• 104
    bir tuğla, ali sami yen'in fikri

    bir tuğla, yanko'nun dükkanı

    bir tuğla, dikilen ilk parçalı

    bir tuğla, turuncudan iz tasıyan tok bir sarı ve visneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı

    bir tuğla, arma

    bir tuğla, ingilizler gibi toplu halde oynamak

    bir tuğla, ilk avrupa turnesi

    bir tuğla, ateş-güneş

    bir tuğla, gündüz kılıç

    bir tuğla, metin oktay

    bir tuğla, avrupada oynanan ilk maç

    bir tuğla, 14 yıl

    bir tuğla, prekazi

    bir tuğla, derwall

    bir tuğla, kalli

    bir tuğla, mustafa denizli

    bir tuğla, şampiyon kulüpler yarı finali

    bir tuğla, bremen maçı

    bir tuğla, ulubatlı

    bir tuğla, bülent korkmaz

    bir tuğla, fatih terim

    bir tuğla, hagi

    bir tuğla, kopenhag

    bir tuğla, süper kupa

    bir tuğla, real maçı

    bir tuğla, 14 mayıs

    bir tuğla, milyonlarca taraftar

    bir tuğla, takımdaşlık

    bir tuğla, dostluk

    bir tuğla, florya-mecidiyeköy yolu

    bir tuğla, yukarıda adı yazmayan onlarca kişi ve olay

    bir mabet, ali sami yen stadyumu.
  • 106
    oradayken nefesinizi tutarsınız. oradayken o gurur hissini iliklerinize kadar hissedersiniz. doğru yerde olduğunuzu bilirsiniz. dert, sıkıntı, keder, sevinç, mutluluk, memnuniyet, hüzün... dışarıda yaşanan hiçbir şeyin önemi kalmaz tribünde. tadını aldıktan sonra, bırakamazsınız. oradayken dış dünya yoktur. sadece siz ve galatasaray... atılan goller, kaçan goller, yapılan hatalar, güzel hareketler... hepsinin yaşattığı duygu farklıdır; ama o duyguları hep en üst seviyede yaşatır insana ali sami yen stadı.
  • 108
    bazı şeyler anlatılmaz yaşanır denir.

    ali sami yen stadyumunda olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatmak gerçekten zor. 23 temmuz 2009'daki tobol maçında o stadyumdaydım. biliyorum, tobol maçı belki önemsiz fakat o tribünlerin tıklım tıklım dolu oluşu, taraftarın maçtan 1 saat önce başlayan tezahüratı, sahanın o yemyeşil çimleri insanın kendisini çok özel hissetmesine sebep oluyor. maçın başlamasını dört gözle bekliyorsunuz.

    maç başlar.

    ilk düdükten sonra galatasaraylı olmanın zevkini, galatasaraylı olmanın o muhteşem duygusunu tatmaya başlıyorsunuz. takımın her atağında aynı duyguyu tadıyorsunuz. bu duygunun tarifi yok, sadece yaşarsınız. bunu yaşamamış taraftarlarımız hala var. benden size bir tavsiye; ali sami yen'imizin son senesini sakın ama sakın kaçırmayın. bu eşsiz duyguyu mutlaka yaşayın.

