797
bu maçta sadece singo ve osimhen olsa bu maç bizimdi.
798
umarım bu maç nhaga ve lesley’ i kazandığımız maç olur.
799
bana umut veren mac. osimhen yoksa gs yok dedirtmedi bence. penaltiya kadar da gayet keyif verdi takim.
hakemi degistirsek osimhensiz bile kazanabilecegimizi düşünüyorum.
hatalar elbette var ama takim istekli ve motiveydi.
hakem o.lar dernegi onursal baskani olmasaydi yine de kazanirdik.
gercekten takima laf etmeye dilim varmiyor.
ek olarak leao'ya her top geldiginde muthis isliklaniyor.
800
tamamen hocaya yazan karşılaşma.
güvenmediğin onbire yazmadığın adamları transfer edip bir de 3-1 gerideyken maçı çevirsin diye sahaya atıyorsun.
orjini sol bek olan adamı sol stopere koyuyorsun, her golü oradan yiyoruz. kenarda yeni transfer ettiğin sol stoper var. neden oynatmiyorsun? oynatmayacaksan neden aldırıyorsun? laf olsun torba dolsun derdinsesin. bir de kenarda irite irite hareketler yapıyorsun iyice çirkinleşiyorsun
801
umarım sane, bazı taraftarların hayalini kurduğu iq seviyesi yüksek oyuncu grubu olan bir takıma kavuşur da biz de rahatlarız. gerçekten sıfır bile değil negatif yazıyor.
802
gol pozisyonuna giremeden yenilip döndüğümüz maç. geçen sezondan üzerine konulan hiçbir şey yok.
803
kesinlikle kötü oynamadığımız ve hatta kazanmayı hak ettiğimiz maç. uğurcan’ın gereksiz çıkışıyla çalınan penaltı ve inanılmaz bir duran top golüyle yenildik. sane rahat pozisyonda golü yapsaydı skor tam tersi olurdu eminim ama artık kanıtlayamam.
apokerim, osimhen ve lemina yokken gayet iyi oynadık.
edit:sehven leao yazılmış lemina olacaktı.
804
hiç bu kadar ezbere yorumu ardışık olarak okumamıştım.
osimhensiz plan gayet de işliyordu. sürekli üçgenler kuruyor ve hızlı kısa paslar yapıyor ve şok presle rakibi sıkıştırıyorduk. maalesef yorulduk ve hakemin direkt etki ettiği maç oldu.
anlamıyorum sporting geçen senenin cl 7.’si takım ve senin 3 as oyuncun eksik artı olarak orta sahaya direnç katabileceğin lemina’dan da yoksunsun.
okan hoca’nın kanını içse doymayacak bazı arkadaşlar. gerçekten inanılır gibi değil. sakin kafayla yazıldığını düşünmüyorum.
805
ilk yarı belki de oynadığımız en iyi avrupa deplasmanıydı, uğurcan ve hakem işbirliği ile geri düştük. o ana kadar pozisyonları yoktu. sonrası klasik düşüşümüz zaten avrupa’da. bunun için eleştirebilirim belki okan hocayı ama onun dışında çok güzel bir maç planı ile çıktık.
umut verdi ama bu maç çok önemliydi, ilk üç haftada en olası puan alabileceğimiz maç buydu. çok ama çok zor işimiz özellikle ilk hafta hiçbir maç berabere bitmemişken, puan baremi yükselecek ilk 24 için.
806
bomboş bir mağlubiyet aldık. maçın hakkı beraberlikti. ne biz ne onlar pozisyona giremeden maçta 4 gol oldu. yediğimiz 2 ve 3. goller duran top, ilk gol karambol hatası.
sallai düz adam abi. hiç oyun kurma denen bir şey yok. uğurcan'ın kafası maçta değildi. barış, yunus, sane yine aynı şekilde üretken değildi. fizik olarak da ezilmedik ama ne olduğunu anlamadan maç bitti.
keşke maça deniz ve leao ile başlasaydık. deniz fena değilmiş, top tutuyor, sürüyor, ayaklar iyi. leao ile iyi alışveriş yaptılar.
torreira, jakobs ve sanchez hariç takım olarak kötü günümüzdeydik. okan buruk inşallah sane ve barış yerine leao ile deniz'e şans verir ligde.
