak olmasına dikkat çeken terim, "ispanya milli takımı'nın uzun süredir madrid'e maç almadığını düşünürsek, belli ki bizi seyirci baskısı altında tutmak isteyecekler. bernabau stadı'nın özelliği maça çok sayıda seyircinin gelmesi. demek ki karşımızda bizi çok ciddiye alan, maçın zor geçeceğini inanan bir rakibimiz var" dedi.

    terim, bir ispanyol gazetecinin nihat kahveci ile ilgili sorusunu da, "nihat bernabau'da takımımız başında kaptan olarak sahaya çıkacak" yanıtını verdi.

    bir zamanlar hayal edilmesi bile imkansız başarılar aldıklarını söyleyen terim, "ama bu konuda halen hedeflerimizin gerisinde kaldık. üzülerek söylüyorum ki ülkemizdeki futbol algısını ne yazık ki halen istediğimiz düzeye taşıyamadık." dedi.

    istanbul’da geçirdiğimiz pazar günü biraraya geldikten sonra sürekli rehabilitasyon yaptıklarını da belirten terim, "moral değerleri çok aşağılarda olan oyuncularımızı yalnızca fiziki yönden hazır tutmak, aynı zamanda üzerlerinde oluşan baskıdan kurtarmaya çalışıyoruz. 5 takımın şampiyonluk uğraşı verdiği bir lig yapısına sahibiz. fakat taraftar baskısı, medya baskısı ve kamuoyu baskısı oyuncuları o kadar çok etkiliyor ki oyuncular gerçek performanslarını yansıtmakta zorlanıyorlar. böyle bir algı uluslararası platformda rekabet ettiğimiz hiçbir ülkede yok." şeklinde konuştu.

    "bugün 5. günümüz ve oyuncularımızın yüzü daha yeni yeni gülüyor, kendilerine daha yeni yeni geliyorlar. sizce yazık değil mi?" diyen terim, "şimdi bu algıyı değiştirmek zorundayız. futbolun kaybedildiğinde utanç duyulacak bir oyun olmadığını kavramak zorundayız. futbolcunun herşeyden önce insan olduğunu, yaşamını olumsuz etkileyen tepkiler karşısında gerçek performansını sergilemesi için oyuncularımıza saygı duymalıyız." dedi.

    emre aşık'ın durumunun iyi olduğunu ve bir sorunu olmadığını söyleyen fatih terim, "açıkçası tabi bu çarşamba, pazar, hamburg ve diğer maçlar galatasaraylı oyuncuların yorgun ve moralsiz gelmesine sebep oldu tabiki ama iyi şu anda." diye konuştu.

    kendisinin iyi olduğunu, zor zamanlarda da ortaya formda bir terim’in çıkması gerektiğini belirten tecrübeli teknik adam, "oyuncularım iyi, 4 günde iki maç oynayacağız ama burada önem verilmenin, sokakta yolunuzu çevirerek takdirleri duymanın çok hoş geldiği bir ortamdayız." dedi.

    ispanya'ya saygı duyduklarını ama kendilerinden beklentilerin de farkında olduklarını söyleyen terim, "oyuncularım ve ekip olarak bizde formdayız, inşallah ekip olarak bunun neticesini alırız. oyuncularımız kaybetmekten korkmuyor, yerel oynamıyoruz biz uluslararası oynuyoruz. uluslararası arenada belirli bir seviyenin altına düşemezsiniz. türk milli takımının eksiğini kimse sormuyor." şeklinde konuştu.

    "oyuncularımıza a ve b planlarımızı açıkladık" diyen terim, "b planımızla oynayacağız. oyun içinde çok rahat dönebileceğimiz bir olgunluğa ulaştığımızı düşünüyorum. o yüzden kendi şarkımızı, kendi bestemizi söyleyeceğiz ve buradan tek ses çıkarmayı ümit ediyoruz." diyerek sözlerini tamamladı.
    -----alıntı-----

    http://www.ntvmsnbc.com/id/24951133/
  • 281
    http://www.captano.net/2009/12/fatih-terim/