    maç biter.*
  • 110
    2 dandik, avrupa'lı olmayan takımla avrupa kupası maçı oynadık mabette. ikiside tıklım tıklımdı. yöneticilerimiz çok mutlu olmuşlardır elbette. ama ben memnun değilim. ben de hiç bir şeyden memnun olmayan adam olarak nam saldım belki ama, bazı tesbitlerim var. açıklamakta yarar görüyorum.
    bir kere ali sami yen stadı yenilik altında değişime uğramakta. alışacağız bunlara. aslantepe'ye geçişimiz öyle söyledikleri gibi seneye olmayacak. yeni bir inşaat firması başlasa bile, sorunlar devam edecek. eski firmanın alacakları, mahkemeler, yürütmeyi durdurma, kredi bulamama, bir sürü sebep. yapılamaz diyeceğim ama pek bilmediğim konuda yorum yapmak istemiyorum. defalarca kontröle gittim bölgeyi, stad maç oynanacak duruma gelse, alt yapısı bitmeyecek. çevre yolları, bağlantılar, metro istasyonu. maça gitmek gelmek tam bir eziyet olacak. ellerine yüzlerine bulaştırdılar bu işi de sanırım. stadı galatasaray kendi yapsa daha iyi. hazır müşteri hazır finansman, 3 senelik kombine hasılatı o stadın bilmemnesine bile koyar.
    biz dönelim baba yadigarı gecekondumuza. tartışma yok, dünyanın en pahalı maç seyredilen stadı ali sami yen'dir. bu kadar kötü hizmete bu kadar para alınan başka bir mekan olamaz. adam skorbord yaptım diye övünüyor. yaptıktan sonra tribüne çıkıp nasıl görünüyor diye bir baksa, o skorbordu oraya yaptığı için adam ise istifa eder. kapalının hiç bir noktasından görünmüyor. alpaslan tribününün zaten arkasında, en yoğun tribün olan oradan da kimse göremiyor. görünse görünse numaralıdan net görünüyordur. orada oturanların çoğu da maçın skoruyla falan ilgilenmezler. dikkat ettim geçen gece 80. dakikada numaralının yarısı boşaldı.
    kapalı tribünün önüne volkan magandası yüzünden kalın cam korkuluk yapıldı. camlardaki pis yapışkanlı bantları bile temizlememişler. ilk 3 sırada yerinde oturmaya kalksan maçı sanki televizyondan izliyormuşun gibi geliyor. temizlenmemiş, pis pencereden manzara seyretmek gibi bir şey. koltuklara koltuk demek için bilirkişi lazım. pis, oturduğun zaman pantalonu kuru temizlemeye göndermen gerek. pas, is içine işliyor. daha 2. maç çoğu kırık. koltuk dedikleri 5. sınıf plastik materyalin bir birleriyle uyumu yok. biri başka, biri başka, ne bulursa vidalamışlar.
    kapalı'da cam paravan olduğu için yıllardır, iyi tribüncülerin çıktığı betona çıkma şansı kalmadı. ne bayrak, ne flama, ne bir yazı flaması asılabiliyor. kareografi yapmanın imkanı yok. 3 kuruş fazla kazanacağım diye, bağırtıcıları kale arkasına göndermişler. korkarım orası da orijinalliğini bozacak. aklı başında, bilgili, okumuş çocukların takıldığı tribünlerde bu sene çok kavga çıkar. seneye onları yeni açıkta görürüz. tribün bütünlüğü yok, tezahüratlar çok kötü, uygunsuz, alakasız. renk cümbüşü olmuş, her renk, her model forma, çoğu hala formasız. o kadar para verip maça geliyorlar, bir forma alamamışlar. 30 sene öncesi gibi pantalon üstüne gömlek hırbo kıyafetiyle maça geliyor. alakası yok, ne tezahürat yapıyor, ne gole seviniyor, maç kaç kaç desen haberi yok. futbolcuların çoğunu tanımaz, böylesi niye maça gelir anlaşılır değil.
    eski açığın arkasında bir kale daha var, dikkati celp olanınız var mı? o kale niye orada durur senelerdir merak eder dururum. hangi stadyumda var yedek kale. geçen sene tam kalenin arkasındaydı, bu sene biraz kenara taşımışlar, her halde yanlışlıkla sabri o kaleye şut çeker diye kenara almışlar.
    yeni açığa loca yapmışlar, açık locası; kulağa bir tırmalama sesi gibi geliyor. alt tarafta maç seyretmeyen bilmez. dışardan güzel gibi görünür, eskiden en kötü yerdi. tavanı basık, hidayet türkoğlu maçı ayakta seyredemez. bir kaç sıra hariç saha görünmez. reklam tabelalarının yüksekliği yüzünden, korneri, taç çizgisini, kale çizgisini göremezsin. çıkış tüneli garabeti önünde, tribünün tam ortasında. olimpiyat stadında kombine almıştım, yerim tam kulübenin arkasına gelmişti. bereket kimse maça gelmedi de istediğim yere oturmuştum. çürük diş gibi bir kaç sıra var. bakalım kimler orada maç seyredecek. yakında polis tribünü olur. nitekim kapalı alta kimse para verip gitmiyor. yarı paraya düşürdüler yine de satamıyorlar. satamazlar, ne güzeldi oysa evelki sene. iki tribün katı arasında bir tribünlük set yapılmış. alttakiler ne tezahürat yapılıyor duymuyorlar bile. uzaktan, televizyondan ne kötü görünüyordur.
