• 277
    (bkz: #2233826)
    normal şartlarda izleyemeyecek olduğum maçtı. hem heybeliada'da telefon çekmeyebilirdi hem de benim vereceğim eğitim maç saatindeydi.
    gayet mutsuz ve asık suratla eğitim saatini beklerken (bir yandan da sözlük okuyorum) bir anda bir teklif geldi "bu akşama sizin yerinize programa başka birini koysak, siz eğitimi yarın sabah verseniz uygun olur mu?" kendimi direkt ağırdan satarak "hmmm kim gelmiş hayırdır?" dedim. ama içimden ercan taner "sneijder, sneijder gooooooool, allahım goooooooooooool" diye bağırıyor. gelen de prof. dr. yasemin sungur. "aaa çok iyi gençler için süper fırsat" diyerekten işimi sabaha koydum. pılımı pırtımı alıp telefonun en iyi çekeceği yeri buldum (zaten önceden test etmiştim). dışardan baksanız ağır ağır eğitim alanından uzaklaşıyordum ama inanın ruhum ceylan gibi sekiyordu.
    bu vesileyle burdan yasemin sungur hocama sevgi ve saygılarımı sunuyorum. heybeliada'da canavar gibi çeken turkcell'e de teşekkürler.
    ve tabiki canımız takımımıza da bize bu umutlu günleri yaşattığı için teşekkürler :)
  • 279
    diğer maçların aksine dikkatimi çeken şey sivas'ın organize atakla ceza sahamıza giremeyişi oldu. bu açıdan iyi yoldayız diyebilirim. geçtiğimiz yılların aksine rakipler elini kolunu sallayarak, 30-40 metre top sürerek ceza sahamıza gelemiyor. bir sol stoper gelir bir de şu savunma anlayışını iyice oturtursak pis bir takım oluruz.

    hücumda ise fernando'yu kitlediler, ndaiye ve belhanda'yı da sindirmeye çalıştılar bu yüzden etkisiz kaldık gibi ama bence ilk yarıdaki futbolumuz kötü değildi yine de. rakip bizi kitlediğini sanmasına rağmen ektsra bir adam çıkardık sürekli. ilerleyen haftalarda bu işi daha güzel ve ezberlemiş şekilde yapabiliriz. tut ki yapamadık olsun yine önemli olan takım savunmasının ilerlemesi. galatasaray ligde bir şekilde golünü atar. önemli olan yememesi. hh ve riekerink dönemi bunu ispatladı zaten.

    ayrıca sosyal medyadaki sik kafalı tinercilerin yazdıklarını boş verin. galatasaray hücum yapamıyormuş da, organize atağı yokmuş da. adama sormazlar mı geçtiğimiz iki sezon tonla gol atmamıza rağmen neden altıncı ve dördüncü olduk diye. iki yıldır, şampiyon olan takım kadar gol atmamıza rağmen maç başı 1.5 gol yeme ortalaması yakaladığımız için sıçtık. takım savunmasını oturturken bırakın da hücum biraz eksik olsun. kaldı ki eksik falan da değiliz aksine atağa çıktığımızda toplu şekilde çıkıp takımın boyunu kısaltıyoruz. bunlar güzel şeyler.

    bu takım rijkaard'ın, bilic'in takımı gibi olacak diyenler var onları da boş verin. o iki takım da sezona manyak bir hücum isteğiyle ve açlığıyla başlamıştı ama savunmada verdikleri boşluklardan ileride sıkıntıya düşeceklerini anlıyordunuz. yahut o coşkunun, isteğin sezon boyu sürmeyeceği de açıktı ama bu galatasaray'ın opsiyonu bol. ister deli gibi önde basıp ilk yarıdan işi bitirir, isterse de topu rakibe verip açığını kollar.

    inşallah böyle devam ederiz. galatasaray hücum takımıdır arkadaş, iki yeyip 4 atalım diyen tayfa kafa ütüleyip tudor'a aykut kocaman muamelesi yapmazlarsa en kötü bu şekilde devam ederiz gibi geliyor bana. üstüne koyarsak zaten uçarız.
  • 280
    maç sonunda galatasaray adına bazı eksik noktaların erken habercisi olduğu maçtır.

