• 854
    maç sonları arka planda kalmaları beni oldukça memnun ediyor. bundan önceki yönetimler gibi maç sonrası kamera sevdasına düşüp boş gaz alıcı söylemler söylemek yerine sahneyi futbol takımına tamamen bırakıyorlar.

    cidden kendilerinin galatasaray için bir dönüm noktasını olacağını düşünüyorum tabi tff ve döviz kurları buna izin verebilirse.
  • 855
    tff’ye karşı bu kadar pasif olmalarını kabullenemediğim yönetim.

    sen o tff binasına gidiyorsun 1-2 kelle almadan çıkmayacaksın. sen gittikten sonra hocana 6 maç ceza verip senin puanlarını gasp eden hakemi apar topar maçlara atarlarsa bunu taraftara açıklaman, hesabını vermen gerekir.

    “sen oraya çay içmeye mi gittin?” derler.

    burak elmas yönetimini teknik konularda beğensem de idari olarak ilk falsolarını verdiler bana göre.
  • 856
    fatih terim'e haksiz yere verilen 5 mac ceza ile ilgili nasil bir aksiyon alacaklarini merakla bekledigimiz yonetim.

    goreve geldiklerinden beri surekli zor sinavlar verdiler, bir cogunu da basariyla gectiler. fakat bu durum su ana kadarki en zorlu sinavlari olacak. bakalim isin icinden nasil bir politikayla cikacagiz. genel olarak pek boyun egecek gibi bir havalari olmasa da bu sefer karsilarinda cok guclu bir organize suc orgutu bulunuyor. umarim temsil ettikleri camianin gercek gucunun farkinda olarak hareket ederler. cunku bu ulkede hic kimse galatasaray baskanina bulasip, buyuk galatasaray taraftarini karsisina almak istemez!
  • 857
    tff ve benzeri kurumlarla gereğinden fazla uğraşmanın başlarına açacağı derdi bilen yönetimdir. o yüzden enerjilerini kulübü sportif ekonomik ve kurumsal anlamda doğru yönetmek için sarfetmeleri gerekli. bu doğruları yerine getirdikleri takdirde galatasarayın önünde tff yi geçtim fifa bile duramaz. sizler doğru olun eğri belasını bulur.
  • 859
    galatasaray’ın hakkını arama konusunda sınıfta kalan başka bir yönetim. o koltuklar işi bilen isimler tarafından, bir şeylerden korkmayan insanlar tarafından doldurulmalı. ben ne rezan beyi, ne de remzi beyi yönetici olmadan önce tanımıyorduk. reklamlarına reklam katıp galatasaray’ın hakkı için olumlu anlamda bir gıdım aksiyon alamayan isimler durumundalar şuan. zor bir görev ancak yapmak zorunda da değildiniz.

    takım elbisenin sporda yeri yok işte, reklam görevi görüyor o koltuklar, 3 senelik yöneticilik sürelerinde reklamlarını yapıp hayatları boyunca bu reklamın artılarını yiyorlar.
  • 860
    tek başına yapabileceği hiçbir şey olmayan yönetim. hiçbir şey ya pa maz lar. bu insanlar süpermen değil. yahut dünyayı yöneten 3,5 ailenin türkiye mörçındayzı değiller. hepsi yurdum insanı, belki biraz daha derli toplu, aklı başında yurdum insanı.

    yerleşik düzen adamı yer. sen galatasaray başkanı da olsan bu ülke standart bir demokrasi değil. köşe başını tutmuş olanları yerinden oynatmadığın sürece yapabileceğin şeyler ancak goygoydan ibaret oluyor. aynı şey mustafa cengiz yönetimi için de geçerliydi. onların da yapabileceği bir şey yoktu. hatta abdürrahim albayrak "var kayıtları" açıklamasıyla belki de yapabileceği şeylerin sınırında gezindi.

    bu işin bir boyutu. ikinci boyutuysa şu: şu anda yaşanan şey tff-galatasaray mücadelesi değil. servet yardımcı-fatih terim mücadelesi. saldırıya uğrayan taraf fatih terim. galatasaray'ın kurumsal kimliğiyle ilgili olarak bir sorun yok. fatih terim bu takımın başında olduğu sürece ve bu yerleşik düzen mevcut aktörleriyle sabit kaldığı sürece bu kavga sürecek. güç şimdilik servetgillerde olduğu için de fatih terim bol keseden ceza alacak. bunu ne burak elmas değiştirebilir, ne mustafa cengiz, ne inan kıraç, ne eşref hamamcıoğlugiller.

