• 406
    her gün ağzım açık izlediğim kur. her gün 10 kuruş 10 kuruş artıyor.

    türk lirası değer kaybedince “rekabetçi ekonomiye sahip olacağız” diye konuşanları görünce, ağızlarına kürekle vurasım geliyor. neden mi? buyrun.

    piyasada rekabetçiyim diyebiliyorsan ya daha iyiyi ya da daha ucuzu üreteceksin. bunu sokakta kime sorsan söylebilir. daha iyiyi üretmek için ürünün ya çok katma değerli olacak ya en iyi kalite olacak ya da piyasadaki emsallerine göre daha tercih edilir olacak ve bunu da satabileceksin. sen bunları yapamazken tam aksine neredeyse bütün dünyada dönem dönem senin mallarını boykot ediyor.

    bugün birkaç sanayi kolu dışında bunu yakalayabildiğimiz alan, maalesef bulunmamaktadır. sadece iha satarak teknoloji devi olunmuyor. günlük hayatın en büyük ihtiyacı kabul edin ya da etmeyin cebimizdeki telefondur. üretebiliyor muyuz? hayır. parçalarını üretebiliyor muyuz? bütün parçalarına hakim değilim ama telefonu telefon yapan yapan parçalar için konuşuyorum, hayır. milli otomobil yapalım diyoruz, üretileceği topraklar, arabanın ismi ve bazı parçaları dışında hepsi ithal.

    e sen piyasada olmayanı üretemiyorsan, ucuz iş gücü ile sivrilmen lazım. yeni ekonomik düzende de ucuz iş gücü olma yolunda emin adımlar ile ilerliyoruz. çevrenizde iyi maaş aldığını düşündüğünüz kişilerin, ab ülkelerindeki bir asgari ücretli kadar maaş almadığının farkında olun. hatta isviçre’deki bir asgari ücretli bir çok fabrika müdüründen bile fazla kazanmaktadır. şimdi o ülkelerde de günlük ihtiyaçlara erişmek çok pahalı demeyin bu sefer ağzınıza harbiden kürekle vururum. daha dün 1 litre yoğurda 7 lira verdim. yanına makarna yapsa bir aile, 2 litre de kola açsa bi akşam yemeği 15 lira yapıyor. bir ay her akşam bunu yese ayda 500 lira eder. sabahları gevrek, peynir çay yapsalar e o da ayda 500 lira yapıyor. tabi 2. gevreği almazlarsa. vücuda doğru düzgün besin girmeden bir aile 1000 lira harcıyor, sırf karnını doyurmaya. avrupa’da 1000 euroya neler alabileceğinizi belki gidip görmediğiniz için bilmiyorsunuz ama 1000 euroya sarayda verilen resepsiyonlardaki yemeklerin minyatür halini 1 ay evde yapabilirsiniz.

    ucuz iş gücü demek tercih sebebi değildir. senin iş gücün montajı biliyor mu? kaliteyi biliyor mu? üretmeyi biliyor mu? bizim iş gücümüz sanayi ve tarım şeklinde görülebilir ama sanayide montaj hatlarında genç nüfus yok. sence yatırıma gelecek bir şirket buna bakmayacak mı? yoksa bu boşluğu sokaklarda “hilafet isteriz” diye yürüyen suriyeliler ile mi doldurmak istiyorsun?

    senin teknik lisen yok, senin üniversitelerin liselerin uzatmaya gitmiş hali gibi. eğitim sistemin boktan. bu insanlar iyiyi değil ucuzu almaya alışmış. bu insanlara kaliteyi nasıl öğreteceksin?

    senin ülkende demokrasi emareleri gözükse de insanlar tivit atmaya korkuyorken yabancı yatırımcıyı nasıl çekeceksin? bir sabah şirketlerinin kapanmayacağının garantisini kim veriyor? hakikaten bir ara wolksvagen fabrika açıyordu manisa’ya, ne oldu o iş?

    ha, bir ara çevre ve şehircilik bakanı erdoğan bayraktar'ın muhteşem bir beyanatı vardı: “biz ara eleman ülkesiyiz mucit çıkaramayız” diye. insanlara bu algıyı yerleştirdiniz, yoksa istediğiniz insanların emeği sömürülürken işsizliği düşürdük diye seçim öncesi mitinglerde gövde gösterisi yapmak mıydı?

    bu ülkenin bir karış toprağı için ölmeyi 14 yaşında göze almış, 7 senesini devlet okullarında geçirmiş ve kolkola yürüdükleriniz yüzünden ne ergenliğini ne gençliğini yaşayamasa da hala daha “türkiye’m” diyen ben, bırak artık bu ülkede değil ev araba alabileceğimi düşünmeyi; mutlu ve güvenli bile olabileceğimi düşünmediğim için gitmek istiyorum. uzaklara. emeğimin karşılığını alabileceğim yerlere.

    rekabetçi ekonomiymiş, sağolun biz yiyip de geldik.

    bu ekonomiyle galatasaray futbol takımı ne mi olacak? her 10 kuruş artışta falcao'nun yıllık maliyeti 500.000 tl artıyor. her kur artışında "ama iyi forma sattık" cümlesindeki forma satışlarından kalan kar payı buhar olup uçuyor. bu takımın makası değil kasası açılıyor. makas açılmasına da başka zaman değinelim. değil bileklik satmak, böbreklerimizi satsak anca yeter şu takıma.

    ne olacak bilmiyorum ama şu her döviz taneciğine ihtiyaç duyduğumuz günlerde umarım yönetim de israf yaratacak herşeyi yok edebilir.

    edit: imla