• 1291
    bize transfer olduğu sezondan bir-kaç yıl önce 3 büyüklere transfer yapabilseydi türk futbolunda rahatlıkla daha büyük bir iz bırakabilirdi. kariyerinde ya kendisi çok fazla kendi üzerine düşmedi, ya da hocalar kendisi üzerine çok düşmedi. kendine yeterince güvenmemesi de bir üst seviyeye çıkmasına engel olmuş olabilir.

    ayağı özel futbolcu.
  • 1297
    bizim seviyemizde iyi bir rotasyon oyuncusuydu. oynaması gereken maçlar da belliydi. şutu olduğu için geriye düştüğünüz maçlarda, iyi bir pasör olduğu için de oyunu tutmak istediğiniz maçlarda oyuna sokabilirdiniz.

    bilal'in üstün bir fiziksel yapısı yoktu, çok sağlam ciğerleri yoktu ama buna rağmen sahada çok gezinirdi. iyi duran top kullanırdı, iyi bir pasör ve iyi bir şutördü. kendisinin on bir başlayacağı maçlar da belliydi: kupa maçları.

    emin olun bilal hiçbir zaman ilk on bir oyuncusu olarak düşünülmese bugün galatasaray seviyesini real madrid seviyesi zanneden dostlar da bilal'i çok güzel hatırlayacaktı.

    galatasaray'da bazı saha sorumluları, teknik direktör demeyeceğim, bilal kısa'yı, umut bulut'u, ryan donk'u, hatta dzemaili'yi bitirmeye çalışmıştır. içlerinden bir tek ryan donk kendini kurtardı, hem de ne kurtardı.

    yani bilal'i izledik. şutu olan ama çekip vurmaktan ziyade genişte çevresi boşken yakalarsa iyi vuran bir futbolcuydu. üstelik uzun pası da vardı. iyi kısa pas yapabilen biriydi de. kendisini aptal gibi ilk on bir oyuncusu olarak kullanmak yerine ilk pasından sonra daima boş alanlara hareket edecek şekilde yönlendirseydik belki de geçen sene galatasaray'da yüz küsür maça çıkmış bir futbolcu olarak buradan ayrılırdı.

    mesele bilal de değil. kendisi de babamın oğlu değil. nötrüm kendisine karşı. yalnız donk, dzemaili, bilal var ya, tam da galatasaray seviyesinde topçular. donk kaç yaşında ingiltere'ye gitmiş, dzemaili nerelerde kaç maç yapmış bir bakmak gerek. şımarıklığın lüzumu yok.
  • 1299
    takıma daha fazla şey verebileceğine inandığım bir oyuncuydu.

    kendisine muğdat muamelesi yapmanın anlamı yok. geldiği dönemde milli takıma da çağrılmaya başlanmış, futbolunu olgunlaştırmış bir durumdaydı. hele de o dönemdeki kadro yapımız düşünüldüğünde kesinlikle iyi bir rotasyon oyuncusu olabilirdi.

    açıkçası yönetim ve teknik direktör bakımından oldukça şanssız olduğumuz dönemde takıma gelmesinin sıkıntısını yaşadığını düşünüyorum. keşke takımdan daha fazla yararlanabildiğimiz, galatasaray formasıyla daha fazla olumlu anı biriktirebilmiş bir oyuncu olarak ayrılabilseydi.
  • 1301
    kariyerinde çok büyük haksızlıklara uğramış olan eski galatasaray oyuncusu. hamza hamzaoğlu denen futbol uleması(!) tarafından transfer edilmesi üstüne üstlük birde felipe melo'nun yerine gelmiş gibi olması taraftarımızda ciddi bir ön yargı yarattı. bizden sonra da bursaspor'da kötü oynaması üstüne üstlük bir de hamza transferi olması iyice adamı çöp gibi göstertmiştir. halbuki ligimiz düzeyinde gerçekten iyi alternatif olup aynı zamanda oyuna girdiğinde bir şeyleri değiştirebilme potansiyeli olan bir oyuncuyu defansif ön libero olarak kullanarak adamı zaten bitirdik. halbuki bu adam galatasaray'da oynadığı sezonda gayette deep lying play maker olarak iyi bir performans göstermişti. buradaki sıkıntı esas galatasaray'ın kadro kalitesi ve kadro mühendisliğindeydi.
    bu yüzden galatasaray'da oynayıp da en üzüldüğüm oyunculardan biri kesinlikle bilal kısa'dır. potansiyelinin altında bir kariyer geçirmiştir.
    rotasyon olarak gayet yeterli bir oyuncuydu kendisi hatta maça girip maçın akıbetini değiştirme potansiyeli olan bir oyuncuydu.
    sıkıntı olan selçuk ile beraber orta saha ikilimiz olmasıydı. ikisinin beraber oynatılması zamanında nasıl bir futbol aklıyla sınandığımızı gösteren bir durum.