    çocukluğumuzda hesap yapardık, kerkenez alırdık, stadyumda. tribünlerde tavaf eder hayal kurardık. inanın bizim hayallerimizin yanına bile yaklaşamadılar. ali sami yen'in, inönü gibi zemini indirelecek. tribünler tek kat olacak, taraftar bölünmüşlüğü ortadan kalkacak. bir keresinde inönü stadında 19 mayıs törenleri için kapalı tribünün katları arasına iki sıra portatif tribün koymuşlardı. bizim maça denk gelmişti, bölünme olmayan tribünün seyrine doyum olmuyordu.
    şu an ali sami yen'in takım için en coşku verecek tribünü alpaslan tribünüdür. o tribünün de en güzel yeri, kapalıyla beraber kombine tezahürat yapılacak yeri en iğrenç bir kaplamayla misafirlere ayrılmış. oraya gidenlere acımak lazım. her iki yan pis, saydam bir paravanla kapatılmış, her iki kaleyi birden görmek olanaksızlaştırılmıştır. tamam biz de fener stadında aynı muameledeyiz ancak, biz ne onlardan, kötüden örnek olur mu? tribünlerin en güzel yeri bomboş bir görüntü kirliliği oluşturuyor. acilen oradan rakip taraftarı çıkarmamız lazım. gitsinler numaralıya otursunlar, ancak bizim en ateşli taraftarımızı tam ortadan bölmesinler.
    kapalıdan maç seyredenler, önümüzdeki maç tavana baksınlar. sıvalar dökülmüş, çürüyen paslı demirler gözüküyor. en ufak bir sallantıda çatı düşecek gibi. marshall'in kendi tarih olmuş, yazısı hala duruyor. bir nonda'yı da almayıp, o parayıda bize harcasanız olmaz. biz keriziz, sidik göllü tuvaletli, pis kırık plastik oturaklı tribünlere geliriz nasıl olsa.
    bu gördüklerimiz, aşağıda kim bilir neler var. gerçi ben oraları da gördüm, soyunma odası tavanları pis su boruları, teneke kapılar, soyunma odasından tünele kadar 3 günlük yol. sen kalk dünya'nın en büyük hocalarından birini getir, burası bizim ev diye ağırla. iddiaya girerim, önce stadyumu gezseler, buraya ne bir büyük futbolcu, ne bir büyük hoca gelir.
    benden bu kadar, ben çok kahrını çektim bu stadın. bu stad yeni ali sami yen stadıdır. biz en eski, en beter hallerini de gördüğümüzden ahkam kesebiliriz. inanın daha kötü. taraftarı müşteri görmece, adam yerine koymamaca, çapulcu muamelesi yapmaca devam ediyor. göz görmeyince gönül katlanıyor. ne stadlar gördüğüm için, mukayese yapıyorum. bu büyük camiaya, bu büyük takıma bu stad yakışmıyor. 10 sene daha yeni stadyuma geçmemeye razıyım. şu stad bir bilenin elinde olsa, kimse yeni yere geçmek dahi istemez.
    benim bu sene taraftarlığım, surinam'lıyı ve arda turan'ı seyretmekle sınırlıdır. yoruldum, her maça gidip, hatta el verirse antrenmalara bile gidip doya doya onları seyretmek ve bir büyük şampiyonlukla noktalamak istiyorum. çok sıkıldım bu işlerden artık. tugay bile taraftarı yaraladıktan sonra, her şey boş.
  • 111
    artık gönüllüyüm arkadaş! yeter ki belli bir gün ve zaman söylesinler bana. gidip çer çöpü toplayacağım, tuvaletleri temizleyeceğim, iç mekandaki boyanmamış, belki de boyanmış fakat 1500 yıl önceden kalmış marshall markalı boyadan arta kalan duvar görüntülerini kendi ellerimle yeniden onaracağım. kapalı tribünün dökülmeye başlamış çatısına destek takviye ayağı monteleyeceğim. merdiven boşluklarına falan en azından bir kova su ile temizleme işini üstleneceğim. bir stadyum sadece localardan ve sponsor koltuklarından ibaret değildir ki! lütfen.
  • 113
    2009-2010 sezonunu içerisinde maç seyretmek için elimden geleni yapacağım mabet. ankaralı yazarlar olarak belki organizasyon bile düzenleyebiliriz. bizim okulun aslanlarıyla gitmek yerine sözlüğün aslanlarıyla gitmeyi tercih ederim. holiganizmden uzak keyifli bir yolculuk olacağından emin olurum. insallah gereken sartları yaratırım da orda maç izlemek nasip olur bana. zira seneye mezuniyet var ve tahmin edileceği üzere bilimum is var. *
  • 115
    hayatımda sadece bir kere gidebildiğim ve o yeşil çimleri görür görmez göz yaşlarıma hakim olamadığım mabed.
    fener maçından 2 saat önce kapalıda yerimizi almıştık ve arkadaşım neden bir saat boyunca buğulu gözlerle boş sahaya baktığımı anlamamıştı.

