• 181
    şu ana kadar 12 maç oynandı seyir zevki olarak fransa-almanya, hollanda-ukrayna, avusturya-makedonya maçları bana üst düzey keyif verdi. portekiz-macaristan ve polonya-slovakya maçları da bence fena değildi.
    bence pandemi gölgesinde hiç fena olmayan bir turnuva yürüyor. o kadar gömmeye gerek olmadığını düşünüyorum. hele 40 hafta süper lig'e maruz kaldığımız sezonda açıkçası beni oldukça tatmin etti.
  • 183
    euro 2008 ve euro 2004 gibi bu turnuvada da birden çok favorinin olduğunu düşünüyorum. euro 2004'te hollanda, portekiz, ingiltere, fransa çok iyi kadrolara sahipken çek cumhuriyeti, isveç'te sürpriz potansiyeli yüksek takımlardı ancak yunanistan dahada büyük bir sürprize imza attı. 2008'de ise hollanda, ispanya, portekiz ve italya turnuva öncesi favorilerdi. bu turnuvada bir çok takım en iyi jenerasyonuna sahip.

    -portekiz benim bu zamana kadar gördüğüm en iyi jenerasyona sahip diyebilirim. rui costa ve figo'lu 96-2004 arası jenerasyondan bile güçlü olduklarına inanıyorum.
    -fransa için bir şey söylemeye gerek duymuyorum çünkü bir daha böyle jenerasyon 40 yılda bir gelir. şampiyonluk adayı iki tane milli takım çıkartırlar.
    -italya yıllardan beri iyi taktisyenlerin çalıştırdığı sistem takımı ve 2006 sonrası iyi bir jenerasyonda yakalamak üzereler. gelecek turnuvalarda çok daha iyi bir kadroları olacaktır.
    -ispanya sonunda iyi bir teknik adama sahipler birde geçmişteki gibi villa, torres, raul klası forvetleri olsa herkesin en son karşılaşmak istediği takım olurlar. isveç'e karşı yüzde 85 topla oynama ile belki 0-0 berabere onları diğer favorilerden zayıf göstermemeli. bu sene benzeri şekilde yunanistan ile berabere kalıp almanya'yı 6-0 yendiler.
    -belçika yaklaşık 10 yıldır tarihlerinin en iyi jenerasyonuna sahipler ve artık bu takım bir final oynamalı. 2014'te arjantin'e elendiler ilk büyük turnuvalarıydı. 2016'da galler'e elenmeleri teknik direktör faciası ile gerçekleşti. 2018'de şampiyon fransa'yı en zorlayan takımdı zaten belçika kazansa şampiyon olurdu.
    -ingiltere tarihinde gördüğüm en iyi kadro diyemem ancak çok iyi bir kadroları var. onlarda italya gibi bir kaç yıl sonra daha güçleneceklerdir ancak teknik direktör kaliteleri yerlerde. 2016 belçika'da iyi bir takımdı fakat berbat bir teknik adamla galler'e elendiler. 2012 elemelerinde türkiye'nin gerisinde grubu üçüncü bitirdiler. teknik adam sorunu çözülmedikçe başarı gelmez.

    bu takımlar dışında macaristan 21yy'da en iyi kadrosuna sahip, türkiye 2002'de dünya üçüncüsü olan takım kadar iyi olmasa da ondan sonraki en iyi kadrosuna sahip, hırvatlarında altın jenerasyonunun belkide jübile turnuvası.
  • 184
    okuduğum kadarıyla euro 2020 maçları heyecanı beğenilmese bile ben beğendim, beklediğimi izliyorum. en nihayetinde kısa koşu bir turnuva ve milli takımlar.

    zaten bol gollü olan ve unutulmaz olanları da sayılı. bir kac örnek;
    (bkz: 19 haziran 2004 hollanda çek cumhuriyeti maçı)
    (bkz: 19 haziran 1996 rusya çek cumhuriyeti maçı)
    (bkz: 15 haziran 2008 türkiye çek cumhuriyeti maçı)

    yalnız aklima gelenlerin hepsi çek cumhuriyet'i çıktı.*

    bu kadar yıldızın olduğu bir turnuva fransa 98'de izlemiştik sonra yavaş yavaş emekli oldular. bu turnuva cok fazla takim cok yıldız barındırıyor. bence değerini bilelim sonra euro 2040'ta nerde o eski avrupa şampiyonalari hele bir euro 2020 vardi ki deriz.*

    az sabır, kızışmaya başlayacak haftasonundan itibaren..*
  • 186
    ilk grup maçları tamamlanmış turnuva. ilk maçların neticelerine göre grup sonrası eşleşmeleri an itibariyle şu şekilde

    belçika-isviçre / italya-hollanda
    portekiz-ukrayna / ingiltere-ispanya

    slovakya-danimarka / çek cumhuriyeti-fransa
    avusturya-isveç / finlandiya-galler

    tabi daha takımlar averaja göre, averajı eşitse alfabetik sıraya göre falan sıralanıyor. ama güncel durum bu.
  • 188
    https://gss.gs/NJv.png

