iyi niyetli ve iyi eğitimli galatasaray taraftarının tribünde söz sahibi olabilmesi, söz sahibi olamasa da en azından güvende olabilmesi adına ömrünü harcamış olan abimiz. ne zaman ultraslan'dan şikayet edilse adının anılması biraz da anısına saygısızlıktır. sanki alpaslan dikmen varken sebahattin şirin inzivadaymış ya da alpaslan dikmen'in ona rakip bir duruşu varmış gibi bir anlatı oluştu aradan geçen yıllar içinde. bunun yanlış olduğunu söylemek lazım.
alpaslan dikmen ve ultraslan olarak şekillenen "yeni oluşum" için yola çıktığı arkadaşları zaten
tayfa ismi ile kurumsal bir etiket vererek, daha en başında bu işlerin bu insanları karşıya alarak yapılamayacağının kabulünü yapmışlardı. alpaslan dikmen'i özel ve unutulmaz yapan şeyler dünyanın dört bir tarafındaki tüm galatasaray delilerini bulması, bu delilerin hepsini bir araya toplayıp mevcut ultraslan'daki organizasyon şemasını kurabilmesi ve insanüstü bir mesaiyle hepsinin her dediğiyle muhatap olmasıydı.
aradan geçen 25 yılda, özellikle teknoloji ve organizasyon tarafında bunu kolaylaştıracak onca ilerlemeye rağmen, tek başına yaptığı o mesaiyi bugün hala birkaç kişilik ekipler yerine getirebiliyor. süpermenliği de aslında buradandı rahmetlinin.
fikriyat olarak anlattığı şey de aslında dışarıdan görülebilen bir olaydı. hakikaten galatasaray avrupa'nın zirvesine yürüyüp türk futbolunda ufuk çizgisini yeniden çizerken tribünlerinde bir zayıflama vardı. özellikle onun jenerasyonun yaşadığı 70-80'li yıllarda inönü stadı günlerindeki coşku ve heyecandan eser yoktu. hatta uefa sezonunda "bu maçı da taraftar aldı" denilen bir maç bulunmaz.
bir yandan yeni insan kaynağının ve sirkülasyonun yaratacağı dinamizmi galatasaray tribünlerine yakıt ettiler. diğer yandan baktığında da dünyanın dört bir tarafından "değişik" galatasaraylıları tribünle buluşturdular. asgari düzeyde de olsa, dönemin de şartlarının el verdiği kadarı ile, kendi sözünü söyleyebilme hakkı verdiler.
o elim kaza olmasaydı, ortalama bir insan ömrü göz önüne alındığında, hala hayatta olması çok olasıydı. ancak aradan geçen 20 yılda dünyanın da ülkenin de geldiği noktada fikren ve tavır olarak nerede olurdu; bunu bilmek imkansız...