• 1671
    basında hala "genç" ve "gelecek vadeden" olarak nitelendirilen teknik direktör. ama kendisi 56 (yazıyla elli altı) yaşındadır.

    misal, fatih terim 56 yaşındayken;
    1 uefa kupası şampiyonluğu
    1 avrupa şampiyonası yarı finali
    1 avrupa şampiyonası grup aşaması
    1 akdeniz oyunları şampiyonluğu
    1 akdeniz oyunları yarı finali
    4 türkiye şampiyonluğu
    2 türkiye kupası şampiyonluğu
    2 cumhurbaşkanlığı kupası şampiyonluğu
    3 tsyd kupası şampiyonluğu
    1 defa italya kupasında finale kalma gibi başarılar elde etmişti.

    "fatih terim'le mi kıyaslıyorsun?" diyecek olanlara; aynı yaşlardayken mustafa denizli'nin şampiyon kulüpler kupası yarı finali, avrupa şampiyonası çeyrek finali, kupa galipleri kupası çeyrek finali, türkiye ligi ve kupası şampiyonlukları görmüş bir teknik direktör olduğunu hatırlatırım. şenol güneş ise türk milli takımı'nı dünya üçüncüsü yaptığında henüz elli yaşındaydı. üstelik bu başarılar büyük taraftar kitlelerinin önünde, inanılmaz baskılar altında geldi.

    bugüne kadar kazanabildiği hiçbir kupa olmayan abdullah avcı; üstteki örneklerin aksine taraftar, medya, kamuoyu baskısı görmedi. çalıştırdığı kulüp, hükümet ve belediye desteğini her zaman arkasında hissetti. örneğin; takımda doğrudan oynayan mehmet batdal'ı birdenbire hiçbir sebep göstermeden takımdan kesti. baskı olmadığı için kimse "ne yapıyorsun" demedi ama arkadasında her türlü destek olduğu için o mehmet batdal'ın yerine emmanuel adebayor'u, riad bajic'i ve mevlüt erdinç'i çat diye alabildi. aldığı bu adamların ikisini yedek bıraktı, birini başka takıma gönderdi. sonra durmadı, devam etti. robson de souza robinho'yu aldı, yanına demba ba'yı ekledi. kimse yine "ne yapıyorsun" demedi. aynı süreçte aldığı egemen korkmaz, serdar taşçı, yalçın ayhan, aurelien bayard chedjou fongang, manuel da costa, alexandru epureanu gibi stoper harcamalarına rağmen o mevkide sıkça mahmut tekdemir ve joseph attamah'a muhtaç kalınması ise apayrı saçmalık.

    özetle, bu hocamız iyi bir teknik direktör olabilir. ama kendisine verilen imkanlar, mesela mustafa reşit akçay'a verilseydi, neler olurdu merak da etmiyor değilim. nihayetinde geçen onca zaman, elde var sıfır.
  • 1672
    abdullah hunter umarım bahsedildiği gibi beşiktaş'ın başına geçer. o zaman ne kadar vasat bir hoca olduğu anlaşılır. aslında milli takımın başına geçtiği zamanlar anlaşılmalıydı da o zamanlar da suç oyuncuların üzerine atılmıştı. üç büyüklere denk bütçe, taraftar baskısı yok, şampiyon olamadığın zaman hesap soran yok, üç büyüklerin hiçbir zaman kollanmadığı kadar kollanıyorsun ama elde 1 tane bile kupa yok. algı çok önemli bir şey. medya öyle şişirdi ki kendisini ekşi'de guardiola ile kıyaslayanlar vardı.