• 784
    19-20 şampiyonlar liginde yarı finalde city, city’i elerse de finalde de psg ile karşılaşması muhtemel takım. çeyrek finalde de barçayı şeettiklerini düşününce, şampiyon oldukları takdirde gerçek bir şampiyon olacak takımdır.

    sırasıyla;
    ispanyol
    ingiliz
    fransız

    bu arada bu saydığım takımların piyasa değerleri toplamı, dünyadaki ülkelerin bir kısmının senelik bütçeleri kadar.
  • 788
    dünya üzerinde rezil edemeyeceği takım olmayan alman devi.

    14 ağustos 2020 barcelona bayern münih maçı'nda 6, 7 ve 8. golleri attıkları anlarda rakip ceza sahasında en az 4 oyuncuları vardı. bu küçük ayrıntı her şeyi özetler nitelikte. asla ama asla doymuyorlar, hep en iyisinin peşindeler. muhtemelen 2019-2020 şampiyonlar ligi serüvenlerinde kalan maçlarını sırasıyla manchester city ve psg ile oynayacaklar. bu iki takıma da en az 5'er tane atamazlar diyecek cesaret kimse de yoktur sanırım.

    idari, mali ve sportif alanlarda her yönleriyle araştırılıp örnek alınması gereken bir kulüp.
  • 793
    90 dakika koşabilecek oyunculardan kurulu 11, 90 dakika oyuncuların koşmasını ve basmasını sağlayacak idmanlar ile ağababası ile gelse içinden geçmenizin mümkün olduğunu gösteren alman takımı.

    14 ağustos 2020 barcelona bayern münih maçında, şov yapmadan, son derece basit ama hızl oynadılar, pas futbolunun sembol takımı barcelona’ya yaptıkları pres ile top göstermediler.

    futbolda artık çok koşanın, çok basanın kazandığı dönemlere girdik. hayırlı olsun.
  • 794
    kendileri haz ettiğim bir kulüp değildir hatta barcelona ise tam tersine şanlı galatasaray sonrasi avrupadaki sevdiğim, kültürüne bayıldığım hatta gidip ziyaret ettigim bir kulüptür.
    ancak şu maçta futbol adına beni cok heyecanlandirdilar, umutlandirdilar. (bkz: 14 ağustos 2020 barcelona bayern münih maçı)

    skordan bağımsız olarak maça, rakip sahaya öyle bir yüklendiler ki rakiple tenis maçına döndü 2-1'e kadar sonra film koptu gerci. ama pas oyunuymus, hazırlık pasları oyun kuralım vs * demekle geçen yılları tamamen bitiren takım olmuştur. bu maçtan sonra kimse isabetli pas sayısına bakmaz artık*
    bu pas oyununu barcelona muhteşem oynuyordu ancak diğer alt seviye takımlar yapınca kötü makyaj yapmış kızlar gibi goruntu oluyordu. bayern'in 14 ağustos 2020 barcelona bayern münih maçında yaptığı 99/00 galatasarayimizin ligde anadolu takımlarina yaptığına benziyordu. surekli baskili ve onde oynayarak hizli düşünüp, surekli deneyerek, takim arkadaşlarının birbirinin yardimina koştuğu, asil gercek pozisyon oyunu dedigimiz oyunu oynayarak* sahada mest etmiştir futbolseverleri. hizli oynayarak da oyunu kurarsın pozisyon bulursun zaten. ne diye 1327 tane pas yapıyorsunuz.
  • 795
    14 ağustos 2020 barcelona bayern münih maçında rakiplerinin içlerinden geçtiler, rezil ettiler. bu maçta sahaya ilk 11 çıkan futbolcularını ve transfer ettikleri bedelleri görünce insan daha bir hayret ediyor.

    neuer: 30(milyon avro)
    kimmich: 8.5
    boateng: 13.5
    alaba: 0
    davies: 10
    goretzka: 0
    thiago: 25
    gnabry: 8
    müller: 0
    perisic: kiralık
    leva: 0

    hepsinin toplamı 95 milyon euro. evet barcelona takımına bir maçta 8 gol atabilen bu takımın oyuncuları kurulurken sadece 95 milyon ödenmiş. barça ise yedekten giren griezman için 120 ödedi...