    --- alıntı ---

    modern zamanlarda türk futboluna damgasını en güçlü vuran adam. damga bile değil, adını kazıdı fatih kaptan.
    hem futbolculuğunda hem hocalığında zamanının en iyisi olmayı sürdürdü.

    yıllarca yıldız futbolcu çıkmayan türk futbolunun tek yıldızıydı o. hem de libero oynayarak. dünyada hele ki türkiye’de defans oyuncusu olup yıldız olmak çok önemli meziyetler gerektirir.
    örneklersek, maradona, pele, cruyff, zidane, rummenigge, romario, baggio, ronaldolar, messi hep hücuma dönük orta saha veya golcülerdir. dünya futbolunda bunların tek istinası beckenbauer’dir.
    takım sıkıştığında santrafora giderdi.
    bir sakaryaspor maçını hatırlıyorum mesela. 0-1 olunca gidip 1-1 , 1-2 olunca gidip 2-2 yapmıştı attığı 2 golle. yağmurlu bir inönü stadı gününde.
    futbolu bıraktığı sezon kupayı trabzonspor maçlarıyla aldığımızda, deplasmandaki ilk maçta da golü vardı.
    fatih terim’i izlememiş olanlar örneklere göre bir değerlendirme yapabilirler sanırım.

    her zaman en fazla kazanan türk futbolcu olmuştur. reklamlarda da oynamıştır futbolculuğunda. permatik reklamı için sakal bıraktığını hatırlıyorum mesela.

    bunların yanında futbolculuğunda büyük skandallar da yaşamıştır. hakemlerle arası pek iyi değildi. en büyük olayı ise erdal keser’i oyundan atan hamza alan’ın suratına tükürmesidir. o tükürüğü, inönü stadında yeni açıkın en üst basamağından gördüm. olay kapalının önünde gerçekleşmişti. federasyon başkanı, kaptanla hakemi, basın (o zamanlar medya yoktu) önünde barıştırmıştı. bu kadar güçlüydü futbolculuğunda. şimdilerde başkanların bile ulaşamadığı bir gücü vardı.
    fenerbahçeli, beşiktaşlı arkadaşlar isyan ederlerdi kaptan’a. hakemler fatih ne isterse ona göre karar veriyorlar , fatih’ten korkuyorlar derlerdi.
    itiraz için hakemin yanına gidip ellerini arkada bağladığında bilirdi herkes neler söylediğini.
    ama fenerli ve bjklilerin isyanları boşunaydı elbette. dedikleri gibi olsa galatasaray 14 sene beklemezdi şampiyon olmayı. fatih güçlüydü ama iş kulüp düzeyine gelince olmuyordu işte.
    aksine federasyonlar genellikle fenerbahçe’nin ellerindeydi. basın şimdikinden beterdi.
    evet, fatih kaptan agresifti. mizacı öyle elbette ama sadece mizaca bağlamamak lazım.
    futbolculuk hayatı fenerbahçeli federasyon ve basınla uğraşmakla geçti.
    yukarıda bahsettiğim hamza alan olayında kesinlikle haklıydı. hazma alan saçma sapan bir sebeple erdal’ı oyundan atmıştı. o sezon takım şahane gidiyordu. engel olmak için ellerinden geleni yapıyorlardı.
    tüm bunların birikimi patlatmıştı fatih’i.

    galatasaray’da oyuncuların seçiminden hoca seçimine kadar etkili olmuştur.
    rivayete göre, iviç, fatih’i satın seneye sözleşmeyi uzatalım demişti. istanbul’a geldiğinde havaalanında fatih karşılamıştı hocayı. iviç yugoslavya’ya dönmek zorunda kalmıştı.

    ama galatasaraylıların büyük çoğunluğu sevdi fatih’i. ne olursa olsun takım için, forma için yapıyordu , biliyorduk.
    şampiyonluğu kaçırdığımız adana demir spor maçında eski fenerbahçeli erol’a (togay) boşuna kafa atmadı fatih.
    fenerbahçe’den gelen teknik direktörlük teklifini “ o kadar da profesyonel değiliz” diyerek reddetmiş adamdır fatih terim. futbolcuyken de defalarca teklif aldığı biliniyor fenerbahçe’den, ama hep reddetti elbette.

