• 108
    bu kavram ile 'liseciler' kavramı birebir aynı kavramı karşılıyor mu, ben o kadar emin değilim sanılanın aksine. 'liseciler' kavramı bir kere çok geniş bir kavram, bunun içine maddi güç, nüfuz gücü vb. bakılmaksızın bütün lise mezunu olup da hatta lise mezunu olmadığı halde liseli-alaylı diye ayrım yapan herkes alınabilir.

    derin galatasaray ise bu kadar geniş tabanlı bir oluşum değil. zaten ismine bile ters. 'derin' kelimesi bu oluşumun çok güçlü olduğunu, arkaplandan işleri veya en azından bazı işlere karar verdiğini, kulübün konjonktüre göre genel pozisyonunu belirlediğini ima ediyor, yani sayıca az ama etkili ve güçlü bir topluluk vurgusu var. yani kişi sayısı olarak o kadar da fazla bir topluluktan oluştuğunu söylemek güç. lisecilerle bu yönden çelişen bir durum sözkonusu yani. belki, hatta kuvvetle muhtemel derin galatasaray içinde de liseci kişiler, liseci bir kanat olabilir ama derin galatasaray'ın komple liseci olduğunu ve aldıkları her kararın liseci perspektiften çıktığını sanmıyorum.

    mesela en basitinden, abdurrahim albayrak bu kulübe sürekli gelip gelip gidiyor ve devamlı inan kıraç'ı falan övüp duruyor. hatta inan kıraç abdurrahim albayrak'a ocak 2018 seçimi'nden önce 'senin mutlaka kazanan listede olman gerekiyor da demiş, sonra sportif a.ş.'de konumlanmış m. cengiz lehine. * ben ocak 2018'deki seçimden sonra dursun aydın özbek, abdurrahim albayrak'ı da yanına alır devam eder diyordum. ama tam tersi oldu. abdurrahim albayrak kabul etmedi dursun aydın özbek'in teklifini * ve mustafa cengiz başkan seçildi. mustafa cengiz ilk sandıklardan da önemli oy almıştı o seçimde, önde olmamasına rağmen. zaten etrafındaki insanlardan da derin galatasaray'a rağmen değil onlarla beraber geldiklerini net anlayabiliyoruz diye düşünüyorum. abdurrahim albayrak'ın bir diğer dediğine göre de ibrasızlıktan sonra da şampiyonluktan sonra da ilk arayan inan kıraç olmuş. geçmiş olsun demiş ve derhal mahkemeye gitmelerini söylemiş. gerekirse onların lehine ifade verebileceğini de söylemiş. şampiyonluktan sonra da inan kıraç arayıp emeklerine teşekkür etmiş.

    yani uzun lafın kısası, birebir derin galatasaray=liseciler olsaydı bunların hiçbiri veya en azından önemli kısmı olmazdı. ne fatih terim ne de abdurrahim albayrak gibi kişiler bu kulüpte barınamazlardı kesinlikle bir süre sonra. mesela liseci diyince aklıma direk hayri kozak vb. geliyor. ama inan kıraç bunlardan birisi mi, lise sempatisi olduğu kesin ama ben liseci olduğunu düşünmüyorum. en azından galatasaray ekseninde her alınan kararda lise perspektifinden bakmadığı kesin. bu ibrasızlık olayının da tamamen bu liseci kanadın kafasına göre yaptığı bir şey olduğunu düşünüyorum. dursun aydın özbek gibilerin de bunda payı var tabi. bence bu teşebbüsü şimdilik derin galatasaray durdurdu. eğer onlar da müdahil olsaydı taraftar falan dinlemez indirirlerdi bence. bu kulüpte öyle veya böyle dursun aydın özbek 2,5 yıl başkanlık yaptı hem de sosyal medya/teknoloji çağında. taraftar elbette önemli bir parametredir ama bu konularda burada bahsedildiği kadar da majör bir parametre olduğunu düşünmüyorum. şu an benim gördüğüm, inan kıraç falan başkanı sevmiyor, olursa başkanı değiştirecekler ama çok da aceleci değiller. ve en önemlisi abdurrahim albayrak vb. diğer yönetim kurulu üyeleriyle pek bir dertleri yok aksine muhtemelen oluşacak * yeni yönetimde onlardan da olanlar olacak. aceleci olan, gözü dönmüş olanlar bu bahsettiğim liseci kanat. onların hiçbir şey umrunda değil, kulüp futbol falan dahil. tek dertleri kulübü tekellerinde tutmak ve liselilerin lokali olarak kullanmak. kulübe bunlar hakim olsaydı zaten galatasaray bu kadar başarılı bir kulüp olamazdı. evet sayıca belli bir güce sahipler ama ağırlık olarak her istedikleri olmuyor aksine birçok istediklerinin olmadığı ortada. onların hakim olduğu, kulübü yönettiği bir sistemde zaten galatasaray 6-7 senede bir * şampiyon olan, beşiktaş-trabzonspor arası bir kulüp olurdu işte.