• 83
    sıradanlaştırılmaya çalışılan, planlı bir şekilde maddi, manevi, psikolojik, fiziksel, şiddet ve baskı altında olan bu ülkenin değerli insanları, beyinleri. tüm kaybettikleri için başları sağolsun, kaybettiklerimize rahmet dilerim. sanayide bir hikaye döner, bir cerrah aracını tamire getirir, tamirci; hocam bizde meslektaş sayılırız der. cerrah buna cevaben öyleyse motor çalışırken tamir etmeyi dene der tamirciye. ülkeyi yönetenlerin kapasitesi sanayideki tamirciler kadar olduğu için, bu değerli insanlara maalesef bakış açıları bu. allah hepinizden razı olsun. her şey güzel olur umarım bir gün.
  • 85
    3 gün önce intörn olarak son sınıfa başlamış birisi olarak artık aralarında bulunduğumu daha çok hissettiğim yazarlar.
    her gün maalesef daha kötü haberlerle karşılıyoruz. şartlar her geçen gün daha kötüye gidiyor. bölümü çok isteyerek yazdım ve okurken de hep keyif almaya çalıştım. şimdi son senemdeyim ve hevesim artık sıfıra yakın. normalde uzmanlık sınavına hazırlanmam gerekirken artık hiçbir motivasyonum yok. sonumuz hayrolsun.
  • 86
    ülkede açan çiçekler koparılıp yerlerine yabani otlar dikiliyor. koparılmayan çiçekler yerlerinde çürüyor. bir kitap okumaya aciz insanlar kalkıp en zor fakültelerden birine girmeyi hak kazanmış, yeterlilikle tamamlamış, üzerine doktor olabilmiş bir insanı katlediyor. bu katli nasıl oluyor da bazı insanlar haklı bulabiliyor? akıl almıyor.

    sadece dualar ile şifa bulacağını sanan, inandıkları dinlerin belirttiği üzere "yaratıcının, yarattığı hakkında çizdiği kader" söylemi dururken, suçluyu gerçekten sorunu çözmeye çalışan sağlık çalışanlarında bulmaları ve kendi kafalarınca cezalandırmaları da ayrı bir nokta. buna da değinmeden geçemeyeceğim. dua ettim kabul olmadı diye gidip bir imama saldırıda bulunulsa şuanda çok farklı şeyler konuşuluyor olunurdu. çünkü bu saldırılardaki zihniyet ve mantık bundan farksız değil. x veya y mesleğinden, ırkından, dininden-dinsizinden tüm insanlar için bu tür bütün eylemler kabul edilemez büyük bir suçtur.

    halktan, bu sözlükten birisi olarak tüm doktor ve sağlık çalışanı yazarlarımızın başı sağolsun demek istiyorum.
  • 87
    gerçekten çok öfkeliyim sevgili arkadaşlarım ve sadece sizin adınıza değil, ülkem adına da hem çok öfkeli hem çok üzgünüm. kendi alanlarında %1’lik dilimlere girip doktorluk gibi insalık tarihinin en mühim mesleklerinden birini yapan insanların hayat standardını nasıl yükseltebiliriz diye düşünmemiz gereken yerde vahşice katledilmelerine şahit olmak zorunda kalıyoruz.

    annem üç gündür bağ evindeydi ayağı burkulmuş apar topar alıp geldim. haberi de annemin çatlamış ayağını gecenin bir vakti tedavi etmeye çalışan doktor hanımdan öğrendim, öyle utandım ki… tedavi bitene kadar belki yüzlerce kez teşekkür ettim kendisine.

    eskiden de cahillik vardı bu topraklarda ama cahil hududunu bilir, susması gereken yerde susardı. bilgiye ve bilgi sahibi kişiye hürmet beslerdi.

    sosyal medya birey olabilmenin önünü açtı ama bireyselleşen cahilliğin aksini de gözler önüne serdi, cahili cesaretlendiren, bilgi sahibi insanı “bunlar monşer” diye aşağılayan mevcut zihniyet de katalizör görevi gördü.

    bilgili insanın nezaketi de bu yolda yürümeyi bile bilmeyen barbar kitleyi iyice tepemize çıkardı. belki kızacaksınız ama cahili, zorbayı gördüğü yerde aşağılayarak toplum içinde bir daha fikir beyan edemeyecek duruma getirmeyen bizler de suçluyuz.

