• 99
    son zamanlarda galatasaray'a karşı müthiş bir algı operasyonu yapılıyor. taraftarı, yöneticisi, yorumcusu...
    galatasaray'ın lehine bir pozisyon olsa da algı yapsak diye pusuda bekliyorlar. bunu fenerbahçelilerin ve beşiktaşlıların ortaklaşa yapmalarının sebebi; galatasaray'ın rakipler açısından da favori olarak görülmesi. genellikle favori olan takımlara karşı, maçtan önce başlayan ve organize şekilde yürütülen algı operasyonları yapılır.
    şimdi bir kronoloji ile bu duruma nasıl gelindi ondan bahsedeceğim. rakiplerin içinde bulundukları psikolojik durumu anlamak açısından da önemli...

    (bkz: 24 ocak 2021 yeni malatyaspor galatasaray maçı)

    galatasaray ligde zor fikstüre giriyordu. fatih terim ile yönetim arasında soğuk rüzgarlar esiyor, limit problemi ve irfan can transferi gibi konular gündemdeki yerini koruyordu.
    galatasaray kupada malatya'ya karşı çok zorlanmış ve penaltılarla turu geçen taraf olmuştu. rakipler için puan kaybının beklendiği ilk maçtı bu.
    malatya'nın tarlasında yapılan maçta galatasaray iyi bir futbol oynayamadı. zemin çok kötüydü. umutların azaldığı bir zamanda babel sahneye çıktı ve bir şutla maçı kazandırdı.
    bu sinir katsayısını arttıran ilk maç olmuştu aynı zamanda. emin olun aynı rakiple önümüzdeki hafta oynasak, umut bulut'tan tutun adem büyük'e ve semih kaya'ya kadar bu oyuncuların maçı satacakları hakkında kirli algı yapılırdı. hatta hamza hamzaoğlu'nun kovulması da buna yorulurdu. ama sinir katsayısının henüz maksimum seviyelere gelmediği bir dönemde organize bir algı yapılmadı.

    (bkz: 29 ocak 2021 gaziantep fk galatasaray maçı)

    puan kaybı beklenen bir diğer maç... gaziantep çok iyi bir kontra atak takımı ve sahasında beşiktaş, fenerbahçe, alanya gibi takımlara 3 attı. rakiplere göre galatasaray'ın bu maçı kazanması imkansızdı.
    aslında ilk yarıda daha etkili olan taraf da antep'ti. bir topları direkten dönmüş, maxim'in plasesini de muslera inanılmaz çıkarmıştı.
    ancak ikinci yarı işler değişti. oyuna giren onyekuru & kerem işbirliği maçı çok farklı yerlere götürdü ve çok değerli bir 3 puan daha haneye yazıldı.

    (bkz: 2 şubat 2021 galatasaray başakşehir maçı)

    başakşehir her ne kadar kötü sonuçlar alsa da asla küme düşecek kadar kötü kadroları yok. ayrıca teknik direktör değişikliğinden sonra her takım reaksiyon verir ve çıkışa geçer. bu maçtan önce de aykut kocaman'ın başakşehir'in başına geçmesi, galatasaray'dan puan alması konusunda rakipleri umutlandırdı.
    aslında maç tam da istedikleri gibi gidiyordu. başakşehir penaltı kaçırmıştı ama yaptığı katı savunmayla pozisyon vermiyordu. bu maçta da sahneye ryan donk çıktı. de bruyne ortasıyla adeta topu onyekuru'nun kafasına çarptırdı ve kilidi kırdı. gerisi de kolay bir şekilde geldi zaten.

    (bkz: 6 şubat 2021 fenerbahçe galatasaray maçı)

    bu maçtan önce fenerbahçe 3 puan önümüzdeydi. kazanması halinde puan farkı 6 olacak ve ikili averajı da alacaklardı. rakip takım taraftarlarına göre galatasaray'ın maçı kazanması imkansızdı, hatta fark atacaklardı. volkan demirel bile maçtan bir gün önce "geçen sezon kaza oldu galatasaray 30 yıl daha kazanamaz" açıklaması yaptı.
    maç dengeli bir şekilde devam ederken bu kez sahneye çıkan mostafa mohamed oldu. attığı nefis golle üst üste ikinci kez kadıköy galibiyeti ve liderlik geliyordu. bu maç ilk kırılma anıydı. o kadar kabullenemediler ki ofsayttan attıkları golün ofsayt olmadığını ve hakemlerin maçı galatasaray'a verdiğini hala iddia ediyorlar. muhtemelen önümüzdeki 20 yıl boyunca da iddia edecekler. ancak yapılan tüm kirli işlere rağmen galatasaray maçı hakkıyla kazandı.

