resim
Arda Turan
Takım:-
Mevki:Sol Kanat
Yaş:35
Boy:1.77
Uyruk:Türkiye
  • 21098
    zor bir iş... ben de kendimi dahil ederek yazıyorum zor işi.
    bir tarafım, 2012'de bir anda kaptan iken gitmesine, hastane basmasına, bar kavgasına, gazeteci dövmesine, bazı kişilerle olan ilişkisine ve elbette evet demesine inanılmaz kırgın ve kızgın iken.
    bir tarafım da adamın galatasaray'ı çılgın gibi sevip, çoğu durumu susup eleştirildiği halde gitmemesidir.
    vakti zamanında aziz başkanın çılgın tekliflerine biz zor durumda iken gitmemesi, her kulvarda bizi fiziki ve sözlü olarak savunması vs.. keskin bir uç. olayların içerisinde olmak gerek dışından bazen gereksiz övme ya da yerme yapıyoruz.
    fakat kendisinin yine zor bir süreci var. dilerse şu an galatasaray kulübünde transfer komitesi, scouting vs gibi görevler alabilir ve işler iyi gittiği sürece övülebilir. ya da işler kötü giderse yine ilk tampon görevi görebilir eleştiri yükünü çekebilir.
    ya da düşündüğü teknik adamlık için uğraşıp, ekip toplayıp alt liglerde başarı sağlayıp yükselip, sıranın ona gelmesini bekleyebilir.
    bakalım nasıl ilerleyecek süreç...
  • 21099
    deplasman takımı oyuncusu olarak geldiği türk telekom arena'da yer yer de ıslıklanıp sataşılıyorken fatih terim'i tesadüfen görünce yanaşıp elini öptüğü günden beri bazı şeyleri geride bırakmaya ya da düzeltmeye çalıştığının, herkes gibi benim de farkında olduğum kişi. bunun aksini iddia etmek kim ne dersin gerçekliği inkar etmek olur.

    belki pek çoğumuzun büyük hatalardan sonra yaptığı gibi başını ellerinin arasına alıp "ne yapıyorum ben" dedi, belki bir aile kurup evlat sahibi olmanın ağırlığnı ve özellikle manevi anlamını kavrayıp bir şeyleri düzeltmeye başlamak için bir adım attı, belki de sadece kariyeri biterken aç ve açıkta kalmak istemedi. bu ihtimallerden hangisinin gerçek olduğunu da kendisi dışında hiçbir canlı tam olarak bilemez.

    galatasaray'a ikinci gelişinden sonra tepki gösteren her paylaşımımın altına gelen orjinal küfürleri okumakla geçti hayatımın bir dönemi. burada devamlı olarak "yazık size bu kadar sevgisizlikle" diye sitem eden arkadaşlar vardı. zaman için "hiç hata yapmamışlar tarafından eleştirilen adam" noktasına kadar geldi. camia içinde ama az ama çok bir yeri olan herkes kendisiyle ilgili bir paylaşım yaptığında bu lafı sokmadan duramaz oldu.

    özellikle birebir diyaloğu olan insanların bu lafı çok kullanmaya başlaması hakikaten de bazı şeyleri geride bırakıp düzeltmek için uğraştığı izlenimini güçlendiriyor aslında. zaten her ne kadar kendi mizacından ve karakterinden dolayı ara ara eskisi gibi çıkışlar yaşansa da genel yaklaşımı ve hali tavrında o çabayı görmemek dediğim gibi gerçekliği inkar etmek olur.

    ancak arda'nın bir dönem içinde olduğu ruh halinden ve maceralarından öte temsil ettiği ya da marka yüzlerinden olduğu "ekol"e böyle insani reflekslerle yaklaşmak imkansız. çünkü aynı ekol geride kalanlara maddi, manevi ya da herhangi başka bir yönden en ufak bir insaniyet kırıntısı göstermemiş bugüne kadar.

    belki başlardaki iyi niyetinin kurbanı olup kendini bu ekolün diğer bayrak taşıyanlarının içinde buldu, belki hayatının bir dönemindeki kötü gidişattan ve duygusal yıkımdan kurtulmak için sarılacak bir dal aradı, belki de bile isteye bu ekolün propaganda yüzlerinden biri oldu. bu seçeneklerden hangisinin gerçek olduğunu da bir tek kendisi bilebilir...

    her daim bu ekolün ekmeğini yemesini de bir kenara bırakıyorum.

