• 688
    - doktor bey, basın sözcüsü olduğumdan beri, sürekli konuşma ihtiyacı hissediyorum, sizce bu normal mi?
    - normal levent bey, mesleki deformasyon böyle bir şey.
    - ama her yerde konuşuyorum artık ben.
    - göreviniz icabı, nerde, kime, hangi içerikte konuştuğunuz çok önemli, buna dikkat etmelisiniz.
    - doktor, anlamıyor musunuz? ben duramıyorum. sabah şirkete gelirken, yolda görüntülü konuşma yapan birinin elinden telefonu kapıp küçük sneijder'i çekiştirdim.
    - nasıl küçük sneijder?
    - xess xava'yı işte.
    - ha, ben de bir an şey---
    - "çok tatlı çocuk, ilerde galatasaray'da görev alacaktır," falan bir anda anlatmaya başladım adamın japonya'daki eşine. duramıyorum.
    - hmm. küçük bir test uygulayacağım size şimdi. lütfen aklınıza ilk gelen şeyi düşünmeden söyleyin.
    - olur. ben zaten dobrayımdır, ağzıma geleni söylerim, görevi de yarın bırakırım, mis gibi aile yaşamım var, zerre skimd---
    - tamam durun lütfen, tamam! başlıyorum... podolski?
    - para.
    - selçuk?
    - tavla.
    - tek kelime cevap vermek zorunda değilsiniz bu arada.
    - okey.
    - riekerink?
    - siekerink.
    - hmm. şimdi telefonun kamerasını açıyorum...
    - gaasaray gelecek ay çok büyük paraya kavuşuyor, elli altı transfer yapacağız ama ah o uefa piçi yok mu, dursun başkan iddaa'yla ilgili yeni bir sistem geliştird---
    - levent bey, sizin sağlığınız kötü bozulmuş. tavsiyem: siz bu görevi en kısa zamanda bırakın.
    - öyle mi olmuş? medyayı arayıp istifa ediyim ben o zaman.
    - bir süre de kameralardan uzak durun.
    - güzel telefonmuş seninki, kaç megapiksel?
    - on levent bey. görevi hemen bırakın, tamam?
    - tamam, cavanda adam değil bu arada.
    - off levent bey...