• 13
    belirli periyotlarda ortaya çıkan corona virüsünün son mutasyonudur. bundan önceki ölümcül salgınlar yanlış hatırlamıyorsam 2012'de ki mers-cov ve 2003'teki sars-cov virüsleri de covid-19 gibi hayvanlardan mutasyon sonucu insana geçmiş bir mrna türü.

    sars-cov çin'de yarasadan kediye, kediden insanlara, mers-cov ise arabistan'da deveden bulaştığı düşünülüyor.

    covid-19 için de yarasa, yılan, timsah gibi bir çok söylenti var. hangi hayvandan bulaştığı, bulaşan hayvandan göçmen hayvanlara bulaşma ihtimali bilinmediğinden tüm vakalar insandan insana diyemeyiz.

    corona adı altında toplanan tür, aslında evinizde beslediğiniz hayvanda bile olabilir fakat mutasyonlu hali covid-19'dur.

    örneğin kedilerde sık görülen ve tedavisi bulunmayan fip* de ölümcül bir corona virüsüdür ancak insana bulaşan formu henüz görülmemiştir, kediler arasında ise dışkı, mama kabı vb şekilde kolaylıkla bulaşabiliyor.

    keza kış aylarında corona'nın farklı türleri insanlara bulaşıp soğukalgınlığı vsden sonra geçiyor.

    covid-19 ise solunum yoluyla bulaşan yeni bir tür. fakat temas ettiğiniz yüzeyden elinize, burdan da ağız-burun yoluyla vücuda geçmesi yüksek olasılık.

    bu sebeple eller düzenli olarak alkol veya alkollü sabun vb temizleyici ile yıkanmalı, yıkanmadan ağız,burun,göz ile temas edilmemeli.

    solunum yolunu kapatmak için maske kullanılmalı.

    hapşuran, öksüren kişilerle belirli* mesafede kalınmalı.

    kendi fikrim, ülkemizde de aktif vakaların olduğu ancak hem net teşhis konmak, hem panik yaratmamak hem de farklı sebeplerden ötürü açıklanmadığı yönünde.

    bu sebeple dikkatli olmakta fayda var.

    şuana kadar ki ölümler ağırlıklı bağışıklık sistemi zayıf, belirli yaşın üzerindeki ve kronik kalp,böbrek, akciğer rahatsızlıkları olan kişiler.

    şuan moderna'nın geliştirdiği bir aşı var ve onay için fda'ya gönderildi. sonrasında da testler başlayacak. bunun da birkaç hafta sürmesi bekleniyor.

    fakat dün wall street journal'da da "tedavi için ilaçlar yakında üretilebilir fakat aşılar beklenildiği kadar çabuk gelmeyebilir" gibi bir haber vardı.

    komplo teorisi üretmek istemiyorum ancak ilaç sektöründeki kirlilik, virüsün çin'den çıkıp son 2 aydır çin'e yapılan muamele vs gibi bir çok neden akıllarda soru işareti.

    herkese sağlık sıhhat diliyorum.
  • 15
    artik almanya'da yasadigim sehirdeki hastanede bir hastada bulunan virüs. sehir düsseldorf.

    normal bir grip bile daha tehlikeli diyorlardi bu virüs hakkinda.

    "peki o zaman nedem almanya'da 18 kisiden bir tanesinin durumu kritik?" diye soruyorum kendi kendime. tabii ki tesadüf de olabilir, durumu kritik olan kisinin baska türlü hastaliklari da varmis diyorlar.

    normal bir gripte 18 kisiden bir tanesinin durumu kritik olamaz.

    italya'da 322 kisi arasinda 10 ölüm gerceklesmis. pek de endiselenmeyecek bir durum degil sanki.
  • 16
    bu nanenin aşısını tasarlayacak olan firmanın türkiye ayağında çalışıyorum. hatta yine bu nane sebebiyle oluşturulan ar-ge ekibinin geçici üyelerinden biriyim. yazacaklarımı deneyimlediklerime dayalı olarak klavyeye alıyorum yani, o gözle okuyun pls. :(

