• 472
    beşiktaş'ın bizden daha iyi oynayarak kazandığı maç. çoğunluğun beklediği gibi geride sağlam durarak başladık ama beşiktaş devamlı ikinci bölgede bekleyip kaptığı toplarla içeri aktı. belki yüzde yüz gol pozisyonu olarak çok üretken değillerdi ama oldukça tehlike yarattılar. biz ise beşiktaş'ın verdiği/verebileceği boşlukları hiç kullanamadık. oyunu kurmada ve üçüncü adamı bulmada çok zorlandık. ileride kerem harici performans gösterebilen bir oyuncumuz olmadı. morutan tamamen kayıptı. ön hat, arkadan da yeterli desteği alamayınca çok kopuk kaldı. orta alanda top çıkarmada, rakibi geçmede ve üçüncü adamı bulmada sıkıntı yaşayacağımızı düşünerek babel tercihi beklemiştim ilk 11'e.
    geriden çıkmakta zorlanacağımız için babel'e oynayıp, topu tutmasıyla takımı ileri çıkarabiliriz diye düşündüm. morutan da yine hamle olarak girebilirdi ve denge bozucu olabilirdi.

    beşiktaş'ın çok kaliteli isimleri var. bu takıma karşı durmak gerçekten zor. ortada pjanic'in pas bağlantılarını kesmek zor iş. çok iyi top yapıyorlar ve kaleye çabuk iniyorlar. eksikleri olsa da kaliteli takım. yalnız batshuayi, aboubakar'ı çok fazla aratır. 2-1'den sonra fazla çekilmeleri ve devamlı zamana oynamaları da son zamanlardaki kötü gidişatın etkisiyle fazla koruma içgüdüsüne bağlıyorum. tabii bizim oyuncu değişiklikleriyle ön alanda sayısal olarak kalabalıklaşmamızın da etkisi var.

    bu takımın birlikte oynamaya ihtiyacı var, evet ama olmuş bir 6 numaraya da ihtiyacı olduğunu hep söyledim. bu genç, yeni bir yapılanma içine girmiş takımın; teknik, fiziksel ve mental olarak rahatlatacak, oyunun merkezine ağırlık koyacak bir tecrübeye ihtiyacı var. bunu sadece bu maç özelinde söylemiyorum, bu takıma lazımdı.

    maça dönecek olursak, tam değişikliklerin akabinde golü yememiz kötü oldu. oyunu hücum yönünden daha etkili oynamaya başlayacağımız zamanda geldi gol. beşiktaş'lı oyuncuların sertliğine de fena karşılık vermedik.

    nihayetinde sezon başında bir derbi kaybettik. daha çok ihtiyacı olan takım kazandı. penaltıyı atsak en kötü berabere kalacaktık, olmadı. ligde puan tablosunda ve avrupa maçlarıyla yakalanan havada bir değişim olmayacaktır. ancak uzun vadede ligi götürebilmek adına çok çalışmamız ve kazanma kolaylığı sağlayacak oyunlar geliştirmeliyiz. galatasaray, büyük maçları bu sezon bir şekilde atlatır. asıl sorun ligin 4/3'ünden fazlasını oluşturan anadolu maçları. yani puanları toplayacağın maçlar. bu açıdan hem oyunumuzu geliştirmeli hem de her maça yüksek konsantrasyonla çıkıp lige sıkıca asılmalıyız. çünkü, ne nasıl olsa kazanırız konforuna sahip oyunumuz var ne de öyle bir kadro kalitemiz.
  • 473
    uzun uzun yazmaya gerek yok rakip bekler ileri çıktığı her an rahatça orta açabildi. rakip kanatlar rahatsız edilmeden topu ayağına alıp dönebildi. bizim hiç öyle rahatça kanat oyunu yapabildiğimizi gördünüz mü? temel fark ordaydı. yedlin ve anholt çöpüyle olmaz. nelson yerine luyindama falan oynasaydı 2 gol daha yerdik. her topa atladı.
  • 474
    beklendiği gibi hakemler tarafından doğrandık.

    babel hariç ciddi şekilde eleştirilecek futbolcumuz yok. nelsson ve marcao muhteşem ikili. kerem ve berkan hep üstüne koyuyor.

    olur böyle maçlar. her şeye rağmen idare eder bir maç oldu.

    fatih hoca feghouli inadından vazgeçtiği gibi babel'den de vazgeçerse çok güzel olacak. penaltı, korner ve serbest vuruşların halı saha maçı gibi spontane gelişmesi de çok absürt. buna da çözüm bulmalı.