    arda turan mizacından, dünya görüşünden ve hal tavrından öte her zaman galatasaraylıydı. bugün de galatasaraylı. muhtemelen bundan 20 sene sonra da hala hayattaysa galatasaraylı olmaya devam edecektir. ikibinli yılların ortasından 2020'li yıllara kadar saha içinde olmuş biri olarak aslında iki hatta üç farklı dönemi görmüşlüğü var. dönemler arasındaki farkları bilebilecek ve eski dönemlerin olumlu yanlarını bulup aktarabilecek birikime sahip. zaten tipleme olarak da aslında takımın etrafında bir yerde olması her zaman pozitif fayda sağlayacaktır...

    ama işte o "ekol" var ya o ekol...

    onun bir şekilde bayraktarlarından olmanın affı çok zor be. belki de imkansız. ne kadar tövbe de etse insan, affetmeye çalışmak bile zor. yumuşamak, tahammül göstermek, empati yapmak...

    arda mizacında ve dünya görüşünde bir adamın karısının çocuğunun önünde ve kamera karşısında gözünden yaş gelerek bir şeyler anlatmasının samimiyetini sorgulamak abes olur. ama yıllardır hayatın her anlamında gözyaşı döken yığınlar yaratan bir ekol bu ekol. hayattaki en kıymetlimiz galatasaray olsa da, ve galatasaray'ın mutlak faydasına bir şeyler olsa da, kucaklayıp bağıra basmak çok zor...

    ben dahil bir grup insan bu sebepten sürekli insanlık dışı bir tavır sergilerken, bir grup da biraz etkiye tepki olarak biraz da fatih terim'in hatırından pozitif ayrımcılıkla savunuyor.

    bu da bizim camia olarak dilemmamız olarak kalacak ne yazık ki...

    keşke başka türlüsü mümkün olabilseydi....
  • 21100
    ne yaparsa yapsın zamanında ülkenin içini boşaltan insanları yağlayıp destekleyen birisiydi. ben bugün evime bi şey alırken, karnımı doyurmaya çalışırken beş defa düşünmek zorunda kalıyorsam arda ve türevleri gibi insanlar yüzündendir. sokakta türkten çok arap görüyorsam arda ve türevleri gibi yüzündendir. kendisini galatasaray çatısı altında görmeye katlanamıyorum, bizden uzak bi hayat yaşarsa daha mutlu olacağım.
  • 21101
    fatih terim’in 4. döneminde yaptığı en büyük 2 hatadan biri ( diğeri ismail çipe vakası ), tek affetmeyeceğim işi bu adamın galatasaray’a geri dönmesi için yaptıklarıdır. ha babalık olarak görülebilir ya da konjonktür yüzünden yalnız kalmamak vs. affetmeyi bilmek ama sonuç olarak dozunda kalmalıdır.

    bu ülkede onca haksızlık oldu, çoğu masum hiçbir şeye bulaşmamış, sadece işinde gücünde, ülkesine hizmet etmek isteyen çoğu insanın hayatı mahvoldu. bunları daha uzatmaya gerek yok ve herkes çok iyi biliyor. o zamanlar kendini ilah seviyesinde konumlandıran bu adam maalesef sadece yetenekli bir futbolcu olduğunu ve fanatiklerin gereksiz ilgisi yüzünden bu kadar ünlendiğini unutarak, ülkenin şu anki sorunlarının gidişinde en büyük pay sahibi zümrenin bir dönem bayrak tutanlarından biri olmuştur.

    özel hayatında yaşadıkları, bu güç zehirlenmesi ve şımarıklığından gelen cehaletten geldiğini görmemek saçmalık olur. ne kadar paran olursa olsun insanı ayakta tutan şeyin aslında içten gelen şeyler olduğunun kanıtlarından biridir kendisi. o yüzden bu konuda ne desem de ben de bu toplumun bir ferdi olarak artık bu duruma şaşırmıyorum.

    galatasaray ile yükselip de geldiği yeri unutan ve içi boş balon gibi şiştikten sonra kendini yüceltenin en ufak düşüşünde sırtını döndüğünü ve yapayalnız bıraktığını görünce, ilk geldiği yere dönmek için yeniden eğilmeyi göze almak zorunda kalan bir karakterden fazlası değil benim gözümde kendisi. ha belki de hayatın öğretme yollarından biridir bilmiyorum.

    sonuç olarak her ne olursa olsun, sırf siyasete yaranmak için yaptıklarını asla affetmeyeceğim, bundan sonra galatasaray için ne yaparsa kendine yapacaktır. bu süre zarfında bize katkısı olacaksa da olmasın demek saçma olur. biz seninle hiç olmadık, biz seninle düşman bile değiliz cümlesi benim arda’ya bakış açımdır.
App Store'dan indirin Google Play'den alın