• 485
    insanoğlunun ne kadar balon olduğunu gösteren hastalık. yok şöyle gelişmişiz yok böyle gelişmişiz... bir tane hastalık 2 aydır tüm dünyayı durma noktasına getirdi, belli ki daha da böyle olmaya devam edecek. şaka gibi ama 2020 yılında cüzzamı, vebayı yaşıyoruz resmen. bundan 40 yıl önce 50 yıl önce insanlar 2020'yi nasıl hayal ediyordu, biz ne yaşıyoruz.

    bu yılda bunu yaşıyorsak biz olmamışız demektir ya. ateşle baştan başlayalım derim.
  • 486
    işyerimin bu hastalığı ısrarla kaale almaması sebebiyle, gerekirse işten çıkarılmayı dahi göze alarak evde kalmaya devam etmeye karar verdiğim salgın. yalnız bir sorum olacak. durumum çok iyi değil ama elimdeki birikim ile 2 ay daha idare edebilirim.

    merak ettiğim şey; 5 yıldır düzenli olarak sigortam ödendiği için, 100 gün daha sağlık hizmetlerinden yararlanabiliyorum. aynı şekilde eşimde benim gibi bu durumdan yararlanabiliyor mu acaba? normalde ben çalıştığım için benim sağlık hizmetimden o da yararlanabiliyordu. benim 100 günlük hakkı mı da kullanabiliyor mu merak etmekteyim?
  • 487
    işyerinde bir dizi önlemler aldığımız hastalık.

    60 yaş üstü çalışanlar, kronik rahatsızlıkları bulunan çalışanlar idari izinliler. toplu taşıma ile gelip giden çalışanların ise ya ulaşım sorunu çözüldü ya da onlar da idari izinli sayıldı.
    yemekhanede masa sayısı azaltıldı, çapraz oturma düzenine geçildi.
    tek kullanımlık tabak, çanak, su, ekmek, bardak gibi malzemelere geçildi ayrıca.
    yemekhane, tuvalet ve banyolar günlük olarak çamaşır suyuyla yıkanıyor. ayrıca araçlar da dahil işyerinin bütün bölümleri haftada bir özel bir şirket tarafından hidrojen peroksit ile dezenfekte ediliyor.
    çalışanların sabah akşam ateşini ölçüyoruz.
    kampta kalan çalışanların dışarı çıkmalarını kısıtlandırdık.
    çalışanlara her sabah redoxon ve ligone içiriyoruz bağışıklık sistemleri güçlensin diye.
    şantiyelerde maske kullanımının tamamen zorunlu olacağı yönünde söylentiler de mevcut önümüzdeki 1-2 gün içerisinde netlik kazanır tabi.

    ancak şunu söyleyeyim. burada iş dursa iş durdu diye sevinecek 1 tane bile adam yok. cumartesi günü 19 yaşında bir kardeşimizi yaşı nedeniyle izne çıkardık. idari izinli olduğu halde, maaşı tam ödeneceği halde ağlayacaktı çocuk. herkesin geçim derdi var, borcu harcı var. olmayanın da hayalleri var. bu süreci çalışarak ve hastalanmadan atlatma peşinde insanlar. dahası 1 aydır sözde sokağa çıkma yasağı uygulandığı söylenen italya'da da vaka sayısında hiç bir azalma yok. artmaya devam ediyor. topyekün bi sokağa çıkma yasağının hiç bir ülkede uygulandığına da inanmıyorum zaten. bizdeki 20 yaş altına sokağa çıkma yasağı mevzusu da eminim ki yurtdışında bazı haber sitelerinde türkiye'de sokağa çıkma yasağı ilan edildi diye haber olmuştur. ancak sanayiyi kapatacak göt kimsede yok.

    ve en önemlisi bu salgını bugün yensen yarın yeni bi vaka gelmesiyle süreci sil baştan tekrar yaşarsın. sokağa çıkma yasağı salgını yenmek için değil, kontrollü bir şekilde yayılmasını sağlayıp, sağlık sistemini çökertmesini önlemek için bir önlem sadece. bir aşısı bulunana kadar bu virüs ile yaşayacağız. acı ama gerçek.
  • 488
    insana göre çalışan pis bir virüs. 27 yaşında hiç bir kronik rahatsızlığı olmayan bir bireyi kan öksürtecek kadar yataklara düşürürken, 85 yaşında bir insanda da fazla tutunamayarak ölüyor. tabi bu örnek çok nadir. ama gerçekten her insana farklı davranıyor. bağışıklık sisteminden mi kaynaklıyor desem. bağışıklığı güçlü olan insanlarda çok sert atlatıyor hatta ölenler bile var. bence bu virüsün öldürücülüğü maruz kalınan virüs sayısı ile alâkalı olabilir.
  • 489
    ne kaynağı ne de nasıl bir şey olduğu hala çok az bilinen pandemi. yarasa diyen var, çocuk çişiyle kaynatılmış yumurta diyen var, canlı hayvan yemek diyen var. yani kaynağı bilinmeyen bir hastalıkla nasıl mücadele ediliyor anlamış değilim. zaten anlasam şu an burada vakit öldürüyor olmazdım.

    çinde aralık ayından beri var olan bir virüs orada toplam 3 bin kişiyi öldürürken, italyada her gün 700'den fazla insanın canına mal oluyor. merkez nasıl çevreden daha az hasar alıyor onu da anlayan yok.

    bir hastalık düşünün, tek yapabileceğiniz yakalanmamak.

    gözle görülemeyen bir katil.