• 106
    galatasaray borçlu bir kulüp. ülkedeki döviz durumu herkesin malumu. şampiyon olarak, şampiyonlar ligine giderek *bu borcu döndüremezsin . üretim yapmak zorundasın. futbolda bunun karşılığı makul fiyatlara aldigin oyuncuları parlatarak satmak ve yerine yenilerini koymak. bu dönemde aldığın bazı oyuncuları takımın iskeletine koyacaksın, bazılarında bonservis geliri elde edeceksin. 3 yıllık planlamanın amacı bu. bu başlangıç.
  • 107
    öncesi olmayan planlamadır.

    dolayısıyla ajax'ın 2019 yılından beri olan duruşu ile kıyaslanamaz, neden mi?

    açın benim oyunum isimli kitabı okuyun, cruyff orada nelerden bahsetmiş kavrayın zaten şu anki durumun bundan 10 sene önceden beri planlandığını görürsünüz.

    türkiye'nin en büyük hatası hep başarının her alanda kısa vadede geleceği düşüncesi olmuştur, bu yüzdendirki hep inşaatçılar ve türevleri iyi yerlere gelmiştir ancak yatırım yapmak demek sonucu bir süreç sonunda almak demektir, dünden bugüne olacak iş değil.

    galatasaray'ın 3 yıllık yapılanması gelecek yapılanmaların bir başlangıcıdır ve başarısında sabrın yeri önemli olacaktır, gençleri toplayıp yarın ortalığı kasıp kavuramayız ama sürdürülebilir bir yapı haline getirirsek işte o zaman gidenleriyle kalanlarıyla standart tutturabilmiş bir yapı elde edebiliriz.

    öyle 20 maç sonunda ajax kıyaslaması falan yapılıyorsa balık baştan kokmuş demektir.

    graham potter üniversitedeki görevini bırakıp 2011de 4. ligdeki östersunds'un başına geçtiğinde sıradan görülen bu adım 6 sene sonra onları emirates'te arsenal'e karşı zafere taşımıştır; devamında da üniversiteden sahaya inen bu adam dünyanın en büyük liginin en potansiyelli hocalarından birisi olmuştur.

    misal 2001'de dönüp galatasaray'ın 5 sene önceki haliyle kıyaslanıp yapılanma böyle olur dense yine saçma olurdu çünkü o takımın temelini de 1980lerde derwall'in gelmesi oluşturmuştur, devamında inişler olsa da galatasaray genel olarak yükselmiş 2001'de dünyanın en başarılı takımı sayılacak seviyeye gelmiştir.

    200-300 milyon euronuz olsa ya da ülkenizde kur her gün rekor kırmasa daha olmuş potansiyellerle daha hızlı yükselebilirsiniz belki ancak konjonktür ona da müsaade etmiyor, düne kadar son bonservisli transferimiz emre akbaba idi, 2 senede 15 kiralık oyuncuyla ilerlemeye çalıştık, ilk kez elimiz güçlendi ve yapılanma adı altında bir şeyler deniyoruz, biraz sabır en azından 20 maç sonra hemen homurdanmaya başlamayalım.
  • 109
    galatasaray’ın uzun vadeye yayacağı, ama ülke koşullarını da düşündüğünde bunu sermaye ile yapamayacağı planlama. zaten ancak bu şekilde yapar, geçmişte de bu şekilde yaptı.

    avrupa kulüplerinin ortak para birimi euro. bu birinci etken. futbolun üzerinde siyasi bir baskı yok, iki. federasyonlar futbolu gerçekten geliştirmeye çalışıyor, bir endüstri olarak görüyor, hakem vesaire kullanarak futbolu yönlendirmeye çalışmıyor, üç. daha da bir sürü sayarsın bunun gibi etkenler. neye etken bunlar peki? bunlar şuna etken, bu adamların başlangıç noktası kapital. yani? para.

    galatasaray geçmişte avrupa’yı titretti, en tepelerde oldu uzun süre. o zamanlar makas bu kadar açık değildi evet zaten ama, ülke ekonomisi de inanılmaz matah değildi. peki galatasaray nasıl yaptı o halde o zaman bunu? iyi yönetilerek, iyi futbolcularla istikrar sağlayarak yaptı. gidenler gelenler oldu ama iskeletini korudu. hava yakaladı, taraftar desteği gördü, iyi teknik adamı vardı, yaptı.