    öncelikle bu fotoğraf olmasa değil euro 2020, futbolun anlamını yitirdiği bir döneme girmiş olacaktık. büyük geçmiş olsun.

    turnuvanın ilk maçları geride kaldı. kenara kayın tespit yapacak balkabağı...

    en dikkat çeken durum artık oyunu futbolcular üzerinden değil taktiksel anlayışlar üzerinden okumamız gerektiği bir döneme girdiğimizi anlamamızdır. 2010 dünya kupasından beridir yavaş yavaş kendini hissettiren; futbolun yıldızlarının değil, toplu bir futbol oyununun varlığının yükselişini kabul etmemiz gerektiğidir.

    premier ligin toplu bir kalkınma hareketi başlatması, tek tek takımların veya yıldızların değil ligin ön plana çıkarılması bu işe ilk uyananın veya bu işe öncülük edenin onlar olduğunu gösteriyor.

    bunun sebepleri var elbette. öncelikle yayınların her yere ulaşması, hiçbir futbolcuyu bilinmez kılmıyor. artık futbolcular bilinmez değil. ön görülebilir, durdurulabilir ve hatta onlu yaşlarından itibaren yediği yiyeceğe kadar bütün futbol camiasının bildiği figürler haline geldi. bu durum 4 yılda bir toplanan dünya kupası, avrupa şampiyonası organizasyonlarının çekiciliğini bir nebze azaltmış görünüyor. buna önlem almak için artık tek tek futbolcu merkezli oyunlar değil; bir ekol, bir sistem, bir yöntem oyunu izletmek istiyor takımlar. mbappe ne oynarı merak etmekten çok, fransa yapısı içerisinde nasıl oynarı merak eder hale gelmeye başlıyoruz.

    bizim gibi "çağ dışı kalmış liglerde" hala o oyuncu oynar mı bu oyuncu kötü tartışmaları devam ededursun, diğer önemli liglerde sistemler, sistemlerin hangi oyuncuyu hangi seviyeye getirdiği konuşulur hale geldi. bütün okumalar da bu yönde yapılıyor. premier lig messi, ronaldo gibi yıldızları lige getirmek yerine kaynaklarını guardiola, klopp, mourinho gibi hocaları getirmeye ayırıyor örneğin.

    biz ise hala oyuncular üzerinden yorum yapmaya, tespit kasmaya devam ediyoruz. bunu daha ilk maçını oynadığımız italya maçından* örneklemek istiyorum. hepimizin bayıla bayıla izlediği spinazolla yı düşünelim. insigne'nin sol kenarı içe kat ederek ona bırakması, ve sürekli ters topların oraya doğru atılması orada kurulan üçgenler derken spinazolla kendi solunu bizim sağımızı felç etti. ve maçın yıldızı oldu. yalnız şöyle de bir durum var. spinazolla oyunu 20-30 metrede oynadı. ve biz hiçbir tehdit oluşturamadığımız için chiellini de dahil olmak üzere oraya yığabildiler oyunu ve tam spinazolla'nın özelliklerine göre bir senaryo gerçekleşti. ve dünyanın en iyi sol beki oluverdi...

    tersi bir senaryo düşünelim. eğer biz spinazolla'nın bunları yapabildiğini gözlemleyerek, bütün kontra organizasyonumuzu kendi sağımıza atılan paralel toplara göre kurabilseydik; spinazolla'nın zaaflarını görebilecektik. belki de helva gibi dağılıp dünyanın en kötü sol beki olacaktı.

    yani oyunu oyuncular üzerinden okumanın yersizleştiği bir dönem bu. her oyuncuya göre bir oyun anlayışı mümkündür ve her oyuncunun performansının kalibresi ölçüde arttığı bir oyun anlayışı icat etmek mümkündür.

    yine örnek gasperini hocamın atalantasının euro 2020'nin her yerine dağılan oyuncularına bakalım. malinovski ukrayna'da, gossens almanya'da vs... atalanta'daki özel rollerinin aksine ikisi de hiçbir varlık gösteremedi ilk maçlarda. evet gossens yine 3'lü savunmanın sağ kanat bekiydi almanya fransa maçında*. yani pozisyon aynı pozisyon gibi görünse de oyun anlayışı çok çok farklıydı. keza malinovski örneğinde hollanda ukrayna maçı*...

