• 455
    gerçekten beni benden alıp bitiren, götüren, sömüren vs. her şeyi yapan bir virüs. allah kahretsin.

    sağlığımda bir sıkıntı yok, 13'ünden itibaren evden çalışıyorum ve evden dışarı çıkmıyorum. ama sorun şu ki, evden çalışmıyorum, evden ızdırap çekiyorum.

    bunun en büyük sebebi de ülkedeki ekonomik durum. görece olarak iyi bir firmada satınalma müdürü olarak görev yapıyorum. şirketlerin nakit akışındaki sorun, bütçeler, ödemeler, faturalar, vadeler, tedarikçiler vs. kimle konuşsam, 1 tane olumlu görüşme yapamıyorum. 13'ünden beri 737 tane telefon görüşmesi yapmışım ve herkes kan ağlıyor, sektörler bitik durumda. bu konuştuğum kişiler de, iyi şirketlerde ismi olan, ülkedeki lokomotif kurumlar. fakat hepsi şu anda çok kötü durumda. ben hem evi, hem ailemi, hem eşimi yönetmek durumundayım. tamamen onlara destek veriyorum. fakat gün içerisindeki konuştuğum herkesteki bozuk ve kötü psikolojiden etkilenmemek de elde değil.

    bir şekilde bu süreç bitecek, hepimiz sosyal hayatlarımıza geri döneceğiz. fakat bu ekonomik buhranın acısı çok kötü çıkacaktır orası da bir gerçek. zorluklarla 5.7-5.8 bandında tutmaya çalışılan dolar kuru bile bir anda 6.5'lara geldi, nereye gidebileceğine dair hiç bir fikrimiz yok ki bu dönemde bile amerika karşılıksız para basma sürecine girdi. bizim devletimiz ise, bize yardım etmek için, bizden para istiyor.

    artık acayip bunaldım, virüs filan şu anda umurumda bile değil. tabi bu kadar rahat konuşuyorum da, başıma gelse, yanımdakilerden birine bir şey olsa, muhtemelen şu yazdıklarım uçar gider. bir an önce hayatımdan şu süreci ve aşamaları atmak, def etmek istiyorum. biri gelip dese ki, hadi 1 ağustos'tan itibaren yaşamaya devam edeceksin, herhalde şu anda direk kabul ederim.

    ne bileyim be sözlük, şöyle dönüp baksam, yazdıklarımda elle tutulur bir şey yok ama bir yandan da hayatımızı çok etkileyecek konular var. allah herkese sabır ve şifa versin. sorunsuz bir şekilde bu sürecin atlatılmasını diliyorum.

    #evdekalın
  • 456
    31 mart 2020'de 15422 test yapılıp 2704 pozitif vaka tespit edilmiş.

    test vaka oranı hala %17. yani pozitif buldukça oran azalmıyor ne yazık ki, azalmayacak da.

    planlı karantina veya sokağa çıkma yasağı olmadıkça da böyle bir beklentide olmamak gerek.

    son 24 saatte 46 vatandaşımızı daha kaybettik, toplam kaybımız 214.

    3 ay sonra bağıra bağıra gelen salgını bile ellerine yüzlerine bulaştırdılar ya şu virüs bizim ülkeden çıkmış olsa nüfusu %5-10 kaybederdik herhalde.
  • 457
    kişisel önlemlerini yeterince alan bireylerin bulaşma ihtimali olmayan hastalık. genelde bunu "doktorlar nasıl bulaşıyor" diyerek çürütenler oluyor. doktorlar kuralları yeterince bilse de hastaya yakın temas kurmak, sosyal mesafe olayını uygulayamamak, gerektiğinde nefesine ya da tükürüğüne maruz kalmak, çok yoğun çalışmadan dolayı bilinçsizce ya da yorgunluktan virüsü ellerinden göz ya da kulak gibi uzuvlarıyla istem dışı taşıma gibi şekillerde bulaşıyorlar.

    evden çıkmamak, kendini izole etmek tabi ki riski sıfırlıyor. ancak özellikle iş sebebiyle dışarıya çıkmak zorunda kalan insanların kendini kurbanlık koyun gibi hissetmemesi, bu hissiyatla "zaten hasta olurum" düşüncesine kapılıp tedbiri elden bırakmaması gerekiyor. sosyal mesafe denen 1.5-2 metre mesafeyi koruyamadığınız anlarda bile göz-burun-kulak-ağız yoluyla doğrudan birilerinin nefesine/tükürüğüne maruz kalmamaya çalışırsanız, bunlar olmasa da elinizi ilk fırsatta tekrardan temizlerseniz riski ortadan kaldırmanız mümkün olacaktır.

    bu süreçte açıkçası herkes doktor oldu. kimisi iyi niyetle, kimisi art niyetle, kimisi işte laf ola bir şeyler anlatıp duruyor. ancak pek çok uzmanın, dünya sağlık örgütü'nün açıklamaları da bu doğrultuda genelde.