• 486
    galatasaray ve fatih terim'in 10 küsür yıl sonra yeniden avrupa'da zirveye yükseldiği ve yabancıların "galatasaray, dortmund, juventus şampiyonlar ligi'nde 90lar partisi" söylemini kullanmalarına sebep olmuş, 1996-2002 arasında çocuk olduğu için o günlerin maçlarını tam idrak edemeyen gençlere avrupa'da başarının nasıl bir his olduğunu iliklerine kadar hissettirmiş maçtır. ayrıca ünal aysal da "galatasaray benim dönemimde avrupa'nın top 10 kulübünden biri olacak" sözünü bu maç ve diğer juventus maçıyla tutmuştur. avrupa kıtası ve hatta belki de dünya galatasaray ve fatih terim'i yıllar sonra tekrar görerek belki nostalji yaptıkları için mutlu da olmuşlardır bilemeyiz. *

    kahin herif diye mi ne bir hesap vardı vardı twitter'da o günlerde. orada kuralar çekilince galatasaray ilk maçta 3-0 yenilecek, ama rövanşı 5-1 kazanacak diyordu. hakikaten de ilk maçı 3-0 kaybetmiştik. rövanşta peş peşe gollerle 3-1 olan o maçta drogba yine gol atınca 4-1 oldu sanıp bu sallama skor tutacak ve 5-1 olacak galiba demiştim bir anlığına. ama ofsayttı gol tabi ve neticede maç 3-2 bitti. ama galatasaray 2011'de başlayan ve taraftarına o masal tadında enstantaneler sunduğu yıllardaki maçlara en güzellerinden birini ekliyordu o gece. eminim galatasaraylı herkes çok huzurlu ve mutlu girmiştir yatağına. hatta kimisi mutluluktan uyuyamamış, kimisi de gece boyu rüyasında ve bilinçaltında yarı uyur yarı uyanık vaziyette galatasarayla ilgili şeyler düşünüp durmuştur. ne diyebilirim ki, çok büyük mutluluktu.

    fatih terim bu maçtan sonra şu açıklamaları yapmıştır:

    "galatasaray'da geçtiğimiz sezon göreve geldikten sonra taraftarlara verdiğim bir söz vardı benim. tüm galatasaraylıların gurur duyacağı bir takım olacağımızı söylemiştim. yense de yenilse de, bugün burada onu görmenin mutluluğunu yaşıyorum. sözümün yerine gelmiş olmasından dolayı çok mutluyum. dünyadaki tüm galatasaraylıların elini göğsüne koyarak, 'işte bu benim takımım' diyeceği bir galatasaray vardı bugün sahada. elenmedik mi, elendik. işin taktik kısmına sonra gireriz. ama galatasaraylılar hep böyle bir galatasaray görecek inşallah."

    bir basın mensubunun o günkü takımı 1996-2000 dönemi ile kıyaslamasını istemesi üzerine terim şu yanıtı vermiştir:

    "eğer şimdi 1996-2000 dönemine bakarsak, oradan daha iyi durumdayız. o zaman üç yıl beklemiştik başarı için. ama şimdi daha ikinci yılımızda bu noktalara çıktık. şampiyonlar ligi'nde son sekize kalıyoruz, ligde şampiyon oluyoruz ve süper kupa'yı alıyoruz. bize üç atana, biz de üç atıyoruz. bahsettiğimiz takım da real madrid. bugün buraya gelen her taraftar keyif almıştır, mutlu olmuştur. en önemlisi gurur duymuştur."

    sonrasında da terim ile yollarımızın sadece 5,5 ay sonra ayrılacağını bilmeden 2013-14 sezonunu sabırsızlıkla beklemeye koyulmuştuk hatırlıyorsunuz zaten.

    ama ben inanıyorum. nasıl ki bir gün o günlere döneceğiz dediğimiz 2000-01 sezonuna 2012-13'te geri döndük, yine bu başarıları, belki daha büyüklerini yaşadığımız günlere mutlaka geri döneceğiz. o günler çok da uzakta değil ben size söyleyeyim. yakında görüşürüz avrupa!
  • 489
    bu maçın kaderi aslında ilk maçtan çizilmişti. real madrid ile deplasmanda oynuyorsun. kendi sikletinden olmayan takımlara (barça, bayern, manu hariç mesela) zaten 2-0 önde başlıyorlar. hani fenerliler sürekli ivan bebek diyorlar ya. daha beteri ilk real madrid maçında oldu. ben hayatımda bir maçın bir taraftan alınıp diğer tarafa verildiği böylesine bir maç görmedim. bu turda yaşanan her şey zincirleme gelişti. önce ilk maça gidiyorum:

    maç 1-0 iken 28. dakikada meşhur topun elden ele değmesi pozisyonu oluyor. penaltı verilmiyor. o top dönüp sadece 45 saniye sonra bizim kalemize gol oluyor.

    72. dakikada durum 2-0 iken drogba olduğu yerde duruyor ve ramos uçarak(süperman hatta matrix'teki neo) geliyor. ramos'un ayağı drogba'nın boğazına takılıyor. hayatımda gördüğüm en gerizekalıca faul kararı veriliyor. faulü real madrid kullanıyor ve üçüncü golü atıyor.

