• 15902
    13 eylül 2018 tarihinde instagram'da metin oktay'ı anmıştır.

    twitter'ına baktım az önce. 35 tane favorisi var ve çoğu eski, barcelona ve milli takım paylaşımları vs var. en yeni olanı bir taraftarın ocak 2018'de başakşehir'e imza attıktan sonra attığı bir tweet.

    ''seni seviyorum kaptan biz galatasaray’lıyız senin kalbini biliyoruz allah yolunu açık etsin''

    ondan birkaç favori öncesi lukas podolski ile japonya'da birlikte çektirdikleri bir fotoğraf. podolski, ''japonya'da iki aslan, tek aşk! #cimbom'' yazmış. büyük ihtimalle de arda'ya yazdırdı.*
    https://twitter.com/...s/885439280876625921

    insan üzülüyor. insanımız yere düşene tekme atmayı sever. en kısa sürede hem mental hem de fiziksel olarak toparlamış bir şekilde futbol oynamaya devam eder inşallah. keşke tekrar avrupa'ya gitse. bizim dışımızda bir türk takımında izlemek tuhaf olduğu kadar üzücü. fener ya da beşiktaş'a da gidebilirdi ama bu renklere sevgisinden gitmedi. kuzey kore ile güney kore bile buzları eritirken neden olmasın? bu kadar zor olmamalı.

    yine de iyi ol. ne olursa olsun iyi ol. senin başarısızlığından zevk alan insanların sevincini gördükçe bunu daha çok istiyorum.
  • 15903
    galatasaray'a büyük nankörlükler etmiş, teklifi komikti diye küçük düşürücü açıklamalar yapmış futbolcu. haliyle galatasaray taraftarının desteğini kaybetmiştir. onu var eden kulübe yaptığı türlü terbiyesizliklerden ötürü taraftar baskısı sayesinde tüm kapılar da suratına kapanmıştır.

    prim tartışmasıyla milli takımı sabote edecek, siyasileri arkasına alıp fatih terim'in ayağını kaydıracak süreci başlatacak tıynettedir

    kendisine galatasaray taraftarınca yapılan muamele düşene vurmak değil, hakedene hakettiği gibi davranmaktır. o muamele olmasa arda bu gün galatasaray futbolcusuydu ve 2017-18 sezonu şampiyonu muhtemelen başakşehir'di. tam bir mikserdir. nitekim neredeyse yarım sezona denk gelen bir ceza almıştır geçen sezonun sonunda. sahada hakeme, diğer takım futbolcularına falan saldırır.

    galatasaray'a yanlışlar yapmasaydı bu gün belki de kaptanlık pazu bandıyla top koşturuyordu ali sami yen'de. belki düştüğü gün kapı kapı dolaşıp siyasi telkinlerin de yardımıyla kapağı başakşehir'e atmayacak, galatasaray'ca ve galatasaray taraftarınca kucaklanacak; o sevgiyle kariyerine yeni ve güzel bir sayfa açacaktı. travmalar yaşamayacak, emre belözoğlu abisini taklit edip oynayamadığı futbolun agresifliğini büyük hataya dönüştürmeyecekti.

    galatasaray taraftarına bu yüzden laf söylemek benim nazarımda vicdansızlıktır. iyi bir tayyip erdoğan destekçisidir ve bu konuda turnusol kağıdı işlevi görür.
  • 15907
    arda’da değişimin başlangıcı olarak görülen ve milat sayılan tarihler/anlar var. 10 numarayı ve kaptanlığı aldığı 2009 yılı, 2010 “kimisi sinema peşinde” bestesi, 2011 aniden yaptığı karar değişikliğiyle atletico madrid transferi, 2015 barcelona transferi, 2016 prim pazarlığı, 2017 referandum desteği & milli takım uçağında çıkardığı kavga vs. herkesin “arda benim için bitmiştir” dediği anlar farklı ama bahse konu olaylar üç aşağı beş yukarı bu saydıklarım. ve hemen herkesin fikir birliğine vardığı ve özlediği arda, 66 numaralı arda. ben bu konuda farklı düşünüyorum.