    şimdi burada iki soru çıkıyor ortaya:

    1) mustafa cengiz yönetimini "galatasaray'ın hakkını savunmuyor" diye yerden yere vuran burak elmas ve yönetimi, acaba geçmişe dönük yaptıkları bu eleştirilerden dolayı haksızlık yaptıklarını düşünüyorlar mı?

    2) fatih terim kendi mücadelesini galatasaray'ın mücadelesi yapmak için mustafa cengiz yönetimini taraftarın ve camianın gözünde küçük düşürmek için uğraşırken mevcut yönetime de aynı şeyi yapabilecek mi?

    ben bu iki sorunun cevabını merak ediyorum. çünkü bende sabit belli. 4. fatih terim döneminde fatih terim'in galatasaray'a olan ihtiyacı çok daha büyüktü. zira 2017'deki "sön dö vor moson kordoşom" şaklabanlığına katılmadığından beri yerleşik düzenin futboldaki birincil düşmanıydı ve galatasaray ona kucak açmasa şu an emekli olmuş, bu işleri bırakmıştı zira bu düzenle kavga eden adam herhangi bir yerde iş bulamazdı. galatasaray ise kişilerden bağımsız olarak dokunabileceğiniz bir yapı değil.

    şu noktada tekrarlıyorum, kim olursa olsun yapacaklarının sınırı var. sezon başında tv'ye çıktığı üç başkandan trabzonlu olan şu an ligi parmağında oynatacak bir lobiye sahip, beşiktaşlı olanın sağı solu ayrı oynuyor, fenerbahçeli olansa en büyük fatih terim düşmanı. bunlara güvenerek yola çıkarsan servet yardımcı daha çok çelme takar. ali koç yüzüne gülerken arka kapılardan servet'i salar üzerine. sen de derbi maçlarında ali koç'la sarmaş dolaş poz verir, federasyonu basmaya gidip çıkışta saygılı ve huşulu bir şekilde nihat abi översin.
  • 861
    öncelikle futbol yönetim stratejilerini, iletişimlerini ve genel olarak duruşlarını beğeniyorum. geldikleri günden bu yana pozitifim bu cebimizde dursun.

    ama ortada çok ciddi bir iki yüzlülük var.

    başkan burak elmas 21 kasım 2021 galatasaray fenerbahçe maçı sonrası basın karşısına çıkıp esip gürledi ardına nihat özdemir ile toplantı yapıp basının karşısına çıktı "iletişimimiz güzel, biz konuşarak anlaşan insanlarız" falan dedi...

    oysa benzer şeyleri kendilerinden önce ki yönetim yaptığında ne satılmışlıkları kaldı ne hainlikleri. mesela mustafa cengiz yönetiminin sezon açılışında hakemlerle ilgili olarak "beyaz sayfa açtık" lafını dillerine pelesenk etti birileri ve hakemle ilintili olan her kötü sonuçta bu lafa gönderme yapıldı. a. albayrak için "servis işini kaybetmemek için ses çıkarmıyor" diyen twitter soytarıları dün gibi aklımda.

    bu twitter, twitch ünlüsü grup "yönetim değişsin göreceksiniz yeni yönetim federasyona haddini bildirecek" diyordu... 108.2 maddelerini cümle başlarına eklemeden de duramıyorlardı tabi.