    bir de söylemeden geçemeyeceğim rakip korner kullanırken oyuncu değiştirmek çok riskli bir hareket. hep başımıza iş açtı.
  • 477
    beşiktaş’ın kendi evinde, kendi seyircisi önünde, kendi hakemiyle kazandığı bir maçtır ve bunun ötesinde bir şey değildir, ayrıca çok normaldir. önemli olan final maçlarında beşiktaş’ın ve diğerlerinin ne yaptığıdır. olur ya şampiyonluk yarışında kafa kafaya gidersek, kendi sağımızdaki maçı kazanacağınızdan bu mecrayı boşver, tüm beşiktaş taraftarı emindir.
  • 478
    baya baya hasarsız atlacağımız maçtı. konsantrasyon eksikliğinde iki gol yedik. attığımız gol sürpriz bi goldü. şu maçta penaltı kaçırmak olacak iş değil. kale ağzından yarım boş kaleye gol kaçırmak hiç olacak iş değildi. lig uzun maraton ama ilk 10 haftada olmayacak işler oldu. kasımpaşa deplasmanı, trabzon deplasmanı, beşiktaş deplasmanı hepsi öne geçtiğimiz maçlardı. bu maçı diğerlerinden ayıran ise yenilmek oldu. yenemiyorsan yenilmeyeceksin diye boşa demiyor hoca. önümüzde de zorlu bir fikstür var. gönül galibiyet serisi istiyor ama zor.
  • 479
    rakibinin orta saha ve hücum hattı josef-pjanic-alex larin-bats-ghezzal üst seviye bir kadro ayrıca bu kadronun hücum gücü dortmund ve sporting maçlarında oldukça pozisyonlara girdi.

    geri hattında iki çürük necip ve umut meraş vardı. necip için forvetinin iş yapması lazım sonradan oyuna girdiği maçlarda fark yaratıp hocaya bu adam neden 11 oynatılmıyor diye mızmızlanılıyor. ilk 11 oynayınca rakibinin en çürük halkasına karşı üstünlük kurmayı bırak ayağına gelen topu da ezip kaybediyor.

    iyi kötü haddini bilerek oynuyorsun sonra araya yemeden golü attın. devreye kadar 10 dakika var dayanman lazım rakip geliyor ama savunma hattın sağlam kalmayı başardı derken kalecin saçma sapan bir gole sebebiyet veriyor.

    ikinci yarı başladı amatör bir korner golü yiyorsun. sonra değişikliler oluyor rakibin yorulmuş üstüne gittin penaltıyı aldın hop kaçtı. penaltıdan önce bomboş kaleye atamadın!

    rakibinden iki gün sonra rusya deplasmanından gelip bir şekilde topunu oynadın. penaltıyı atsan bu zorlu deplasmandan 1 puan daha alacaktın olmadı.

    acil çözülmesi gereken duran top sorunu var. ilk yarı sonunda liderin arkasında 3-4 puan girebilirsek arada yapılacak orta saha takviyesi ve net golcü bir isimle beraber ilerisi için başka şeyler konuşuyor olabiliriz.
  • 481
    planımızın cok iyi olduğu maçtı. iyi oyun değil doğru oyun bu. deplasman derbisine çıkıp* istediğini alma peşindeydik.

    oyun planı doğru olan sonucu da aldığımız ama fırsatları gole çeviremedigimiz, çok iyi savunma yaptıgimiz maçta 2 konsantrasyon hatasi ile kalemizde 2 gol gördüğümüz maç oldu.

    rakibi üzerimize cektik topu verdik. yaşli olan kadrosunu yorup 2.yari isi çözecektik. gole kadar full konsantre savunma yaptık. geldiler mi evet. ancak hep doğru pozisyonlarda durdu savunmamız ve haliyle ilk gole kadar yedlinin kontrol edemediği topta texeiranin karşı karsiya kaldıgi pozisyonu verdik ama nelsson ve muslera iyi kapattı.

    sonra ersinin zaafi olan uzaktan şutla golü bulduk. bu iyi olmadı esasen. çünkü takımı gevşetti. ayni oyunu oynadığımız marsilya ve lokomotif deplasmaninda golun değerini bildik. yani marsilyaya atsak onun da değerini bilirdik. ancak burada nispeten erken bulunca savunmada konsantre eksikliği oldu. birinci golde;
    1) o ortayı yaptırmazdik.
    2) nelsson dogru yerde durur ve timing ayarlardi kafayla uzaklaştirirdi.
    3) muslera çıkar alirdi.

    hicbiri olmadı. çünkü konsantremiz düştü.

    ikinci yarı yine heyecan olabilecek bir pozisyon vermezken (rosienin paralel topları saymiyorum cunku hep doğru duyduğumuzdan kaynaklı gole dönüşmüyor o pozlar)*

    sonrasinda kornerde yine larini tam tutamadı yedlin yine yedik.bir on direk yedik, bir de on direk asistli arka direk yedik.

    bütün bunlar olmuşken kontrolu tamamen ele aldık hucuma geçtik. e bulduk da gayet. bulamadık denmez ki yaydan kerem kotu vurdu, son saniye marcao içeri çeviremedi.

    hepsinden ötesi önce kerem sag caprazda direk golu atmalıydı olmadi sonrasi bos kaleye kaçırdık o esnada penalti kazandık. e artık penaltıyi atalim bir zahmet. penaltıci krizi yaşadık ve kaçırdık.*

    en az 2-2 ile burdan çıkardık her seye rağmen. hele konsantremizi korusak ve devreye 0-1 önde girsek. rakibi hepten yorup telaşlandirarak zorlanmadan galibiyeti alabilir durumdaydik.

