• 485
    taraftarsınız, illa ki tepki göstereceksiniz. sevdiğiniz, uğruna ne çileler çektiğiniz takım, 117 yıllık çınar küme düşme tehlikesinde tabii ki tepki göstereceksiniz. isterseniz fatih hocaya bu takım onun eseri diye tepki gösterin, isterseniz burak elmas'a fatih hocayı yolladı yerine torrent'i getirdi diye gösterin, isterseniz oyunculara ruhlarını ortaya koymuyorlar diye gösterin, isterseniz de domenec torrent'e hoca falan değilsin diye tepkinizi gösterin.

    ancak bu kümülatif bir şekilde biriken kızgınlığınızı bu maça bulaştırmayın. ligin açık ara liderine karşı bu maçın ilk 45 dakikasında sezonun en iyi topunu oynadı galatasaray. trabzonspor'a tehlikeli sayılabilecek şut bile çektirmemenin yanında 3.bölgede kaptığımız toplarla hızlı ve organize hücumlar geliştirerek çok fazla pozisyona girdik ancak bitirmedeki beceriksizliğimiz yüzünden yararlanamadık. verilmeyen penaltılarımız oldu, maçın başından beri ince ince doğrandık. ikinci yarıda trabzonspor ne kadar etkili başlasa da tehlikeli pozisyona sokmadık, 15 dakika sonra baskıyı kırdık, 5 dakika kadar üst üste hücum yaptık, dönen topları aldık...

    84.dakikaya kadar etkili pozisyonu olmayan trabzonspor ileride babel'in topu indirdiği pozisyonda hakemin babel'e yapılan faulü vermeyip trabzonspor'a verdiği faulden gelen atakla golü buldu, maça ortak oldu. ondan bir dakika sonra babel ile yine gol pozisyonuna girdik ama maalesef uğurcan müthiş çıkardı.

    buraya kadar hiçbir şey yok, ligin açık ara liderine karşı çok doğru oynadın, penaltın verilmedi, art niyetli hakem 15 metre ilerisinde iki tane penaltıyı görmedi gitti var'dan izleyip verdi. en sonunda yaptı yapacağını sana vereceği faulü rakibe verdi rakibin o ataktan gol buldu.

    her şeyi anlamlandırabiliyorsun ancak dakika 90 trabzonspor 1-1'i bulmuş, bastırıyor. ya taylan kardeş bir sağına soluna bakarsın ya attığın pasın açıklaması hiçbir şekilde yok. orada visca baskıya gelmese yine hatalı pas çünkü nereye attığını bilmiyorsun ki, benden çıksın da nereye giderse gitsin şeklinde vuruyorsun. sahada canını dişine takıp mücadele eden takım arkadaşlarının hakkını büyük yedin.

    yani demem o ki takım iyi top oynadı ama hakemin art niyeti ve taylan'ın bireysel hatasıyla uzatmalarda futbolcular deli gibi ıslıklandı, ana bacı sövüldü. yönetim istifalar havada uçuştu. galatasaray'da artık nedense hakem hataları konuşulmuyor. hep futbolcu kötü, yönetim kötü, teknik direktör kötü... senin elindeki maçı hakem almış rakibe vermiş sen hala kendi aranda fatih terim-yönetim arasındaki savaşta bir taraf tutup renktaşınla kavgaya giriyorsun. artık biraz takımınızın hakkını savunun, savunamayan yönetim de istifa etsin.
  • 486
    maçtan sonra taraftarların halini görünce gerçekten nutkum tutuldu. heleki gencecik bir çocuğun gözyaşları donmuş bir vaziyette metroya yürüyüşü vardı gerçekten içim sıkıldı. çocuk herşeye rağmen kulübüne destek olmuş birde gsstore poşetiyle yürüyordu.

    sayın burak elmas, yanında rizeye, avrupaya beleşe götürdüğün kişiler galatasaraya cebinden 5 kuruş harcadımı sorarım sana. hiç merak etme hem salonda hem sokakta bu taraftar hesap soracak hepinize. rezil edeceğiz hepinizi.
  • 487
    galatasaray kalibresinde bir takım böyle maç kaybetmez. ilk yarıda adamları sahadan sildiğin bir maç bu. ezmişsin, top göstermemişsin. sakin kalsan zaten hiç bir şansları yok. ne oluyorsa artık elin ayağın birbirine dolanıyor.

