• 474
    ilk 20 dakikası bundesliga ayarında, sonraki 25 dakikası ise epl'den hallice oynanan güzel maç..

    bu maçın kahramanı tabi ki muslera.
    belhanda diyeceğimi sandınız değil mi? cıks demeyeceğim..

    şimdi bazı şeyleri eğri oturup, doğru konuşmak gerek.

    alanya maçında burada çılgınca eleştirlen adam ile trabzonspor maçından sonra "ya biz seni böyle görmek istiyoruz" diyen adam futbolu bilmiyordur. futbol onun için skordan ibarettir. tabiki gol atmadan maç kazanılmıyor ama iki belhanda arasında fark yok. hep bunu iddia ettim yine diyorum.

    02 şubat 2019 alanyaspor galatasaray maçı belhanda istatistikler.

    88 topla buluşma
    54 pas denemesi
    45 başarılı pas
    yüzde 83,3 pas isabeti
    4 başarısız dokunuş
    çalınan 4 faul, verilmeyen 4 faul..
    1 asist 1 kilit pas, 1 şut ..

    10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçı

    99 topla buluşma (yuh)
    71 pas denemesi
    57 başarılı pas
    yüzde 80 pas isabeti
    2 başarısız dokunuş
    2 faul
    5 şut, 2 gol, 3 kilit pas

    02 şubat 2019 alanyaspor galatasaray maçı vs 10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçı ndiaye pas istatistikleri ;

    alanyaspor :63 topla buluşma 48 pas 36 isabet %77 pas isabeti
    trabzonspor : 71 topla buluşma 48 pas 45 isabet %94 pas isabeti

    belhanda'nın şut denemesi dışında alanya maçından daha kötü pas yapmış, daha çok topla buluşmuş ve daha fazla kilit pas yapmış. bunun asıl sebebi hem yanındaki ndiaye ile birlikte ilk görevleri hücum etmek olarak yeninden programlanmaları. ikinci nedeni ise iki stoperin arasına girmeden oynayan ryan donk. üçüncü sebep ise donk'un iki stoperin arasına oyun kurmak için bile olsa girmemesi. iki stoperinde ayağının iyi olması...

    galatasaray'ın sorunları neydi?
    fernando'nun iki stoperin arasına girerek oyun kurma işini belhanda'nın üzerine tek başına yıkması, ndiaye'nin pas hatası konusunda belhanda kadar cömert olması, iki stoperinin de ayağının iyi olmamasından dolayı, beklerin oyun kurmak için pozisyonlarını stopere göre belirlemesiydi.

    mariano oyun kurma konusunda "acil durumlarda kırınız" konumunda olduğu için galatasaray merkezden hücum etmek zorunda kaldığı gibi bekin hücum katkısı da azalıyordu. her şeye rağmen, belhanda-feghouli-mariano üçgeni, topu rakip sahaya taşıdığında çok sükseli işler yapabildiği için bu düzen sorunsuz işliyormuş gibi bir hal alıyordu. ancak hiç bir zaman tam anlamıyla orta saha yükü çekmedi.

    8 numarada oynayan biri 48 pas yapamaz. hele ki partneri 99 defa topla buluşup, 71 pas denemesi yapıyorsa. bu gemide sızıntı var demektir. senin anchor'ın (çapa) alanyaspor maçında yüzde 92 ile pas yapabilir.

    https://pbs.twimg.com/...GCXgAE8-Dv.jpg:large

    burada görüldüğü gibi pas yönleri çok bariz bir biçimde gözler önünde. fernando'nun yüzde 92'lik muazzam pas yüzdesi pasların yüzde 90'ının yataya yapılmasından ibaret. sağ ayağının içiyle terse oynadığı (saat 11 yönü) toplar var ancak bunlar o kadar az ki. dikine bu kadar az pas yapan bir çapa varken elinde diğer sekiz numara ne yapmış?

    sadece 36 pas yapabilmiş... hemde %77 ile. bu alanyaspor maçındaki görüntü. ndiaye'ninde onyekuru tarafına sıkça pas denediğini görebiliriz. peki belhanda? orta sahada dikine en çok pas deneyen oyuncu. partneri 36 pas yaparken kendisi 47 pas yapmış.. yani sorun anchor'ın son derece statik oyunması ve yatay pas yapması. ball-winning midfielder olarak takımda yer alan ndiaye'nin top kazanamadığı gibi kötü top kullanması ve bunların yanında ikinci yarı 4-2-3-1 düzenine dönen takımda öne doğru atılan belhanda'nın asist yapması, kilit pas sayısını arttırması.

    peki sadece 1 hafta sonra ne değişti?
    diagne, kostas gibi statik oynamadı. kanatlara kaydı, yeri geldi orta sahaya yaklaştı, top tuttu, çalım attı, pas istasyonu oldu. her şeyden önemlisi baskı yaptı.

    stoperleri rahatsız etmeye başlayınca (bunu yapan kimse yoktu) ndiaye'nin yüksek enerjisi, kazandığı topları olumlu kullanmasını ekleyince, belhanda'yı rahatlattı. iki stoperin takım boyunu kısaltarak orta sahayı ileri ittirince belhanda rakip kaleye ortalama 46 metrede oynarken oyunu bu mesafe 34 metrelere kadar indi. yüksek pas yüzdesi, 35 metre civarlarındaki takım boyu. iki stoperin arasında girmekten kaçan bir çapa ve 8 numara gibi oynayan iki orta saha oyuncu ile ilk 20 dakikadaki tempo %76'ya - %24'lük topa sahip olma oranı olarak döndü. rakibin ceza sahasında ilk 20 dakikanın her bir dakikasında topla buluştuk. normal bir maçta ligimizde bu oran bir maçta ortaya çıkar. ilk yarı sonunda galatasaray 26 kez topla buluşarak bu alanda ligin en iyi takımı oldu.