    nerden bilsin o bir saat boyunca gözümün önünde oynattığım maçları attığım golleri..
  • 121
    betonlarını, çimentolarını yıkacaklar sami yen'in. bu yüzden, maç günleri, mecidiyeköy sarı kırmızıya bürünmeyecek artık. ama yıkılan sadece betonlar, demirler elbette, içindeki ruh aslantepe'ye gidip yerleşecek. bu eski stadımız ise çocuklarımıza "mecidiyeköy'de maç seyrederdik, hey gidi günler" hikayelerini anlattıracak. artık aklı eren, 3-4 yaşını geçmiş her galatasaraylı çocuk götürülmeli sami yen'e bu sezon. götürülmeli ki ileride "ben mecidiyeköy'de maç seyrettim" diye havasını atsın arkadaşlarına. *
  • 125
    bu günlerde hepimizi aslantepe turk telekom arenanın heyecanı sarmış durumda. yöneticilerimizin üstün gayreti ve çabası ile galatasarayımıza çağ atlatacak bu muhteşem stada en kısa zamanda kavuşacağımızı ummaktayım.

    ama bir de işin ali sami yen tarafı var;

    tüm interneti taradım.. eğer gözümden kaçmış ise özür dileyerek şunu açık seçik belirtmek istiyorum ki insanların bu konuda yeterince bilgi sahibi olmadıklarına kanaat getirdim.

    benim açımdan ali sami yen stadyumu nun tarihi (bu aynı zamanda galatasarayımızın yakın tarihinden bir kesittir) iki bölümde incelenebilir.

    ali sami yen stadyumunun 20 aralik 1964 turkiye bulgaristan maci ile resmi açılışı yapılmış olmasına rağmen maç esnasında bir sucuk ekmek arabasında çıkan yangın nedeni ile 1 kişinin ölümü 80 kişinin yaralanmasına neden olan bir faciaya maruz kalınca galatasarayımızın ali sami yen çimlerine ayak basması bir yıl daha ertelenmiştir.

    zizonkovac o yıl henüz 6 (altı) yaşında olduğu için, 10 yıl aradan sonra 1965-1966 sezonunda tekrar ali samiyen de maç yapmaya başlayan galatasarayımızın maçlarına dayısı tarafından götürülmeye başlanarak galatasaray sevgisi aşılanmıştır. zizonkovac'ın dayısı tarafından götürüldüğü ilk maç (bkz: 29 eylul 1965 galatasaray fc sion maci)dır.