    ölen doktor kardeşimizin yakınlarına ve siz değerli doktor arkadaşlarıma sabırlar diliyorum. bu ülkede hala sizlere kıymet veren sayısız insan olduğunu bilin lütfen. ben hepsinin adına söylüyorum bunu. umarım artık herkesin insanca yaşayabildiği, bilginin hürmet gördüğü bir türkiye’de hayatımıza devam ederiz.
  • 88
    son 48 saatinin 40'ını hastanede toplasan 3-4 saatlik uykuyla geçirmiş bir hekim olarak yaşadığım duygusal yıpranmışlık artik fiziksel yorgunluğumu bile unutturur oldu.

    son birkaç senedir bizzat malum kişiler eliyle açık açık hedef gösterilen, en temel özlük haklarını bile bilerek göz göre göre vermeyen, bakan sıfatıyla başımıza dikilen sözde kınama bakanına sahip bir meslek grubudur. halen daha bu olayın üzerine eksi sözlükte, facebook gruplarında bu doktorlar da hak ediyor temalı yazılar görebilirsiniz.

    biz zaten bittik tükendik ailelerimiz tükendi, önce doktora şiddeti meşru hale getirdiler haber değeri taşımaz oldu, simdi sıra bizzat doktoru katletmeye geldi ve eminim ki bunun da kanıksanması için canla başla ugrasacaklardır. hayatlarının tamamını neredeyse hastalarını şifa bulmasına adamış, yeri gelmiş bunun için kendi ailesini bile ihmal etmek zorunda kalmış insanları katlettikleri, evlatlarını yetim bıraktıkları için sözde toplum muhendislerimiz gurur duyabilirler artık.
  • 89
    göçmen politikası,
    eğitim politikası,
    sağlık politikası,
    tarım politikası,

    yukarıda saydığım yaratılan 4 büyük çözümsüz problemi hata değil, önlerine konulan türkiye'nin yıkımı projesinin birer adımı olarak görüyorum.

    çünkü bir yönetim istemeden milyonlarca ne idüğü belirsiz kaçak alıp onların burada sınırsız üremesini teşvik edemez, bu yanlışlıkla olamaz. bunun tek amacı demografik yapıyı değiştirmek olabilir. bu çözümsüz çünkü bu adamların %80ini asla gönderemeyeceksin.

    bir yönetim yanlışlıkla her ilçeye, beldeye üniversite açamaz. çünkü bilir ki boş kağıt verenin mühendis, öğretmen olduğu yerde bu meslek gruplarının bir değeri kalmaz. bin tane mühendise ihtyiacın olduğu yerde hiç mühendis olmaması gereken ekstra 100bin tane mühendis yaratırsan bu 100bin mühendis asla iş bulamaz, sen ortaya kayıp bir nesil yaratmış olursun ve zamanı geriye alamadığın için bu insanların dönüşü olamayacak şekilde hayatları kararır, umudunu yitirir. bunun çözümü yok çünkü dediğim gibi geriye dönüş yok.

    dünya'nın hiçbir yerinde iktidar doktoruyla, öğretmeniyle halkı karşı karşıya getirmek istemez. birini alıp diğerini dövdürmek istemez. bizimkiler içlerinde yaşadıkları okumuşa olan nefreti halka aşıladılar ve şimdi hasadını topluyorlar. bunu yanlışlıkla yapmadılar, bunu bilerek yaptılar. bunları yapınca doktorların mesleklerine küseceğini, gideceklerini, halkla karşı karşıya geleceklerini ve nihayetinde sağlık sisteminin onarılamayacak şekilde çökeceğini biliyorlardı ve devam ettiler. bu problem de çözümsüz çünkü bir kere halkla doktoru karşı karşıya getirdiler. giderlerse gitsinler denilen doktorlar gidiyor, gidemeyen hayattan nefret ediyor. olayın para ile ilgisi falan yok.

