• 1
    artık fenalık getiren önerme.
    banega-radja-mata-barihimi vs almadan 2 sene sonra satıyor maşallah herkes.
    27 yaşındaki diagne'yi 30 gol atmasına rağmen satıp satamayacağın meçhul. çıkmış burada daha gelmeden formayı bile giymemiş adamı 2 sene sonra zarar etmeden satmaktan bahsediyor.
    zaten bütün asya-latin amerika takımları kapıda "galatasaray'da 2 sene oynasın, güzel bi olgunlaşsın, baktık oynuyorlar hemen daha fazla verip alalım" diye bekliyordu.

    yahu her aldığımız adamı satmak zorunda değiliz. sneijder'i sattık mı? drogba'yı sattık mı? hagi'yi sattık mı? kewell'ı sattık mı? elmander'den para mı kazandık? bu adamlar aldıklarından fazlasını bize kazandırdılar zaten.

    ortalık iyice fm kariyer moduna döndü. daha almadan 2 sene sonra araplara satıyoruz.

    edit: ben de ismi geçenlerin alınması taraftarıyım. ama alınmasını isterken ütopik gerekçeler sunmuyorum.

    edit2: yazar bu entry'de 30 yaş üzeri adamları odak noktası olarak kullanmıştır.
  • 5
    içinde hiçbir gariplik barındırmayan önermedir. real madrid tarafarı olsaydık bu önerme garip olurdu. çünkü futbolcu real madrid seviyesine geldiyse ve o seviyeyi sahaya yansıtabiliyorsa real madrid istemediği sürece satılması düşünülmez.
    galatasaray taraftarı olduğumuz için durumlar farklı. 33 yaşında bir futbolcuyu bile satın alırken verim veremediği bir dönem gelirse kendisinden ne kazanabiliriz diye düşünmek çok mantıklı. tr'den belli yaşın üstünde de olsa bonservis verip futbolcu alan bir çok ülke var. tosic,gomis ve bir sürü daha örnek sayılabilir. futbolcular olaya profesyonel yaklaşmakta ne kadar haklıysa futbol takımları da takımlarına kattıkları futbolcuların paraya dönüşüp dönüşemeyeceğini düşünerek yaklaşmalılar.
    bu durum türkiyeli bir türk olmanın getirdiği abuk diğer durumlarla karşılaştırılmamalıdır. galatasaray'ın sonradan paraya dönüşmeyecek futbolcu alma lüksü senede birden fazla olmamalıdır kanımca.
  • 8
    futbolcu maaşı konuşmaktan, futbol konuşamadığımız bir dönem yaşıyoruz. her futbolcuyu parlatıp sattığımızda kendimizi başarılı hissediyoruz. türkiye süper ligini bir kenara koyduğumuzda avrupa'da bu kafa yapısı ile başarılı olmamıza imkan yoktur. takımın en iyisi marcao'yu veya luyindama'yı bugünden kaça satarız diye düşünüyoruz. futbolun geldiği noktada oyuncuyu satmayı şart hale getiriyor. ffp denen olay bildiğin zenginleri koruyan bir düzen. bu düzene göre de yorum yapıyoruz. bulduğumuz iyi futbolcuların yanına yenilerini ekleyemeden para akışı işi bozuyor.

    şimdi rakiplerimiz; real madrid, chelsea, barcelona, manchester united, liverpool, dortmund, bayern münich oyuncu satmak zorunda değil. real madrid jovic'i 60, hazard'ı 100, mendy 40 milyon eurolar verip alıyor. oyuncu satmak zorunda diye bir olayları yok. bu takımlarla rekabet etmek imkansız. hele bu ffp olayına yatırım için 10 milyon euro bile harcayamıyorsun.

    ''oyuncu satalım'' sistemin bize dayattığı bir klişe. gs tarihinin en yüksek satışı da bruma'ya ait. 14.25 milyon euro alabildik. 2 yıl sonra satarız olayını yapabilen bir takım değiliz. tarihimizde süreklilik içeren örneği yok. son dönemde gomis maaşı aynı kalsın diye ucuza verildi. rodrigues hamlesi güzeldi inkar edemem. bruma desen maliyetine verdik. 114 yıllık kulüp tarihinde ozan ve arda dışında çift haneye satılan altyapı oyuncumuz yok.

    biz hala bu futbol piyasasında bu işi yapmayı iyimserce düşünüyoruz. gerçekler öyle değil. günü yaşamaya mecbur bırakılıyoruz. ya tff ya da uefa bizi dizginliyor. alalım 2 sene sonra satarız olayını yapmak için altyapı eğitimi güçlü olan brezilya, almanya, sırbistan, hollanda, belçika, fransa gibi ülkelerden potansiyelleri alıp daha da parlatıp 2 sene sonra satabilirsin. bunun için de yıllık en düşük 50 milyon euro harcaman gerekiyor. bu işi yapan benfica, porto ve sporting'in yeri geldiğinde 15-20 milyon euro bonservisi bir oyuncuya verdiğini görebilirsiniz. demek istediğim budur.