• 127
    https://i.ibb.co/r0LtnrC/Untitled.png

    442 diamond dizilişi ile çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. oyun içinde soso ile babel kanatlara geçip tekrar 442 olacak şekilde de yer alabilir. elastik bir yapı oluşturabiliriz. futbolda diziliş çok önemli değil gibi gözükse de bir futbolunun bir diğer futbolcuya 1 metre bile yakın olması çoğu şeyi değiştirmektedir. 442 diamond düzeninde oynarsak eğer,

    1 - babel daha efektif oynar. topu saklar, top indirir, falcao ile iyi ikili oluşturur.
    2- feghouli 10 numara pozisyonunda hızla topu alıp dönerek bitirci pasları atabilir. kaleye yakın ve daha yaratıcı olur.
    3- ömer hem orta saha hem kanat gibi oynar, hızlı servis yapar, orta açar, pres yapar.
    4- seri maestro olarak işini yapar. ataklarda sağa mariano gelir kendisini çokça orta sahanın merkezinde görürüz.
    5- falcao'ya yakın oynayan atak futbolcularımız onu daha çok topla buluşturabilir.

    efektif, hızlı, sonuç odaklı, kompakt ve yapımıza göre bir futbol istiyorsak 442 diamond benim tercihim olurdu bu maç.
  • 129
    uyanır uyanmaz düşünceme giren maç. fikstürün en aziz 2 gününden biri bu. futbol bizim gibi yığınların afyonuysa eğer, bu da overdose olup kendimizi kaybedeceğimiz olaylardan biri. hayata dair, insan ilişkilerine dair tüm olduramamışlıklarımızı kanalize edeceğiz yine. tüm hırsımızı, hıncımızı, mağlubiyet acılarımızı çıkarmaya çalışacağız. işin trajikomik tarafı, ne kadar güzel bir maç günü yaşarak yaşayalım hiçbirimizi tatmin etmeyecek muhtemelen, çünkü sadece bir galibiyetle(ne kadar farklı olursa olsun) elde edeceğimiz şeyin tüm bu beklentileri karşılaması imkansız...

    kaldı ki son 7-8 yıldır birbirinden kısır derbiler izliyoruz. tüm ülke futbolunun çatısı bu rekabet, bu derbi de onun düellosu. hem bu bakımdan, hem de rekabetin pisliğinden kimse bir rezillik yaşamak istemiyor. üzerine iki takım da son yıllarda dominant bir kadro kuramadığı için 1 hafta karın ağrısıyla bekleyip 90 dakika kasılıp eninde sonunda hıncımızı birbirimizden çıkardığımız saçma salak maçlar izleyip duruyoruz. ince nüanslar, çekilen ayarlar bir kenara her maç bir hikaye bulup üzerine nefretimizi kusuyoruz. çünkü mecburuz, o kadar birikimi içimizde tutarsak komple patlar gideriz...

    ne olur nasıl olur tam bilinmez ama yine tsubasa çizgi filminde izlediğimiz maçlar gibi olmayacak olan maç. akula vuruşuyla falan gol atmayacağız yani, çok büyük günlük bir süpriz çıkmazsa hiçbir futbolcumuz da öyle aman aman yıldızlaşmayacak, keza fenerbahçe'de de durumlar benzer. sikindirik bir orta saha boğuşmasının üzerine ya bir hakem ittirmesiyle ya da basit bir bireysel dalgınlıkla atılacak gol ya da goller galibi belirleyecek... istediğin futbolu izleyemeyeceksin, e tribünde de istediğini bağıramayacaksın, söyledikleri gibiyse internete de istediğini yazamayacaksın...

