• 482
    fransa milli takımının ve real madrid’in stoperi rafael varan tecrübesi zirvede olan bir futbolcu. varan’ın yaptığı hata ile emin bayram’ın ankaragücü maçında yaptığını karşılaştırınca emin bayram’ın ki çok daha masum ve çok daha kabul edilebilir.

    şimdi emin bayram’ı linç edenlere ve ona bir daha forma vermeyen fatih terim’e soruyorum. şimdi bu hata yüzünden varan fransız milli takımından ve real madrid ilk onbirinden kesilecek mi, daha doğrusu kesilmeli mi?

    üstelik emin bayram’ın hatası, pas için açığa çıkan olmadığından çok daha masum. futbolda bu tür hatalar vardır ve olacaktır. önemli olan maçın tamamında o futbolcunun ne kadar verimli oynadığıdır. emin bayram o maçta en az dört kritik pozisyonda hata yapmadı ve aşırı vitaminli rakiplerini başarıyla durdurup golleri önledi. ancak genç yeteneklere “hata yapsa da saldırsak” psikolojisiyle bakanlar tarafından linç edilmeye çalışıldı ve işin üzücü tarafı ozan kabak’ta eleştirileri kulak arkası eden sayın terim, emin bayram’da buna cesaret edemedi.

    önümüzdeki sezon için bile emin bayram’a güvenilmeyip, son haftalarda çok daha ağır hatalar yapıp, en kritik trabzon spor maçında tamamen gereksiz bir penaltıya neden olmuş donk’a yine milyon eurolar teklif edilmiş. neresinden baksan tutarsızlık.

    inancım değişmedi. iyi bir kadro kurup fatih terim’e vereceksin ama asla kendisine kadro kurdurtmayacaksın. terim’e kalsa, arda gibi bütün evlatlar şimdi florya’da olurdu. 1996-2000 başarılarını yakalayan takımın omurgasını karl heinz feldkamp kurmuştu. hatırlatmakta fayda görüyorum.

    (bkz: 7 ağustos 2020 m.city real madrid maçı)
  • 483
    16 yaşını yeni tamamlamış 17 yaşına ise nisan ayında girmiş oyuncumuz. yani daha tam vücut gelişimini tamamlamamış oyuncudan bahsediyoruz.

    kimse kusura bakmasında ozan kabak ilk çıktığı maçta herkesi büyülemesine rağmen yarım sezonda denilmedik şey bırakılmadı. kendi kalesine attı, 4-5 tane bariz kendi hatasından penaltı yaptırdı falan. hatta satışı sırasında 11 milyon çok iyi para çocuk çok overrated zaten abi deyip değersizleştiren bile vardı.

    emin bayram ise ozan kabak kadar ne hızlı ne de sert bir oyuncu. gelişimini tamamlaması gerekiyor ve oyuncuyu da kaybetmemek gerekiyor. psikolojik olarak kaybettiğin bir oyuncuyu toparlamak zordur.

    buna en yakın örnek latovlevici. bizim takım seviyesinde değildi ama 5 metre önündeki adama da pası atamayacak kadar kötü değildi. alınmayan sol bek transferinin adamın üzerinden çıkarınca bütün özgüveni kayboldu adamın.

    velhasıl beklemekte ve doğru zamanda oynatılmasında yarar var.

    edit: 500 metre demişim 5 metre olacak o. f1 izlerken futbolcu entryrisi girersek böyle olur *
  • 484
    emin bayram ve ozan kabak’tan yola çıkarak galatasaray alt yapısı hakkında bazı düşünce ve kanaatlerimi açıklamak istiyorum. bunlar bütün galatasaray taraftarının bilmesi gereken şeyler. çünkü taraftarın %90’ı hayatında florya'yı görmemiş olabiliyor. orada çarkların nasıl döndüğünü, nasıl bir zihin yapısının hüküm sürdüğünü herkesin bilmesi gerekir.

    önce şu tespitleri yapalım:

    -türkiye’nin en yetenekli çocukları galatasaray alt yapısına gelirler. bunu hem kendileri, hem aileleri hem de hocaları ister ve başardıklarında hayatlarına yeni bir güneş doğmuş gibi olur.
    -türkiye’nin en güçlü alt yapısı galatasaray’dadır. (altınordu ve bursa ile birlikte) tüm eksiklerine rağmen hoca kalitesi, antreman sahası ve florya gibi çok seçkin bir mekanda olması orayı çekici kılmaktadır.

    işin asıl püf noktası, sadece istanbul'un değil, tüm türkiye’nin en yetenekli çocuklarının florya’ya gelmek için can atması. bu sayede florya adeta çiçek bahçesi gibidir.