    daha önce galatasaray sözlük bilim sanat ve kültür kulübüne covid-19'la ilgili iki entari yazmıştım ve bu iki entaride de covid-19'un "çok yüksek öldürücülüğü olan bir virüs olmadığını" ifade etmiştim. bu tezimde ısrarcıyım ve bu ısrarımı gerek yürüttüğümüz ar-ge'lere dayalı olarak yineliyorum, gerekse de istatistiki verilerle destekliyorum. farmasötikte, mikrobiyolojide fakat her şeyden önce viroloji disiplininde %2-5 aralığındaki kümülatif oran "çok yüksek" olarak kabul edilmez. teorik olarak pandemilerde (dünya sağlık örgütü henüz bunu resmi olarak dillendirmedi, tamamen benim öngörüye dayalı saptamam) olayın doğal akışına uygun olarak kırmızı alarm verilir ama bu, pandemiye neden olan kökün müthiş öldürücü olduğu manasını taşımaz. covid-19 da şu an için bu noktada. karşılaştırma yapmak isteyenler için belirteyim; korona tipi virüsler içerisinde mers'in %~34'lük, sars'ın ise %~10'luk bir öldürme yüzdesi var. özellikle mers-cov'un oranı korkunç derecede yüksek. peki ne oldu da bu virüsler (korona tipliler) sahneden çekildi? aslında sahneden çekildikleri falan yok, sadece uyku modundalar. an itibarıyla sahne sırası covid-19'un. öldürücülük bakış açısıyla değerlendirdiğimizde bu bir anlamda şans da insanlık için, neden? covid-19'daki sorun, who'yu telaşlandıran kısım tamamen, covid-19'un anormal ötesi bir hızda yayılım göstermesiyle ve özellikle erkeklere aynı şekilde daha kolay tutunmasıyla (istatistiki veri) alakalı. covid-19'la ilgili komplo teorilerinden biri de virüsün nüfus kontrolü amacıyla dizayn edildiği yönünde zaten ki bu iddianın çıkış noktası da covid-19 ile erkekler arasındaki bağlantı. şans dedim; şans çünkü şu anki covid-19 pandemisinin yerinde mers-cov pandemisi olsaydı işte o zaman insanlık ciddi anlamda hapı yutmuştu. mers'in yayılım hızı covid-19'a göre çok daha yavaş ve bulaşma ihtimali daha zor tabii ama benim bahsettiğim konu da hayali bir senaryo örneğinden ibaret.

    covid-19 pandemisi dünyaya şunları gösterdi (gözlem ve yorum):

    - bilim, özellikle ilaç sektörü bu tip bir virüs formuyla baş edebilmek için hazır değil(miş).
    - halkların geneli bu tip bir konuya çok yabancı ve maalesef yeteri kadar bilinçli değil (son derece doğal, bir eleştiri değil bu).
    - asıl can alıcı nokta, ülkeler karantina prosedürleri ve önlemler açısından felaket derecede çuvallamış durumda. birtakım engellemeler için geç kalındı (kalınmaya devam ediyor).
    - dünyanın olası pandemilerle ilgili bir eylem planı yok(muş).

    covid-19 pandemisi yaban hayatının dünyaya bir uyarısıdır.

    insanlar, özellikle çin beslenme kültürü yaban hayatıyla olmaması gerektiği kadar iç içe ne yazık ki. an itibarıyla resmi bir belirteç yok covid-19'un çıkış noktasıyla ilgili fakat yüksek bir olasılıkla kaynak "yarasa"lar (bir diğer yüksek ihtimalli iddia da wuhan'daki balık pazarı). yarasa bir memelidir ve sayısı dünya genelinde müthiş fazladır. aynı zamanda bir yarasada 1000'i aşkın sayıda virüs bulunur. bu demek değildir ki yarasayı elinize alırsanız hasta olursunuz. yaban hayatını tehdit etmemeliyiz. bu şu demek; sinir sistemi ciddi şekilde uyarılan bir yarasa, vücudundaki 100'lerce virüsü savunma mekanizması geliştirerek aktive eder. bunu tamamen kendisi koruma içgüdüsüyle yapar. sinir sistemi uyarılmış bir yarasa gerek kan, gerekse de vücut sıvısı yoluyla çernobil'deki meşhur reaktör misali (tamamen betimleme amaçlı benzetme) virüs saçar. eğer siz böyle bir anda yarasayla bir şekilde temasta bulunursanız (ki buna solunum da dahil) korona virüsünün farklı varyasyonlarını vücudunuza buyur edebilirsiniz. vücudunuzun vereceği tepki ise tamamen sizin bağışıklık sisteminizle, akciğerlerinizdeki ace/2 enzimiyle (proteiniyle) ve cinsiyetinizle alakalı.