    78. dakikada ceza sahasında ramos, burak'ın ayağına basıyor. hani evlenince gelin damadın ayağına basar ya aynen öyle. hakem bunu aldatmadan sayarak ceza sınırındaki burak'a sarı kart veriyor. hakem penaltı vermese bile burak'a sarı kart vermesi tam bir skandaldı. burak ki o maça kadar gol krallığına oynuyordu onun cezalı duruma düşmesi en büyük gol silahımızı etkisiz hale getirdi.

    böyle skandal bir ilk maçtan sonra, real madrid'e zorla 3 gol hediye edilmişken bu maça çıkmak çok zordu. ama duuuuuuur. bir de real madrid'e ofsayttan gol verelim ki 4-0 öne geçsin. ne olur ne olmaz. şöyle bir durumda bu maçı 3-1'e getirebilmek büyük bir inanç ve taktik meselesidir. galatasaray ilk maçta uzaktan şuta odaklanmıştı. ama bu maç özellikle ikinci yarıda kanatların etkili kullanıldığı maç oldu. sağdan soldan gelen toplar real madrid'e ecel terleri döktürdü. taraftar muazzamdı ve domino taşı gibi maça etki etti. bunca hakem hatasının içine acaba drogba'nın 4. golündeki ofsayt görülmeseydi olmaz mıydı diye soruyor insan ama aman real madrid'in ağzının tadı kaçmasına odaklanıldığı için ofsaytı süzebildiler. bu maç o an 4-1 olsaydı inanılmaz bir son on dakika izlerdik. aslında son dakikalarda ultraslan'a biraz yüklenildi ama herkes artık maçın dönmeyeceğinin farkındaydı. o sırada 2. golü yedik zaten. galatasaray için büyük bir sınav ve tertemiz bir galibiyet oldu. eğer adil bir yönetim olsaydı yarı finale çıkacağımıza inanıyordum. çünkü bir tur bir takımdan ancak bu kadar alınıp diğer takıma verilirdi. bunun bir tık ötesi hakemin maçı durup dururken bitirip uefa'nın real madrid'i üst tura çıkarması olurdu.

    real madrid o sezon çok da iyi değildi. barcelona'dan 15 puan ve 15 averaj geride kalmış hatta barcelona sezon başından ligi alıp yürümüş, rahat bir sezon geçirmişti. şampiyonlar liginde real madrid grubu ikinci bitirmiş ve o sezon çok da iyi olmayan manchester united'ı eleyip gelmişti. bizden sonra da dortmund'un sağlı sollu ataklarına direnememiş ve elenmiştir :) bu noktada da madrid'in elenmesine katkıda bulunduğumuz için mutluyum. dediğim gibi ilk maç farklı olsaydı bu maç daha da farklı olurdu. yine de galatasaray tarihine altın harflerle kazınmış bir maç oldu.
  • 490
    tabii ki bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. ama eğer drogba geriden çıkmış olsaydı biraz daha, kalan dakikalarda kanımca beşi bulurduk.
    büyük olasılıkla 50 sene falan konuşulurdu en az.
    düşünün, real madrid'i 3-0 yenildiğiniz maçın rövanşında kendi sahanızda 5-1'le geçip şampiyonlar liginde yarı finale kalıyorsunuz.
    futbolda maç skorları, drogba'nın filelere gönderdiği topun ofsayt bayrağına takılması kadar ince detaylara bağlı işte.
    maçı anlatan spiker de durumun ne kadar ciddi bir hal almakta olduğunun farkına varmış olacak ki şöyle demişti: "galatasaray are getting closer and closer!"
    (bkz: benim hülyalarım benim hayallerim dünyadan daha büyük)
    (bkz: benim de kendime göre bazı rüyalarım hülyalarım hayallerim var)
    (bkz: bu böyle yarım kalmayacak)
    https://www.facebook.com/...r/10200363340477345/
  • 492
    bu mac galatasarayimizin son 10 yilda gordugu en tepe nokta. bu maca kadar yukseliste olan galatasaray vardi, ancak bu galibiyet oyle bir lanse edildi ki bize bu yetti. galibiyetimizi kucumsedigim algilanmasin ama bu maci gozumuzde cok buyuttugumuz icin biz daha ileriye gidemiyoruz aslinda. ilk macinda 3-0 yenildigimiz bir ceyrek final rovans macinda kendi evimizde 3-2'lik skor ile rakibimizi yenmisiz. keske bununla yetinmeseydik de daha iyisi icin cabalasaydik diyorum bazen. tabiki maci izlerken hepimiz kendimizden gectik yalan degil. hatta drogba'nin attigi 4.golde(ofsayt gerekcesiyle sayilmayan) o zamanlar 20 yasinda olan kardesimi kucaklayip tavana atmisligim bile var. ama keske o gun deliler gibi sevindigimiz bu maci buyuk bir basari olarak lanse etmeyip daha iyisi icin cabalasak, sanki o zaman gercekten basariya ulasacakmisiz gibi. ayrica uzerinden de 7 sene gecmis ve o mactan sonra real madrid sampiyonlar ligi kupasini 3 kez kazanmis. biz ise o sezondan sonra ancak kendi ligimizde 3 kez sampiyon olabilmisiz. maci kazanmisiz ama uzun vadede kazanan yine madrid ekibi olmus sanki.