    kendi yönettiği milli takımlarda kırdılar onun rekorlarını. en çok mili olan futbolcu, en çok kaptan çıkan futbolcu rekorlarını kendi futbolcuları kırması için uğraştı, bazen zorlayarak bile olsa.
    örneğin oğuz çetin için.

    futbolu bırakana kadar şampiyonluk hariç her kupayı kazandı hem de defalarca.
    hoca olduktan sonra da türkiye’nin o güne kadar göremediği başarılar kazandı.
    buraya yazmaya gerek olmayan, türkiye’deki tüm futbolseverlerin bildiği başarılar. sadece 1989’da yarı finale çıkan galatasaray’a katkısı olmadı fatih hocanın, diğerlerinin hepsinde imzası var.

    ama sert adamdır fatih terim. fiorentina’dan, agresifliği yüzünden kovuldu. hele milan’dan italya başbakanı, kulübün sahibi berlusconi’ye ayar verdiği için kovuldu.

    fatih terim bir futbol ekolü oluşturmuş hocadır. bu yüzden onun futbol kariyerini, futbol bilgisini ölçecek bir cihaz yok.

    artık, fatih terim’in şapkayı önüne alıp düşünmesi gerek, nerede yanlış yaptığını.
    belirtmek de yarar var ki; hocayı egosu çok büyük , basınla da herkesle de kavga ediyor diyenler, onu yeni tanımaya başladılar sanırım. bu kadar iş, bu kadar güç elde etmek için egonun güçlü olması gerekir sanırım. bu hırs ve agresif tavır olmasa devrimci nasıl olunur ki?

    benim bazı önerilerim var hocaya naçizane. artık başarı peşinde koşmayı bırakmalı. her şeyi yaptı zaten. bir kupaya daha götürse milli takımı, kendi kariyerinde ne değişecek, hiçbir şey.
    artık türk futbol ekolü’nü oluşturmak için çalışmalı. daha önce başardı bunu çünkü. önce ümit milli, sonra a milli sonra da galatasaray ile aynı futbolu oynattı takımlarına. devamında fiorentina’da aynı futbolu oynadı.
    türkiye’nin gruplardan çıkar mıyım endişesi taşımadan oynaması gerek. finallerde ne yaparız diye düşünmeye başlaması gerek.
    yarışmak istiyor, seviyor ama biraz daha temel konularla ilgilenmeli. kendisini destekleyen önemli bir güç var arkasında. hem bu ülkenin önemli bir çoğunluğu, hem devlet adamları, hem büyük galatasaray camiası.

    mutlaka kendi yerini alabilecek birilerini yetiştirmeli.
    geçenlerde rıdvan dilmen anlattı, rıdvan sakatlıktan yeni çıkıp, ligde sadece 45 dakika oynadığında milli takıma çağırılmış.
    piontek maçtan önceki gece toplantıda rıdvan seni bana çok anlattılar ama yarın oynamayacaksın demiş . gece fatih hoca rıdvan’ı çağırıp ilk 11’de başlayacağını söylemiş. maça onbirde başlamış rıdvan. devre arasında rıdvan çok yorulduğu için çıkmak istemiş, fatih hoca izin vermemiş teknik direktör piontek olduğu halde.
    fatih hocanın kendisi gibi devreye girecek yardımcılara ihtiyacı var, kendisine itiraz edebilecek, farklı düşünebilen. sonra da gönül rahatlığıyla yerini bırakabileceği. dalkavuklarla bu iş yürümez.

    --- alıntı ---
  • 331
    hakkında komik yazılar yazılan eski teknık dırektör..

    diyoruz ki altın jenarasyon sayesınde avrupa şampıyonasına gitti..

    euro 96'da milli takım kadrosunda sırasıyla; 1 adnan 2 recep 3 alpay 4 vedat 5 tugay 6 ertuğrul 7 hami 8 ogün 9 hakan şükür 10 oğuz 11 orhan 12 faruk 13 rahim 14 saffet 15 tayfun • 16 sergen • 17 abdullah • 18 arif • 19 tolunay • 20 bülent • 21 şanver • 22 rüştü