    (bkz: 14 şubat 2021 galatasaray kasımpaşa maçı)

    aslında puan kaybının bekleneceği bir maç değildi ancak yoğun kar yağışı ve bataklığa dönen zemin ile birlikte gözlerin çevrildiği ve ellerin ovulduğu bir maça dönüştü.
    zemin konusunda öncelikle yönetimin eleştirilmesi gerekiyor. dünyanın her yerinde kar yağıyor ama ben bu kadar kötü bir zemine şahit olmuyorum. iyi bir kadro kurup, pas oyunu oynamaya çalışıp, şu zemine sahip olmak kabul edilebilir bir durum değil.
    ikincisi yayıncı kuruluşu eleştiriyorum. galatasaray ve kasımpaşa'nın başvurusuna rağmen maçı bir önceki güne almadılar. federasyonu suçlayamam çünkü onlar kabul etmişti ancak yayıncı kuruluş onay vermeyince bu saçma sapan maç oynanmak zorunda kaldı.
    neyse galatasaray bir zorluğu daha engelsiz atlattı. hem de 89. dakikada attığı penaltı golüyle. bu maç malatya maçından itibaren artan sinir katsayısının artık maksimum noktaya ulaştığı ve sabırların taştığı bir maçtı. öyle ki gri bir pozisyon için yer yerinden oynadı, infail ortamı yaratıldı. çok daha ağır kararların verildiği maçlarda konuşmayan yöneticiler, bu maçtan sonra "kara gün" diye açıklama yayınladılar.

    (bkz: 20 şubat 2021 alanyaspor galatasaray maçı)

    geldik zurnanın zırt dediği yere. her hafta puan kaybı beklenirken galatasaray zorlu virajları teker teker dönüyor ve rakiplerin sinirleri tavan yapıyordu. malatya'da babel, antep'te onyekuru, başakşehir'e karşı donk'un de bruyne ortası, fenerbahçe maçında inceci mohamed, kasımpaşa maçında son dakikada gelen penaltı golü rakipleri altüst etmişti.
    bu maç köprüden önceki son çıkıştı. galatasaray'ın zor fikstürü sona eriyor ve nispeten daha kolay bir fikstüre giriyordu. rakip ligin en dişli takımlarından biriydi. kupa maçında galatasaray'a karşı oynadığı futbol da rakip takım taraftarlarının iştahlarını artırmıştı. galatasaray ne olursa olsun kazanmamalıydı ve sırf bu yüzden maçtan önce müthiş bir algı operasyonu başlatıldı. maçın hakeminin açıklanmasıyla bu operasyon çığ gibi büyüdü. yorumcular, taraftarlar, yöneticiler, herkesin dilinde bu maç... aslında hakemin zorbay küçük olması önemli değildi. heralde galatasaray taraftarının en sevmediği hakem olan mete kalkavan da olsaydı benzer algılar ve manipülasyonlar yapılacaktı.
    bu algılar bizim çapsız yönetimin de sessizliğiyle yerini buldu. sahada doğranan bir galatasaray vardı. onyekuru'ya yapılan penaltı ve luyindama'ya yapılan kırmızı kartlık hareket... bu pozisyonlar eğer galatasaray lehine olsa, diğer 20 takım birleşip sahaya çıkmama kararı alırlardı muhtemelen. maç öncesi bir hafta boyuncu hakem hakkında algı yapan kişilerin, hakemin doğru kararlar verdiğini söylemesi ve zorbay küçük'ü savunması nasıl çark ettiklerini gösteriyordu. şükürler olsun galatasaray en ufak tartışılacak pozisyon içine girmeden ve doğranarak da olsa bu maçı kazandı. hocanın deyimiyle bir tuzağı daha bertaraf etti.
    alanya maçı ikinci bir kırılmayı gerçekleştirdi. çünkü rakiplerin yüzden 90'ı (belki daha fazlası) puan kaybı olacağına emindi. bu kadar sert bir algı ortamının oluşma sebebi de tam olarak buydu. mesela önümüzdeki erzurum maçında bu algı ortamını göremezsin çünkü erzurum'un maçtan puanla ayrılacağına 10 kişiden 1'i belki inanıyordur.

    galatasaray gerçekten de hem saha içinde hem de saha dışında çok zorlu bir fikstürden çıktı. şimdi önünde hatayspor deplasmanına kadar, nispeten daha kolay olan bir 5 maçlık seri var. kolay fikstür kazandığınız ölçüde kolay fikstürdür. siz erzurum'a veya ankaragücü'ne puan verirseniz, alanya'da aldığınız galibiyetin pek bir anlamı olmaz. rakipler yeniden iştahlanır. buna hiç gerek yok. konsantre bir galatasaray, erzurum, ankaragücü, sivas, kayseri ve rize gibi takımlara karşı ilk yarıdan maçı bitirebilir. ben bu konsantrasyonu alanya maçında gördüm. rakiplerin birbirleriyle oynayacakları ve puan kaybedecekleri bu seriyi kayıpsız atlatırsak, rakip takım taraftarlarının algı yapacak hevesi bile kalmaz. ondan sonra da bence üçüncü ve son kırılma maçımız olan hatayspor deplasmanı geliyor. bu saatten sonra rakiplere bakmadan kendi maçımıza konsantre olmalıyız.