    hiç bir ülke gıdada dışa bağımlı olmak istemez. bundan 100 yıl önce 1 tane olsun buğday yetiştiremeyen rusya dünya'nın tahıl ambarı oldu. benimse ekili olmayan tarlası olmayan köyümde şeker fabrikalarının kapatılması sebebiyle bugün ekili tarla yok. şeker fabrikaları yanlışlıkla kapatılmadı. bir plan doğrultusunda kapandı. bu sorun da çözümsüz çünkü çiftçi diye bir meslek grubu kalmadı. yukarıda yazdığım gibi çiftçi olması gereken çocukların hepsi boş kağıt verip mühendis oldu, 30 yaşına geldi işsiz yatıyor, torpil kovalıyor.

    velhasıl tüm denge yanlışlıkla bozulmadı. bu örnekler daha da çoğaltılabilir ama türkiye'yi çöküşe götürecek bu ana 4 politikada bilerek yapılan hamleler bence nihayetinde başarıya ulaşacak.

    doktorlarımız da bugün sağlık politikasında bilerek atılan adımların acısını birinci elden yaşıyor. başları sağolsun.

    edit: şimdi tabi böyle deyince çok derin denklemler varmış da halk kandırılmış diyormuşum gibi anlaşılmasın. tam tersi bunun asıl sorumlusu halk. ne idüğü belirsiz adamlar zombi gibi sınırdan geçerken de, 500 kişilik beldelere kampüs açılırken de, doktorlar dayak yerken de, tarım öldürülürken herşey açık açık yapıldı. bunların hepsini halk davul zurna çalarak destekledi. bilmiyor muydu işin buraya geleceğini? tabi ki de biliyordu ama kendine bu kadar dokunacağını düşünmedi. şimdi bunların bedelini sokakta taciz edilerek, çocuğu işsiz kalarak, hastane kapısında doktorsuzluktan can vererek, 2 kilo ete, domatese asgari ücretin yarısını vererek ödeyecek.

    çöküş filminde ne diyor hitler :"bizi onlar seçti elbette ölecekler". güzel laf.
  • 91
    üzüntü duymaktayım. geçmiş yıllarda olan saçma ve akla izana sığmayan olaylar karşısında büyüklerimize ya nasıl oldu da bir şeyler yapmadınız der dururdum. 20 sene sonra çocuğum bana baba neden bir şeyler yapmadınız bu kadar şeye karşı derse ağzımı açıp diyeceğim tek cümlem yok.
    yazık bir toplum bu kadar mı hızlı tükettirilir, yozlaştırılıp, bataklığa sürükletilir. burada şurda hata vardır deyip öncül hale getiremiyorum çünkü her yerde hata sorun var hepsi elimizde kalıyor.
  • 92
    abisi doktor olan bir yazar olarak başları sağ olsun demek istiyorum. bu olayların buraya geleceğini bilmeyen yoktu. daha da kötü olacağını yine herkes biliyor. kimin umurunda asıl soru o.

    resmen doktorlardan intikam alınıyor şu anda. geçmişin hesabı soruluyor. bilinçli bir yönlendirme olduğunu düşünüyorum. eskiden ssk hastanelerinin önünde sabah 5te kuyruklar başlardı. yoksa o gün muayene olamazdınız. sağolsun şimdi teknoloji gelişti, kuyrukta değil bilgisayar başında bekliyoruz artık sıra alabilmek için. bütün doktorların bizden daha üstün olan afgan ve suriyeli kardeşlerimize baktığı bir dönemde devlet hastanelerinde muayene olabilmek hayal oldu artık.

