• 106
    tüm yazılanları neredeyse okudum.
    twitter'da, ekşi sözlükte... demokrasi adı altında yapılan rezilliğe kılıf uydurma çabalarını seyrettim..

    2 bin küsur kişinin seçtiği bir başkanı 385 kişi görevinden alma gücü dünyanın hiç bir demokrasisinde yoktur. hatta azınlığın çoğunluğu yönettiği bir yerde demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. çünkü onun adı monarşidir...

    bu genel kurul göstermiştir ki galatasaray lisesi mezunları, ali sami yen'in yaktığı ateş ile büyüyen bu gücün kontrolünü elinde tutmak, demokrasi adı altında kralcılık oynamanın peşinde. galatasaray'ı kar kış demeden destekleyen, deplasmana giden, uykusuz günler, haftalara geçiren taraftarı umursamadıkları 23 mart günü yapılan kongrede bir kez daha kendini gösterdi.

    bu ülkede demokrasi adı altında monarşicilik oynamak yeni bir şey değil.
    görünen o ki devrim şart... sağda solda "pilav günü yapıcaz para lazım haydi köylü tabakası gidin store bir şeyler alın" diyen adamların karnını baklava ile doyurmaya devam ettiğimiz sürece bu durum böyle devam edecektir.

    sizin sevdanızı kullanmaya çalışıyorlar.
    aşk gözünüzü kör etmesin. güneşi zapt etmenin zamanı geldi.

    --- alıntı ---

    düşmesin bizimle yola, evinde ağlayanların göz yaşlarını boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar! bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar! işte: şu güneşten düşen ateşte milyonlarla sarı kırmızı yürek yanıyor!
    sen de çıkar göğsünün kafesinden yüreğini; şu güneşten düşen ateşe fırlat; yüreğini yüreklerimizin yanına at!
    akın var güneşe akın!!! güneşi zapt edeceğiz, güneşin zaptı yakın!

    --- alıntı ---
  • 107
    lisecilerin karanlık yüzlerini çok net ortaya koymuş olan genel kuruldur.

    bu genel kurul "fetö'nün fenerbahçe'den 'bilmemkaç' milyon dolar istediğini ben biliyorum" diyen duygun yarsuvat'ı,

    başarısızlıklarını saymaya, kepazeliklerini unutmaya imkan olmayan dursun özbek'i,

    tarihin en başarısız başkanı rahmetli özhan canaydın'ı rahat rahat ibra etmiştir.

    bu başkanların söylemlerinden, icraatlerinden, mali tablolarından, duruşlarından, üsluplarından rahatsızlık duymamışlardır. duysalar dahi gizli gizli toplantılar yapıp, örgütlenecek kadar ileri gitmemişlerdir.

    iki başkana ise net bir şekilde organize bir kıyım gerçekleştirmişlerdir. ünal aysal ve mustafa cengiz.

    ikisinin de ortak ve birbirine zıt bazı özellikleri var. ünal aysal mustafa cengiz'den daha tecrübeli bir yönetici olduğu için yaşanan süreci fark etmiş ve kendi istifa ederek çekilmiştir. çünkü anlamıştır ki devam etse o da şu an mustafa cengiz'in yaşadığı gibi organize bir çete tarafından ibrasızlıkla görevden uzaklaştırılacaktı.

    mustafa cengiz yönetiminin yanlışları olmuştur, tepkimizi çeken söylemleri olmuştur, bunlara eyvallah. fakat bunların hiçbirisi, görev süresini bitirmeden apar topar görevden alınıp, sonunda ne olacağı bilinmeyen ve kulübün "galatasaray sahipsiz kalmaz" gibi saçma bir klişeyle sürükleneceği kaos ortamına mahkum edilmesini gerekli kılmaz. hele ki şampiyonluk mücadelesi verdiğimiz şu dönemde, 6 puan farkı kapatmak için kenetlenmemiz gereken bir dönemde bu süreci savunabilecek hiçbir argüman haklı ve objektif değildir.

    şu an kulübün nasıl bir sürece sürüklendiğiyle başkanın hatalarını bir tarafa koyduğumuz zaman kesinlikle bir haksızlık olduğu ortada. demek ki iş iyi-kötü yönetilmek değil. çünkü ortada düzeltilemeyecek bir sorun yok. çok daha kötülerinin de ibra edildiğini söylemiştik. demek ki sorun bundan çok farklı. burada kişisel husumetler, çıkarlar, ego savaşları, art niyet, kulübün geleceğini ikinci plana atarak başka hesaplar peşinde koşmak var.