    ace/2 enzimi covid-19'un olayıdır. uzakdoğulu erkeklerin akciğerlerinde fazla miktarda bulunur (istatistiki veri). çok basit bir mantıkla düşünürsek, ace/2'yi baskıladığımız ve/veya bloke ettiğimiz anda covid-19'u da bitiririz. tabii maalesef iş pratikte bu kadar basit olamıyor ve zaman gerek(tir)iyor. aşının bir çırpıda tasarlanamaması, dolayısıyla da üretilememesine sebep olan şey bu. 2 gün kadar önce sonuca yaklaşıldı gibi oldu mesela fakat kimyasal formülasyonda mümkün gibi duran, sıçanlarda da etkili olan aşı örneği maymunlarda verimli olmadı, bilimsel ifadeyle aşı maymunlarda antikor üretimini sağlayamadı (fransız bilim insanlarının raporlamaları). covid-19'daki binlerce genetik kurgunun yalnızca bir parçasıyla ilerlemişti örneğin bu çalışma, yalan oldu. denemeye devam tabii. şimdi başka bir genetik kurguyla ace/2'ye savaş açılıyor... diyelim maymunlarda tuttu tasarlanan aşı, insanlarda bunu nasıl test edeceksiniz? faz çalışmaları diye bir şey vardır farmasötikte, esasen bunun için en uygun ortam oluşmuş durumda, deneme için yeteri kadar vaka var; insanlık dışı bir uygulama gibi gelse de tasarlanan aşı bir şekilde insanlar üzerinde denenmeli, bunun başka bir yolu yordamı yok. sorun, dizayn edilen aşının insanlarda ne gibi yan etkiler göstereceğinin kestirilememesi. acele edilmemesinin, işin en ama en ince ayrıntısına kadar didik didik edilmesinin bir nedeni de bu.

    bu nanenin 3 "net" belirtisi var; yüksek ateş, kesilmeyen ve sürekli devam eden balgamsız öksürük ve astım krizi benzeri nefes darlığı. korona tipi virüsler "teorik olarak" (pratikte olmayacak diye bir kesinlik yok) boğaz ağrısı yapmaz, balgam ve sümük artışına sebep olmaz.

    ülkemizde resmi olarak açıklanan vaka yok şu ana kadar; ancak bu buralarda covid-19 olmadığı anlamına gelmiyor. şu an dünya genelinde resmi sayı 82000'lerde. emin olun bu virüsü kapıp da hastalığı ayakta geçirenlerin sayısıyla birlikte asıl değer rahatlıkla 100000'in üzerinde. ayrıca, dört tarafımızda da resmi vaka görülmüşken covid-19'un "ben türkiye'yi seviyorum, burayı pas geçiyorum" deme gibi bir durumu olmadığı çok açık değil mi.

    kişisel önlemler çok basit ve temel şeyler; bağışıklık sisteminizi diri tutun, iyi uyuyun, dengeli beslenin, el hijyenine önem gösterin, şu aralar çok sık tokalaşmayın, sarılmayın, öpüşmeyin. kalabalık şehirlerde, özellikle toplu taşıma alanlarında elinizden geldiğince yakın temasta bulunmayın (biliyorum, çok zor). ve size bir tüyo, %100'lük etanolü covid-19'un (sadece covid-19 için geçerli değil, etanol cansız ortamdaki virüsler için tehdittir) üstüne dökerseniz virüs yüksek olasılıkla ölür ama öldüğü bölgeye yapışır, uçmaz. %78-80'lik (su ihtiva eden) iyi kolonyalar bu açıdan hijyen sağlar. etanol kısmı virüsü öldürür, buharlaşan su ise virüsü bölgeden uçurarak uzaklaştırır. izopropil alkol içerikli el jelleri daha çok antibakteriyel özelliklidir, kolonya ise içeriği gereği antiviral özellik gösterir. ozon da iyi bir çözüm gibi duruyor ama bu kısım kişisel hijyen kısmına dahil değil.

    son olarak; covid-19 pozitif olsanız bile yırtma ihtimaliniz çok ama çok fazla. elbette önemli bir konu fakat bir panik hali olduğu da malum. hayatını kaybeden 2700 kişiye karşılık 30000 kişinin iyileşip hastanelerden taburcu olduğunu, birçok kişinin farkında bile olmadan hastalığı ayakta geçirdiğini (bu tamamen bağışıklık sistemiyle ve vücudun verdiği reaksiyonla alakalı) lütfen unutmayın.

    yeni şeyler deneyimledikçe, aklıma yeni şeyler geldikçe paylaşacağım konuyla ilgili.

    edit: anlatımda birtakım oynamalar ve küçük bir bilgi düzeltmesi