Türkiye Süper Lig 34. Hafta Karşılaşması
20:00 Ali Sami Yen Stadyumu
2 - 1
  • 11
    (bkz: tarihte bugün)
    suat kaya'nın galatasaray formasıyla son resmi maçı olmuştur. kendisi kariyerinin son maçını bir de golle süslemiştir.
    o dönemde ali sami yen'in yıkılıp; yerine aynı yerde yeni bir stadyum yapılması planlanmıştı.
    bu yüzden bu maç galatasaray'ımızın sami yen'deki son maçıydı o gün için.
    fakat yeni stadyum projesi hayata geçemedi ve 2004-2005 sezonunda sami yen'e geri döndük.
    ayrıca imparator oyuncu izlemek için yurt dışında olduğundan; takımımızın başında müfit erkasap yer almıştı.
  • 12
    11. yasima girdigim gun oynanan mac. oysa ne hayallerim vardi, bu maca sampiyonluk yarisi icinde girip dogum gunumde 16. sampiyonlugumuzu kutlayacaktik. sergen yuzunden hayaller suya dustu. ama tabi sergen'e gelene kadar iceride oynadigimiz kar yuzuden ertelenen denizlispor maci (1-0 kaybettik,) gene bir kac hafta sonra o meshur 3 golumuzun iptal edildigi 2-2 biten adanaspor, ve gene ciliz oynadigimiz 1-1 biten genclerbirligi maci var. o maclarda kaybedilen toplam 7 puani cok aradik.

    bu arada genclerbirligi demisken, ersun yanal trabzonspor ve eskisehirspor'da oldugu gibi gene o donem de bize bileniyordu. zaten o mactan yaklasik iki yil once yine ali samiyen'de kaybettigimiz ankaragucu'nun teknik direktoruydu. evet o meshur mac, hatirlatmama gerek yok. ama yine de ersun'un hakkini verelim o donem "genclerbirligi'nin genclerbirligi oldugu yillar"di.ama allahin sopasi yok en sonunda biz patlattik ersun'un balonunu hem de 20 yildir galip gelemedigimiz kadikoy'de. gun gelir devran doner hesabi. adamin o gunden sonra sirazesi kaydi psikolojisi bozuldu.

    mac ile ilgili cok fazla soylenecek birsey yok. formalite maciydi zaten. bir onemli nokta, suat kaya'nin galatasaray'daki son maciydi. hatta gol bile atmisti. 2-1 kazanmistik.
  • 13
    öncesinde ali samiyen sokakta trajikomik olaylara şahit olduğumuz maçtır. bir hafta öncesinde inönü de bjk bizi yenip şampiyon olmuş, biletimiz olmasına rağmen stadın tam girişinde içeride yer kalmadı denilip gs tribünün büyük kısmı otobüslere bindirilip ( o sezon ki istanbul içi derbi deplasmanlarinda zaten makus talihimizdi) şehrin garip yerlerinde indirilip mecidiyeköy e bir şekilde geri dönüp maçın en azından 2.yarisini tv den izleyip kaçan şampiyonluga, aynı sezon içinde iki kere aciz yonetimlerimiz yüzünden tribune alınmayasimiza çok icerlemistik.

    dolayısıyla ile gerginligimiz ve sinirimiz bir hafta sonrasında dahi geçmemişti. maç saatini beklerken, sokaktan geçen bir araçta siyah beyaz bayrak veya o tarz ürün olduğunu düşünen bazı dostlarimiz araci durdurup sert şekilde ehliyet ruhsat kontrolünu yaparken oradakilere nazaran daha genç yaslardaki araç sürücüsü ve yanındaki annesi sert tepki vermis tartışmalar alevlenmisti. hatta kendilerinin de gs li olduklarını, dostlarimizin bazılarıni da tanidigini söyleyince ortalık sakinleşmek üzereyken , arkalardan sert bir ses " sizin gibi gs li olmaz olsun yazıklar olsun utanıyorum sizlerden " diyip kalabalığı yarıp aracın başına geldi.

    herkesi azarlamaya başlamış, ortamın daha da gerginlesmesine , az evvelki olaya karışmayan ama geçen haftadan dolayı siniri hala tepesinde olan bazıları ise bu sesin sahibinin kim olduğunu anlamaya çalışmış hatta kendisine yonelmeye başlamışlardı. hani birini birine benzettirsiniz ama aklınıza bir türlü gelmez kim olduğu. işte tam bu durum yaşanıyordu bende ve zihnimde. çok tanıdıkti ama kimdi bu beyefendi? ve neden bu kadar sinirli bir şekilde hangi cesaret ile buraya böyle dalıp azarlıyordu.