    veya bielsa hocamın aliovskisi... veya ingiliz kalvin phillips. aliovski makedonya'da benzer bir rolle ve taktik anlayışla oynadı ve oyununu tıpkı bielsa'nın leeds'indeki kadar gösterdi. keza southgate kelvin phillips'in bir ön liberodan box to box oyuncuya evrilişine saygı duymuş olacak ki ingiltere hırvatistan maçında* rice ile birlikte oynattı ve ona verdiği rol tıpkı bielsa'nın onu dönüştürdüğü roldü. ve meyvesini de yaptığı asistle aldı.

    burayı çok uzattım ama her gs maçında oyuncuların tek tek gömülmesinden veya övülmesinden bıktım sanırım biraz. sanki bir maç önce off ne top oynadı dediğimiz adam bir maç sonra çöpmüş meğer... tıpkı dünyanın futbolda gittiği yön gibi bizim de bazı şeyleri değiştirmemiz gerekiyor.

    gelelim turnuvadaki diğer dikkat çekici unsura. 3'lü savunmalar... sanırım yeni dönemin yükselen yıldızı bu diziliş olacak. yalnııııız. diziliş farklı şey anlayış farklı. örneğin hollanda'nın oynadığı 3 5 2 ile almanyanın oynadığı (gerçi onlar 3 4 3 gibi oynadı) çok farklıydı. 3'lüler içerisinde en iyi uygulama ilk maçlar itibariyle hollanda gibi gözüktü. bir önceki konuya bir örnek de dumfries aslında. 1.88 boyunda stoper özellikli bekin nasıl da uçak gibi, uçan kaçan bir beke dönüştüğünü görebiliriz hollanda ukrayna maçında. neyse...

    3 lü savunmaya mecbur kalmış görünen löw oynanabilecek en mantıksız maçta* 3 4 3 oynadı. fransa zaten 4 3 3 oynuyor ve mbappe ile griezmann içeri kat ediyor. yani sen 2 kanat beki kullanır (kimmich ve gossens) önde de 3 lü kullanırsan (müller-gnabry-havertz) mbappe'nin geriye gelmesine beki kovalamasına gerek kalmaz*. üstelik mbappe'yi tek oyuncuyla karşılamak zorunda kalırsın, zira kimmich top almanya'da kaldığı için önde oyun kurma işiyle meşgul oluyor. e mbappe'ye kala kala ağır hummels kalıyor. çünkü almanya orta sahası da ilkay kroos mbappe'yi kovalamaya namzet değil. e noldu? mbappe neredeyse hat trick yapıyordu santimlerle facia önlendi.

    3 lü oynayan italya ve hollanda'nın farkına gelelim biraz da. hollanda çok klasik bir 3 5 2 oynamak arzusundaydı. dumfries ve van aanholt'u kullanmak isterken ortada wijnaldum oyunu yönlendirdi ve fizikli forvet weghorst ve gezici depay da savunmayı yıprattı. dikkat çekici olan ilk yarıda 2 defa ikinci yarıda gol de dahil 3 4 bindirmeyle devam eden dumfries'a sheva'nın hiçbir önlem alamamasıydı.

    italya ise biraz almanya'nın oynamak istediği 3 4 3 modelini iyi uygulayan takım oldu. ancak öndeki üçlüden insigne içe kat ederek bekine alan açabildi ve türkiye savunmasını darmadağın ettiler. ve gegenpress'i en iyi yapan takım gibi gözüktü ilk maçlar itibariyle. mancini hocam'ın insignesini izlerken sneijder'imi de yudumladım bir anlamda...
    edit: italya 3 lü diziliş oynamıyor 4 3 3 oynuyor bu benim büyük bir hatam olmuş. formasyon olarak 2 5 3 oynuyorlar onu da belirteyim. ama saha ortalamalarına bakarsak jorginho ile 3 lü bir yapı gibi düşünülebilir.

    bahsedecek çok takım var. old school iskoçya bunlardan biri değil maalesef. ve at dzuyuba'ya golovin şenlensin adlı perde de kapandı benim için. 2014'te okey de yıl olmuş 2021...

    bence makedonya'nın heyecanlı futbolu izlemeye değer geldi. hırvatistan azıcık pörsümüş geldi. ispanya topu vermeden 3 0 kaybedebilirdi. temposuz pas oyununu bize 2010 barçası diye yediremezsiniz. portekiz winner göründü. o iki savunmacı orta sahayı dürünüz bükünüz kulübeye sokunuz fernando santos bey.. önde üç azman var nasılsa işi yaparım mantığıyla avrupa şampiyonu olursunuz ama adam olamazsınız... abarttıysam da yazının uzun ve sıkıcı olmasındandır:) sonu eğlenceli lan valla. tabi bunu başa yazmadığım için kimse burayı görmeyecek. olsun.

    bir ara da belçika ve ingiltere'yi konuşuruz. kendi yazımdan kendim sıkıldım. kalın sağlıcakla...
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!