    çok sey istemiyorum şu takımda 2.ligte oynayan vedat inceefe dısında kaç futbolcu var?? rustu, alpay, rahım zafer umıt mıllı takıma alındıgında anadolu takımlarındaydı.. bunun dışında onlarla yasıt olan tugay, ertugrul, hakan sukur, orhan, faruk, tayfun, sergen, abdullah, arif, tolunay, bulent, zaten buyuk takımlarda ve 1.lig ekıplerınde oynayarak adlarını duyurmuşlardı. bunları fatıh terım bulmus getırmıs olamaz.. olsa olsa bu adamların umıt mıllı takımda yada mıllı takımda hocası diyebılırız.. geri kalan hamı, şanver, saffet sancaklı, ogun, adnan, recep, oğuz 60'lı yıllarda doğmus takımlarının yıldızı arkadaşlardı..

    fatıh terım'ın tek yaptıgı bu adamlara gaz vermekti. daha sonra aynı adamlar apoletleri koluna takım fatıh hocanın oyuncusu olduğunda gaz maz dinlemediler..

    diyoruz ki galatasaray'da hagi olmazsa basarılı olamazdı..

    şimdi bakıyorumda temel kadrodaki okan, suat, tugay, ergün, hakan unsal, arif, hakan, bulent korkmaz gibi oyuncular zaten en az 4-5 yıldır galatasary'da oynayan adamlardı.. bu takıma eklenen tek adam vedat ve umıt davala'dır bu kadar.. bu takım tsyd kupasında oynadı hagi'siz beşiktaş'ta, fener'de ezdi geçti..

    ha bırde adam bulup çıkarmak vedat inceefe'dir. karabuk'ten alırsın oynatırsın ama hasan şaş'ı ankaragucu'nden 5 milyon dolara almak değildir. hasan'ı adana demirspor'da izler görür takıma koyarsın o zaman derim ki herif buldu getirdi. adam zaten meshur olmustu, zaten ankaragucu'nu tek basına sırtlıyordu.

    emre belözoğlu dersen o zaten ayrıca komik. sankı emre'yı kımse tanımıyorduda fatıh terim gitti emre'yı altyapının çamurlu sahalarında çıkardı getırdı. ya bu emre fatıh terım daha mıllı takıma bile hoca olmamışken alındı altyapıya super yetenek diye, buyusede oynasa dıye butun kulup ustune tıtrıyordu. http://www.yukleresim.com/...m0ujaau4lemcp9gz.jpg

    sonucta burası forum yada tartısma platformu değil. kımsenın kımseye laf yetıstırmesinede gerek yok. ben fıkrımı yazıyorum nasıl lucescu'nun ustune gelmesını zamanında desteklemedıysem şimdide gelmesini istemıyorum.. ya bu adam buyuk hocaysa her defasında "benı avrupada su istiyor, bu istiyor" dıyerek ya mıllı takıma yada galatasaray'a gıdıp gelıyor..

    fatıh terım milli takımada galatasaray'a da 2. kez geldi.

    milli takıma jenerasyon yaratmada ustaysa, bulup çıkarıyorsa neden 5 senede bır tane adam sokamadı su takımada son dakıkaya kadar ıbrahım uzulmez'i oynattı?

    hagı değildiyse galatasaray'daki basarının mımarı neden 2. galatasaray seferınde 6. yaptı bu takımı? neden gençleştirme operasyonu diyip ömer erdoğan'a, daniel tözser'e, ovidio petre'ye emanet etti takımı ve bır enkaz bıraktı geriye?
  • 383
    bir ara spor malzemeleri üretiyordu. kendi ismi ile markası vardı. galatasaray giydi onun formalarını. o da top oynuyordu bizde.

    (bkz: fatih marka forma)

    sağolsun galatasarayformaları.blogspot.com da buldum bir örneğini.

    http://galatasarayformalari.blogspot.com/...tih-marka-forma.html

    önemli not: bize teknik direktör olarak geldiği 1996-2000 sürecinde tüm forma tasarımları ile bire bir ilgilenmiştir. yani o süreçte giyilen formaların hepsi onun onayından geçmiştir. onaylamadığı tasarım üretilmiyordu. o kadar diyim.