    azarı sürer iken kalabalıktan biri " iyi de dayi sen kimsin ne ayaksın hayırdır" tarzı mevzuya çeyrek kala sorulan ama cevabının önemli olmadığı soruyu yöneltti. sokağın ve tribünun öğrettiği şeylerden biri , bu sorunun cevabınin asla beklenmedigi, sağ tokat veya sol kroşe ile en çabuk şekilde kendine kendine cevap verildiğidir.

    neyse ki azarlayan bey amca da sokağa, jargona hakimdi de hemen kendini tanıttı. zaten asıl tantana, mahcubiyet ve bilumum utanma duygusu da o an hepimize dank etti.
    "ben eski gs başkanlarından selahattin beyazıt ve bu sizin yaptığınız asla gs ya gslilara yakismamaktadir "dedi. işte o an yerin en dibine girdiğimiz andı. neyseki durum hemen kontrol altına alındı, sükunet sağlandı. başkanin eli öpüldü, geçen haftaki durumlardan dolayı biraz gerginlik olduğu üslupla anlatıldı. kendisine olan sevgi ve saygımızın farkina o da varinca, gergin başlayan bu diyaloğumuz daha güzel bir şekilde bitti

    üzerinden 17 sene geçti , hala konusuruz "ya biz yanlışlıkla tarihin en iyi gs başkanını karambole mi alacaktik" diye :))
  • 14
    son haftalara kadar şampiyonluk potasında bulunduğumuz ancak sonunu getiremediğimiz 2002-2003 sezonunun son maçıdır.
    bu maça dair diğer anektotlar;
    ikinci fatih terim döneminin ilk sezonunun son maçıdır (zaten bir sonraki sezonu tamamlayamamıştır fatih hoca).
    dolayısıyla fatih hocanın kayıtlara geçen, sezonu tamamlayıp da şampiyon olamadığı ilk ve tek sezondur.
    tekrar maça dönecek olursak, bahsedildiği üzere suat kaya'nın son resmi maçıdır.
    ancak daha ilgi çekici olan "sami yen'e veda" maçıdır da aynı zamanda (daha doğrusu o akşam biz tribünde öyle zannediyorduk).
    bu duygularla almıştık tribündeki yerimizi ve ve yine bu duygularla dinlemiş ve eşlik etmiştik şu tezahürata;

    ne maçlar yaşandı
    dünya cehennemi burda tanıdı
    elveda samiyen
    birgün geri geleceğiz yeniden
    (saldırın durmadan melodisi ile söylenirdi)

    hatta yanlış hatırlamıyorsam maçın son 10-15 dakikasında aralıksız söylenmişti bu tezahürat, gözleri dolanları mı ararsın, yaşlı gözlerle sami yen'e son kez bakanları mı....
    tezahüratın son mısrasına takılanlar için, evet doğruydu, beklenen, vaad edilen 1-2 sezon olimpiyatta takılmamız, bu zaman zarfında yeni stadımızın ise aynı yerinde, mecidiyeköy'de yapılması yönündeydi.
    sonuçta 2003-2004 sezonu başında biz olimpiyat'a gitmiştik, yine kombinemi almıştım, ama gitmesi ayrı, eve dönmesi ayrı eziyet oluyordu, bugünkü gibi metro....vs yoktu, ya çeşitli toplanma noktalarından belediye otobüsleriyle geleceksin, ya da dağa bayıra parketme riskini almak kaydıyla arabanla, başka da yol yoktu. zaten bir iki hafta içinde basında atılan manşetleri dün gibi hatırlıyorum; "zulümpiyat stadı"
    velhasıl öyle ya da böyle biz sözümüzü tutup olimpiyata gitmiştik ama samiyen yerli yerinde duruyordu, zaten 2004-2005 sezonunda tekrar geri dönüldü eski samiyene, sonrasında bir eski açık yenilemesi ile 2010-2011 sezonu devre arasına kadar devam edildi, sonrasını biliyorsunuz zaten.
    tamam yeni mabedimiz de çok güzel ama bazen düşünüyorum da, aynı stad mecidiyeköyde olsa daha güzel olmaz mıydı?