• 265
    --- alıntı ---

    kadın hakları konusunda spor alanında en büyük adımlardan birini atmaya hazırlanan almanya, fritz keller’in açıklamasının ardından dünya kupası’na katılmayabilir. fritz keller, almanya’nın die welt dergisine yaptığı açıklamada “almanya futbol federasyonu olarak, kadın haklarına saygı duymayan ülkelerde gerçekleştirilecek turnuvalara milli takımlarımızı göndermeyeceğiz. kadın haklarına saygı duymayan ülkelerde futbol oynamayacağız” sözleri ile kararını duyurdu.

    bu durum, katar’ın 2022 yılına kadar kadın hakları konusunda adım atmaması durumunda, almanya’nın dünya kupası’nda yer almayacağı anlamına geliyor.

    katar’da eşi izin vermeyen kadın çalışamıyor ve erkeğin birden fazla eşinin olması (çok eşlilik) yasal…

    --- alıntı ---

    https://skor.sozcu.com.tr/...upasi-resti-1412474/
  • 266
    fritz keller denen bi adamın açıklamaları kendi kişisel görüşüdür tahminim. herhangi bir yaptırımı olmaz. almanya da seve seve katılır turnuvaya.

    ama batının iki yüzlülüğünü ortaya çıkarmış. ufak bir araştırmayla dünya kupası için altyapı çalışmalarını alman şirketlerinin yaptığını, almanya'nın deutsche bank gibi büyük şirketlerinde katarlıların hisselerinin olduğunu, almanya'nın niyeyse lüks araba satarken hiç başka şeyleri düşünmediğini söylememiş bu adam. tipik batı ikiyüzlülüğü işte. kendi işlerine geliyorsa bi şey yok.
  • 268
    kadın haklarına saygı duymayan bir ülkede düzenlenecek dünya kupası'na katılmama opsiyonlarını kullanabileceklerini dile getiren ülke. haliyle birçok arkadaşımız, batı riyakarlığı temelli tezlerle, haklı olarak almanya'yı eleştiriyorlar. uluslararası ilişkiler mezunu bir hıyar olarak, çok daha kritik sonuçları olan, dillere destan ''batı'' ikiyüzlülüğüne yüzlerce örnek sayabilirim. peki sadece bu riyakarlık örneklerini ortaya koymak, bizlere ve dünyaya hangi katma değeri sağlar?

    spor, özellikle futbol, uluslararası kamuoyu oluşmasında etkin bir roldedir. almanya'nın bu çıkışı, şu an dünyanın en uzak noktalarında bile konuşulup, tartışılıyor mesela. bu değerlidir. söz gelimi katar'da yaşayan, 53 yaşındaki bir adamın 5. karısı olan 19 yaşındaki bir kadın için değerlidir. tıpkı ağrı'da ya da pakistan'daki benzer durumda olan bir kadın için değerli olduğu gibi.

    türk toplumu olarak bir türlü aşamadığımız bir hastalığımız var. bir olay ya da probleme bakarken, (özellikle uluslararası düzeyde ya da futbolda) meselenin özünü genellikle ıskalıyoruz. karşı tarafa ait bir günahı geçmişten çıkartıp, hohlayıp, parlatıp, yine karşı tarafın önüne koyuyoruz. evet, bu haklı bir gerekçe. ama mevcut sorunla alakalı değil. bu bakış açısı ile kayda değer yalnızca üç şey oluşuyor: paradoks, çözümsüzlük ve anlık tatmin. söz gelimi, artık geleneksel hale gelmiş, abd temsilciler meclisi'nin nisan ayı ermeni soykırımı(!) kararı. peki bizim abd'ye verdiğimiz geleneksel nisan ayı cevabımız ne: ''asıl sizler kızılderililere soykırım yaptınız. önce kendinize bakın'' bu bakış açısına sahip olduğumuz için, ermeni meselesinde uluslararası arenada kendimizi yeterince ifade edemiyoruz. ve itiraf etmek gerekirse, ciddiye de alınmıyoruz. çok önceden çözülebilecek bir mesele, kangren olmaya devam ediyor. ve türkiye cumhuriyeti devleti ile sorun yaşayan her ülke, bu meseleyi ısıtıp önümüze koyuyor. paradoks demiş miydik?

    evet almanya tıpkı diğer batılı muadilleri gibi riyakardır. ancak doğu toplumlarının ve devletlerinin de kendilerine özgü riyakarlıkları var. bunları iyi bilmek, araştırmak değerli ve önemlidir.

    ancak almanya'nın bu çıkışıyla oluşturduğu kamuoyu da değerlidir. belki de örneğimizdeki o 19 yaşındaki kadın, şu an kendisi ve kendisi gibi kadınlar için ufak da olsa bir umut hissediyor. belki şu anda sırf bu yüzden gülümsüyor.

    bu gülümsemenin cevabı ''sizler şu zamanda şunları şunları yaptınız. riyakarsınız. siktirin gidin'' olamaz.
  • 269
    2022 dünya kupası'na katılmamasının hiçbir işe yaramayacağı takım. medeniyet götüren batı kafası, dünyanın hiçbir yerinde hiçbir zaman işe yaramadı. tam tersi savaş, terör, yoksulluk, diktatörler yarattı. bu iyi niyetle yapılsa da sonuç budur ki asıl amacın sömürü olduğu aşikardır.

    kamuoyu yaratma olayı da kendi memleketinde mastürbasyondan başka bir işe yaramaz. zaten almanya'nınki de bundan farklı bir şey değil. sadece müslüman coğrafya değil, dünyanın herhangi bir yerinde insanların çoğunun yaşam tarzlarından şikayetçi bile olduğunu sanmıyorum. toplumların gelişimi dışardan parmak sallayan öğretmenler ile olmaz. evrim ile olur. toplumlar bunun için kendileri mücadele etmelidirler. batı dışı toplumlar için demokratikleşme batı sayesinde değil, genellikle batı ile mücadele ederek olmuştur.

    buna en güzel örnek türkiye'dir ve mücadelesi hala çok sert bir şekilde devam etmektedir. batı tamamen kendisi açısından haklı olarak çıkarlarını düşünür. batı karşıtı bir demokrattan ise kendi yandaşı bir diktatörü tutarlar. zaten dünyanın birçok yerinde demokratik gelişimleri böyle boğmuşlardır. dediğim gibi asla kendilerini suçlamıyorum. kim olsa aynısını yapardı. sorun zaten bizlerde.

    dünya kupası'na gitmemek yararlı olmadığı gibi tam tersine zararlıdır. bariyerler kurup sınırlar çizmek herhangi bir toplumu geliştirmez. tam tersi kendilerini dışladıkları için katarlı kadınlarda da dahil, öfke ve düşmanlık doğurmaktan başka bir işe yaramaz.

    amerika'nın da turist gören kıyı şehirleri, iç şehirlerine göre daha açık görüşlüdür türkiye'nin de. dünyanın her yeri için bu geçerlidir. bırakın insanlar birbirini tanısın, görsün. onlar senden bir şey öğrensin, sen onlardan bir şey öğren. o zaman belki o toplum değişime ihtiyaç duyar ve kendi evrimini sağlar. hatta belki senin de yapamadığın şeyleri yapar. daha güzel yollar bulur. sonuçta dünyada tek doğru yok. hele tek doğru batı'nın yolu hiç değil.