    topa basmak az sakin olmak bu kadar mı zor? 2. yarıdaki 15-20 dakikalık yediğimiz baskı çok normal beklenen bir durum. ki öyle veya böyle de bu baskı kırılmış babel ve feghouli oyuna girdikten sonra top yine bizim kontrolümüze geçmiş. yapmamız gereken oyunu orta sahaya sıkıştırmak bulabilirsek savunma arkasına adam kaçırmak. 2'yi atıp maçı bitirmek.

    trabzonspor'a 1 puan versen istanbul'a bile gelmeyecekken kendi ellerimizle maçı verdik. çok yazık oldu.
  • 488
    kalite ve yetenek eksikliğini dibine kadar hissettiğimiz maç oldu. yine net bir penaltımız da atlandı ama ona artık alıştığımız için üzerinde bile durmuyorum. çünkü biz burada kıçımızı da yırtsak hakemlerle ilgili konuşması gereken yöneticiler konuşmuyor.

    bunun dışında ilk yarısı 3-4 olacak maçta anca penaltı yoluyla gol atabildik. çünkü kalite yok. bakasetas'ın vurduğu yerin aynısında top bizim oyuncularımıza da gelmiştir en az 6-7 kez. ya şut çekmiyoruz ya da çektiğimiz şutlar kaleci ısındırmaktan başka bir işe yaramıyor. galatasaray futbol takımı orta sahası bam üçlüsünden bu yana en kötü dönemini yaşıyor. hatta ben ondan da kötü olduğunu düşünüyorum mevcut orta sahanın.
  • 489
    skoru hariç çok keyif aldığım bir maç oldu. orta sahadaki kalite eksikliğimiz maçı vermemize sebep oldu.
    oraya da transfer yapacağımızı düşünürsek bence takım hızlıca toparlayacaktır.
    önceki maç torrent’i çok eleştirmiştim ama bence trabzonspor’u çok iyi analiz etmiş.
    en çok hücumu ts’un en tehlikeli tarafından yaptık.
    iş yine sonunda bireysel hataya geldi ki, orada zaten sezonu komple verdik.
  • 490
    doğru kadro, doğru plan, doğru oyun ve doğru an.

    olması gereken her şey doğruyken sonucun yanlış olduğu maç olmuştur. izlerken nasıl olduğunu anlamadım bile.

    ligin lideri, "uzay takımı", herkese fark atarak neredeyse şampiyonluğunu ilan etmiş trabzonspor'un ciddi hakem katkısı olmadan kazandığı bu sezonki ilk maçına şahitlik ettik belki de dün gece. (verilmeyen 1 penaltıyı eklerseniz 2-2 oluyor farkındayım ama ts lehine yapılan büyük katkıdan bahsediyorum aslında, yani onlara verilen bir penaltı rakipten oyuncu atılması, ofsaytın atlanması vs. gibi)

    şimdi öncelikle, kadro nasıl doğruydu?

    çıktığımız 11 şu anda çıkılabilecek en doğru 11'di. kaleci fatih öztürk ve ömer bayram dahil olarak söylüyorum bunu ki fatih bence galatasaray'a geldi geleli verdiği en iyi performansı verdi kalede dersem yanılmış olmam. ömer'in patrick van aanholt'un yerine tercih edilmesi de bana kalırsa oradaki dinamizmi. yani hücumdan savunmaya dönerken ömer'in patrick'ten daha hızlı dönüş yapabilmesi. hataları var ancak biz burada savunmaya daha hızlı geçişi düşündüğümüz için ömer burada doğru tercih pva yerine. ha elbette ki bu maç özelinde, ts'nin visca ile etkili olacağını düşündüğümüz bir senaryoda.

    burada bir parantez de açayım: trabzon ilk yarı oyun oynayacak zamanı bulabildiği zaman oynamak istediği oyun visca üzerindendi ki bu yanlıştı. avcı "ömer var zaten orada, visca da etkili olur" diyerek anthony nwakaemeye uzun oynamak yerine dorukhan ile topu visca'ya taşımaya çalıştı. planın tutmayacağı belliydi, kendi oyunundan da vazgeçmiş oldu böylelikle. ki nitekim 2. yarı bu yanlışından döndüğünde nwakaeme ile 45-65 arası ciddi bir oyun üstünlüğü yakaladılar da.

    ama neyse, konumuz (en azından şu anda) bu değil.

    peki planımız ve oyunumuz nasıl doğruydu?

