UEFA Şampiyonlar Ligi 5. Hafta Karşılaşması
20:55 Türk Telekom Arena
1 - 1
  • 345
    galatasaray'ın kırılma maçlarından birisi olduğunu düşünüyorum. fakat burada kırılma noktası iki anlamda anlaşılabilir, hem olumlu, hem olumsuz anlamda. bu türden geçmişimizde çokça karşılaşmalara çıkmakla birlikte, bu maçın hayırlı bir vaka olduğuna inanıyorum.

    krepin diatta'dan yediğimiz golden sonra her renktaşım gibi ben de yıkıldım, ancak rasyonel bakınca bizim için doğru olanın avrupa'dan ne yazık ki elenmek olduğu konusuna kanaat getirdim. mustafa denizli'nin literatüre soktuğu "hayırlı mağlubiyet" deyiminin örneklerinden birisidir bu maç.

    üç önemli aşamada görüyorum bu kırılmayı.

    1- müsabaka sayısını azaltmak.

    galatasaray, ne lig, ne avrupa, ne de kupada iyi oynadığı bir sezonun, kendisine ağır gelecek yüklerinden birisini boşaltması için gerekliydi. mottosunu "türk olmayan takımları yenmek" olarak kuran bir kulüp için bir tezat oluştursa da, bu durum bu sezonluk gerekliydi. zira sezon başından bu yana toplama sayılacak kadrosu herhangi bir iyi oyun ve ana akım oyun şablonu göstermiyor, gelecek adına umut da vadetmiyordu. bu durumdan kurtulmak ve önümüzdeki sezon galatasaray'a nefes aldırması için büyük bir ilaç olacak şampiyonlar ligi'ne katılma adına bunun bu sezonluk gerçekleşmesi gerekiyordu. kaldı ki uefa avrupa ligi'nde mali getirinin, şampiyonlar ligi'ne kıyasla oldukça cüzi kalması da cabasıydı. bu kulvarda yarı finale kadar gelemiyorsanız, ne yazık ki beyhude bir çaba içerisindesiniz. en azından bizim ligimiz ve ekonomik durumumuz için bu böyle.

    özet olarak, "ne kadar az zorlu maç, o kadar iyi" durumu.

    2- avrupa kupalarında burnumuzun sürtmesi.

    ne yazık ki avrupa'da son başarılı sezonumuzu 2013-2014 sezonunda geçirmemize rağmen, hala daha o günleri yakın geçmiş olarak addeden, herhangi bir tartışma ya da fikir teatrisi esnasında bu sezonlardan öteye emsal veremememizden ötürü gerçekleşmesi gerekiyordu. hala daha real madrid ve juventus maçlarına takılı kalan taraftarımızın, takımımızın artık avrupa'da 5-6 senedir hiçbir şey yapamamasını idrak etmesi gerekiyordu. bunu anlamak için böyle bir şeye gerek kalmaması en ideali, ancak ülkece "bir musibet, bin nasihattan yeğdir" kafasını yaşadığımız gerçeği de önümüzde duruyor.

    fatih terim'in takımı için böyle bir şeyi söylemek de ayrıca üzüyor beni, söylemeliyim.

    3- bu son şerh, esasen bir üstteki maddenin alt başlığı, eklentisi gibi. avrupa'ya özlem duymak.

    avrupa'da kötü sezonlar geçiren galatasaray ve taraftarı, bu kulvarda tekrar iştahlanmak ve kendisini, avrupa'ya kabul ettirdiği günlerdeki heyecan ve isteğini gösterir nitelikteki unvanı olan "boğazın boğası" unvanına yakışır şekilde dönmeliydi. bu dönüş adına avrupa'yı "gerçekten" de istemeliydi. hatırlayın 2012-2013 ve 2013-2014 sezonlarını... galatasaray, uefa sarhoşluğu ile yine aynı kulvarda karşılaştığı hayal kırıklığının karışımında geçen geç 2000'leri üzerinden atmak ve tekrardan ismini avrupa'ya hatırlatmak istiyordu. yönetimi, futbolcusu, taraftarı, fatih terim ayarı tadında geçen bir 2012-2013 sezonu şampiyonlar ligi serüveni ve akabinde çekilmiş devam filmi niteliğindeki 2013-2014 sezonu şampiyonlar ligi son 16 heyecanı... hala aklımızda değil mi? işte bu maçlar ve başarılar gelirken, bu maçlara olan istek ve iştahımız tamdı. son birkaç senedir şampiyonlar ligi'ndeki maçlarda -kesinlikle bir yanlış anlaşılma olmasın, teşbihte hata yoktur- şımarıklık hali mevcuttu. "juventus ve real madrid karşısında yaptığımızı yapsak" endeksli cümleler, ne yazık ki hemen her maçta bizleri hayal kırıklığından öte götüremedi... lazım olan neydi peki, sıfırdan bir heyecan ve hiç olmamış gibi başarı isteği... işte bize lazım olan o. rehavet başarının en büyük düşmanıydı, onu unuttuk biz.

    https://img.fanatik.com.tr/...9716ae298bef22609c74

    https://galeri7.uludagsozluk.com/...digi-ayar_355942.jpg

    https://ajssarimg.mediatriple.net/1031584.jpg

    https://pbs.twimg.com/media/EDuin-mWwAI4r-b.jpg

    futbolda dün yoktur, yarın meçhuldür. gerçek olan bugündür. tıpkı hayat gibi. o günlerde, o günleri iyi değerlendirip, yarına yatırım yapmamız gerekiyordu. biz ne yazık ki 2010'ların ortasından itibaren ne o günlere, ne de o zamanlarda geleceğimiz olan bugünlere herhangi bir yatırım yapamadık.

    işte bu maç da bizim burnumuzun sürtmesi ve geçmişi unutmamız adına gereken bir maçtı. bu maçta yediğimiz o son dakika golü midemize öyle bir oturmalı ki, tekrar bu sahneye çıktığımız zaman bunun acısını çıkartmamız lazım gelsin. yoksa yine koca şampiyonlar ligi serüvenini atılan tek bir golle geçirdiğimiz sezonların sayısı artış gösterir.