    çıkıp birileri yine 2-3 absürd cümle atacak, belki topçular yine kavga eder... al sana dünya derbisi...

    o değil de amma boş yaptım sabah sabah. koyalım oğlum artık 3,5 sene oldu lan...
  • 130
    sami yen cehenneminde fenerbahçe'yi yenememe şanssızlığımızı sona erdirmemiz gereken, kadro kalitesiyle fersah fersah önde olduğumuz rakibe ve başkanına galatasaray tokadı vurmaktan başka şansımızın olmadığı süper lig 2019-2020 sezonu karşılaşması.

    fenerbahçe'yi içeride en son ne zaman yenmiştik biliyor musunuz? sneijder'in volkan'ı bir o yana bir bu yana yatırdığı maçta. yani 18 ekim 2014'te.

    son 5 maça bakacak olursak:

    (bkz: 2 kasım 2018 galatasaray fenerbahçe maçı) : 2-2 bitmişti. yanlış verilen taçtan gol yemiştik ve jailson hayatının golünü atmıştı. tribündeydim ve 2-0'dan verdiğimiz bu maçın acısı hala içimdedir.

    (bkz: 22 ekim 2017 galatasaray fenerbahçe maçı) : 0-0

    (bkz: 23 nisan 2017 galatasaray fenerbahçe maçı) : josef'in golü ile son dakikada 1-0 kaybetmiştik. askerde 24 nöbetindeydim. hastanede kalan bir mahkumun yanındaydık yani fenerbahçeli uzun dönem bir çocukla. izleyemesem de televizyondan takip etme şansım olmuştu. tam bir tipik fenerbahçe galibiyetine tanıklık etmiştik.

    (bkz: 13 nisan 2016 galatasaray fenerbahçe maçı) : 0-0

    (bkz: 18 ekim 2014 galatasaray fenerbahçe maçı) : wesley sneijder'in 2 imzası ile 2-1 kazandığımız maç. üzerinden 17982 yıl da geçse tarihten silinemeyecek, nesilden nesile aktarılacak türden bir maç sonuydu. ayağına sağlık weslim!
  • 131
    son beş yılda bir kere yenip bir kere yenildiğimiz ve üç maçı beraber bitirdiğimiz kuşlarla evimizde oynayacağımız önemli bir maç. son iki maçtır üstüne koyarak oyunumuzu ilerletiyoruz. derbi maçından konsantrasyon üst seviyede olacaktır: kaliteli kadrolar böyle maçlarda daha iyi oynar. tek handikap hocamız yok. temennim rencide ederek kazanmamız.
  • 134
    her sene fikstür çekildiğinde, fiksture sadece bu maçın tarihi için bakıyorum, arkadaşımla her seferinde bu sene gidelim diyoruz ama yaklaşınca hem bilet bulamama hem de maliyetin çok yükselmesi sebebi ile gidemiyoruz. 1000 km mesafeden gelmek kolay olmuyor. her sene bu maçları kafamda oynamaya kalktigimda ilk yarıları hep 5 0 önde bitiriyoruz. dün gece uyumadan önce yine oynadım gene 5 0 oldu ama bir de kırmızı gördüler. :) 28 eylül 2019 tarihinde oynanacak maç gerekirse 1 0 bitsin ama oyun olarak ezelim. zaten fenere gol atarken şansımız pek olmuyor.
  • 135
    4 gün kalan maç.

    https://gss.gs/7t8.jpg

    https://gss.gs/HLM.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    (bkz: iki dileğim var cim bom bom)

    5 yıldır ligde kazanamamak ne demek ya? bu ülkede fenerbahçe'yi yenmek yasak mı nedir yani? hakemi izin vermez, tff'si izin vermez, futbolcusu mala bağlar, taraftarı garip garip şekillere girer.

    çıkıp sıradan bir iç saha maçı gibi oynamadığımız için oluyor işte bunlar. elbette ki bu maç bambaşka. her sene bu maçlarla hayat buluyoruz ve biz şampiyon olduğumuz sürece bazı seriler umurumda değil ama ayıptır ya.

    bir sene fırat aydınus'u çıkar maçı verir, öteki maç ali palabıyık'ı çıkar maçı verir, bu ne lan?

    hakemlerde de fener benimle kaybetmesin psikozu oluştu.

    başlarım böyle işe. hakemlerin galatasaray'a kolay kart göstermesi diye bir şey var. 2-3 faulden birisine kart veriliyor. bunun dünya ortalaması 5 faul. fener'e gelince 10 faul.

    saha dışında desen al işte, organize kötülükle bu maça fatih terim'siz çıkacağız, kimse de artık sorgulamıyor? fatih terim'in kenarda olduğu maçla, olmadığı maçların farkını acı acı tecrübe ediyoruz.