    29 eylul 1965 galatasaray fc sion maci uzun yıllar sonra galatasarayımızın ali sami yen e ilk ayak basmasına neden olan,ali sami yen in galatasaraylı açılış maçıdır. maçı 2-1 kazanmamıza rağmen sion da oynanan ilk maçı 5-1 kaybetmiş olmamız avrupa kupa'sından elenmemize neden olmuştur. bu maç aynı zamanda tarihte fc sion ile oynadığımız ilk maç olma özelliğini de taşıyıp 10 yıllık ilk sürgün dönemimizin bittiğini müjdeleyen maçtır.

    bu durum 1965-1966 sezonundan 1972-1973 sezonuna kadar 8 sezon sürmüştür. son olarak bu 1972-1973 sezonu da dahil olmak üzere brian birch ile devrim yapıp üç yıl üst üste şampiyonluğa şahit olmamızın akabinde başarılarımız birilerini korkuttuğu için menhus talihimiz tekrar tekerrür etmiş, bir trübündeki çökme bahane edilip yine inşaat gerekçesi ile galatasarayımız tekrar dolmabahçeye sürülmüş ve üç yıl üst üste şampiyonluk gibi bir gururu yaşadıktan sonra 6 sezonluk "ikinci sürgün dönemi" ve dolmabahçenin çamuruna gömülerek şampiyonluk göremediğimiz 14 yıl maceramız başlamıştır.

    bu sürgünün hediyesi,üç yıl üst üste şampiyonluk gururunu yaşamış olan bizlerin 14 yıl başımız önde ve alaylar arasında yaşamaya alışma yıllarımızdır.

    nihayet 1980-1981 sezonunda, büyük başkan sn.ali uras'ın florya tesislerimizi inşa edip galatasarayımızın hizmetine açmasının yanı sıra 1980-1981 sezonunun ikinci yarısında bizleri galatasaray-altay maçı ile ali sami yen'e kavuşturmasına rağmen o yılların da trabzonspor un patlama yaptığı yıllara denk gelmesi nedeni ile çeşitli başarılar elde ettiğimiz halde şampiyonluğa tekrar kavuşmamız 1986-1987 sezonunu bulacaktır..

    yaa okuyucu.. önceki dönemi dayımın bana anlattıkları haricinde tam olarak hatırlayamıyor ve bilmiyorum ama özellikle benim dönemimde (1965-2009) galatasarayımın ali sami yen dışında kazandığı şampiyonluğu yoktur. tüm şampiyonluklarını ali sami yen de oynadığı sezonlarda kazanmıştır. işte bu nedenle benim için çok önemlidir ali sami yen. yakında yıkacaklar burayı ya benim içimdeki ali sami yeni kim yıkabilecek. var mı öyle bir güç bu dünyada..

    edit: 1980-1981 sezonunun ikinci yarısının ali sami yen deki ilk maçı altay ile değil bursaspor iledir. düzeltirim.

    edit 2: ilk edit hatalı. ben açılış maçını galatasaray altay maçı olarak yazmışım hafızaya ama nasıl yaptıysam "ikinci yarının ilk maçı" olarak imlemişim kafada. entry'inin orjinalini de öyle girdim. sonradan bir arkadaşımın uyarısı ile değiştirdim. 1980 1981 sezonunda ali sami yen'in açılış maçının galatasaray altay maçı olduğu kesinleşti ama bu maç 1980 1981 sezonunun "ikinci yarısının ilk maçı" değil, "ilk yarısının sondan bir önceki" maçı.

    galatasaray bursaspor maçı 1980 1981 sezonunun "ikinci yarısının ilk maçı". benim kafamı karıştıran arkadaşımın anlatmak istediği bu olmalıydı. herhalde ben yanlış anladım. yanlış anlayınca da her şey birbirine girdi.

    sonuç olarak 1980 de ali sami yen'in açılış maçı için;
    (bkz: 21 aralık 1980 galatasaray altay maçı)

    -bu yanlışlığı düzeltmek için büyük emek veren captano'ya canı gönülden teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.