    öncelikle rakip takım sivasspor önceki iki rakibimizden farklı bir strateji uyguladığı müsabakadır. galatasaray'ın önceki iki maçta en iyi adamı olarak görünen fernado, galatasaray hücuma geçtiği anda rakip forvet oyuncusu tarafından sıkı takibe alındı. bu durum galatasaray'ın oyun kurma stratejisini bozdu. bu durumda oyun kurması beklenen ndiaye ise bu durum içiin yeterli oyun görüşüne ve bilgisine sahip değil sahip değil maalesef. ndiaye fizik güce dayalı bir oyun oynayarak, rakibi yoğun pres ile bozarak, zaman zaman etkili driplingler ile mesafe kat ederek etkili olan bir oyuncu. bu durumda oyun kurma organizasyonu aksadı ve galatasaray ilk yarı oyunu ele geçirmede oldukça zorlandı. açıkçası ben ilerideki maçlarda rakiplerimizin sıklıkla bu metoda başvuracağını düşünüyorum.

    ikinci olarak belhanda sneijder farklılığına girmek istiyorum. sneijder'in sahip olduğu oyun görüşü, şut,pas ve bitiricilik yeteneği belhanda da yok maalesef. karşı karşıya kaçırdığı pozisyonu da buna bağlıyorum ben. ancak çok önemli artıları var. oyun içerisinde takım oyununa önem veriyor, yeri geliyor orta sahada adam kovalıyor, yeri geliyor kendini aktif dinlenmeye bırakıyor. ayrıca dripling özelliği de çok önemli bir artı. zaman zaman oyun içerisinde kayboluyor ve henüz takıma uyum sağlayamamış görüntüde.

    hücum opsiyonları baktığımızda ise rakip takım gomis ve belhanda'yı birebir savunduğu anda ileride bir tek rodrigues opsiyonuna kalıyoruz. bu çok can sıkıcı bir durum çünkü rodrigues ileride rakibi yıpratması ve boş koşuları ile oldukça etkili bir futbolcu ancak çoğu zaman bal yapmayan arıya dönüşüyor. özellikle erken gol bulamadığımız zamanlarda takım sıkıntı yaşayacaktır diye düşünüyorum.

    genel olarak bu sorunların zamanla azalacağını ancak tam olarak aşılamayacağını düşünüyorum. her şeye rağmen geçen seneki pısırık futbolu unutmamız çok sevindirici bir durum. umarım bu performansımızı sezon geneline yayabiliriz.
  • 281
    galatasaray'ın oyununu tanımlarken artık belirli kalıpları kullanabiliyoruz. nedir onlar; gomis önderliğinde baskıya başlar, dar alanda rakibe pres uygular, orta saha oyuncuları hızlı ve dikine gider, çok adamla rakip yarı sahaya girer ve bitirici oyuncuları vardır.

    hepimiz makarasını yaptık ancak samet aybaba, skora yansımasa da, oynanan üç maça oranla galatasaray'ı durdurma konusunda en çok zorlayan teknik direktör oldu. bunu yaparken ise taktiği şuydu; dikkatli izleyen arkadaşlar görecektir sivasspor'un takım boyu özellikle ilk yarıda son derece kısaydı. en uçtaki kone ile defans oyuncuları arasındaki mesafe çok dardı ve birbirlerine yakın oynadılar. bu durum galatasaray'ın orta sahada rahat hareket etmesini engelleyerek oyun kurmasını zorlaştırdı. zaten istatistiklere bakarsanız fernando ile belhanda arasındaki pas alışverişi, önceki iki maça oranla, bu maçta yarı yarıya düşmüş. şaşırtıcı değil çünkü rakip zaten bunu amaçlamıştı. bu durumu ndiaye topla delici hareketlerde bulunarak bertaraf etmeye çalıştı ancak bu skora direkt etki yapmadı. bu tip durumlarda size yardımcı olabilecek iki şey vardır; ilki ceza sahası dışından şut çekmek, ikincisi de duran toplar. galatasaray kilidi ikinci anahtarla çözdü.

