• 49
    türkiye gerçeklerini 1 gün gibi kısa bir sürede 23 mart 2019 galatasaray olağan mali genel kurulunda göstermiştir.

    dursun özbek başkanlığı süresince takımımız ligde hiçbir zaman ilk 3'e girememişti.* bunun yanında yöneticileri transfer evraklarını yetiştiremeyerek büyük bir skandala imza atmıştı. sadece bununla da sınırlı değil; takımımız avrupa'dan men yemiş ve ekonomik anlamda dibe çökmüştü. bitti mi? bitmedi. galatasaray'ın kurtuluşu dediğimiz riva ve florya arazileri peşkeş çekilerek ederinin kat be kat altında satılmış ve neredeyse hiç bir gelir elde edilememişti..

    mustafa cengiz ise başkanlığı süresince 1 lig şampiyonluğu yaşadı. avrupa'dan men yememizi önledi ve kulübü ekonomik anlamda refaha kavuşturdu. kulüp parasını kendi parasıymış gibi düşünerek kimseye harçlık vermedi! kulübü dursun özbek denen adamdan -bataklıktan- kurtarmış ve galatasaray taraftarının sevip saygı duyduğu bir isim olmuştu...

    şimdi gelelim türkiye gerçeğine;

    dursun özbek temize çıkartıldı. yaptığı her şey doğru olarak kabul edildi ve üzerine ödül verildi. mustafa cengiz'e ise sırt dönüldü ve kulüpten uzaklaştırıldı...

    birisinin önüne bir kap yem koymadıkça bu durumlara düşürüldüğünü her gün görüyoruz.

    son olarak; kurt kışı geçirir ama yediği ayazı asla unutmaz. mustafa cengiz'in arkasında şu an milyonlar var. hınç almak için tam zamanı.
  • 50
    bir kac yuz insanin galatasarayin gelecegi ile oynamasini hazmedemiyorum. anlamadigim konu sabrimizi zorlamasinlar illa taraftar olarak o genel kurulu mu basalim, darbe mi yapalim ? beyler ne istiyorsunuz ? hanimefendilere lafim yok zaten azinliksiniz.. gonul ister ki kadinlar daha cok hakim olsun en azindan biraz daha saygi duyulur her neyse.

    bu tarihi ihanet kurulu olarak tarihe gececektir.
  • 53
    milyonlarca taraftara rağmen, galatasaraylıların yüzde doksanına rağmen böyle bir darbe gerçekleşmiştir.

    bu ahlaksız eylemin tek suçlusu kendi imtiyazlarından başka şeyi umursamayan, yalaka yaşlı güruh ve lisecilik oynamayı dünyanın en önemli işi zanneden peş para etmezler çetesi değildir.

    suçlu biziz.

    yellow friday ile klübümüze sahip çıktık, son kuruşumuza kadar kulübüme harcadık, antremanda bile şu kadar kalabalık topladık, tribünün gücü ve motivasyonu ile takımı şampiyonluğa taşıdık edebiyatını bırakalım artık.

    görüldü ki bizi sallayan yok.

    güç bizde diyorsak, bize düşen; tribünlerde, sosyal medyada, gazetelerde, televizyonlarda her yerde şunu gündemde tutmaktır.

    bize rağmen, milyonlarca galatasaraylıya rağmen diretecek misiniz? hodri meydan. insan içine çıkamazsınız. tribüne gelip maç seyredemezsiniz. twitterı açamazsınız. instagrama fotoğraf koymaya utanırsınız...

    çok zor değil. hadi yapalım şunu. insan içine çıkamasınlar.
  • 55
    arkadaşlar, neyine şaşırıyorsunuz?
    ülkenin yönetici konumundaki zümre nerdeyse 20 yıldır iktidarı tek bir strateji ile elinde tutuyor: populizm.

    günümüzde, kendi çıkarlarını görmezden gelip bir topluluğun çıkarları için kendini paralayan insan kalmadı. itiraf edelim ki sözlükte bile azıcık yetenek/beceri sahibi her yazara* galatasaray başkanlığı şansı verilse önce " bi dakika ben nasıl geçineceğim' diye düşünürüz. bu artık beynimizin işleyiş tarzının bir parçası olmuş durumda.
    aslında uzun hikayeye girmeden şöyle özetleyeyim :

    bir grup özel yetenekleri kısıtlı," ne iş olsa yaparım abi. " insanları kendi çıkarları uğruna bir şey """ yapamayacakları """ için, yaşam tarzı kendilerine en çok benzeyen """ yapabilecek""" olana biat ederken,
    bir diğer grup kendi yeteneklerini kendi çıkarları uğruna kullanma peşinde.

    bugün, ülkemizde galatasaray lisesi etiketine sahip insanları denklemden çıkardığımızda belki de ülkenin sahip olduğu elit/özel yetenek sahibi kesiminin %60-70ini göz ardı etmiş oluruz.