    annemin hastalığı sırasında sürekli hastanelerde vakit geçiren biri olarak gözlemim doktorların çoğunun artık umurunda değil hiçbir şey. benden bu kadar beğenirsen ekime beğenmezsen kasıma modundalar. ne yazık ki yine kutuplaştık. yine iki cephe daha oluştu. bu kadar her konuda kutuplaştırılan ve bölünen başka bir ülke daha yoktur. yazık ki artık ne yazık. güzelim ülkede hiçbir şeyin tadı yok. ki bunlar güzel günler. ülkede bu kadar aptalın olduğu yerde çok daha kötü günler bekliyor bizi.
  • 93
    geçtiğimiz hafta sonu kayınpederimi kaybettik. uzun zamandır kalp yetmezliği ile mücadele ediyordu.
    düzenli kalp kontrollerini yapan doktoru bir gün "artık benim amca için yapabileceğim bir şey yok, boşuna getirmeyin" dedi.
    çok sinirlendik, işini yapmıyor, bizi başından atmaya çalışıyor diye düşündük. halbuki o sadece bize bir mesaj veriyordu. sadece biz kabul edemiyorduk.
    daha sonra başka bir doktora gittik, kalp pili önerdi. kalp pili takıldı. adam bu sefer bir çok kez diğer tarafa gitti, kalp piliyle tekrar hayata döndü. kalp pili takan doktora kızdık bu sefer. bu yaştan sonra kalp pili mi takılır, adam ölmek istiyor ölemiyor diye. bunu para için yaptı diye. halbuki belki de adam sadece bizlerin ve hastanın çaresizliğini gördü ve bir umut dedi.
    daha sonra yoğun bakıma alındı. palyatif servisi yoğun bakım bu işin son durağı. bunu az buçuk araştırma yapan herkes bilir.
    ama biz ne yaptık, doktoru devamlı sıkıştırdık. içeride ne ilaç veriyorsunuz? kan değerleri ve diğer değerlerd iyileşme var, çıkarabilir miyiz bir süre sonra? potasyumu düşük acaba potasyum takviyesi mi yapsak diye.
    doktor ne yaptı, bize öyle bir fırça attı ki sapıttık. adam ölüyor diyorum, siz bana ne anlatıyorsunuz diye.
    çok sinirlendik, o an ona saldırmak istedik belki de. ama sonra mantıklı düşününce yaptığımızı fark ettik ve ertesi gün tüm servise tatlı alıp özür diledik.

    anlatmak istediğim hasta yakınları doktorları çok zorluyor, aklı başında olanlar olayları analiz edip doğruyu görebiliyor. ama bir kesim var ki saldırganlıktan, şiddetten beslenen. işte o kesim doktorların kabusu oluyor.
    gerçekten kutsal bir meslek yapıyorlar.
    sözlükteki doktor kardeşlerime, doktor adayı kardeşlerime hepinize sabırlar diliyorum.
  • 94
    ‘malesef’ arasında bulunduğum gruptur. malesef diyorum çünkü yaklaşık 7 yıldır bu mesleği yapan bir insan evladı olarak etimle, kemiğimle, tüm benliğimle bu meslekten nefret ettim. daha intörnken acilde kalbi durmuş hastaya 45 dk kalp masajı yapıp döndüremedik diye yumruk yedim. o hastane güvenlikleri ve polisi biz içerde müdehale ederken yarım saat hasta yakınlarının kapı tekmelemesini, ana avrat sövmelerini izledi. sonra o polis beni şikayetten vazgeçirmeye çalıştı. adamlar ne ceza aldı? 10 ay kasti yaralama, 1 yıl 2 ay kamu malına zarar verme. 5 yıl ertelemeli. ordaki monitörün benden değerli olduğunu öğrendiğim o gün benim kafamda her şey bitti zaten. hani diyorlar ya doktorlar hakediyor. doktorlar genelde işte böyle ‘allah’ olup hastayı kurtarmayı beceremedikleri için, içerdeki hastasına 2 dk fazla baktığı için, usulsüz raporu vs vermediği için hakediyor. diğer şiddet nedenleri çok daha küçük bir yüzdeyi kaplıyor. emin olun.

