• 41
    soğuk bir cumartesi akşamında sevenlerin kavuşacağı maçtır.

    hakem ali palabıyık denen yaşam formu. geçmişinde bizimle ilgili olaylarını yazmaya kalkışsam destan yazdığım entrylerde en üst sıraya çıkar. zaten tff, mhk ve diğer 17 kulübün kulübümüze karşı tutumu da malum. bu mevcut şartlar altında bu maçın psikolojisi daha da zorlaşıyor. hepsinin üstüne tüy diken bir de cezalı oyuncularımız var. her zaman yazıyoruz, konuşuyoruz; bu takımı iç sahada ayakta tutan, maç kazanmasını sağlayan en büyük faktör bizler, taraftarlarız. maç biletleri hala satışta, yer bulmak da mümkün. uzun zaman sonra bir iç saha maçımız da hafta sonuna denk geldi. hava soğuk falan demen tribüne gelmek, takıma destek olmak lazım.

    bu noktada cezalı olan tribünlerimizi unutmamak lazım.

    güney kale arkasi 118, 119, 120, 121, 218, 219, 220, 221 ve kuzey kale arkasi 105, 106, 107, 108, 205, 206, 207, 208

    bu tribünlerden kombinesi olanlar lütfen 3'e 5'e bakmasın devretsin biletlerini. en kötü kulübe devretsin oradan bir şekilde satılsın. bu maçta taraftar baskısını mutlaka oluşturmamız gerekiyor.

    saha içine dönecek olursak nasıl bir 11 ile çıkarız kestirmek güç. o konuya girme gereği görmüyorum o yüzden. tek gönlümden geçen ozan, atalay ve yunus'dan en az ikisini ilk 11'de görmek ve eren'i geçtim ilk 11'i sahada bile görmemek.

    zor dönemlerden geçiyoruz. ancak bu zor dönemleri bir çok kez yaşadık, bir çok kez de bu zor dönemlerden başarı ile çıktık. bu havayı soluyan, yaşayan, defalarca tecrübe eden de bir hocamız var. öyle ya da böyle gerekirse hakemi de yenerek bu maçtan 3 puan ile ayrılacağız.

    unutmayalım bizim mottomuz bellidir;

    mayıslar bizim

    #kon2antra2yon

    inandık biz sizlere
  • 46
    stadı boş bırakmak, savaş meydanını boş bırakmakla eşdeğer benim gözümde. galatasaray’da hiçbir zaman görmek istemediğim bir şey bu. bir gevşeme var; bir “bu sezon şampiyon olamayacağız” psikolojisi kapladı herkesi. olamayalım, ne olacak? ama olmak için savaşalım. biten bir şey yok. rüzgar, ivme bizim lehimize değil. saha içine dair söyleyebileceğimiz olumlu, parlak şeyler pek yok. kötü futbol oynuyoruz. saha dışında da herşey aleyhimize. ama sona eren bir yarış yok henüz. bitmediği sürece mücadelemiz devam etmeli. şampiyon olamazsak, ikinci olalım. ikinci de olamazsak, üçüncü olalım. ben galatasaray’ın şampiyon olamadığı sezonlarda ilk 3’ün, hatta ilk 5’in dışında kalmasından çok sıkıldım. şampiyonluk için sonuna kadar savaşalım ama olmuyorsa, olabilecek en iyi pozisyonda ligi bitirelim.

    taraftarın stadın %70’ini doldurması lazım (en azından). bu stat sezon boyunca 35.000’in altına düşmemeli. 2016’da, 2017’de ligi kötü bitirmemizin önemli sebeplerinden biri de bu. yönetimle, teknik heyetle ve kadro kalitesiyle şampiyonluk ihtimalinin çok zor olduğunu gören taraftar stada gelmedi. iki sene önce kasım’da, aralık’ta 15-20 bin seyirciyle maç oynadık. şubat’tan sonra bu sayı daha da düştü. taraftarın inanmadığına, futbolcunun inanmasını bekleyemezsin. “şampiyon olamayız bu kadroyla, o zaman gitmeyelim maça” çok yanlış bir düşünce anlayışı. şampiyon olamayacaksak bile, bunun sinyallerinin anlaşılacağı ve matematik olarak ortaya çıkacağı zaman mart’tır, hatta nisan’dır. o zaman da ikincilik için stada git. takımın yanında olmak için git. taraftar olarak gevşeme ki, takım da gevşemesin. bırakmasın.

    hepberaber statta olalım. ve daha önemlisi somurtmak, homurdanmak için gitmeyelim. oyuna konsantre biçimde destek vermek için gidelim. eren çok kötü, selçuk yok hükmünde, ömer bu seviyenin ideal 11 oyuncusu değil, maicon çok ağır, o şöyle, bu böyle. bunların hepsi birer analiz ve hepsi doğru. ama bunların hesabının kesileceği zaman şimdi değil. fatih terim’e taraftar psikolojisiyle güveniyorsak, bizden biri olarak görüyorsak; ocak’ta, en geç haziran’da gerekli kişilere gerekli faturaları keseceğinden emin olmalıyız. o yüzden yarın imkanı olan herkes stada gelsin ve hem fiziken hem fiilen maçın içinde olsun. gerisinin nasıl ilerleyeceğini hepberaber göreceğiz zaten.