807
geçen sezonki hatta daha önceki deplasman maçlarına benzer bir performansla devam ettiğimiz maç.
maçların özellikle ilk yarılarını çok iyi oynarken 2. yarı ve sonlara doğru dağılıyoruz. geçen sezon deplasmanda oynadığımız monaco, juventus, frankfurt maçları. önceki yıllarda az alkmaar, sparta prag deplasmanları.
bu maçta hakemin de payı var ama tamamen oraya bağlayamayız. juventus 10 kişiyle 3-0 yapmıştı.
yine bu maç özelinde kırılma anları da vardı. saranın cılız şutu, sanenin diktiği top net pozisyonlardı. sallai'nin lüzumsuz faulü derken zaten eksik gittiğimiz deplasmanda yenildik. şampiyonlar liginde bu pozisyonları atacaksın. adamlar 2 pozisyon, 1 serbest vuruş, 1 penaltıdan 3 gol çıkardı.
asıl düşünülmesi gereken maça gayet iyi başlayan takımda ne oluyor da 2. yarı işler tam tersine dönüyor.
808
hakemin katlettigi mac. batrokova yapilan kirmizi, penalti penalti felan degil. 2 yari basi tamamen tekmeleri gormezden gelmeye basladi. okan hocanin agzini okuduysaniz o.c. lari dedi. dogru amk.
809
hoca yüzünden kaybedilen fakat oyuncuların da net bir şekilde sattığı ve ciddiye almadığı maçtır. sane, sara, sallai, davinson, uğurcan direk kızağa çekilmeli de tabi okan buruk yine bunu yapamayacaktır.
-biri salak salak topuk pası atacağım diye habire kontra yedirir.
-diğeri eforu geç sahaya yürümeye gelir.
-başkası topa atlamaya korkar rakibin sıyrıldığı belliyken 999ms pingle oynarcasına yüz yıl sonra reaksiyon verip penaltı yaptırır.
-öbürü 35 metre rakibe top sürdürüp ceza sahası kenarına gelince aa dur rakibin ayağına atlayayım da tam çaprazdan müthiş gören yerden frikik vursun der.
-başka bi tanesi de markaj nedir hak getire bam güm oynar sanki ne alanı ne adamı tutmuyor öylesine oynuyorum diye düşünür.
ama 3-1 geriye düşmüşken daşdaş geçer gibi td taktik deha, nhaga ve lesley'i oyuna alır, hani şu ligde dakika süre vermediği oyuncular var ya onlar işte.
edit : aklı olan da net bir şekilde hem hocayı hem oyuncuları eleştirir şu maçta. 20 dakikada sporting'i çabalayarak kendi evinde ezebiliyorsan çabayı bırakmayıp laubali laubali oynamayacaksın. geriye kalan 6 kişinin hakkına eforuna yazık.
810
youtube tayfanın hemen hepsi, lizbon'un dandik lig maçları üzerinden "hızlı başlıyorlar ama sonra düşüyorlar" türü analizler yapıp birbirlerinden araklamıştı. o analizlerin zıttı bir maç oynandı. hakem de tüy dikti.
811
bu maç berabere bitmeliydi, hakkı 2-2’ydi. çok zoruma giden bir maç oldu. hakem resmen maçı mıundar etti.
812
maçın konuşulacak bir tarafı yok. 15. dakikada sporting'in 10 kişi kalması lazım ve 1-0 öndeyiz. oyun 1-1 ve dengedeyken de alakasız bir penaltı. şampiyonlar liginde böyle bir hakemi yenemezsin. karşında anadolu takımı yok.