    burdan bayern bedavaya kadro kurmuşa bağlamak değil niyetim. sonuçta yedek stoperi hernandez için 80 milyon gömmüş bir takım bayern ki isteseler her sene 100-200 milyona 2 futbolcu alabilecek kadarda güçlü ekonomileri. ancak şu yukarıdaki yıkım ekibinden transfer olduğu dönemde süper star olan tek kişi lewa... geçen sene ortalığı kasıp kavuran liverpool' un yıldızları firmino, mane, salah, arnold, robertson gibi oyuncularda transfer olduklarında süper star değillerdi... bu takımlar sınırsız kaynaklarına rağmen her bir topçularına 100 milyon gömmek yerine potansiyelleri geliştirerek sonuç alırken bizim gibi sınırlı kaynaklı bir takımın olmuş, hazır futbolcu alması saçmalık. bizde bu yolu izlemeliyiz. gnabry almak yerine garry, alaba almak yerine marcao almalıyız ama bu yoldan sapmamalıyız. falcao, drogba, sneijder, feghouli devri biteli çok oldu...
  • 798
    kasasındaki para bakımından avrupa'nın en zengin takımı olduğu söylenen alman kulübü. bunun net verisine ulaşmak zor. her ne kadar gelir listelerinde ilk 5'e oynayan bir kulüp olsa da, kasadaki paranın 200 milyon euro civarında olduğu iddia ediliyordu bundan birkaç sene öncesinde... milyarder patronlara ihtiyaç kalmadan da gayet onlarla aynı ligde oynayabilecek bir zenginlik kurmuş adamlar. üstelik pek çok büyük firma destekli takımla aynı ligde olmalarına rağmen...

    son 30 yılda 18, son 20 yılda 14, son 10 yılda 8 kere lig şampiyonu olmuşlar. biz 30 yılda 14 şampiyonluk alabildik. son 20 yılda 8, son 10 yılda 5 kere ipi göğüsleyebildik. son 30 yılda türkiye'de bizden başka 4 takım daha şampiyonluk yaşamış, "tek başlarına oynuyorlar ya" denilen almanya ligi'nde ise aynı dönemde bayern hariç 5 farklı takım şampiyonluk yaşamış.

    mesela galatasaray 2010'lu yıllarda 5 şampiyonluk yaşadı. bu da hem taraftarı hem kulübü ihya etti, maddi anlamda da çok aşama kaydedilmesine katkıda bulundu. adamlar 2010'larda 8 şampiyonluk yaşadı.

    bizim 4 şampiyonlukla geçtiğimiz 2000'li yıllarda adamların 6 şampiyonluğu var. uçuşta olduğumuz doksanlarda 5 şampiyonluğumuz varken adamların "en kötü" decade performansı 1990'lardaki 4 şampiyonluk olmuş. bizim 14 senelik hasreti dindirip 2 şampiyonluk gördüğümüz seksenlerde bile 6 şampiyonlukları var.

    son 40 yıla bakınca adamlar 25 kere teknik direktör değişmiş. bunlardan 4 tanesi 3 aydan kısa sürelerle geçici olarak çalışmış. jupp heynckes 4 kere göreve gelmiş. ottmar hitzfeld, franz beckenbauer, udo lattek,giovanni trapattoni ikişer kere görev almış. toplamda 3'ü çok kısa süre görev alan geçici hocalar dahil 15 farklı isim görev almış.

    aynı periyot içerisinde galatasaray'da tam 35 farklı teknik direktör dönemi olmuş. fatih terim 4, mustafa denizli 3, gheroghe hagi ve karl heinz "kalli" feldkamp 2'şer farklı dönemde takımın başına geçmiş. bunun dışında taffarel de ünal aysal dönemi boyunca 4 kere teknik direktör değişikliklerinde çok kısa süreler takımın başında olmuş. toplamda taffarel dahil sadece geçici görev alan 4 emanetçi hocaya ilaveten 25 farklı isim görev almış.

    bir diğer istatistik olarak, son 40 yılda bayern münih'te bir teknik direktörün 3 takvim yılı olan 1095 günü takımın başında geçirdiği 6 dönem olmuş. bir tanesi 3 yıldan 45 gün eksik olmak üzere, teknik direktörün 2 takvim yılını geçtiği 3 dönem daha olmuş.

    galatasaray'da ise birinci fatih terim dönemi ve tam üç yıl görevde kalan jupp derwall hariç 3 yılı doldurabilen yok. dördüncü fatih terim dönemi entry tarihi itibarı ile 3 ay sonra 3. yılını dolduracak. üçüncü fatih terim dönemi 2 yıl 3 ay, ikinci fatih terim dönemi de 1 yıl 8 ay sürdü. mustafa denizli'nin 1987-1989 ve 1990-1992 arasında ikişer tam yıllık iki dönemi var. mircea lucescu ve erik gerets de tam ikişer takvim yılı görev yapma başarısına ulaştılar. bir tek bu konuda 9'a 8 ile ancak kafa kafaya gelebilmişiz. bu isimlerin de ortak noktası kazandıkları şampiyonluklar zaten, bayern tarafında da çok farklı değildi bu istatistik...

    ne zaman ki iş 1 tam sezonu başından sonuna götürme konusuna geliyor, işte orada çuvallıyoruz...

    fatih terim hariç, bir tam sezona başlayıp bitirebilen son teknik direktör frank rijkaard olmuş. 11 sezonun 4 tanesine fatih terim başlayıp bitirmiş, 7 sezonda ise hoca değişiklikleri yaşanmış. bayern münih'te ise aynı 11 sezonun sadece 3 tanesinde hoca değişikliği yapmış.