    sivasspor'un samet aybaba önderliğinde yaptığı ikinci şey; galatasaray'ı baskıdan uzak tutmak oldu. maç sonu çevrenizde ya da güvendiğiniz spor yazarlarından şunu duymuş olma ihtimaliniz yüksek; galatasaray önceki maçlara oranla daha düşük tempoda oynayarak, daha az pres yaptı. bunun temel sebebi sivasspor'un pasla oyun kurmak yerine uzun oynayıp galatasaray'ı rakip yarı sahada baskıdan uzaklaştırmış olmasıydı. tabi tüm bu planlar yememek üzerine olunca galatasaray'a karşı direnmeniz çok zor. hücum planını kone'nin inisiyatifine bırakıp, leandrinho'nun ''yakalarsa hızıyla gider'' bireyselliğine kaldığınızda ana planınızı da baltalamış olursunuz.

    bu durum galatasaray için test olabilmesi açısından önemliydi. tudor, galatasaray'ın en çok ekmek yediği rakip yarı sahada baskı ve pres opsiyonu kısmen baltalandığında yeni seçenekler yaratması gerektiğini bu maçla birlikte görmüştür. zira her geçen hafta rakipler galatasaray üzerinde çok daha detaylı çalışmalar yapacak ve çoğunlukla da işin ''durdurma'' kısmına odaklanacaklar. ancak biraz önce de söyledigim gibi galatasaray'ı sadece durdurarak yenebilmek neredeyse imkansız. top kendindeyken maksimum hücumcu ile rakip yarı sahaya yerleşen ve bunun dışında kaptığı toplarla hızlı biçimde rakip kaleye giden galatasaray her an her zaman gol bulabilir. duran toplara girmiyorum bile. dolayısıyla; galatasaray tezine karşı oluşabilecek anti tezlere karşılık revize edilmiş yeni fikirler üretmek durumunda.

    sanırım ufak birkaç dokunuş bu durumun üstesinden gelebilmek için yeterli olacaktır.
  • 283
    güzel oynadığımız maç, 3 tane atıp gol yemedik, bu daha da iyi oldu aslında..

    amatörce yorum yapmak gerekirse ilk iki maçtan daha zayıf oynadığımız görüşünde değilim, bence çok önemli bir gelişme yaşanıyor takımda, topu her kaptığımızda gol tehlikesi yaratmaya giden bir takıma dönüşüyor çocuklar; hız, yardımlaşma ve akıl dengede ve daha da gelişecek gibi duruyor. bence bu daha önemli, bize karşı top kaptırmanın maçın her anında çok tehlikeli bir şey olabileceği tüm takımların kafasına kazınmalı..

    başka güzel şeyler de oldu; selçuk inan oyuna girdiğinde muslera pazu bandını vermek için işaret etti, selçuk "kalsın" tadında bir hareket yaptı, "ben geldim ulan" egosu yapmadı, uzaktan görebildim, hor bir davranıştı. yine selçuk inan penaltıyı gomis'e bıraktı, özel bir durumda doğru bir hareket oldu.
  • 285
    (bkz: tarihte bugün)
    iyi bir oyunla 3-0 kazanarak lige 3'te üç ile başladığımız 2017-2018 sezonu 3. hafta maçı. bu maç tolga'nın sürekli gol attığı dönemlere denk geliyordu. şu an, eski performansının yerinde yeller esiyor. geçen sezon tudor, kendisini sol kanat gibi kullanıyordu. o da ilginç şekilde gol noktalarına giderek takımımıza bir skor opsiyonu oluyordu. sağolsun, yasin öztekin oyuna sonradan girmiş ve maçın 5-0'a gelmemesi için çok uğraşmıştı. 2 kere boş kaleye gol attırma fırsatı yakalamasına rağmen kaleye vurmuştu.