813
kırmızı verse niye verdin denmeyecek, devam dese var'ın çağırmayacağı iki pozisyon aleyhimize yorumlanınca maç bizden alınıp sporting'e verildi. kimin nası oynadığının, okan hoca'nın ne yaptığının önemi yok. hakikaten çok yazık oldu.
814
maçın ilk 20-25 dakikası anadolu takımı deplasmanı gibi bir maçtı. darmadağın ettik sporting’i. erken golü bulduk ama saçma bir gol yedik. 2. golü bulmak için de zorladık ama olmadı.
verilmeyen kırmızı, olmayan penaltı, uğurcan’ın hediyesi freekick golü derken geriye düştük. 60’dan sonra da orta saha çöktü, doğru düzgün pozisyon bulamadık. klasik galatasaray işte.
yazık oldu ama kötü oynamadık. eleştirmeye gerek yok takımı. gayet iyi oynadık.
toparlanmak zorundayız. aek deplasmanı galibiyeti farz oldu artık.
815
dünyanın her yerinde kırmızı kart olan pozisyonda hakem 3 maymunu oynadı ve şüpheli bir penaltı kararını düşünmeden veren hakem, maçı bizden aldı onlara verdi.
816
dikine değil geriye akan bir oyunla, ayağına top geldiğinde sorumluluk almayan futbolcuyla, ceza sahasında 5 metreden kale ağzında topu sokamayan ve kendi kaşesine oynayan bencil bir starla, bir tane orta denemeyen kanadıyla, rakibe eskortluk yapan savunmasıyla gayet doğal bir sonuç. bir kaç oyuncu dışında ikinci yarı gerçekten rezalet bir performanstı takım adına. bir golle oyun bu kadar değişemez, değişmemeli. galatasaray bu maçtan bir sonuç çıkarmalıdır.
özellikle gerideyken ve skor lazımken; eveleyen, geveleyen, oyun kursun diye beklediğin ama top ayağına geldiğinde bomba muamelesi yapan orta saha oyuncusu bu takımda olamaz, olmamalı.
bu maçın skoru değil üzen. özellikle ikinci yarıda galatasaray formasının ve değerinin ciddiyetini kavrayamamış, sorumluluk almayan, mücadele etmeyen, denemeyen, denemeye dahi yeltenmeyen bir oyun vardı. buna üzüldüm.
sen mücadeleni et, dene, sorumluluk almaktan kaçma, skor 5-1 bitsin, razıyım.
umarım gereken dersler çıkarılır, umarım herkes üstünde giydiği formanın değerini hatırlar. bir golde dağılmamalı bu takım, geriye düşünce oyunu bu kadar değişmemeli.
817
ilk 11'de deniz gül yerine barış alper'in santraforda başlaması, jakobs'un sol stoperliği ve eren elmalı'nın güven vermeyen savunmasından ötürü maçtan önce daha negatif bir başlangıç düşünüyordum ama düşüncemin aksine topla özgüvenli ve oldukça hareketli bir takım izledik. birinci golden sonra ikinci golü de atacak fırsatları bulduk ama atamadık. daha önce avrupa maçlarında olduğu gibi maçın ikinci yarısında o düşüş trendine girdik takımca. orada hocadan oyuna özellikle ortasahaya hamleler beklerdim. çok fazla bekledi. gol yedikten sonra yerli oyunculardaki aşırı demoralize durumu daha önce olduğu gibi yine başımıza geldi. kenarda bekleyen oyunculara daha fazla güvenmeliyiz diye düşünüyorum. sonuç maalesef beni şaşırtmadı. bizim 90 dakika boyunca bu tarz takımlarla başa baş mücadele etme konusunda çok fazla yol kat etmemiz gerekiyor. hep anlara bağlı değiliz. golü yiyince veya kaçırınca iflas bayrağını çekmemeliyiz.