    şimdi, çok derin felsefesi olan bir soru soracağım : türk halkı bu yönetici profiline maruz mu kalıyor, yoksa türk halkı bu yönetici profilini hak mı ediyor?

    bu sorunun cevabı söz konusu başlıktaki sonuç ve bir çok diğer siyasi seçimin sonuçlarında saklı.

    imam osurursa, cemaat sıçar. çok haklı bir atasözü.

    bir toplumun aydın kesimi, liderlik önderlik etmesi gereken kesim dahi kendi değerli organının oturduğu koltuğu en önceliğine alıyorken geri kalanından ne bekleyebiliriz ki?
    her hafta hakemdi, akbildi aklımızı sürekli çok önemli ve çok doğal (!) bi şeylerle dolu. ama bu sırada noldu?

    12 yaşındaki bir kız öldürüldü, şüpheli kişi akp ilçe başkanı tarafından korunup yetmezmiş gibi kızın babası gözaltına alındı.

    hakkaride teröristler eş zamanlı karakol baskınlarında bulundu.

    dolar an itibariyle 5.76

    şimdi verdiğim örnekler kendi türlerinden birer tane. her bir olayın binlerce kopyası yaşanıyor.
    13 yaşında bir kıza tecavüz eden imamın korunması, terör propaganda ve saldırıları, doların yanı sıra euro isviçre kronu avusturya doları, hatta ve hatta zimbabve doları dahi değer kazanması gibi birbirinden fantastik olaylar yaşıyoruz.

    dünya hiç iyi bir yere gitmiyor, türkiye ise bu yolun en önünde koşanlarından....

    şimdi lütfen şapkanızı önünüze alın ve bir düşünün.
    gerçekten galatasaray'da mali açıdan son 20 yılın en başarılı yönetiminin, tarihte uefadan ilk ve şu an için tek olarak ikinci anlaşma almayı sağlayan yönetimin ibra edilmemesi bu ülkede, dünyada en çok şaşırdığınız şey mi?
    benim değil maalesef.

    canları sağolsun.

    biz taraftar olarak malız üç beş yıl daha bekleriz avrupada maç kazanmak için.
    biz taraftar olarak malız yine bi drogba'ya bi sneijder'r kanarız arkada tarıklar ontiverolar dönerken....

    canım ülkemin yöneticilerinin kıymetli organları sağolsun, biz çekeriz..
    neleri neleri çekmedik.
    dünyanın en pahalı benzinini kullanırken yaşadığımız döviz kuru ardından kur farkını benzin fiyatına yansıtmaya cesaret edemeyen bakanlarımızın yüzsüzce asla fırsat kaçırmadan avrupanın en ucuz benzinini kullanıyoruz açıklamasını dinledik ve biliyor musunuz? bu bakanın partisi hala belediyelerin %70den fazlasını alacak ya öyle ya böyle.

    biz bunu hakediyoruz üzgünüm. liselilere kısmadan önce kendimize dönüp bi bakalım bu adamlara bu cesareti nereden verdik biz?