    çıkarılması gereken dersler;
    1) asla 1 saniye bile konsantreni kaybetmeyeceksin.
    2) hücumda bulduğun pozisyonlarin değerini bileceksin
    3) golu bulduysan değerini bileceksin. savunmada sıkı durup taktik disiplini bozmadan 2'yi 3'u arayacaksın.
    4) penaltıyi penaltıcı atar.
    (bkz: alexandru cicaldau)
  • 483
    sezonun en iyi maçlarından biri olmaya aday bir maçtı ve bence öyle de oldu. bizimkiler avrupa da yaptığı defansı ligde bir türlü yapamıyor.

    kıyaslama yapmak gerekirse defans ikilimiz onlardan daha üstün bence. ama orta sahamız nedense bi türlü randıman alamadı. ben neden hala morutanı sağda oynatıyor anlamadım. orada olmuyor bence bu adam.

    ileri hattımız zaten sürekli değişiyor neden fatih terim sürekli bir değişiklik yapıyor onu da anlamadım. böyle sürekli güven kırıyor gibime geliyor. tam oturmuş bir 11 imiz yok gibi.

    maç sonu biraz sitemli bir şekilde mohammede neden o kullandı gibi bir şey söyledi.. iyi de bu takımın patronu sensin çok iyi gördüm iyi maden kullansın gibi bir hareket yaptı. patron sensen bu tip maçlarda senin penaltı atıcın kimsen ona attıracaksın.

    şimdi gidip hakemlere şöyleydi böyleydi demeye gerek yok. biz gerçekten topa sahip olamadık bu bir gerçek. ilk 11 tam oturmamış ikinci yarı yine babele kaldık.

    avrupa da morutan ne kadar iyiyse ligde o kadar etkisiz kalıyor. buna bir çözüm bulunması gerekiyor. neden halil ile değil de diagne ile başladık mesela. hafta içi o iyiydi cümlesine kanmam kusura bakmasın fatih terim. senin topa sahip olman gerekiyor halil gibi bir adam eksiltene hareketli birine ihtiyacın var, şut çekene ihtiyacımız var biz diagne ile başladık.

    bize çoook acilinden bir kaleci lazım, bu yerli olursa da tadından yenmez. belli ki bu yabancı sınırı başımıza hep dert olacak. muslera iyidir hoştur ama birazcık sıkıcı oldu hatalı gol yemeleri. bu tip maçlarda olmaz, buna lüksün yok.

    lig uzun bir maraton daha 10. haftadayız ben fatihle olmayacağını söylemekten yoruldum sadece istediğim ilk yarıyı götürebildiğimiz en iyi yere kadar götürcez sonra devre arası güzel bi kaç nokta transferle ikinci yarıya bomba gibi başlarız. aksi taktirde gerçekten fatihle olmaz düz futbol oynatılmaz.
  • 486
    takım baya baskı yedi ve bunu kıramadı, beni düşündüren tek nokta bu.
    eldekiler kaç fırın ekmek yemeli? fırıncı mı ekmek yapamıyor? un kalitesiz mi? yoksa yiye yiye bu iş olacak mı?
    neyse bu fırın işlerini bırakayım sadede geleyim.

    hocam bu orta saha ile o aradığımız özlediğimiz futbol zor.
    daha doğrusu bu orta saha performansıyla zor. en başta onlar geliyor.
    ne top sakladılar, faul aldılar, ne ayağa pas yapabildiler, ne rakibi bozacak çıkışlar yapabildiler ne de gerekli müdahaleler geldi.
    he diyorsan ki kardeşim ben bıraktım bu topla oynama işlerini. kapanırım kontra kovalarım, hızlı çıkış veya set oyunu kovalarım takımım golü bulur geriye düşmem. o zaman kalıp gibi hareket edecek bir takım lazım. bakıyorsun ilk golde stoperin boş alanı savunuyor, adamı arkasına kaçırmış mesafeyi kontrol edememiş. onu da yapamadın.

    bir diğer nokta; baskıda golü bulmuşsun artık ilk yarıyı kapaman lazım. maçı iyice soğut artık devreyi bitir.
    o da olmadı.
    sonrasında ikici yarı gene rakip oyunu sahana yıktı. yani kornerden olmasa da arka direğe yapılan başka bir kesme ile skoru yakalacaklardı zaten.

    çok olumsuzluk yazdık ama takım o kadar baskı yemesine rağmen ilk yarıda iyi mücadele etti.
    rakibin yakaladığı pozisyonların, özellikle maçın başında, birçoğu ofsayttı ancak devam ettirildi skor olmayınca varda kontrol edilmedi. bu bile takımı olumsuz etkileyecek bir durum ki buna da kısmen iyi direndiler.
    faul alma ya da rakibin faul alması noktasında hakeme karşı da iyi mücadele verildi.
    stoper uyumu, stoper-bek uyumu her geçen gün daha iyiye gidiyor.
    dikine daha çok pas denemesi yapılıyor. takım daha istekli ve denemeden kaçmıyor.
    maç içinde koşu mesafeleri yükseliyor.

    mayıslar bizim olacak inşallah.