818
sane berbat, batrakov vasattı gözümde. yani 3-1'den sonra prime messi ve ronaldo da olsa bizim takım çöküyor. o yüzden girenle çıkanlar üzerinden derin analizler yapmaya, "o kalsa daha iyiydi", "o çıktı daha kötü olduk" falan türü yorumlar bana çok doğru gelmiyor. bu maçtan sonra sıkça dinleriz yine ama bizim sorunumuz bu değildi.
819
ilk yarı hücumda iyi iş çıkardığımız, hakem tarafından katledilen maç. sporting’e çalınan penaltı komediydi. deli dana gibi basmayla birlikte hareketli oyunu takımın fizik gücü kaldıramadı. dar alan paslaşmasında takımda ciddi ilerleme olsa da savunma yerleşimi berbat halde. sporting’e maçı getiren kısım önce hakem sonra da ignacio-quaresma ikilisinin duvar performansıydı. ikinci yarısı klasik okan buruk eseri, geç kalınan değişiklikler, ortasaha boşaltılması, yine kompakt kalınamayan bir maç. 2023 sonrası gördüğümüz sıradan bir avrupa deplasman maçının başka bir kopyası. kişisel olarak deniz , lesley, bitshiabu, nhaga’nın hazır olmadığı savına katılmıyorum. bu hikayeyi yiyen varsa afiyet olsun.
son sozüm de sane beyefendiye, aynı pozisyonu rapinha bugün feyenoord’a soğuk kanlı bir şekilde attı. kendini yıldız seviyesinde görüyorsan o pozisyonu atacaksın.
820
barış forvet olamıyor. forvet oynadığı sürelerde sadece önde koşan biri vardı. forvet önsezilerinin olmaması yüzünden atılan toplara sonradan koşu yapıyor.
maç 1-1'ken ikinci yarıda sara oyundan düştü. saçma sapan hareketlere girişti. oyundan çok geç çıkarıldı. sane maalesef en kötüydü.
her şeye rağmen maç dengedeydi. ama neye neden penaltı çalındığı anlaşılmayan pozisyonda penaltı çalınca hakem maçın dengesini bozdu. orta hakem aslında fena maç yönetmedi. büyük sıkıntı var'daki kimse ondaydı. batrakov'a yapılan hareket nasıl kırmızı kart olmaz? topla ayağıyla yaptığı hareket yeriyle arada 1 metreye yakın mesafe var. tabanla da vuruyor boşluğuna. kırmızı için çağırmadı. yetmedi penaltıya da çağırmadı. hadi orta hakem öyle gördü. var'daki niye bir şey yapmıyor!? hakemin dudağını okudum penaltı olup olmadığını değil ofsayt var mı yok mu onu kontrol ediyorlar dedi futbolculara.
maçta yenildik falan ama geçen sezonki frankfurt maçı gibi hissetmiyorum. daha iyi olabilir miydik, olabilirdik. bu maçta skoru belirleyen hakem kararı oldu. maç bize daha yakın ama hakkı beraberlikti. sane o golü atsa maç başka yerlere giderdi. frankfurtta barış o saçma şekilde kaçırmasaydıdaki gibi bu maçta da sane benzerini yaptı. o golü atsa maç lehimize açılacaktı.
yediğimiz 3. gol öncesi olduğum yerde elektrikler kesildi bir de. internetten yayını bir açtım golü yedik.
şu maçta osimhen olacaktı asıl! 3 puan alabileceğimiz bir maçı eksikler ve hakem yüzünden kaybettik.
821
santrfor, santrfor değil, stoper, stoper değil, sağ bek, sağ bek değil, 10 numaran, 10 numara değil(oyun kurucu 8.5, santrfora yakın oynayınca kayboluyor çocuk), kesici ön libero 85 de skor elden kaçmışken girer, tor, sara, batrakov 3 lüsü ile elek olmadığına dua edeceğine küfür edersin, leipzig ile porto ile yaz kampı yapan çocukların seviyemizde olmadığını iddia edersin senin kampını yiyenler hazırmış gibi ya sakatlar ya formsuzlar, takımın hocası, hoca değil ama olsun mayıslar bizim.