    polis ve asker hariç hangi meslek grubunda ‘bugün başıma ne gelecek acaba?’ diyerek evden çıkılıyor. sadece soruyorum. 7 yıldır her gün ‘lan bugünü sorunsuz atlatsak’ diyerek işe gidiyorum. şunun tarifini yapabilir misiniz ya? anksiyete sahibi oldum. sadece ben değil meslektaşlarımın çoğunluğu böyle. bu 7 yılda saçma sapan bir sürü olayı ya yaşadım ya duydum. bu ülkede her an bir şiddet olayıyla karşı karşıya kalabilirsiniz ama malesef bu meslekte bunla iç içesiniz. dünden beri dr. ekrem karakaya’nın eşini, çocuklarını düşündükçe karnıma ağrılar giriyor. canımın sıkıntısından hiçbir şey yapamıyorum. psikolojimiz alt üst oldu.

    bu ülkede bu çöken sağlık sisteminin temelini ‘bunlar sizin hizmetkarınız’ diyen recep akdağ attı. sonraki sorumlular üstüne koydu. muhtarlara bile 15 günde istediğini verenler ne çalışma şartlarını ne özlük haklarını düzelttiler. onu geçtim götü boklu nüfus müdürlüklerinde olan x-ray cihazını hastanelere çok gördüler.

    son yıllarda hiçbir riskli vakayı doktorlar almıyor artık. çünkü başlarında hiçbir tutar yanı olmayan malpraktis davaları ve şiddet olayları var. düşünsenize kadın doğumcusunuz, sizin hiçbir hatanız yok, 2015in parasıyla 1.2 milyon liralık tazminat davası açılmış, dava 5 yıl sürüyor, 5. yıl sonunda suçsuz olduğunuz anlaşılıyor. bir daha riskli bir vaka alır mısınız? o 5 yıl o adamın neler yaşadığını düşünsenize. 2015’te o adamın aldığı maaş döner vs dahil taş çatlasın 8-9bin devlette. en fazla alacağı bu. ama tazminat 1,2 milyon. en ufak riski alır mısınız?

    neyse biliyorum çok uzattım ama çok doluyum. lütfen anlayış gösterin. dünyanın var oluşundan beri en önemli birkaç mesleğinden ikisi dün büyük kayıplar verdi bu ülkede. bir doktor ve bir avukat işini yaptıkları için katledildi.

    dr. ekrem karakaya’ya ve av. servet bakırtaş’a allah’tan rahmet diliyorum. tüm meslektaşlarımın ve hukuk camiasının başı sağolsun.
  • 95
    ülkemizin yetiştirdiği değerli bilim insanları kardeşlerim, abilerim, ablalarım; hep birlikte bir cehalet girdabının içine düştük. dünyanın hiçbir ülkesinde cehaleti bu kadar kutsayan, baş tacı eden ve yetişmiş bu insanları bu cahil toplumun önüne atarak toplumun kendi cehaletinin kendi beceriksizliğinin ve kendi yetersizliğinin hıncını böyle pırıl pırıl insanlardan çıkarmasına bilerek seyirci olan bir siyaset görülmedi. kokmuş çorabına isim yazdıracak kadar ezik büzük adamları bakan ettiler bu ülkede. liyakatsiz insanları rüyalarında görseler hassiktir diyecekleri makamlara getirdiler. bunları biliyoruz. yılmayın. türlü dalavereyle yıllardır iktidarı ele geçirmiş olabilirler ama onlar azınlık. vallahi de azınlık billahi de azınlık. yetişmiş insanın kıymetini bilen, ülkemizin ancak ve ancak eğitimle, bilimle, sanatla kalkınıp bir yerlere gelebileceğine inanan onların misliyle insan var bu ülkede. hakkınız ödenmez. bugünden daha kötü olamayız. bir gün mutlaka bugünlerden daha iyi olacağız. ben size ve türkiye'ye inanıyorum. hep birlikte başaracağız.
  • 96
    aralarında bulunmak bana gurur-umutsuzluk karışımı garabet bir duygu yaşatan yazarlardır. insanca yaşamak isteyen her meslek erbabına, desteğini en ufak düşüncesiyle bile gösteren herkese sonsuz teşekkürler. doktor olarak değil, insan olarak gram ümit taşıyorsak sizin sayenizdedir.