    vallahi yıldım kaç yıldır hakeme rağmen, tff'ye rağmen şampiyon olmaktan. bir de rahat rahat maçlarımızı izleyip, keyif alalım şu işten. kaç yıldır yok konsantrasyon, yok 6'da 6, 5'te 5 diye diye, sıka sıka hasta olduk.

    iyi oyun, net skor ve rencide edilen bir rakip istiyorum.

    bu takım bunu bana borçlu. 2 yıldır taraftar sayesinde şampiyon oluyorsunuz, şu taraftara artık bir fener galibiyeti hediye edin! *

    (bkz: hedef 23)

    (bkz: kon2antra3yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • 136
    taktiğin, tekniğin ve hatta yeteneğin bir yerden sonra kaybolduğu maçlardandır derbi. bu derbi geçmiştekilerden farklı olur mu bilemiyorum. olacağını çok sanmıyorum. türk futbolunun battığı bok çukuru içerisinde taraftarlar olarak ne kadar bir pırıltı görmek ve belki de sezonun en büyük sevinçlerini yaşamak için derbilere gün saysak da beklediğimizi daha doğrusu arzuladığımızı bulabileceğimize dair inancım pek yok. bu anlattıklarım olası bir derbi galibiyetine ilişkin sevincimi törpülemez ya da içimde bir ukde bırakmaz. ama genel tabloya bakıldığında taraftar olarak ya da futbol sever olarak bir yanımızı hep eksik bırakır.

    tabi bunları kırmanın, futbol ile, oyun ile önplana çıkmanın bence bu maçta bir yolu var. belki abartı gelecek ancak 4-4-2 sistemi ile fatih hoca her şeyin ve herkesin önüne geçebilir bu maçta. fenerbahçe garry'nin sakatlığı ile birlikte orta alanda gustavo, emre ve tolga ile çıkacaktır tahminim. kanatlarda da deniz ve kruse olacaktır. orta alanda lemina, seri, nzonzi ve feghouli dörtlüsü olur ve bunlara babel ileri uçtan destek verirse bence canlarını çok yakabiliriz. fenerbahçe orta 5lisinden kruse'nin çok büyük defansif katkısı yok. deniz ve tolga ise abartıldığı kadar iyi değil. emre ve gustavo'nun etkinliği sınırlanırsa zaten fenerbahçe takımının hareket etme imkanı kalmaz. bu noktada seri, lemina ve nzonzi üçlüsü ilk dakikadan itibaren baskın çıkmak için mücadele etmeli ve ekstra efor sarf etmeli. bu şekilde bence hem kapılan toplarla hem de top bizde iken pozisyon üretmememiz imkansız. babel ve feghouli hem şut hem de pas tehdidi yaratırken falcao ile biraz uyum sağlamaları stoperlikten nasibini almamış stoperlerini hataya da zorlar, savunmada ne yapacaklarını şaşırmalarını da sağlar. babel göbekten sağa sola deplasa olarak falcao'yu pozsiyona soktuğunu sadece ben mi hayal ediyorum?

    savunma dörtlümüz ise klasik olacak ve önde yer alan dörtlü sayesinde daha az açık verecektir bence. haftalardır her sonlanmayan atak sonrası rakibin kalemizde bitmesine bir son verebiliriz. mevcut diziliş ile ne gol anlamında üretkeniz ne de defansta çok sağlam duruyoruz. o zaman bir şeyleri değiştirmek gerektiği muhakkak. sürekli diyorum fatih hocam bir fenerbahçe maçı ile 4-4-2'ye geçti ve ligi sürklase etti. yine bir fenerbahçe maçı ile aynısını yapabilir. kadroda yer alan yetenekli topçular ile bu yapılabilir. fatih hocam da bu taktiği gayet güzel uygulatır. onda bu birikim olduğunu hepimiz biliyoruz.