    dün akşam oynamaya çalıştığımız oyun geçiş oyunuydu. topu biz almak yerine rakibe bırakıp rakibi pres ile hataya zorlayarak pozisyon aradık. ki bu takımın başarılı olduğu maçlara bakarsanız (bu sezon özelinde tamamı avrupa ligi maçları) tamamında biz yine bu oyunu oynadık. iç saha moskova maçında biraz vazgeçmeye çalıştık, o maçı da alamadık. ama iç sahadaki marsilya maçı dahil bu oyunu oynadık ve ciddi sonuçlar aldık.

    aslında avcı'nın kafasındaki de bizim bu oyunu oynamamız değildi, avcı bizim topu tutacağımızı, kendisinin bizi hataya zorlayabileceğini düşünerek berat - dorukhan - bakasetas kadrosu ile başladı. dediğim gibi oradaki plan da oyun aklı olarak visca'ya güvenip oradan pozisyon aramaktı ama bizim bu oyundan vazgeçip topu ts'ye bırakıp geçiş oynamamız onun da planını bozdu, nitekim 2. yarıya oyuncu değişiklikleri ve daha topla ne yapacağını bilen bir şekilde çıktı ts.

    burada bir parantez emre kılınç'a açmak zorundayım. inanılmaz oynadı bu maçta. en başından beridir konuştuğumuz şey aslında, bu adam merkez orta saha değil bu adam kanat. ve kanatta, alışkın olduğu yerde ciddi de iş yaptı dün akşam. zaten emre kılınç'ın galatasaray'a geldiğinden beridir iş yaptığı tüm maçlarda sağ kanatta olduğunu da hatırlatmak isterim. ne zaman emre kılınç sağ kanatta oynadı (ya da maç içerisinde pozisyon gereği oralara doğru açıldı) o zaman iş yaptık. bu adamı merkez orta saha oynatıp 8 numara performansı beklemek, emre akbaba'yı 8 numara oynatıp o performansı beklemek ile aynı sonucu verir: olmaz. birisinin tek alamet-i farikası ceza sahası koşusu, bunun için forvet arkası yani 10 numara gibi oynamalı ve diğeri de kanat oyuncusu.

    zaten bizim en büyük problemimiz bu. orta saha merkezi yeterince ciddiye almamak ve orayı kanattan 10 numaradan devşirme oyuncular ile oynamaya çalışmak. ömer bayram - emre kılınç - morutan - cicaldau - emre akbaba - taylan antalyalı hatta yer yer sofiane feghouli. bu adamların hiç birisi merkez orta saha değil, bu pozisyonun oyuncusunun barındırması gereken yeterliliklere de sahip değiller. belki biraz cicaldau, biraz da (sadece oyun aklı olarak) soso.

    gelelim yanlışların nerede olduğuna:

    orta saha merkez ve buradaki kalite. dönüp dolaşıp iş buraya geliyor, ne yaparsak yapalım iş burada patlıyor.

    berkan çok dinamik, oyuna kattığı dinamizm inanılmaz ve yorulmadan her maç üst üste yapıyor bunu. ama oynamak istediğimiz oyunda teknik olarak çok yetersiz kalıyor, top kullanımı yeterli seviyede değil.
    taylan da iyi top kullanıyor, ancak regista pozisyonunun gerektirdiği oyun aklına ve dinamizme sahip değil.

    sanki ikisindeki iyi özellikleri birleştirip bir futbolcu yapabilsek o ortaya çıkan futbolcu regista pozisyonundaki tüm sorunlarımızı çözebilecek gibi geliyor bana. ama böyle olunca, problem büyüyor.

    berkan'ın özelindeki hata şu: aslında marcao'nun hatası, topu sektirmese böyle bir pozisyon bile olmayacak. ama marcao topu sektirdiği anda ömer'de yine "saniyelik lag" oluştu, bu arada berkan'ın girip bakasetas'ı durdurması gerekirdi. aslında ömer'in müdahale alanı ancak berkan bakasetas'a daha yakındı. ha olabilir bir hata mı? nispeten daha kabul edilebilir, marcao ve taylan'ın yaptıklarına nazaran daha olası bir hataydı bu. ama onun haricinde de maç boyu biz çıkarken yaptığı hataları var, nasıl çözülecek bilemiyorum.

    gelelim taylan'a:
    hücuma çıkarız hatalı pas tercihi ile top kaptırırız pozisyonun içinde taylan var. topu kaparız, çıkacağız kaçan oyuncu olmasına rağmen stoperlere geri döneriz pozisyonun içinde taylan var. pres yeriz, rahatlatıp boşa oyun kursun diye topu ona aktarırız topu kaptırır pozisyon yeriz hatta gol yeriz pozisyonun içinde taylan var.

