• 431
    en ufak bir dalgınlığı, hatayı, boş vermeyi affetmeyen bir virüs. paranoya ve panik yerine işi sıkı tutmakla kişiler kendini koruyabillir bu hastalıktan. malesef bu virüsün ortaya çıktığı son ülkelerden olmasına rağmen türkiye de kendinden öncekilerin yaptığı hataları tekrar ediyor. bu noktada iş bireylere düşüyor ne yazık ki. dışarda iken insanlarla 2 metreden fazla yaklaşmamak, bir yerlere çıplak elle dokunmamak, kalem başta olmak üzere herhangi bir şeyi elden ele alıp-vermemek... havalar serin gittikçe kapüşonlu, en azından uzun kollu şeyler giymek bir nebze daha önemli. özellikle eve girdikten sonra kıyafetleri çıkarmak hatta mümkünse ayrı bir yere koymak ve evdeyken de mümkün mertebe sosyal mesafe olayına uymak çok önemli.

    ancak en önemlisi dışardayken kesinlikle elini ağzına-burnun-kulağına-gözlerine götürmemek. eğer götürmek gerekiyorsa öncesinde bir şekilde elleri yıkamak ya da dezenfekte etmek...

    fatih hoca'nın dediği gibi oyun disiplininden kopmak yok, şartlar ne olursa olsun. tedbirleri boşvermek, nasılsa bulaşacağız diye karamsarlığa düşmek yok...

    tedbirli olmakla panik olmayı, şüpheci yaklaşmakla paranoyayı karıştırmadan...

    umarım mümkün mertebe az hasarla atlatırız. malesef ülke olarak temenni ve dikkatten başka da bir planımız yok gibi...
  • 432
    eğer bu virüs yüzünden hastalanırsam ve kalıcı hasar kalırsa veya allah göstermesin bir yakınımı kaybedersem benzer sonuçlara maruz kalmış herkes için emsal olacak bir dava açacağım devlete. avrupa insan hakları mahkemesi bu tarz ihmallere taviz vermez.

    dünya sağlık örgütünün açıklaması net. evden çıkmayın!

    devlet bizzat kendisi evden çıkmayın diyor ama sonuna da ekliyor ; "mümkünse". evden çıkmadığı zaman kirasından faturalara, kredi kartlarından kredilerine kadar ödeyemeyecek veya ödeme güçlüğü çekecek olanlara yönelik de tedbir almıyor. ne benim dışarı çıkıp çalışmamam konusunda tedbir alıyorlar, ne de çıkmazsam yaşayacağım mağduriyet konusunda.

    avukat arkadaşlara açık çağrımdır, 1 senede trilyonluk adam olursunuz. devlet yeterli tedbirleri almıyor ve malesef sonuçlarına da katlanacak. hadi canım ya olur mu öyle şey diyenler olabilir. 1990'larda doğuda devlet kararıyla, terör sebebiyle köyleri boşaltılan köylüler trilyonluk adamlar şu an. onların davalarına bakan avukatların köşeyi döneli yıllar oldu. bu süreçte köylüleri de az kandırmadılar tabi. avrupa insan hakları mahkemesi karar verdi ve devlet 1 milyon tl ödediyse 700'ünü kendilerine aldılar 300'ünü köylüye verdiler. meblağ bir örnek sadece ama oranı anlamanız açısından verdim. daha yüksek meblağlarda da kararlar verildi ayrıca.

    tabi bu davadan işverenim de nasibini alacak. hele bir terslik olsun, kıçındaki donuna kadar alacağım patronun.

    inşallah ne ben bi zarar görürüm ne de bir yakınım ama elbet birileri bu davaları açacak. hepimiz burdayız, ölmez de sağ kalırsak göreceğiz.
  • 433
    sıradan bir sabunla çeşmeden akan soğuk su ile 20 saniye civarı el yıkandığında ellerden temizlenen ancak 60 derece ısıda çamaşır makinesinde anca 1 saatte çamaşırlardan çıkabilen virüs'tür.

    açıklanan önlemlere bakılırsa durum bu.

    çeşmeden akan su şu sıralar en fazla 20 derece'dir. sıradan bir sabunla 20 saniye yetiyor bu sıcaklıkta ama yaklaşık 1 saat süren bir programda 60 derecede virüsün çıkması bir bana mı tuhaf geliyor?

    kaliteli, bol bir deterjanla 30 derecede çamaşırları yıkamak neden yetmiyor bu virüs için? ben yumuşatıcı kısmına renksiz sirke koyuyorum. 30 derecede 1 saatlik programla yıkayıp sonda sirke ile durulama yaptırmam yetmiyorsa elde 20 derecenin altındaki suyla sıradan bir sabun yardımıyla 20 saniye nasıl yetiyor arkadaş?