    bir çoğumuz işimizi gücümüzü, hayat içi kavgalarımızı ve dertlerimizi bir kenara bırakıp bu maça odaklanmış durumdayız. cumartesi gününe kadar günler, saatler nasıl akar bilemiyorum. akşam yatarken maçı düşün, sabah bu maç ile uyan. hoca acaba 4-4-2 mi yapar 4-1-4-1'e devam mı eder soru ile beyin jimnastiği yaparken baş ağrısı çek. ben böyleysem fatih hocam kim bilir nasıldır?

    bu stres birikiminin boşalacağı en güzel yer tribündür. bu boşalmanın yaratacağı sonuç ise agresif tribündür. her topta, her düdükte bağıran, ıslıklayan, rakibin ve hakemin elinin ayağına dolaşmasına sebebiyet veren tribün derbinin olması gereken en büyük avantajıdır. sahada ciddiyet ve konsantrasyon ile oynayan oyuncularımız, tribünde biz fenerbahçe'nin üstünden geçip önümüze bakacağız. hocama ve takımıma güvenim sonsuz. gerekeni gereken yerde yapmasını ve almasını bilen bir takım olarak hareket edeceğiz.

    inandık biz sizlere
    #ben23rsiz
  • 137
    --- alıntı ---

    fenerbahçe'yi en son yendiğimiz maç: 26 mayıs 2016 galatasaray fenerbahçe maçı (1-0). o tarihten bu yana geçen 6 derbide fenerbahçe'yi yenemedik.

    fenerbahçe'yi en son yendiğimiz lig maçı: 18 ekim 2014 galatasaray fenerbahçe maçı (2-1). o tarihten bu yana geçen 9 lig derbisinde fenerbahçe'yi yenemedik.

    --- alıntı ---

    (bkz: derbi galibiyeti/#2762267)

    final takımıyız, mayıslar bizim, sonuçta ipi göğüsleyen biz oluyoruz vb. hepsine eyvallah; ancak 3 buçuk senedir fenerbahçe galibiyeti görememiş, bunun manevi tatminini yaşayamamış olmamız canımı sıkıyor. kadıköy serisini bir türlü bozamıyoruz zaten, dolayısıyla fenerbahçe deplasmanlarından şahsen bir beklentim olmuyor artık (ilk yarıda 10 kişi kalan fenerbahçe'yi bile mağlup edemediysek diyecek bir şey yok) fakat iç sahada kazanmalıyız, artık kazanmalıyız.

    25 ağustos 2019 galatasaray konyaspor maçındaki 60 dakikalık sekans dışında takımın bu sezon oynadığı futboldan memnun değilim. pas oyununda ara ara parlıyor gibi görünsek de devamını getiremiyoruz.

    bu derbide alınacak bir galibiyet birçok şeyin fitilini ateşleyecektir, ateşlemeli de; hazırlık dönemindeki karşılaşmalarla birlikte şu güne kadar toplamda 10 maç falan oynamışızdır, ama eksik takım ama tam takım. ligin 1/7'lik kısmını da geride bıraktık, tamam artık.

    galibiyet istiyorum. ceza, hakem, tff falan takılmadan o 3 puanı tabloya yazma vaktidir bu vakit.
  • 141
    daha galatasaray felsefesini anlayamamis olan yabancilara fenerbahce soyle, fenerbahce boyle, aman yenmemiz lazim, aman asmamiz lazim, aman kesmemiz lazim diye gaza getirmeye calisilip, ancak her seferinde adamlarin icine kactigi maclardan biri.

    birakin artik su fenerbahceyi onemsemeyi. bu adamlar bizim rakibimiz bile degil. cikacaklar oynayacaklar, kazanirsin kaybedersin, berabere kalirsin. 90larda kaldi o derbileri kazaninca sampiyon olmak. sen gider fenere 5 atarsin, ertesi hafta goztepe'den 4 yersin, beriki hafta besiktasa 8 atarsin, ondan sonraki hafta kume dusmesi garanti olmus takimdan zar zor beraberlik kazanir, şampiyonluğu 8 attigin besiktasa kaptirirsin.

    o yuzden cok fazla anlam yuklemeye gerek olmayan mac.

    biliyoruz ya, fenerbahce iste. alti ustu anadolu takimi. yalan mi?