    korkağız, benciliz. kendi çıkarlarımız herkesin üstünde.
    aksi örnek elbette vardır, ama dediğim gibi istisnalar kaideyi bozmaz...
  • 59
    galatasarayda hiçbir başarı cezasız kalmaz sözünün doğruluğunu bir kez daha ispatlayan olaydır. buradan yola çıkarak da, iyi bir eğitimin doğru kararlar verme yetisini kazandırmayacağı tekrar görülmüştür. kendilerini takımından üstün gören ve kibirli tavırlarıyla tabiri caizse resmen ego savaşı yaparak, kulübü küçük düşüren kişilere galatasaraylılık haklarımı helal etmeyeceğim.
  • 60
    doğru mu yanlış mı olduğu rakip takım taraftarlarının tepkisinden anlaşılabilir. tarihimizin en utanç verici olaylarından biridir. bundan sonra bu taraftar her kongrede, her genel kurulda salonun kapısında hazır beklemelidir. nefesimiz enselerinde olmalıdır. hele o ergenlerin fotoğrafına baktıkça elim ayağım soğuyor yeminle. erkekseniz çıkın bakalım sokağa, bu taraftar gördüğü yerde nasıl öpücüklere boğacak görün. hatta maça gelin sıkıyorsa. ilgiden adım atamazsınız "150'ler"
  • 61
    muhtemelen bir daha asla birleşememek üzere galatasaray'ı ikiye bölmüş ahlaksızca bir eylemdir.

    elimde imkan olsa maddi gücüm olsa yeni bir futbol takımı kurmak isterdim şu eylemden sonra. baktığım her fotoda, o ergenlerin gülerek verdikleri o poz karşısında duyduğum öfke ve üzüntünün tarifi yok.

    ya çok ciddi, durdurulamaz bir tepki konacak ya da en azından benim için galatasaray hikayesi son bulacak. 3 5 tane ergenin duygusal mastürbasyonu için maddi manevi bir şeyler vermek istemiyorum artık galatasaray'a. dilerim çok ciddi ve çok yıkıcı tepkiler, eylemler ortaya konur.
  • 62
    saatler sürdü, tabiki gidenler oldu ki zaten katılım sayısı ortada.

    malesef oyumuz yetmedi ve başkanın yönetimi aklanmadı, seçim kararı alındı.

    uzun analizimi sonra yapacağım ama liseli olmayan bir üye olarak gerçekten çok kırgınım.

    galatasaray tarihinin en beceriksiz başkanı olan liseli d.özbek gayet rahat ibra edildikten sonra bugün m.cengize yaşatılanlarla liseli olmayan biz üyelerin galatasaray kongresindeki zenciler olarak görüldüğümüz artık netleşmiştir.

    umutsuzlanmayın,
    her zencinin bir m.luther’ı bulunur elbet ve bu adaletsiz düzen er yada geç son bulur!
  • 63
    hukuken yok hükmünde olan bir karardır. zira adnan polat idari olarak ibra edilmediğinde medeni kanumda ve dernekler kanununda tek bir ibranın olması nedeniyle mahkeme yoluna gitmişti. yargıtay aşamasına kadar giden davada yüksek mahkeme spor kulüplerinde ibranın ancak mali olarak yapılabileceğini söylemişti. yargıtay içtihatı çerçevesinde genel kurulun ehliyeti olmayan bir hususta karar almasıyla karşı karşıyayız. yapılması gereken yok hükmünde olan bu karara uymamak ve mali olarak ibra edildiği için yönetime devam etmek gerekmektedir. bu süreçte dava yoluna da gidilip müspet karar da alınmalıdır.
  • 64
    çok büyük hainliktir. dursun özbek gibi bir başkanın ibra edilip, mustafa cengiz'in ibra edilmemesi... öfkeden ne yazacağımı bile bilmiyorum. diğer yazar arkadaşlar çok güzel açıklamışlar çoğu şeyi fakat şunu söyleyeyim bu olay bardağı taşıran son damla olmalı. derhal biz taraftarlar tarafından bir şey yapılmalı. kanımızın son damlasına kadar liseci zihniyetin karşısında duracağız!
  • 65
    galatasaray için büyük bir utanç hadisedir. muhakkak ki mustafa cengiz'in yönetimsel olarak hataları ve yanlışları olmuştur. fakat bu hatalar ve yanlışlar asla bir ibrasızlık sebebi değildir. hele de böyle bir zamanda, bu şekilde... bu utanç verici olay galatasaray için büyük bir değişim ve devrimin kıvılcımı olacaktır. her fırsatta galatasaray'ın ayağına sıkmayı adet haline getiren liseciler bugün çoluk çocuğun aklıyla hareket edip farkında olmadan kendi ayaklarına sıktılar. galatasaray şımarık züppelerin değil galatasaray için gözyaşı döküp ter akıtanlarındır.
  • 66
    öncelikle bundan 10 ay önce kullanılan 4803 oyun 2525 tanesini (%52.6'sını) alarak başkan olan bir adam, bir sonraki seçimde yine galip çıkacaktır. seçime girmeyi başardığı sürece onu kimse durduramaz.