    ne oldu gerçekten ? tff'de bir genel kurul oldu ve yönetim "mali olarak ibra etmeyecek bir şey görmedik o nedenle çekimser kaldık" dedi. tabii bunun uygulamada ibra etmekten hiç bir farkı yok. oğulcan'ın durumu için çektiklerimiz ortada, o ara hakemler bizi doğramaya devam ediyor, sergen yalçın'ın hakeme ana bacı düz çekip 1 maç ceza aldığı yerde fatih terim'e 6 maç ceza veriliyor ama "tff ile iletişimiz güzel" lafı henüz hiç biryerde kullanılmıyor. (güzel bir durum tabi)

    burak elmas başkan adaylığı sırasında projelerini tanıtmak için katıldığı youtube programlarında kendisine fatih terim'e verilen cezalar sorulduğunda; "bizim dönemimizde olmayacak çünkü biz hocamızın yerine kulübün hakkını savunacağız" gibi cümleler kuruyordu. sonuç ? federasyonla yapılan görüşme sonrası fatih terim'e 6 maç ceza, takımı sahada doğrayan hakeme bir hafta sonra ödül gibi maç.

    derdim burak elmas değil, şunu anlatmak istiyorum çoğu arkadaşın belirttiği gibi ne mustafa cengiz yönetimi hain'di ne burak elmas yönetimi.
    bu düzende bir halt yapamazsın. sene başında 2 milyar olan borcun sene sonunda kur farkıyla 5 milyar oluyorsa ve devlete tonlarca borcunun olduğu böyle bir ortamda atanan federasyona bir halt ya-pa-maz-sın !

    denklem çok basit devlet sana bankalar birliği üzerinden kredi verdirmiş o krediyi almasan bugün kulübün kapısına kilit vururlardı kilit yok çok kötü bir anlaşmaymış falan geçin bunları sahaya çıkamazdık o yapılandırma olmasa ben yapılandırma yapmıyorum dediğin an'da o zaman öde bakalım şu ssk borcunu öde bakalım şu stadın üstünü kapamadığın aldığın paraları, öde bakalım zart zurt vergisini diye kapına dayanacaklardı. işin diğer tarafından baktığımızda ben şahsen banka yöneticisi olsam bu mali yapıya sahip hiç bir işletmeye kredi vermeyi geçtim kapıdan içeri almazdım ama yukarıdan gelen talimatla bir şekilde yaptılar o yapılandırmayı. ve en basit kural devreye girdi "bugün para veren yarın talimat verir" bu kadar basit. ekonomik özgürlüğün yoksa "ilişkileri yönetmek" dışında şansın yok. yönetimde burak elmas değil ali sami yen bile olsa o yapılandırma anlaşmasını imzalamak dışında şansı yoktu.
    böyle bir ortamda burak elmas yönetiminden ya da x bir yönetimden öyla masaya yumruk vurmasını falan beklmeyin.

    şimdi o twitch, twitter soytarılarının yüzünü görüp kıvırışlarını izlemek için ara sıra açıp bakıyorum. hala 2-3bin kişilik kitleye hitap eden bu tiplerin ağzından tek kelime laf çıkmıyor bu konularla ilgili. bir daha ki genel kurulda salonun sağına geçip yine kakara kikiri yaparlar artık.
    daha önce de demiştik bu tiplerin derdi galatasaray değil, galatasaray'ın kendi ahbap çavuş çevreleri içerisinde kalması.

    şahsi tavsiyem bu yönetimi desteklemeyi sürdürün ama artık "kulübe yakınız" goygoyu yapan soytarıların gazına gelmeyin.
  • 862
    fatih terime en son verilen 5 maçlık ceza sonrasında nasıl aksiyon alacağını merak ettiğim yönetim.

    seçimden önce "en önemlisi de galatasaray'ın hakkını kimseye yedirmeyeceğiz" vurgusunu defalarca yapmışlardır. bu lafın altını doldurmalarını bekliyorum.

    daha öncede yazmıştım. şu ana kadar başarısız bir yönetimdir. çünkü galatasaray'a karşı sistematik bir saldırı hala devam ediyor. he derseniz ki siyasi baskı var ne yapsınlar? o zaman konuşmayacaklar, ya da siyasi durumlarda var diyecekler. varsa. gerisine galatasaray taraftarı karar verir.

    (bkz: servet yardımcı)
    (bkz: nihat özdemir federasyonu)
    (bkz: pfdk)