    bizim derdimiz avrupa. bu adamlar bize rakip olamadigi icin bu kadar organize olmadi mi zaten?
  • 144
    kombinelerden arta kalan yaklaşık 2500 civarında biletin satışı 25 eylül 2019 çarşamba günü saat 11'de gsmobile öncelikli olarak yapılacak olan maç. "eğer" kalırsa perşembe günü saat 11:00'da genel satışa sunulacak, cuma günü de gs dışında logosu olan passolig kart sahiplerine satış olacak. bir başka deyişle deplasman tribünü biletleri sahiplerine yüklenecek...
  • 146
    skorunu çok da fazla önemsemediğim maç.

    peki neyi önemsiyorum, büyük takım olmanın gerektirdiği, henüz ismi büyük oyuncuların takım hüviyetini görmeyi, sahada duracağı yeri iyi bilen ve karşısındaki takıma net bir şekilde üstün olduğunu hissettiren, kağıdı sahaya döken bir takım görmeyi önemsiyorum. skor olarak değil, psikolojik olarak ezen, inanan takımı, büyük takımı görmek istiyorum.

    biraz geriye gidelim.

    (bkz: 26 mart 2000 galatasaray fenerbahçe maçı)

    sonucunda 0-1 kaybetmiştik, bu maçtan 52 gün sonra avrupa şampiyonu olmuştuk, ligde de şampiyon. 26 mart 2000'de oynanan oyunu çok iyi hatırlarım, maç sonunda sinirden ağlamıştım, 1 saat kendime gelememiştim. ama o inancı hiç kaybetmemiştim.

    bir başka örnek...

    (bkz: 22 nisan 2006 fenerbahçe galatasaray maçı)

    kötü oynamamıştık ama sonucunda 4-0 yenilmiştik, o maçtan sonra yenilsek dahi şampiyon olacağımızı iddia etmiştim, çok değil 3 maç sonrasında şampiyon olduk, dalga geçmesinler diye eşofmanımın içine giyip gittiğim uğurlu formamı maç sonrasında az daha sevinçten yırtıyordum, çünkü dalga geçseler dahi, küçümseler dahi o inancı asla kaybetmemiştim.

    arasak böyle çok örnek buluruz.

    bakın, iki yıl önce şampiyonlar ligi grup maçlarında rb leipzig beşiktaş'a iki maçta da yenilmişti.

    (bkz: 26 eylül 2017 beşiktaş rb leipzig maçı)
    (bkz: 6 aralık 2017 rb leipzig beşiktaş maçı)

    ama çok iyi sinyaller vermişti gelecek adına. çılgın gibi oynuyorlar demiştim hatta. geçen sezonu ligde 3. bitirdiler, bu sene de şu anda ligde lider konumdalar, bizim kendi evimizde yenemediğimiz benficayı şampiyonlar ligi ilk maçında deplasmanda 2-1 yendiler. beşiktaş'ın hali malumunuz.

    bu örnekleri neden veriyorum, çünkü skordan daha önemli şeyler vardır, onlar gelirse skor zaten kendiliğinden gelir.

    sözlük ahalisinin geçmişten sürekli bahsettiği maç (bkz: 7 aralık 2011 galatasaray fenerbahçe maçı). çünkü oyun olarak rencide etmiştik, herkesin aklında skor değil, oyun kalıyor.

    bakın o sezon da bir örnek çıktı. kareografide köprünün öbür tarafına geçecek ve orada kupayı kaldıracak aslan vardı hatırlarsanız. pankartta da "saracoğlunu yakın, şampiyonluk daha yakın!" yazıyordu.

    (bkz: 22 nisan 2012 galatasaray fenerbahçe maçı)

    evimizde 2-1 kaybettik.

    saracoğlunu bizim yakmamıza gerek kalmadan onlar yaktılar.

    sinirden.

    yani demem o ki, sözün kısası top oynamaya başladığımız zaman hakemmiş, fenerasyonmuş, organize profesyonel kötülükmüş, uydurma play-off larmış, üçlü ittifakmış, bize vız gelir, tırıs gider.

    o yüzden bakacağım şey ilk olarak skor değil, yazıda anlattığım o ruh, inanç...

    bu kadroda bunu yapacak potansiyel fazlasıyla var.