    şimdi sen planlama böyle yapılmaz, ajax gibi yapılır dersen gülerler adama. çünkü senin zar zor 4 milyon euro para verip yıldızın yaptığın morutan iken, adam yatırımlık, alıp bakalım diye 18 yaşındaki kiralık gönderip geliştireceği topçusuna 10 milyonu basıyor. yani adamın planlamadan anladığı kapital. anapara. yatırım. yani ne yapıyor, gidip en kaliteli kumaş toptancısından en kaliteli ipeğe 10 milyon’u basıyor, deposuna koyuyor, moda olacağı zamanı bekliyor. sen napıyorsun? ortalama bi yerde bulunan iyi işlenirse kaliteli elbise çıkarabileceğin bir kumaşa 1 milyon verip direkt vitrininde sergiliyorsun, modasının gelmesini orda bekliyorsun.

    tek tarafı bu da değil. senin ülkenin rahatsız edici atmosferi ve olmayan piyasası sebebiyle buradaki dikkat çeken çocuğu da tutamıyorsun. adamın piyasası 20 milyon euro olan oyuncusuna 20 milyon euro teklif gelse satmıyor, ve hatta oyuncu da okay oluyor buna. ama senin futbolcun gelen ilk teklifi değerlendiriyor. ozan kabak’ı çerez parasına gönderiyorsun, emre b., okan gibi benfica’da falan o başarılara erişse 30’ar milyondan falan satılacak adamlar senden bedava gidiyor.

    o zaman napıcaksın? dikkat çeken bir oyunu bir istikrarla oynatacaksın. oyuncularına o kadar rahat sözleşmeler vermeyeceksin, ben istersem gönderirim anlayışını yerleştireceksin. şu ana dek yapılanlar tam da bu yönde.

    naçizane tavsiyem, biraz da böyle düşünün de sonra komik olmayın.
  • 110
    3 yıllık planlama türk insanın futbola bakışında çok uzun bir sabır süresi ancak sıfırdan başlanan üç yıllık bir gelecek planlamasında gerçekçi olmakta fayda var. en makul düzeyde beklentim üçüncü sezonda lig şampiyonluğudur.

    1.sezon takımın belli bir iskeleti oluşturulmalı, lig içinde en makul hedef avrupa kupaları ve oynanan oyunun geleceğe dair olumlu sinyaller vermesi yeterli olacaktır.
    2.sezon takımın bir önceki sezon sıfırdan oluşturulan bir takım olduğu için eksik kalan noktalara bir kaç takviye yapılıp şampiyonluk yarışında olunması ve avrupa'da dirençli bir takım imajı olmalı.
    3.sezon ise önceki iki sezondan genç oyuncuların gelişimi birbirlerini daha iyi tanır hale gelmesi gibi etkenlerin sonunda ligde şampiyonluk ana hedef olmalı. ayrıca avrupa'da herhangi bir kupada son 8'de yapılırsa planlama başarılı olmanın ötesine geçmiştir.

    eğer ajax, shaktar, benfica gibi takımlar gibi olmak istiyorsak taraftara sabırlı olunması gibi bir görev düşüyor. üç yıllık planlamanın başında kulübe winner karakteri taşımış fatih terim var. fatih terim öncesi ezeli rakibimiz şampiyonluklarda gerisindeydik ve bugün ülkenin tartışmasız en başarılı kulübüyüz. şuanda güzel bir hayalimiz var ve bunun peşinden de gidilmeye çalışılıyor; gerçekleşir veya gerçekleşmez. gerçekleşirse efsane olur.