• 2
    şimdi özetini izledim maçın. bein’de ki özette atl madrid ile ilgili tek gördüğüm şey kırmızı kart yemesi. onun dışında tamamen maç barcelona - oblak gibi gözüküyor.

    84te suarez öyle bir vurmuş ki anca o şut girerdi kaleye zaten başka olmaz. ayrıca 2 tane de %100lük pas atıyor messi suarezle alba’ya ikisi de değerlendirememişler. daha doğrusu oblak kurtarmış diyelim.

    ama 2. gol öyle değil, bütün maç devleşen adam messinin topuna trene bakar gibi bakakalmış. messi bekliyor bekliyor en son köşeye bırakıyor yani efsane.
  • 3
    camp nou'da izlediğim ilk maç olup benim için çok ayrı yeri şimdiden edinen maç.

    86. dakikaya kadar " ulan 0-0 mı bitecek o kadar geldik" derken, önce luis suarez sonra lionel messi gecenin güzelliğini arttırdı. gelmiş geçmiş en iyi oyuncu olduğunu düşündüğüm messi'yi futbolu bırakmadan izlemiş olmak da ileride torunlarıma kesinlikle anlatacağım bir anı oldu.

    bu sezon galatasaray'ın iç sahada oynadığı 22 maçın 20'sini tribünde izlemiş biri olarak şu acı gerçek yüzüme çarptı: izlediğim iki futbol arasında seviye farkını geçtim, neredeyse branş farkı var. abartmadan söylüyorum, bizim oynadığımız ile adamların oynadığı aynı spor olamaz. bu büyük farkın temelini ise pas kalitesinin oluşturduğunu düşünüyorum.

    eğer bizim hayallerimiz dünyadan büyük diyorsak, daha yememiz gereken çok fırın ekmek var.

    bu acı gerçekleri bir yana bırakacak olursak arthur henrique ramos de oliveira melo kısaca arthur beni kendisine hayran bıraktı. sade ama inanılmaz katkılı bir futbol oynuyor. ernesto valverde ezbere bir şekilde her maç kendisini çıkarmayı bırakırsa, kendisi adına her şey çok daha güzel olacak.

    önümüzdeki sezon frenkie de jong'un da takıma katılacağını düşünürsek, busquets-xavi-iniesta sonrası dönem için barcelona orta sahası hazırlıklara başlamış. aynı çalışmayı hücüm hattında da yaparlarsa bir 15 yıl daha sırtları yere gelmez gibi gözüküyor.