    burada sorun mustafa başkan'ın bir sonraki seçime girip giremeyecek olması. galatasaray tüzüğü'ne göre yönetimin ibra edilmediği bir durumda 30 gün içinde seçim için olağanüstü genel kurul toplanıyor, aklanmayan yönetimin başkanı ve üyeleri de bu seçime giremiyor. fakat yargıtay 18.hukuk dairesi'nin 2012 yılında verdiği karara göre, spor kulüplerinin mali açıdan ibra edilmesi durumunda yönetim ibra edilmiş sayılıyor, idari ibra diye bir kavram hukuken geçerli değil. dolayısıyla bugünkü genel kurula katılmış bulunan herhangi bir üyenin "idari ibrasızlık" kararına karşı iptal davası açması, kanuna aykırı şekilde verilen "idari ibrasızlık" kararının iptali için yeterli. açılacak olan bu dava karara bağlandığı anda mustafa başkan seçimlere girme hakkı elde edecektir. fakat ibra etmeyen tayfanın dava sonuçlanmadan seçimi yapıp bitirmek için elinden geleni yapacağı malum.

    burada mustafa başkan'a "sen başkanı olduğun kulübü dava mı ediyorsun" şeklinde saldırılmaması için adnan polat'ın yaptığı gibi kalkıp bu davayı kendisi açmamalı. davayı diğer üyelerden biri açmalı, mustafa cengiz'in adaylık başvurusu reddedildiği anda bir dava da bu karar için açmalı ve mustafa başkan'a katılma hakkı verilmeyen bir seçim gerçekleştirilse bile birkaç ay sonra iptal edileceğini yüksek sesle söylemeli.

    taraftar ve fatih hoca, açılan dava sonuçlanıp mustafa başkan seçimlere girme hakkı elde edinceye kadar bu seçimin yapılmasına müsaade etmemeli. şahsen benim aklıma başka bir çözüm yolu gelmiyor.

    ekleme: "mustafa başkan bizzat dava açıp tedbir kararı aldırırsa seçimler yapılamaz" diye mesajlar geliyor. inşallah böyle olur ama dursun efendinin siyasi desteği malum, hakime o yönde bir baskı gelirse bu kararı vermemesinden korkuyorum açıkçası. burası türkiye
  • 67
    bu onur kıran davranış karınca ezmez şevki'nin ölüm yıl dönümünde yapılmıştır. karınca ezmezin hikayesini bilenler kongreden kovulduğunu da bilirler. dün dikkat ettiğim bir şey ilk defa kulübün resmi sayfasında karınca ezmezi saygıyla anıyoruz paylaşımının yapılmasıydı. bu husus bile kimin değer verdiği şeyin ne olduğunu hepimize göstermiştir. şimdi vakit galatasarayı en az karınca ezmez kadar sevmek ve kurtarmak için genel kurulu basmaktır. karınca ezmez'den galatasaray taraftarına bir miras kalmıştır değil mi? karınca ezmez tek başınaydı kovabildiler. ancak machivelli'nin prens'ini okuyanlar bilirler ki oligarşiye karşı monarklara önerilen silahsız niceliğin silahlandırılmasıdır. bunu en güzel şekilde bu günki siyasal iktidar uygulamaktadır. her ne kadar demokrasilerde prens uygulanmaması gerekiyorsa da galatasarayda bir demokrasinin değil bir oligarşinin olduğunu unutmamalıyız. eğer monarşiyle yönetiliyor olsaydık suyun karşı yakasındaki gibi taraftar olarak sürece müdahelemiz daha keskin olabilirdi. ancak oligarşiler kanaatime göre monarşilerden çok daha tehlikeli yönetim biçimidir. demokrasiye geçiş için önce oligarkları yok etmeliyiz. bunun yapılabilmesi için de her galatasaray taraftarının karınca ezmez şevki'nin hikayesini ve machivelli'nin prensini okuması ve sindirmesi gerekmektedir.
  • 68
    hiç bir galatasaray taraftarının unutmaması gereken olaydır. liselilerin kendi çıkarlarını ve hırslarını galatasaray’dan bile önde tuttuğu, galatasaray taraftarını görmezden geldiği gündür.