    yaşadıklarımız girizgah yapmamı çok zorlaştırıyor. dünden beri kafamda onlarca fotoğraf var mesleki yaşantıma dair. lanet gibi bir empati yeteneğine rağmen haklı bulamadığım onlarca hasta-hasta yakını. zor çalışma şartları, fiziksel-ruhsal olarak hırpalanmış bir beden. kalbi durmuş bir çocuğun, sana el sallayarak taburcu oluşu. dibine kadar uçlarda bir duygu durum değişikliği ve başta kaya gibi olan ruhunun sonunda kumlara ayrışması.

    birilerine çocuğunuzu kaybettik demek zorunda kaldınız mı hiç mesela? sadece bir defa da değil. sonra yaşam rutininize devam etmeye çalıştınız mı? bunu ukala bir dille sormuyorum. o durumu bir an olsun hissedebilin istiyorum sadece. ben hala çok zorlanıyorum.

    kutsal meslek diye diye güzel uyuttular aslında. etimizden, sütümüzden, her hücremizden her anımızdan faydalandılar. sadece tanımayan adamlar da yapmadı. teyzen yaptı, kuzenin yaptı, parmağımı vurdum diye arkadaşın yaptı gecenin saat 2 sinde. bir anan-baban yapmadı bir de eşin, en çok onlar hakederken. çünkü senin ne yaşadığına bizzat şahit oldular.

    bunlar biz çok eziliyoruz, çok reröreröyüz satırları değil arkadaşlar. durum tespiti. acımayın bize abi, sevmeyin. maaşımızı konuşun, 9 nöbet + full mesai ile kendimize kıçı kırık bir tatil bütçesi ayıramamamıza rağmen. bizle ilgilenmediler deyin, günün 301. hastası olarak. 2 metrekarelik masanın çevresindeki en acil benim diyen 20 hastadan biri olun doktorun başı dönerken. mesela o abi gibi ‘hocam siz kendiniz iyi değilsiniz, bize nasıl bakacaksınız biraz hava alın’ diyen biri olmayın. o abi aptal. fakat serebral palsi+solunum yetmezliği nedeniyle takipli ev tipi solunum cihazı ile stabil seyreden çocuğunuzu ne hikmetse her bayramdan iki-üç gün önce yoğun bakımlık yapmayı başarın. gezmek sizin de hakkınız.

    aynı gemideyiz dedik ama dinlemediniz. taraf olmak, birilerini hedef tahtasına koymak daha rahat geldi size. kendi yetersizliklerini bizim üzerimizden örttüklerini farketmediniz. siz haklısınız ama, size böyle öğrettiler. bu adamlar size hasta olmasanız da mecburen bakacak dediler, acillerimiz o kadar güzel ki görücüye bile geliyorlar dediler. siz de dediniz ki burası bizim en ilkel dürtülerimizi bile gerçekleştirebileceğimiz bir yer. akıllı insanlarsınız. tebrikler.

    ben artık olanlara dair his taşıyamıyorum arkadaşlar. iğrendiğimi biliyorum sadece. bu zihniyetten iğreniyorum. toplumun ezici çoğunluğu asalak gibi kanını emerek hayatta kalıyor çalışan, üreten, düşünen insanların. tek derdi vatana millete faydalı, onuruyla, kimseye muhtaç olmadan yaşamak olan insanlarız. ama sayımız azalıyor.

    öldürüyorsunuz çünkü…
App Store'dan indirin Google Play'den alın