    arda hiç değişmedi, başından sonuna kadar. bu sayılan olaylar arda’nın değişimi değil, ilk günden itibaren olduğu karakterin yansımasıdır. arda’nın çıkış maçı 2006-2007 sezonunda oynanan mlada boleslav maçıdır. ismini duyurduğu eşleşmedir. bu maçtan birkaç ay sonra galatasaray dergisine verdiği röportajda “kim benden daha iyi galatasaraylı olduğunu iddia ediyorsa, onunla oturur sabaha kadar konuşurum” demiştir. bunu dediğinde 19 yaşındaydı. dünkü çocuk haliyle, galatasaray tribününe 30 sene vermiş insanlardan daha iyi bir galatasaraylı olduğunu iddia etmiştir. aynı sezon, bordeaux deplasmanında rakibine kafa atmıştır. 2007-2008 sezonunda (aralık 2007), ali sami yen stadı’nda oynadığımız sivasspor maçında kullandığı kornerlerle ilgili saha içinde kendisinden 6 yaş büyük servet çetin ile tartışmış, karşılıklı küfürleşmiş ve buna tepki veren kapalı tribüne dönüp el-kol yapmıştır. bunun üzerine tribün tepkiyi arttırmış, feldkamp da arda’yı oyundan almıştır. euro 2008 sonrası gerek ligtv’ye verdiği röportajlarda, gerek çıktığı beyaz show gibi programlarda yaptığı konuşmalar son derece cıvık ve gevşektir. birçok hadsizliği, temiz yüzü ve gençliği sebebiyle o dönem görmezden gelinmiştir.

    2008-2009 sezonuna skibbe arda’yı yedek başlatınca, yedek kulübesindeki melankolik hallerini de unutmam. sezon içerisinde lincoln’ün kaptan çıktığı hertha berlin deplasmanı sonrası verdiği röportajı da hatırlıyorum: “galatasaray kaptanlığının eskiden bir ağırılığı vardı”. aynı sezon, gs dergisi’ne “tribünler milan baros, milan baros oley oley oley derken; ben ayhan akman oley diyorum" söylemini de hatırlıyorum. bunlar uzar gider. bitmez.

    bunları yaparken, hep ödüllendirildi. tokat yemesi gerekirken, yanağı okşandı. rütbe verildi, yetki verildi. başında iken kontrol edilebilir haldeyken, daha sonra kontrol edilmesi imkansız bir hale dönüştü. taraftarın, adnan polat’ın, haldun üstünel’in, fatih hoca’nın kısacası herkesin suçu var. arda buydu. 19 yaşında da buydu, 29 yaşında da bu. 19’da iken önlem alınabilirdi, biz almamayı tercih ettik. ortaya bir canavar çıktı ve türk futbolunun başına bela oldu.
  • 15909
    merkez bankasının faiz artırımı konusunda ne düşünüyor merak ediyorum. birkaç sene önce sırf reyisine yaranmak için taaa ispanyalar'dan faizler artmamalı diye açıklama yapmıştı. dolar'ı, euro'yu düşürme, türk parasının değerini arttırmada ne tarz düşüncelere sahip merak içindeyiz. haa gerçi kendisi hep euro kazanıyor doğru. pek umrunda olmaz heralde. en azından çıksın ekonomik bir savaş veriyoruz ve fırsatçı işletmeler hemen zam yapıyor falan desin, yüreğimize su serpsin. bir de ekonomik reformlar, ne bu ekonomik reformlar? çıkıp biraz şeyyapsa da aydınlansak.
  • 15913
    galatasaraylı bir abisinden* kazık yedikten sonra tepetaklak oldu. bence onun için işlerin kötü gitmeye başladığı yer, yol ayrımı bu. adam zaten duygusal, ondan sonra sanırım ayağa kalkamadı bir daha. mesela sürekli kendini övüşlerini falan yitirdiği güven duygusuna bağlıyorum ben. zaten başarılıydı, herkes övüyordu onu ama yetmiyor işte. depresyon hali. -aslında tam ezel'in hikayesi-
    bir de içindeki varoşluğu hiç kaybetmedi, kaybetmek istemedi. kaybedersem değerlerime ihanet ederim zannetti, o yüzden her konuşmasında semtinden bahsetti. sonra siyaset falan da derken iyice yokuş aşağı devam etti.
    yaşlarımız arda ile yakın, 20li yaşlarımın ortasında bende benzer travmalar yaşadım. insanın kendisini toparlaması epey zaman alıyor. futbol ya da iş, bunlar öyle önemli şeyler değil hayatta. insan uçurumun kenarına gelip, dönünce anlıyor. yeni bir hayata başladı, sesi de çıkmıyor uzun zamandır. belki kendini bulur tekrardan.
    galatasaray ve kendisine gelince;
    bir takıma bir efsane yeter, onun da heykeli zaten florya'da.
  • 15914
    kendisinin yerinde olsam ben ne yapardim diye cok merak ettigim futbolcu.

    ben ne yapabilirdim? neyi daha dogru yapardim? neyi daha yanlis yapardim? insan kendisini olaylarin icine koyunca aslinda bu adamin ne kadar sanssiz oldugunu goruyor.

    arda'nin futbol yetenegi haric hayatindaki tasinmazlari * o kadar kotu ki, adami asagi cekmekten baska hic bir ise yaramadilar. yazik.