    adnan polat da ibra edilmedi, ses çıkarmadık. çünkü ibra olmayı hak etmiyordu. ama ibra edilenleri görünce şu an verilen karar cidden kulüp tarihinde kara bir lekedir. yine de bu liseci kesimin nasıl insanlar ve nasıl bir topluluk olduğunu ortaya koymuş oldu. tüm liselileri kast etmiyorum, dar bir kafayla kulübe pranga vuran zihniyetten bahsediyorum. artık tarafar mustafa cengiz özelinden çıkıp kendi kimliğini ve ağırlığını ortaya koymalıdır. bir kişinin suyuna gidilmediği zaman kaybedilebilecek kadar hafif bir koltuk değildir galatasaray başkanlığı. bunu hissettirecek olan da taraftardır. yaşlısı genci, o genel kurulda koltuk işgal eden herkesin bunu bilmesi, bilmiyorsa öğrenmesi gerekiyor. zamanı geldi...
  • 109
    iyiyi kötüyü artık ayırt etmemizin vaktinin geldiği toplantı. kesinlikle malum kişilere tepkiler her zaman gösterilmeli. liseliyiz diye kendilerini dünyanın en ayrıcalıklı grubu sanan bu insanların derdinin galatasaray olmadığı her yerde gösterilmeli. gösterilmeli ki kimin bu kulübün gerçek sahibi olduğu ortaya çıksın.
    hala sinirim geçmedi. ali sami yen bile şu an hayatta olsa liseliyiz diye ayrıcalık istemezdi. siz ne sanıyorsunuz kendinizi. ne istiyorsunuz galatasaray'dan? sizlerin galatasaray'ı sevmediği ortada.
    galatasaray lisenin değildir. bundan sonra size saygım da sıfır sevgim de.
  • 110
    23 mart 2019’daki mali genel kurulda, tüzüğümüzdeki bir maddenin hatalı yorumlanmasından kaynaklı bir hata sonucu, ayrı ayrı mali ve idari ibra oylamaları yapılmıştır. bu ayrı oylama ttk m 558 hükmüne ve galatasaray tüzüğüne aykırıdır. çünkü;

    dernekler kanununda ve yönetmeliğinde “ibra” düzenlemesi yer almamıştır. nedeni de şudur: ibra mali bir konudur ve ticari bir kavramdır. bu nedenle kanun koyucu ibra’yı dernekler kanununda değil, ticaret kanunu ve borçlar kanununda düzenlemiştir. borçlar kanunundaki ibra düzenlemesi kişiler arasındaki borç ilişkilerine ilişkin olduğundan konumuz dışıdır. ticaret kanunundaki ibra düzenlemesi ise 558. maddede düzenlenmiş olup kıyasen derneklere de uygulanmaktadır. ibra’nın ticaret kanununda düzenlenmesinin ve kıyasen derneklere de uygulanmasının sebebi nedir? işte konunun can alıcı noktası budur. çünkü ibra, mali konulara ilişkindir ve ticari şirketlerin yönetim, denetim ve diğer yöneticilerinin mali sorumluluğunu, şirket genel kurul kararlarıyla ortadan kaldırması amaçlanmaktadır. her yıl bu mali genel kurul yapılır ki yönetim kurulu ve diğer kurullar her an dava tehdidiyle karşı karşıya kalmasınlar.

    spor kulüpleri de dernekler kanunuyla yönetildiğine göre, spor kulüplerine de ttk m. 558 vd. hükümleri uygulanmak zorundadır. ttk 558’de madde başlığı bile sadece “ibra” dır. idari ve mali ibra diye bir ayrım yoktur. tüzüğe mali ve yönetsel açıdan ibra yazılması, ttk m. 558 hükmü karşısında bir anlam ifade etmez. tüzükte yazan “mali ve yönetsel açıdan ibra” ibaresi, ttk 558 hükmü gereğince ibra olarak yorumlanmak zorundadır ve bunun da anlamı mali açıdan, yönetim ve diğer kurulların ibrasıdır. (bilindiği gibi talimat, yönetmelik ve tüzükler yasa hükümlerine aykırı olamaz - kanunlar hiyerarşisi) ttk’nın emredici bu hükmüne aykırı olarak, mali açıdan ibra, idari açıdan ibra diye bir ayırım yapılması ve yasalarda yer almayan bir ibra türünün tüzük hükmü ile yaratılması hukukumuzun temel ilkelerinden biri olan “kanunilik ilkesi” ile çatışır ve kabul edilemez.

    yargıtay’ın adnan polat davasında verdiği karar da aynı gerekçelere dayanır ve içtihat niteliğindedir. mahkemeler, yasalara ve içtihatlara aykırı hüküm veremeyeceğine göre galatasaray’daki 358 lisecinin idari ibrasızlık kararı yok hükmündedir. yapılması gereken sadece yoklukla butlanın tespitidir.

    yönetim mali açıdan ibra edilmiştir. dolayısıyla bir ay içinde genel kurul çağrısı yapma zorunluluğu yoktur. bunun aleyhine mahkemeye gidilse bile “idari ibrasızlık” kararı yok hükmünde olduğundan mahkemelerce re’sen dikkate alınarak talep reddedilir. ayrıca yönetim yokluğun tespiti için dava açıp genel kurul kararını iptal ettirebilir. bu da bir seçenek.
  • 111
    mustafa başkanın ilk yönetiminin ibra edildiği ama ikinci (mevcut) yönetiminin ibra edilmediği kuruldur. ibra etmeyenler mustafa başkana salt kin ve nefretten ibra etmiyor olsalardı ilk dönemi de ibra etmezler adamın başına çifte çorap örerlerdi. bu da ilginç mesela. adamlar oturup ince eleyip sık dokuyup öyle hareket ettiler.