    bu tespitlerden hareketle diyorum ki; galatasaray alt yapısına gelmiş ve en üst kademelere tırmanmış yetenekli futbolcuların türkiye'deki emsallerinden büyük bir farkı var. bu da kendilerine olan güvenleri. bu güvenleri ve tabi yetenekleri sayesinde yıldız olma potansiyeli taşırlar.

    bu yıldız adaylarının önündeki en büyük engel ise “yeterince forma şansı bulamamaktır.” tekrar ediyorum “yeterince forma şansı bulamamaktır.” çünkü galatasaray a takımı hep şampiyonluğu hedefler, şampiyonlar ligine gidip 30-35 m euroyu alalım derken ellerindeki 40-50 m euroluk yeteneklerin herbirini forma şansı vermemekten kaybeder. galatasaray’ın dışardan transfer ettiği bütün yerli futbolcular için söylüyorum; alt yapımızdaki çocuklardan en ufak bir üstünlükleri yoktur. tek şansları “forma giyebilecekleri daha küçük takımlarda olmalarıdır.”

    profesyonel futbol oynayanlar iyi bilir. bir futbolcu maç atmosferini yaşadıkça adrenalin seviyesi yükselir, fizik ve kondisyonu yükselir, hızı ve tekniği artar ve yeteneği de varsa yıldız olur çıkar. maç oynamadan, nabız yüz altmışları bulmadan yıldız olamazsınız. istediğiniz kadar antreman yapın, alt yapıda oynayın istediğiniz kadar alt liglerde patates tarlalarında futbol oynayın olmaz.

    işte galatasaray alt yapısına gelen herbiri yıldız adayı çocuklar için kahredici kısır döngü burada başlıyor. tam a takımda forma bulacağı, süre alacağı, ali sami yen’de taraftarın karşısına çıkıp kanat çırpmaya başlayacağı anda önlerinde demirden bir bariyer yükseliyor. durun hele siz nereye gidiyorsunuz, daha çocuksunuz, bir hata yaparsanız yanarsınız, hele gidin birinci, ikinci üçüncü ligde biraz pişin görelim. işte yaprak dökümü o anda başlar, çocuklar gidecek takım arama derdine düşerler. takımlar nazlanmaya başlarlar. çünkü gitmek istedikleri takımlarda bir-iki yönetici çıkar engeller bu transferleri. çünkü ya fenerbahçelidir ya bjklidir bu yöneticiler ve galatasaray’a nefretle doludurlar. (tıpkı ekranlarda nefret kusan yorumcu ve muhabirler gibi) galatasaray’a olan nefretleri yüzünden gencecik çocukların önüne dikilir “biz galatasaray’a adam yetiştirme yurdu değiliz” gibi saçma gerekçelerle transferlerine engel olurlar ya da olamasalar bile takımda mobing uygular forma giymelerini ve çiçek açmalarına engel olurlar. bunlar hikaye değil türkiye’nin yakıcı ve yaşanmış gerçekleri.

    bu nedenle diyorum ki;

    galatasaray her yıl alt yapıdan en az üç futbolcuyu a takım kadrosuna alarak forma vermeli ve bir-iki yıl içinde onları kazanma yoluna gitmelidir. 18 yaşında sürekli oynamaya başlayan abdulkadir ömür başarmışsa, ozan kabak başarmışsa diğerleri de başarır. bırakın hata yapsınlar. onlar öyle hata yaptıklarında onun altında ezilecek gençler değil. tam aksine hatalarından ders çıkaracak kadar zeki ve yetenekliler.

    yönetim, teknik kadro ve taraftardan rica ediyorum. gençlere güvenelim ve forma verelim/verdirelim. onları destekleyelim ve olacakları izleyelim.
  • 485
    16 yaşında süper ligde ilk 11 çıkıyor ve fazla sırıtmıyor resmen ışık saçıyor. gel gelelim daha bu bırakın reşit olmayı daha 17 yaşına yeni ayak basmış basacak gencecik değeri paha biçilememeyecek bir kulüp nimeti bile taraftar arasından eleştiri görebiliyor.

    yok defansif anlamda eksikleri var, yok bir ozan olma ihtimali yok, yok işte hızlı değil, dikkatsiz bilmem ne. bakın arkadaşlar bu ülkede ki en büyük problem de bilinçsiz taraftardır, futbolcu yetişmemesinde her ne kadar gençlere önem vermeyen teknik adamlar ve yöneticiler olsa da en büyük etmen bilinçsiz taraftar bolluğudur.

    inşallah çocuk sosyal medyaya ya da tv'ye falan bulaşmaz da bu zihniyetle muhattap olmadan yürüye durur çünkü önü çok açık.