    öyle ki, trabzonspor'un ilk yarıdaki isabetli pas sayısı 110.
    galatasaray'da ise üç oyuncunun donk (40), luyindama (38) ve marcao (52) ilk yarıda toplam 122 isabetli pas sayısı var... bu öyle bir baskıydı ki trabzonspor ilk ceza sahası içinde 16. dakikada topla buluşabildi. bu takımın boyunun ne kadar kısaldığını ve trabzonspor'un sadece kontra ataklara çıkabildiğinin bir göstergesi.

    https://pbs.twimg.com/...YCXcAIGOAM.jpg:large

    bu galatasaray'ın 19 ocak 2019'da oynadığı ankaragücü maçından bir pas görüntüsü.
    bu pas görüntüsüne baktığımızda skoru istediğimiz noktaya getirdiğimiz maçlarda hep ndiaye'nin yüzdesinin iyi olduğunu görüyoruz. yani, belhanda'nın yaratıcı işleri yapabilmesi için ndiaye'nin kusursuz oynaması gerek. selçuk'un şahane işler yaptığı 2011-12 sezonunda melo'nun oynadığı gibi. ne zaman ki ndiaye'nin pas yüzdesi 80'nin altına düşüyor, galatasaray zorlanıyor. alanyaspor maçında baskı yediğinde helva gibi dağılan ndiaye ve 4'ü verilen 4'ü verilmeyen 8 faul ile (sadece ilk yarı) baskı altına alınan belhanda'nın ilk yarıdaki kötü oyununa bir de muslera'nın konsantrasyon kaybı sonucu yenen gol eklenince deplasmanda sıkıntı büyümüştü.

    marcao ve luyindama'nın gelişinin en büyük etkisi hücum anlamında daha fazla enerjisi kalacak olan ndiaye ve belhanda'ya yarayacak. ilerde top tutabilen ve rakip stoperleri her zaman tedirgin edebilecek bir diagne'nin varlığı da şut alanı bulma konusunda iki oyuncunun elini güçlendirecek. çünkü, merkezdeki stoperler bu tedirginliği yaşayacak bir forvete karşı oynamadıkları için galatasaray'ı ceza sahası çizgisinde karşılayabiliyorlardı. şimdi ise penaltı noktasına kadar gerilediler. bu da orta saha (emre akbaba'da gelince) şut tehditi artacak bir alanın doğmasına neden oldu.

    trabzonspor'un orta sahası ile stoperleri arasındaki boşluk, bizim sezonun ilk yarısındaki boşluğa oldukça benziyor. burada temel sorun stoperlere olan hem savunma anlamında, hemde oyun kurma anlamında yaşanan güvensizlik.

    mariano'nun yokluğunda lines iyi bindirmeler yaptı fakat mariano'nun oyun zekası fark yaratan asıl unsur olabilirdi. özellikle, ikinci yarının 60. dakikasından sonra skor üstünlüğünün ele alınmasının ardından yaşanan durağan geçecen 10 dakikalık periyotta, merkezdeki abdulkadir parmak'ın tatlı sert oyunu ile özellikle ndiaye'ye kurduğu geçici üstünlük ile sorun çıkardı bize. burada mariano'nun yokluğu etkili oldu zira onun oyun kurma beceresi, merkezin yediği baskıdan bizi kurtarabilirdi. bunu yapamadık ve kısa bir süre trabzonspor etkili oldu. sonrasında belhanda'nın geriye gelmesi ile eski düzene dönüldü. birinci bölge ile ikinci bölge arasındaki bağlantıyı kurup, üçüncü bölgeye top aktarmaya başladı tekrar. bu onu kaleden yine 46 metre uzakta olması demekti. şut deneme şansları azaldı..

    burada henry'deki büyük sorun bir kere daha tekrarladı.

    https://pbs.twimg.com/...GfWwAIkJST.jpg:large

    hocamın uçurtma sevdiğini biliyoruz. ancak bu uçurtma onun bahsettiği atak sonlandırma işinde kötü.
    41 kez topa buluşup 26 pas denemesinde 17 başarılı pas yapmış ve %65'lik bir yüzde ile 6 top kaybı (gerçek) yapmış... kanatlarınızda bu kadar bencil bir adam varsa önüne top atmadığınız sürece (geniş alan) bir faydasını göremezsiniz atakları bitirmek için merkezdeki oyuncuların bam bam bam şut çekmesini beklememeniz gerek.. henry onyekuru, hocamın maç sonunda tanımladığı oyuna zerre uymayan bir oyuncu.

    hocamın en sevdiği ikinci kanat oyuncuları merkez girerek half-space'leri kullanan ters ayaklı, şutör oyunculardır. feghoul'nin merkeze çok yaklaşarak aslında bir nevi 2-5-3'e geçiş yaptığımız anlarda (mariano varken) diğer kanat oyuncusunun oyun kurmasına olan özlemim bitmek bilmiyor. orada henry yerine 4-1-4-1 asimetrik düzende oynayan takımın bir emre akbaba tercihi ile istenilen, anlatılan oyuna geçiş yapılabilir. hocamın da defaatle dile getirdiği, belhanda ve emre'nin ayrı dünyaların insanı olması öznesi bu formasyonu değerli kılabilir.

    4-4-2 denemeyeceği, en azından skor üstünlüğü elimizde olduğu sürece bir b planından ibaret olacağı göz önüne alınınca emre - feghouli'nin merkeze kayarak oynadığı asimetrik 4-4-1-1 bizi eski günlere götürebilir.