    dursun özbek’in ibra edildiği kongrede, mustafa cengiz oylamaya bile sunulmamalıydı. galatasarayı galatasaraylıların yönetmesi gerektiğini gösteren sinir bozucu durum...
  • 69
    bana göre bir skandala imza atılmıştır. bu ibra etmeyenler ne istiyor çözebilmiş değilim. bir başarısızlık mı var? usulsüzlük mü var? yok. paşaların canı öyle istedi. şahsım olarak ben de çok eleştirdim zamanında mustafa cengiz ve yönetimini ama şu yapılan ayıp. ibra etmemek de ne. bu tarihte kara leke olarak kalacaktır.
  • 70
    tüzüğün 87/22 maddesi uyarınca, yönetim kurulu en geç 30 gün içinde olağanüstü seçim genel kurulunu toplantıya çağırmak zorunda.

    " genel kurulca mali ve/veya yönetsel yönden aklanmama durumunda, en geç 30 (otuz) gün içinde olağanüstü seçim genel kurulunu toplantıya çağırmak,"

    madde bu şekilde.

    adnan polat'ın ibra edilmemesi üzerine açtığı dava asliye hukuk mahkemesi tarafından reddedilmiş ve bu karar yargıtay'ca bozulmuştu. bozma üzerine direnen yerel mahkeme kararını yargıtay'ın tekrar bozması üzerine mahkeme sonucu konu karar düzeltmeye gitmiş ve karar düzeltme talebi de oy birliği ile reddedildi.

    karar şu şekilde kaleme alınmış.

    "spor kulüplerinin her türlü işlem ve faaliyetlerinde önemli olan paranın hesabının verilmesi olup, mali yönden kusurlu bulunmayan yönetim kuruluna idari yönden de kusur izafe edilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır" bu karar tüzüğün ilgili maddesini taca atıyor zira hukuka uygun bulmuyor. ayrıca kararda tüzüğün mali ve idari olmak üzere iki ibra oylaması öngören 26/5 hükmü de dar yorumlamış ve ‘mali ve idari iki oylama yapılamaz, mali ibra, idari ibrayı da kapsar’ şeklinde hüküm kurulmuştur. mahkemeler her türlü kararlarını anayasaya ve kanunlara uygun yorum yoluyla verirler. dolayısıyla tüzüğün ilgili hükümleri uygulanabilme niteliklerini kaybetmiş durumdadırlar.

    pazartesi asliye hukuk mahkemesinde tedbir talebiyle dava açılır. yargıtay'ın ibrayı mali ibra ile sınırlayarak yorumlayan içtihadı örnek gösterilir. dosya tevziden salı günü mahkemesine ulaşır. muhtemelen aynı gün tedbir kararı verilir ve seçim süreci durur.

    bana göre bir diğer yol mustafa cengiz hodri meydan der. bu idari ibrasızlık seçim gerektirmiyor, seçim yapmıyorum der. bombayı genel kurulun kucağına bırakır. bakalım hangi üye "normal şartlarda" kaybedeceği o davayı açacak da seçim talep edecek.
  • 72
    ben mustafa cengiz'i sık sık eleştiren bir taraftardım. saha içine yansıyan beceriksizlikleri yüzünden yapamıyorlarsa istifa etsinler dedim ama asla bu ibrasızlığı aklımın ucundan bile geçirmedim. hataları olsa da liseci kirli zihniyetin gözünün bu kadar döneceğini düşünmezdim.

    bence taraftar olarak akıllı ve koordine davranırsak bu ibrasızlık uzun vadede lisecilerin kendi ayağına sıktığı olay olarak tarihe geçer.
  • 73
    galatasaray tarihinin en rezil, en beceriksiz, en zararlı, en menfaatçi, en beceriksiz yönetimi olan uefa'dan ceza aldıran dursun özbek yönetiminin üçüncü kez sırf liseli diye ibra edildiği ama gecesini gündüzüne katan, uefa'dan ceza almamızı engelleyen yönetimin ibra edilmemesi.

    o kendini elit zanneden galatasaray'ın içindeki virüsler, dursun aydın özbek gibilerine layık doğru ama gerçek galatasaraylılar değil.