    bunu son 20 seneye çektiğimizde bayern münih'in toplamda 16 sezonu aynı hocayla başlayıp bitirdiğini görüyoruz. galatasaray ise sadece 10 sezonu başladığı hocayla bitirebilmiş. hoca değiştirdiğimiz 10 sezonun 7'sinin son 10 yılda olması da bir diğer ilginç istatistik. galatasaray'ın hoca değiştirdiği sezonlarda 2 şampiyonluğu olması aslında türk futbolunu diğer futbollardan ayıran şeylere dair güzel bir veri...

    uzun lafın kısası, istatistik salatasının suyu; devamlılık ve istikrar konusunda aşmış bir kulüptür. bunun karşılığını da eninde sonunda almaktadır.

    bazen er, bazen geç...
  • 801
    sadece barcelona'yı değil, aslında bir devri dağıtmış alman kulübü. dün sahada olan taktik savaşını acı vererek kazandılar. bunu da barça'yı hem zayıf noktaları hem de oynamayı artık beceremedikleri tiki taka üzerinden analiz ederek yaptılar.

    - barça'nın oyunu çok belli. rakip bekler boşluk yaratırsa bekleri hemen ileriye götürüyorlar. kilit açamazlarsa topu lionel messi'ye atıyorlar. beklenti o bildiğimiz patlamaları yapıp 3-5 kişiyi geçip topu taşıması; ama eskiden messi ceza sahasına yakın yerde alırdı topu şimdi ortalardan alıyor. bu bence bir takım için kırmızı sinyaldir. galatasaray sezonun ilk yarısı oynadığı az maçta da falcao'yu topla hep sırtı dönük ve ortaya yakın buluşturdu. ne zaman ki onyekuru, emre akbaba vs. gelip de babel gibi bir el freni gitti; galatasaray ikinci yarıdaki o seriyi yakaladı. seri'den falcao'ya akmaya başladı takım pandemi gelene kadar; çünkü tıkanıklık açıldı. barça'da da bu tıkanıklık var ve messi top alamadığı için mecburen geriye geliyor. evet messi hiç bir zaman statik değildi zaten ve geriden top alıp çalımladığı çok gol var; ama ana plan bu değildi. xavi, iniesta vardı, suarez daha çok akıyordu vs. bu durum dişli maçlarda daha çok belli oluyor. messi kaç defa dün xavi'nin, iniesta'nın rolünü üstlenmeye çalıştı sahada; beklere uzun pas, suarez'e göbekten ara pası vs. bunu yapacak adam gibi biri olsa ve messi o toplara kaçan adam olsa silik kalmazdı maçta.

    - bayern dün ne yaptı? barça'nın bu topla çıkma zaaflarının üstüne gitti. agresif bir gegenpress ile kendi yarı sahasında dahi pas yaptırmadı barça'ya. tiki taka klasında paslaşabilen bir takım olsa topu ayağında tutar, bayern'i şoklayabilirdi; ama bayern barça'nın bunu yapamayacağının, yapsa da attığından kat kat fazla yiyeceğinin farkındaydı. dün attığı kadar kaçırdı bayern, çoğu da barça'nın çıkarken kaptırdığı toplar. messi'yi de bu baskıyla geriye çektiler ve yakın markaja aldılar. daha dinamik ve fizikli olan bayern futbolcuları messi'yi sahadan sildi. mutlaka yüzleri o'na dönük oynayan 2 isim vardı. barça'dan 9 km., yani bir futbolcu sahada fazla varmışçasına koşmuş bayern. o 1 fazla adam hücumda paslaşmalarla defansı sersemletip üstüne çekmeye yararken, defansta da messi'ye koşacak açık alan dahi bırakmadı. messi'ye hep 2 futbolculu markaj yapılması da böylece gayet rahattı. 1-2 defa messi karşıdakini geçmeye hazırlanırken 2. markajcı omuz vurup topu aldı messi'den. mecburen o da daha çok uzun top ve ara pasına döndü. fizik olarak çok daha iyi konumdaki bayern oyuncuları geçiş vermedi suarez'e de. bir de takım aç. gole, futbola, çalıma, skora her şeye aç adamlar. genç yetenekler var, oynasa da hala doymayan adamlar var; fakat hiç biri ''ben kazanacağımı kazandım. ruh bitti'' kafasında adamlar değil. her gole 1-0 gibi sevindiler. bizdeki klişe ''takım şu kadar sene şampiyon olunca artık doygunluk başladı'' muhabbeti yok. demek ki bayern'e gitmenin kriterlerinde nice şeyler var yeteneğin yanında. makine gibi takım.

    gegenpress artık yeni devrin merkezi ve çoğu alman hoca da buna adapte olmaya başladı. bu sene 5 değişiklik hakkı da devam edeceğine göre, çok daha efektif göreceğiz gegenpress'i sürekli tempoyu arttıracak taze kan gireceği için. guardiola oluşan bu fırtınayı dindirebilir mi, göreceğiz.

    (bkz: 14 ağustos 2020 barcelona bayern münih maçı)