    bu maçta yaptığı hataya artık söylenecek hiç bir şey yok. en başından beridir topu 2-3 kere dürtmeden, düzeltmeden, kontrolüne alıp pres yemeden pas yapıp tekte oynamayan adam ilk defa tekte oynadı, onu da visca'ya oynadı. visca'nın bizim oyuncumuz olmaması dışında sıkıntı yok. hayır bir de bakıyor o tarafa doğru. buna rağmen yapıyor bu hatayı.

    ve çevre kontrolü yok diye eleştirdiğimiz taylan, çevresinde kendisine prese gelecek en yakın oyuncu 2 saniye içerisinde gelebilecek durumdayken topu durdurup pres yemeyen nelsson ile oynasa, maç 1-1 bitecek. belki 2-1'den sonra yakaladıklarımızdan birisi girecek, daha net pozisyon bulacağız vs.

    işte doğru an da buydu. trabzon'un yapabileceği hiç bir şey yokken böylesine maçı kaybetmek gerçekten ağır. 1-0 bitmiş bir maçı 2 bireysel hata ile 2-1 kaybetmek, garip ve anlaşılmaz benim için.

    şimdi gedson fernandes. bugün istanbul'da olacak deniliyor. yeterli mi? bilmiyorum. yani gedson - berkan orta sahası birisi dinamizm diğeri tüm eksikleri kapatarak oynayabilir mi? olabilir. ama yetkisi bende olsa, karar mercii ben olsam gedson dışında bir de regista için çalışır, alınabilecek en iyi oyuncuyu alırdım.

    tabi bir de forvet lazım. kaleci eğer ki okan dönmeyecekse bir de kaleci lazım.

    ama her şeyden önce biraz da akıl lazım...

    hem saha içinde, hem saha dışında, hem yönetimde. aklınıza neresi geliyorsa, biraz da akıl lazım.

    bütçe olmadan yapılacak transferlerden bile zor bu ama, neyse.
  • 492
    şöyle enteresan bir niteliği bulunan maç: trabzonspor'un tarihinde ilk defa galatasaray'a karşı geri düştüğü halde çevirerek kazandığı maç. daha önce lig, kupa, süper kupa, özel maçlar vb. dahil daha önce hiç böyle bir şey yaşanmamış bunca senedir. şok edici ama gerçek bir bilgi. iki taraf arasında daha önce oynanan 134 karşılaşmada hiç trabzonspor comeback'i olmamıştı. 135. maç olan bu maçta gerçekleşti.
  • 495
    galatasaray ne zaman geriye yaslaniyor, o zaman gol yiyor. torrent hoca sinifta kaldi. az önce özetini izledim, 2. yari hiç yokuz gibi bir $ey. bundan bir ders çikaririz diycem ama zor. çikarbilecegimiz tek ders, taylan'a sirti dönükken pas atmayin. birak pas atmayi, taylan'i oynatmayin. yemin ediyorum i$kence haline geldi. küme dü$meyecek kadar puan toplayalim da bitsin artik bu i$kence.
  • 496
    ilk yarısında rakibi sahadan sildiğimiz, ikinci yarının 15-20 dakikasında rakip yarı sahada top tutmakta zorlandığımız fakat tüm bunlara rağmen trabzon'a altın tepside hediye ettiğimiz 2 gol olmasa 3 puanla ayrılacağımız maç olmuştur.

    şu ana kadar yalnızca 1 kez kaybeden ligin liderine karşı 83. dakikasına önde girdiğimiz maçta, 2 bireysel hata ile maalesef kaybettik. en üzücü nokta da şu ki takımda bir şeyler değişmeye başlıyor, hücum setleri görüyoruz, kabız futbol yerini ne yaptığını bilen oyunculardan kurulu bir takıma dönüyor lakin karşılığını maalesef alamıyoruz ve bu da oldukça can sıkıcı bir nokta.

    ilk golde kayarak müdahale yapmasına rağmen topu alamayan ömer bayram'ın (marcao'ya suç bulamıyorum orada) ve ikinci golde de toptan korkan ve çevre kontrolü olmayan taylan'ın her zaman yaptığı ve sıradan bir hal alan hatası ile maalesef birden skorda geriye düştük. trabzonspor bile nasıl öne geçtiğini anlayamadı muhtemelen.

    ilk yarıdaki dominant futbolu görüp de karşılığında 1 puan dahi alamamak oldukça yıkıcı ve umut kırıcı. taylan bunun için umarım tüm sorumluluğu üzerine alıp teknik ekipten ve arkadaşlarından özür dilemiştir.