• 14186
    maurizio sarri abimiz 10 numaralı 4-3-1-2 oynatan bir adamdır bir zamanlar.
    sonra loser arjantinli satılır, ardından yerine alınan milik sakatlanır, en sonunda kaderine isyan ederek kendisi 4-3-3'e geçer false nine'lı olanından. sonra alır yürür yürümesine de dünyanın belkide kendi liginde en dominant iki takımından biri olan juventus olmasa iki serie a şampiyonluğu filan olacak iken alegri'nin juve'sini bir türlü gecemez, sonra hakkında loser falan denir ama konumuz bu değil.

    1959, napoli kütüklü bu abimiz 10 numaralı sistemi yok olunca geride bir 10 numara yaratmak ister.
    malum italyanların regista dedikleri şey bir nevi geri 10 numara ... markajdan kurtulsun diye sarkık libero gibi oynayan franz abimizden sonra icat olundu gibi. daha önce denemeleri vardı da franz beckenbauer denen insan evladı bambaşka bir boyut getirdi işe.

    neyse yine konudan sapıyoruz, selçuk inan başlığında, futbol tarihi yazmaya gerek yok. malum adamın şu anki durumu ve açıkça söylemem gerekirse kendisinden neden bir pirlo yapılmaya çalışıldığını anlamıyorum. 10 kasım 2018 kayserispor galatasaray maçı'nda görüldüki hala kalçasını rakibe dayayıp faul almanın peşinde. pirlo'dan farkı sadece fiziksel değil, oyun zekası olarakta gerilemiş olması. selçuk inan bitmiş arkadaşlar hiç şapkadan acaba tavşan çıkar mı? diye ümitlenmeyin.

    dur şimdi aklıma geldi sarri, franz filan diye niye söze girdiğim.
    napoli'nin bağrından kopan, kapalı alanlardan haz etmeyen sarri abimiz registayı kullanırken jorginho adında imbituba'lı bir zamanlar çay ocağında çıraklık yapan genç adama "sen bundan sonra regista'sın yeğen... top sana değmeden geçip gidemez, sen topa hükmedeceksin al bu yüzüğü, şimdi topa hükmet" der.

    sonra bir maçta 185 pas yaptı allahsız... jorginho’nun bir maçta yaptığı pas sayısına ulaşamayan süperlig takımları var sene 2018...

    ünlü bir orta saha oyuncusu vakti zamanında şöyle demiş "yan pas, geri pas topun sizde kalması için ihtiyacınız olan pas türleridir. ama ne kadar az yapılırsa o kadar iyi olur zira gol atmadan maç kazanılmıyor"...

    iki yan pas, iki geri pas top sende kaldı, baskıyı kırdın tamam sonra yüklenirsin ileriye doğru, regista isen 10 numarasın sadece saha içinde yerin farklı, rakip kaleye değil kendi kalene yakınsın ama işleyiş aynı. selçuk inan ise hala geri pas, yan pas yapmaya devam ediyor. çünkü o kadar.. oyun görüşünü kaybetmiş. nasılsa rotasyondayım benden bu kadar demiş bitirmiş kendini...

    peki dünya üzerinde başka bir takımda olsanız nasıl olurdu acaba?
    mesela milan'da italya'nın en iyi orta saha oyuncularından biri olsanız iki sezon milan'ın şampiyonluğunu şampiyonlar ligindeki başarısının mimarlarından olup, sonra düşüşe geçseniz?? olası iki şey var. ya sizi göndeririler yada siz "ben daha ölmedim amk" der gömleği yırtar altında mavili, sarılı, kırmızılı kostüm ile ortalığı kasıp kavurursunuz tekrar. bizde ise maaşım yatsın, silah mı dayadım sözleşme yaparken? banane abi ödesinler! dersiniz.

    işte ülke futbolunun asıl meselesi bu zihniyet farkını yok etmektir.
    selçuk inan'dan regista olmaz. boşuna heveslenmeyin.