• 1190
    geldiği bu durum aslında çok ilgilenmememe rağmen başka bir açıdan baktığımda gerçekten üzücü.

    bizim süper lig eğer ingiltere ligi gibi olsaydı durum çok daha farklı olabilirdi. oranın tarihinde çok sayıda şampiyon var ve bazıları şu anda alt liglerde oynamakta, gayet de normal karşılanmakta. ancak bizim tüm tarihimizde sadece 5 şampiyon var ve bursaspor'un o zaman ki başarısı başka hepimizinde şahit olduğu gibi başka bir boyut.

    kimsenin ulaşmayı hayal bile edemediği yada yolun sonu oraya çıkacak gibi ise bile son 3-5 maç kala vazgeçilip, bir şekilde yoldan sapıldığı bir noktaya ulaşmayı başaran bazı zincirleri kıran şehir takımı bursaspor. yoldan sapana örnek vermem gerekirse 2000-2001 sezonu gaziantepspor'u örnek vermek isterim. kadıköyde fb maçında devre arası soyunma odalarında yaşanan her ne ise devamında yaşananlar kimileri için büyük efsane kimileri için ise skandaldır. ama birileri o günlerde çok net ne işimiz var bizim şampiyonlukla ne haddimize diye de düşünüyordu illaki.

    en yakın dönemde buna yaklaşan kulüp başakşehirdi. ancak başakşehir ligin en pahalı ve en tecrübeli kadrolarından biri olarak bu başarıları kovaladı. ancak bana göre büyük bir sportif başarısızlığın temsilidir başakşehir. ve yine bu başarısızlığın başındaki sorumlu olan hocayı en büyük rakiplerimizden biri olan bjk, kendilerinin bu sene ki kurtacısı olarak başlarına hoca yaptı. vizyonlarının bu seviyede olması benim için mutluluk verici olsada ülkede ki hak edenenin yerini bulamaması durumu her noktada devam ettiği için bu durumu bir yandan da üzücü bulmaktayım. aynı hoca büyük sorumluluk alarak geldiği milli takımı da kaldıramamış ve taşıyamamıştı.

    neyse, peki bursaspor bu başarıyı nasıl yakalamıştı? şampiyon kadroyu net hatırlarsanız kadro yapısı karakterli yabancılar, bazı bölgelerde tecrübeli yerliler ve altyapıdan çıkmış canına dişine takan gençlerden oluşuyordu. işin mali durumunda diğer takımların çok daha altında para harcanmıştır diye düşünüyorum. taraftarı ise zaten sürekli destekleyen, kendine ait bir kültürü olan kalabalık bir topluluktu. şehir zaten tam bir futbol şehriydi. yani bu denli bir başarıdan sonra bu üst seviyeleri sürdürememek çok zor olmamalıydı. şehir olarak, alt ve üst yapı olarak her açıdan hazırlardı. üstelik sercan, volkan şen vb. diğer genç çocuklara bütün büyük takımlar çok ciddi paralar vermeye hazırdı. yani direkt katılacakları bir şampiyonlar ligi ile birlikte gelecek ciddi bir para ve üstüne transferden ciddi bonservisler ile kazanacakları büyük meblağlar hazırdı. üstelik altyapıları da kendi yaş grubunda tepelere oynamakta, her pozisyon için yine potansiyelli gençlerde arkada bekliyordu. evet belki 1 sene sonra yine şampiyon olamayacaklardı ama hem maddi açıdan hemde kadro yapısı olarak çok sağlıklı bir yapı kurabilecekler, hem kendi hem de ülkenin vizyonunu başka bir yöne çevirebileceklerdi. bence çok önemli bir misyon sahibi olacalardı, belki bu ffp olaylarından değiştirdikleri tüm algı ile ülkeyi uzak tutmayı bile başarabileceklerdi.

    ancak tabii ki bunu seçmediler. o çocuklar satılmayacaktı asla neden satılsındı ki? yada diğer gençler doğru dürüst kadroya çıkarılmayacaktı neden çıkarılsın? artık biz şampiyonalar ligindeyiz ona göre pahalı transferler yapmalıyız aman rezil olmamalıyız, para harcamalıyız çünkü biz oraların takımıyız artık şeklinde düşünülüp hareket ediliyordu, yani üst akıl bu seviyedeydi. sanki partizan yada c.brugge yada genk yada en yakın dönemde ajax bu şekilde hareket ediyormuş gibi. herkesten biz daha iyi düşünebiliyormuş yada akıllıymışız gibi. yani bir düşünelim ajax bir aranın ardından şampiyonlar ligine katılıyor ve diyor ki biz bu kupada final oynadık, şunu bunu yaptık. biz yine burdaysak milyon eurolar harcamalıyız aman rezil oluruz. ajax'ın dahi aklından geçmeyenler bursaspor'un stratejisini oluşturuyordu. tabii bu durumlara ek olarak bizim ülkeye ait sakil buluşmalarda illaki gerçekleşiyordur, garip ortamlara illaki giriliyordur. yani iş futbolun çok daha ötesine geçiyordur ve o amatör ruhtan çoktan çıkılmıştır.

    maalesef bu durumda takımın yapısını güncelleyemeyen, eline geçen çok büyük fırsatın hakkını veremeyen ve ortaya bir vizyon koyamayan ertuğrul hoca büyük sorumlu olarak gözüküyor. yani ben dahi bu işin profesyoneli olmamama rağmen hayatta böyle bir şansa ve bu durumda bir takımda üst akıl olmak isterdim. tüm ülkenin futbola bakış açısını değiştirebilme şansını ve gücünü bu kadar yok etmek bu kadar kolay olmamalıydı.

    işte bilmem kaç yıllık ülkenin futbol tarihinde büyükler dışında gelen ilk başarı olan trabzonspor'un ardından çok daha zorlaşmış ve yozlaşmış bir dönemde tekrardan büyük ve daha kalıcı, herkese sirayet edebilecek bir hikaye yazma şansı çok kolay kaybedilmiş oldu. ve ardından takımın şu anki durumu işte.. yazının başındaki gaziantepspor'un hikayesinin gerçekliğini ortaya koyuyor, aman abi ne şampiyonluğu mazallah, başımıza iş mi alalım, hele ki yeni icat hiç çıkarmayalım..